ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Moleküler Biyoloji ve Kirletilen Dünyamız

" İnsanların elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat çıktı/çıkar: Allah da belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmını böylece kendilerine tattırır. " ( Rûm sûresi, âyet 41 )

Şu insanoğlu, batılısı ile, doğulusu ile, kuzeylisi ile, güneylisi ile ve bütünü ile ne kadar nankör, ne kadar obur ve doymaz oldu!,..

Üzerinde yaşamış olduğumuz arz, deniz, okyanus, dere, tepe, nehir, gök yüzü her taraf kirlenmiş, nefes alamaz olmuş durumdayız!..

Tüm bunlar, doymak bilmeyen, tatmin olmayan insaoğlunun kazanması, daha çok kazanması içindir. Dünkü, terü taze bostanlar bozulmuş, domates, salatalık, karpuz, kavun, biber, patlıcan ve sair ürünlerin orjinalliği kaybolmuş, şimdilerde de çok çok ürün ve verim alınıyor ama, insanoğlunun aleyhine ürün alınmaktadır.

" Karada ve denizde fesat çıktı/çıkar.." beyanı tüm bunları ifade etmektedir.. Önü, arkası alınamayan hastalıklar, isimli ve isimsiz riskler bünyemizi kemirmekte, tıp, doktor ve hastaneler çaresiz bir şekilde bu tür hastalıklarla cihad etmektedir.  Neden ve niçin?

" Yarım yüz yıl önce tarım alanında ortaya atılan " yeşil devrim", " bol ürün" sloganıyla reklam edilerek dünyanın gündemine konulmuştur.

İlk yıllarda fenni gübrelerin de desteğiyle bol ürün alınmış. Fakat bu tohumların ikinci yıl ekildiğinde verimli olmadığı için çiftçi her yıl yeni tohum almak için Rockefeller'in ve bir kaç aileden oluşan birliğin üretmiş olduğu tohumları almak zorunda bırakılmıştır.

Bu gün bunlara başta İsrail olmak üzere bir çok ülke ve şirket katılmıştır. Çünkü bu işi daha geniş ölçekte ve sürekli hale getirmek için " Moleküler biyolojiden" istifade edilerek bir yıllık ekile bilen kısır tohumlar üretilmiştir.

Evet bunlardan bol ürün elde edilmiş ve ürünün dayanıklılığı artırılmıştır. Fakat üründe doğallıktan eser kalmamıştır. " ( İktibas Dergisi, Ekim 2009, sayfa 57 )

Toplum ve kitleler öyle hale getirilmiştir ki, tüm ürünler hormonlu da olsa, gübreli de olsa, hastalık da saçmış bulunsa, insanlar, alıp yemek için, market market gezmekte, nerede bulursa orada alış verişini yapmaktadır..

Hormonlu salatalıklar, patlıcanlar, biberler ve domatesler, kapış kapış gitmektedir. Hem de nasıl gitmeler.. Avrupa'da 2017 Ocak-Şubat aylarında patlıcanın kilosu 6-7 euro'ya kadar yükselmiş hemde yok satmaktadır.

Dışarıdan kıp kırmızı bir şekilde gözükmekte olan Domates, 4-5 euro'ya kadar satılır olmuş, ama, kesildiği zaman o kıp kırmızı görülen domates ürünlerin, içerisi çirkin, kötü, tiksinilecek bir hal arzetmektedir.

Yanı başımızdaki salatalık üreticisinin serası, her an takip edilmekte, gelen, giden müşterilerden gına gelen üretici, en son kapısına " Kein Gurken" yazısını yazmak zorunda kalmıştır.. Demek ki,

Ateşin etrafında pervane şeklinde dönmekte olan Kelebekler gibi, insanoğlu ölümüne de olsa, kanserin, ve sair hastalıkların habercisi olan ürünlerin etrafında  tehlikeli  de olsa uçuşmaktadırlar!..Onun içindir ki;

" Ekinin nasıl bozulduğunu görebilmek için, manavdaki sebze ve meyvelere bir göz attığımızda durumun vahameti anlaşılacaktır.

Doğallıktan eser kalmamış hepsinin genetiği değiştirilmiş tohumlardan elde edilen hormon verilerek büyütülmüş yiyecekler olduğu görülecektir.

İnsan oğlunun bencilleşen hırsını tatmin etmek için giriştiği bu fesat sınır tanımamaktadır. Mısır, pirinç, soya, buğday ve bilumum tohumların genetiği değiştirilerek fıtratı bozulmuştur.

Hayvanlara verilen hormon ilaçları ve fenni yem adı altında atıklardan üretilmiş yemlerle beslenen otçul hayvanların da doğallığı bozulmuştur.

Fıtratı bozulan bir şey bulunduğu ortamı da bozacağından, tümüyle et ve süt mamullerini etkilemektedir.

Teknolojinin atıklarıyla kirletilen kara, deniz ve havanın durumu ise gözler önünde durmaktadır. Fıtrata yapılan müdahalenin karşılıksız kalmayacağı ise muhakkaktır.

" İnsanların elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat çıkdı/çıkar; Allah da belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmını böylece kendilerine tattırır. " ( 30/41)

Bu ilahi yasaya göre şimdilik tutmak zorunda kaldığımız olumsuzlukları şöyle sıralamak mümkündür:

Hayvanlarda görülen " deli dana" hastalığı, tabiatta bozulan ekolojik denge, çocuklarda görülen hormon dengesizlikleri, obezite, kanser, şeker, yüksek tansiyon ve benzeri sağlık sorunları bu gıdalarla beslenmenin ve kirletilmiş dünyada yaşamanın bir sonucudur. " ( a. g. dergi, sayfa 57 )

Netice olarak;

Dünkü ninelerimizin, annelerimizin bostanlarında yetiştirmiş oldukları doğal, bozulmamış, dengesi iflas etmemiş ürünlere, salatalıklara, domateslere, biberlere karpuzlara, kavunlara hasret kaldık.

Yani, yemiş olduğumuz ürünler, üretilmişler bizim sanki düşmanımız gibi, bizimle dişe diş, cana can boğuşmakta, savaş yapmaktadır.

ABD'nin eski başkanı Barak Obama ve diğer eski başkanları kendi bahçelerinde hormonsuz meyve ve sebze yetiştirme içerisinde meşgul olmaktadırlar..

Ne olurdu, bizim insanlarımız da üşenmeseler, evlerinin etrafında azıcık yerleri bile var ise, buraları değerlendirip sebze, meyve ürün yetiştirmiş olsalardı!..

Yani, kendi ellerimizle kendimizi katlettiğimiz gibi, ailemizi ve aile fertlerimizi de katletmekteyiz. Bozulmuş denizler, içmiş olduğumuz ilaçlı sular, yapılan duşlardaki hormonlu şampuanlar, hormonlu sabunlar bizleri mahvı perişan etmektedir.

Tüm bunları anlamak için, hastane kapılarını yoklamak lazımdır. Orada yatanların, niçin yattıklarını, dertlerinin, hastalıklarının mahiyetini öğrenmemiz lazımdır. Kanser, şeker, nefes darlığı, obezite, yüksek tansiyon ve her türlü akciğer ve kara ciğer hastalıkları!..

Mevzumuzu, şu ayeti kerime meali ile bitirelim: " İşte bu, ellerinizle yaptığınız yüzündendir, yoksa Allah kullara zulmedici değildir." ( Enfâl sûresi, âyet 51 ) Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık