ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Müslümanca Beslenme, Az Ye Çok Yedir
 " Altmışlı yılların, kader yolcusu,
       Diyârı gurbette, solan güllerim.
       Geldi Avrupa'ya, sağcı-solcusu,
       Diyârı gurbette, solan güllerim.
                          .....
       Kız flörte gitti, oğlan kahveye,
       Dilim varmıyor ki, bunu övmeye,
       Bizim Hasan emmi, dizin dövmeye,
       Diyârı gurbette, solan güllerim." ( Ş. Özdemir)
 
    Bu yazımla yine, Face'ye; yemiş olduğu yemeği atanları, sofrasını internete taşıyanları taşlayacağım!.. Eleştireceğim!.. Mevzuya girmeden önce, aziz peygamberin müthiş bir kaç hadisini zikredeceğim:
 
    " Kalplerinizi çok yemekle öldürmeyin. Fazla suyun ekinleri öldürdüğü gibi, muhakkak fazla yemekle de kalp ölür."
 
    " Âdem oğlu; midesinden/karnından daha şerli/fena bir kap doldurmamıştır. Belini doğrultacak birkaç lokmacık ona yeter. Yok, bir kaç lokma ile yetinmeyecekse ( nefsinin galebesiyle) ille de midesini dolduracaksa hiç olmazsa onu üçe ayırsın: ( karnının) üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğine/suya, üçte birini de nefesine ( ayırsın, üçte birden fazlasına yemek koymasın.)"
 
    " Çok yemek ( nefse) kötülüktür. Ey Ebû Zer! Yemeği ve konuşmayı azalt ki, cennette benimle beraber olasın."
 
    Ya Rabbi!.. Bizler; utangaç, utanan, mahcub, edebini koruyan, terbiyesini muhafaza eden, haya, hicap sahibi bir milletin çocukları idik!..
 
    Oysa, şimdiler de bakıyorum da; ortam bozulmuş, şirazeden çıkmış, ayarsız, frensiz bir şekilde rast gele bir o yana, bir bu yana savrulup durmaktadır!..
 
    Günümüz dünyasında, her taraf aç insanlarla, mağdur, mazlum, perişan, sefil, biçare insanlarla dop dolu iken, bizim, bizim çocukların keyiflerinden dolayı, şımarıklıklarından ötürü, yapmış oldukları çeşit eşit yemekleri, Face'ye, diğer iletişim araçlarına resmedip, sergilemesi doğru mudur? Çünkü;
 
    Aç, çıplak, mağdur, mazlum, gariban, çöplüklerde ekmek kırıntısı toplayanlar had safha da iken, bizim, bizim çocukların bu davranışları, hastalık, aşırılık, şımarıklık, azgınlık, isyan değil midir?  Halbu ki,
 
    " Gün geçmiyor ki çok yemenin insan bünyesine verdiği zararların bir yenisiyle daha karşılaşmayalım. Yemek, insanoğlunun imtihanlarından birisi.
 
    Kişi yemek yemeyi tabii bir ihtiyaç oluş vasfından çıkarıp bir çeşit şehvete dönüştürdüğünde maalesef imtihanı kaybetmiş oluyor . Bir klişeyi tekrar etmek  olacak ama son derece doğru ve etkili olduğu için bir kez daha söylenmesinde sakınca yoktur:
 
    İnsan yemek için yaşamamalı, yaşamak için yemelidir. Yemek yemekten asıl maksat yaşamak ve hareket etmek için gerekli enerjiyi temin etmektir. Yemek yemenin esasında bundan başka bir fonksiyonu icra etmediğini herkes bilir.
 
    Diğer yandan bunu söylerken yemekte estetik konusunu unutmuş değiliz. İnsan, hele Müslüman, her daim güzele meftun olmalıdır. Bu, insanlığın dolayısıyla İslam'ın bir öngörüsüdür. Zira İslam " insanlık"ın ta kendisidir.
 
    Bu sebeple " insan karnını doyursun da nasıl yaparsa yapsın" denemez elbette. Her şeyde olduğu gibi yemekte de estetik, zerafet,  lezzet, sunum güzelliği, ortam, yemek kaplarının özellikleri vs. gibi hususlara riayet edilmesi bir medeniyet meselesi olarak telakki edilmelidir." ( www.kuraniterbiye.com)
 
    Ne yazık ki, günümüz dünyası karmaşık, karmaşık olduğu kadar rezil, perişan, zelil bir ortam diyebiliriz!.. Bir tarafta, çöplüklerde ekmek toplayan milyonlar bulunurken, diğer tarafta, mutlu bir azınlık, altın suyuna batırılmış yemek alet edavetleri ile, gümüşten imal kap kacaklar içerisinde yemek yemektedirler!..
 
    Oysa, İslam'ın peygamberi, Hz. Muhammed'in ve arkadaşlarının hayatlarına nazar ettiğimiz vakit, onların hayatları ile, onların sofraları ile, mutlu azınlığın, hacı babaların, hoca babaların sofraları arasında büyük bir uçurum, büyük farklılık göze çarpmaktadır!..
 
    Mutlu azınlık dediğimiz, haris, kaprisli, doyumsuz zümre, pahalı kap kacaklar içerisindeki yemekleri yemekle kalmıyor, bir de, etraf, insanlar, garip-gureba görsün diye reklam amacıyla, Face'ye atmakta, kendisi de geğire geğire tık nefes halini arzı endam etmektedir!.. Yazıklar olsun!..
 
    Sonra ne olmakta?.. Tabii ki, İslam peygamberi Hz. Muhammed (sav)'in, tembihini, önerisini, tavsiyesini ve sünneti şerifini dinlemediği, tutmadığı için, doktor doktor gezmekte, şeker, kolestorol, yüksek tansiyon, kalp ritm bozuklukları, mide ve karın gurultuları içerisinde ölümü beklemektedir!..
 
    Oysa, Allah'a hamdederek, şükrederek, dengeli, düzenli, planlı yaşamış, beslenmiş, yemiş olsaydı, bu kötü akıbetler başına gelmeyecek, yaşanacak dünyayı yaşanmaz hale getirmeyecekti!..
 
    " Esas gayesi insan ahlakının tezyini ve tehzibi olan tasavvufun temel dinamiklerini şu sözde çok veciz bir şekilde özetlenir: " Kıllet-i taam, kıllet-i menam, kıllet-i kelam" ( az yemek, az uyumak, az konuşmak). Ahlakın tezhibinin mütemmim cüzü çok yedirmek olmalıdır. Başlıkta da söylemeye çalıştığımız gibi çok yedirmekte kasdettiğimiz şey infak etmektir.
 
    İnfakın kelime anlamını lügatler, " harcamak, sarf etmek, bitirmek, malı elden çıkarmak, yoksul düşmek, azalmak, noksanlaşmak, bitmek, tükenmek." olarak verir. Kur'an'ı Kerim'in, Hz. Peygamber'in, hasıl-ı kelam bütünüyle İslam'ın insanların kalplerine yerleştirmek istediği bir davranış biçimi olarak infak ise maddi bir karşılık beklemeksizin , kişinin malını, varlığını diğer insanlar hatta diğer canlılar için harcamasını ifade eder.
 
    İnfak, kişinin karşıdaki insanın ihtiyacını giderirken kendisini temizlemesinin adıdır. Esasında düşünebilse insan, infakın kendi mutluluğunun yolunu açtığını rahatlıkla görebilir. Çünkü insan mutlu edince mutlu olur ve bu mutluluğun tarifi yoktur. Bu yönüyle infak, o hep bahsedilen nefis terbiyesini bihakkın ifa eden bir şeydir." ( www.kuraniterbiye.com)
 
    Netice olarak;
    21 nci asrın Müslümanları olarak, bu mes'eleleri daha geniş daha açık düşünmeli ve pratiğe dökmeliyiz., Laf olsun kabilinden, sözler, cicili, biçili laflar yerine, " az yeyip, az konuşmalı ve başkasına yedirmeli" formülünü hayata geçirerek, dünyamızı güzelleştirmeliyiz!..
 
    Çünkü, tarihte takip ettiğimiz kadarıyla, nice bedbaht, obur, doymaz, obezite insanı okuduk ki, yemiş oldukları yemekler, onların ölümleri olmuş, tuvalet görevlerini bile yapamaz şekilde ölmüşlerdir!..
 
    Oysa, açlıktan karınlarına taş bağlayan kahramanlar, yaşarken rahat idiler, ölümleri de rahat, asude ve  mümince olmuştur. Ama, yapmış oldukları, başardıkları işler, bu gün bile parmakla ısırılmakta, " bravo onlara" demeden geçmemekteyiz!..
 
    Rabbimiz!.. Bizleri, her türlü şirk vari israftan, benlikten, bencillikten, oburluktan korusun!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
 
   
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık