ayyıldız vekaletle kurban kampanyası
ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Namaz İnsanı Disipline Eden En Büyük İbadettir
" ( İnsanları) Allah'a çağıran, iyi iş yapan ve " Ben Müslümanlardanım" diyenden kimin sözü daha güzeldir." ( Fussilet suresi, âyet 33 )
 
    Namaz; kulu, en çok Allah'a yaklaştıran, ona kulluğunu isbat ettiren bir salih ameldir. Namaz; müminle münafığı, izzetli ile hakiri, imanlı ile imansızı, inkarcı ile inananı birbirinden ayıran en güzel, en muhteşem bir haslettir.
 
    Günlük hayatta, beş vakit kılmış olduğumuz namaz ibadeti; insanı disipline eden en büyük ibadet kurallarından biridir. Namaz; kişilerin durması gereken yeri belirler ve kişiye kimlik ve şahsiyet, kişilik yükler.
 
   Namaz kılan kişi, Allah'ın emrettiği kural ve kaidelerin kendisine yüklendiğinin şuurundadır. İçerisinde bulunduğu yaşam tarzıyla o kendisini hayatta nefsin kötülüklerinden  kurtararak Allah'a kul olma bilinci        içerisinde atmış olduğu her hareketin, adamın kılmış olduğu namaza uygun olup  olmadığının sağlamasını yapmaktadır.
 
    Bu nedenle, kılınmış olan namaz; o kötülükle ilgili bir şey yapacağı zaman namaz ona müsaade etme bilinci vermemektedir. 
 
    " ( Resûlüm!) sana vahyedilen Kitab'ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette ( ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir." (  Ankebût sûresi,âyet 45 )
 
    Zikredilen ayeti kerime; günaha götüren isteklerin baskısından kurtulmanın ve ruh yüceliğine erişmenin en mazbut, en sağlam yolunu göstermektedir.
 
    Şüphesiz bu, en geniş anlamda " Allah'ı anmak"tır. Kur'an tilaveti ve namaz, bunun en başta gelen şekilleridir.
    Hakikaten, Kur'an'ın anlamlarını düşünenler, tefekkür edenler için, Kur'an tilaveti, daha önce farkına varılamayan bir çok manalarının açığa çıkmasını sağlar; insanı ulvî bir âleme götürür. Kur'an okumanın fazileti ile ilgili pek çok hadis vardır.
 
    Hakkı verilerek kılınan namazın da, ruhu ulvileştireceği      ve mutlaka kötülükten alıkoyacağı, zikredilen bu âyette ve bir çok hadiste ısrarla belirtilmektedir.
 
    İyiliğe, marufa sevketmeyen, kötülüklerden,çirkinliklerden alıkoymayan bir namaz ise, İslâm büyükleri tarafından, sırtta taşınan bir vebal olarak nitelendirilmiştir. şu alıntımızı birlikte okuyalım:
 
    " ..Nasıl bir duvarın düzgün yapılabilmesi için çekül ve çirpi kullanılıyorsa, bunu duvar yapanlar daha iyi bilirler. (Çirpi duvarın uzunluğuna doğru düzgün olmasını. çekül ise duvarın yüksekliğine doğru düzgün olmasını sağlar. )     
 
    Namaz da Müslüman olanların doğru bir yolda gitmesini sağlamaktadır. Namaz onun hayat tarzıdır. Yaşam biçimidir. Kimliğidir. Duruşunu ve safını belirler. Ve hayatındaki bütün meselelere bu açıdan bakar.
 
    İçki kumar, fuhuş şirk, katillik vs. bunlar namaz kılan bir insanın asla ve asla yaklaşmayacağı büyük günah ve düşmanlardır. Bir vücutta hem bu yasak edilenler hem de namaz asla buluşamaz. İşte Kur'an'ın iki kalp bir vücutta bulunmaz demesinin hikmeti budur:" ( kuranianlamametodu.blogspot.com)
 
    "Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmadığı gibi, " zıhâr" yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerinde tutmadı ve evlâtlıklarınız da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola O eriştirir." Ahzâb sûresi, âyet 4 )
 
    Araplar arasındaki bir geleneğe göre, bir adam karısına " sen bana anamın sırtı gibisin" dedi mi, o kadın kendi anası gibi sayılır ve artık o adam ona yanaşamazdı.  İşte buna " zıhâr" denirdi.
 
    Âyet de, bir insanda iki kalbin bir arada bulunmadığı gibi, hem annelik hem zevceliğin, hem başka soydan evlâtlık hem gerçek oğul olma vasfının birleşemeyeceği anlatılmaktadır.
 
    Kur'an, Araplardaki bu iki geleneği ( zıhâr ve evlâtlık edinmeyi) tanımamıştır. Zıhâr yapılması halinde, ceza olmak üzere " keffâret" hükmü getirilmiştir.
    Âyette Araplar arasında akıllı kişilerin iki kalp taşıdığı yolundaki inanca işaret olunduğu da bazı tefsirlerde belirtilmektedir.
    Ayeti kerimenin hükmü bu kadar açık ve net olduğu halde, ayette zikredilen " keffâret" mes'elesi hiç de alakası olmayan yerde sıkı sıkıya belirtilmektedir.. Yani, oruç keffaretinde..
 
    Oruç kefaretindeki izahlar, net bir yorum, açıklama, tefsir değildir.. Bir kişinin rivayet etmiş olduğu hadise dayanılarak, kasti oruç bozanın, 60 gün ceza olarak oruç tutmasından bahsedilmektedir. Hatta, kütüphaneleri dolduran ilmihal kitaplarında da bu mevzu enine-boyuna anlatılmaktadır..
 
    Mes'eleye, Kur'anî ve aklı yönden, veya bilimsel açıdan baktığımız zaman, kasti oruç yiyen bir kişi bir adamı öldürmüş demektir.. Adam öldüren şahısta, iki ay üst üste muttasıl oruç tutması lazımdır.. Ne demektir bu?
 
    " Toplumlar içerisinde, insanları sosyolojik ve psikolojik olarak incelediğimizde genelde yol seçmede kararsız kalmış kişiler rahatsızlığa uğramış olanlardır.
    Kimliklerini bulmuş  olanlar kesinlikle ister şeytani yolda isterse de rahmani yolda yürüyenlerde asla psikolojik rahatsızlık görülmez.  İki tip insanlar kendi davaları uğruna canlarını verecek kadar, cömerttirler" ( a. g. site)
 
    " İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tâğut ( bâtıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır." Nisâ sûresi, âyet 76 )
 
    Netice olarak;
    Yüce İslam'ın direği mesabesinde olan namaz ibadetini layıkı ile kılmalıyız!.. Namaz kılarken, esneyerek, hık mık ederek, cep telefonunun müziği ile değil de, kalbi olarak, bütün yönümüzle kendimizi namaza vermeli, öylece namaz kılmalıyız.
 
    Mescidlere gittiğimiz zaman görmekteyiz ki, kokan çoraplar, kirli elbiseler ile, başlarda hiç de yıkanmamış kasketlerle namaz kılmaktayız.
 
    Diğer taraftan, geğirmeler, tepeye, sağa-sola bakmalar, ayakların birini kaldırıp, diğerini indirmeler, bir o yana, bir bu yana sallanmalar veya dört rekatlı bir namaz bitinceye kadar cepteki telefonun müzik çalması, diğer Müslümanların maneviyatını bozmakta, tüm cemaatın namazlarını ifsat etmektedir!..
 
    Demek ki, namazlarda, namaz kılmamızda bir eksiklik, bir yanlışlık bulunmaktadır. Nedir o yanlışlık? Tabii ki, cismen namazda olmamız, ama, kalben, ruhen başka yerlerde gezinir olmamızdır!..
 
    Rabbimiz!.. Kalben, ruhen namaz kılanlardan eylesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
 
         

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık