Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

NAMAZ SURELERİ VE ANLAMLARI!..

 

" ( Ey Resulüm!) Sana Kitap'tan vahiy edileni oku ve namaz kıl. Zira ( kuşkusuz) namaz, hayasızlık ( el-fahşâ) ve kötülükten ( el-munker) ( İnsanı) alıkoyar. Allah'ı anmak ise elbette daha da büyük ( ve önemli bir caydırıcı)dır. Zira Allah yaptıklarınızı bilmektedir." ( Ankebût sûresi, âyet 45 )

Ayeti kerime hakkında kısa bir açıklama yapacak olursam;

Âyet, her türlü günaha götüren isteklerin baskısından kurtulmanın ve ruh yüceliğine erişmenin en sağlam yolunu göstermektedir. Şüphesiz bu, en geniş anlamda " Allah'ı anmak"tır. Kur'an tilaveti ve namaz, bunun en başta gelen şekilleridir.

Hakikaten, Kur'an'ın anlamlarını düşünenler için, Kur'an tilaveti , daha önce farkına varılamayan bir çok manaların açığa çıkmasını sağlar; kişiyi ulvî bir âleme götürür. Kur'an tilavetinin erdemi ile ilgili pek çok hadis vardır.

Hakkı verilerek kılınan namazın da, ruhu ulvîleştireceği ve mutlaka kötülükten alıkoyacağı, bu âyette ve bir çok hadiste ısrarla belirtilmektedir. İyiliğe sevketmeyen, kötülüklerden alıkoymayan bir namaz ise, İslâm büyükleri tarafından, sırtta taşınan bir vebal olarak nitelendirilmiştir.

Talihsizliğe bakınız ki, bin yıllık millet hayatımızda; sadece en kısa namaz surelerinin bile  manalarını ezber etmeden okuduk ve namazlarımızı ikame eyledik. Lakin, gelin görün ki, camii cemaatlerimizi mini bir sınavdan geçirin ki, genelde insanlarımız; en küçük namaz dualarından tutunda, sürekli okumuş olduğumuz " Elem tere" suresine kadar kaç kişi Arapçasını yarım yamalak okuduğu gibi, anlamını bilmektedir?

" Böyle gelmiş böyle gider" hesabından hareketle diyorum ki, "  böyle gelmiş böyle gitmediği" için, cemaatlerimiz, namaz mevzuunda dökülmekte, perişanlıkları her haliyle tezahür etmektedir.

" Ayrıca namaz dışında da Kur'an metninin sık sık okunması suretiyle Müslümanların, kendilerinin ahlaki bilincini canlı tutacak ayetlerle sürekli iletişim içerisinde olmaları sağlanmış olmaktadır.

Elbette gerek namaz içerisinde, gerek namaz dışında Kur'an ile olan birlikteliğin  amacına ulaşabilmesi için, bu okumaların " içselleştirip uygulamaya aktarmak için anlama"ya yönelik bilinçli bir okuma olması gerekir.

Bu noktada Arapça bilmeyen Müslümanların durumu, Arapça bilenlere göre daha zor gibi görünse de, aslında bu aşılamayacak bir zorluk değildir. Çünkü ülkemizde genellikle namazlarda okunan ayet ve sureler sınırlı olduğundan, bunların manalarını kabaca da olsa ezberleme veya namazdan sonra bu surelerin anlamlarını meallerden okuyup öğrenme cihetine gidilebilir.

Namaz dışında ise Kur'an'ın gerek Arapça metninin gerek mealini sık sık okumak suretiyle her Müslümanın ahlaki bilincini diri tutması gerekir.

Zira Kur'an'ın gönderiliş amacı da bundan başka bir şey değildir. Elbette Kur'an okumanın estetik bir yönü de yok değildir. Nitekim " Kur'an Mekke ve Medine'de nazil oldu, Mısır'da tilavet edildi, İstanbul'da yazıldı" şeklindeki anonim söz de bu hususa işaret etmektedir.

Mısır'da okunup tilavet edilmesi, Mısır'ın yanık sesli hafızlarının fevkalade etkileyici bir üslupla Kur'an'ı okuma konusundaki sanatkârlıklarının, İstanbul'da yazılması da Osmanlı hattatlarının Mushaf yazımında ulaştıkları yüksek sanatkarlığın takdir ifadesi olarak söylenmiştir..

Buradan hareketle Kur'an'ın, gerek namazlarda okunması suretiyle, gerek namazlar dışında kişisel okumalarımızla, gerek bir hafızın güzel sesli tilavetini- canlı olarak, radyo ve televizyondan, kasetten ya da elektronik ortamlardan- dinlemekle, gerekse bir hattatın bir takım Kur'an ayetlerini bir sanat eseri haline getirmesi suretiyle sürekli hayatımızın içerisinde bizlerle beraber olması;

Bizlere sürekli olarak Müslümanlığımızı hatırlattığı, İslam'ın emir ve yasaklarına, İslam ahlakının prensiblerine riayet etmekle mükellef olduğumuzu unutmamızı engellediği sürece, konumuz açısından işlevini yerine getirmiş demektir." ( Ahir Zaman İlmihali, M. H. Kırbaşoğlu, say. 144)

Netice olarak;

Günümüz dünyasına kadar süre gelen geleneği ters yüz ederek, daha doğrusu iptal ederek, yep yeni bir uygulamayı başlatmalıyız!..

Gerek Kur'an Kurslarımızda okuyan çocuklara, gerek yaz kurslarına katılan yavrularımıza ve gerekse peşimizde beş vakit namaza katılan cemaatlere, " Sübhaneke" duasından tutunda, " Elemtere" suresine kadar, Arapçasının yanı sıra, Türkçesini de öğretmemiz fevkalade bir uygulama, bir amel olacaktır..

Bu uygulama ile, hem Arapçasını tilavet ederken, hem de okumuş olduğumuz dua ve surenin veya ayetlerin ne anlama geldiğini, neyi ifade ettiğini anlamış olacaktır..

Örneğin, camilerimizde mihrabiye şeklinde okunan " Amenerresulü" " Hüvallahüllezi" ayetlerinin Arapçasının yanı sıra, Türkçesi de, peşimizdeki insanları yormadan, sıkmadan mealini anlatırsak, sanırım, büyük bir iş yapılmış olacaktır!..

Saatlerce ekran karşısında dikilip kalan insanımız, günlük yarım saatlerini de, Kur'an surelerine ayırmış olursa, vallahi!.. Dirilişimizin, ayağa kalkışımızın muştusu olacaktır!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık