Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Neye Göre Dindarlık Başbelasıdır?
   İMAM MATÜRİDİ'YE GÖRE: " AKLA DAYANMAYAN, İLME DAYANMAYAN BİR DİNDARLIK ANLAYIŞI BAŞ BELASIDIR!"
  
    Millet hayatımız da, öylesi ilim ve Kur'an adamları çıkmıştır ki, onları unutmamız, geri plana atmamız mümkün değildir!.
 
    Düşünmeliyiz ki, kim unutabilir Ebu Hanife'yi, Farabi'yı, Zemahşeri'yi ve diğer, hoca Ahmet Yesevi, İmam Buhari, İmam Müslim, Mevlana, Hacı Bektaşi Veli, Perendevi, Taptuk Emre, Yunus Emre vb. binlerce müthiş insanı?..
    İşte, İmam Matüridi Hz. leri de bu kahramanlar kervanından birisidir!.. Ne yazık ki, mezhepleri sayarken, anlatırken, " amelde mezhebimizi Ebu Hanifa, imanda mezhebimiz ehl-i sünnet vel cemaat" der geçeriz!.. Yani,
 
    Ne demek " Ehl-i Sünnet vel Cemaat?"  Yok mudur bu ekolün bir sahibi, bir lideri ve temsilcisi!.. Evet, vardır "ehl-i sünnet vel cemaat" fikrinin, düşüncesinin lideri, başbuğu ve imamı!.. İşte, o lider, o büyük imam Matüridi Hz.leridir!.. Mekanı ve makamı cennet olsun!.. Kabri nurlar ile dolsun!.. Şu alıntımızı birlikte teati edelim:
 
    " Bu gün Alman toplumunu anlamaya çalışırsak karşımıza Kant çıkar. Çünkü Kant Alman toplumunun bir aynasıdır diğerlerini de aynı şekilde kıyaslayabiliriz. Eğer bu gün Türk toplumunu tarihte üretmiş olduğu değerleri ve tarihe yapmış olduğu katkıyı İslam medeniyetine yapmış olduğu katkıyı anlamak istiyorsak Türk toplumunun tarihsel arka planıyla başlamak gerekir.
 
    Matüridi'yi yetiştiren bir millettir. Matüridi Türk toplumuna aynalık yapmıştır. İslam toplumuna aynalık yapmıştır. Sadece Matüridi'yi belli bir bölgeye belli bir coğrafyaya hapsedilecek kadar dar mahalli düşünen bir İslam bilgini değildir.
    Bunu bugünün sosyolojik ifadesiyle her bilim adamı, her yazar toplumunun birer tercümanıdır. Şeklindeki kuralla açıklayabiliriz. Matürid'ye baktığımız da Türklerin İslam öncesi dini kültürünün Matüridi gibi bir şahsiyetin yetişmesinde etkili olduğunu görmekteyiz.
 
    Çok kısa olarak uzun uzun bahsetmeyeceğim sadece Matüridi'nin bu güçlü, akılcı , medeni din söylemini geliştirmesinin arka planındaki kültürel ögeyi analiz etmek için bu kısa bilgiye girmek istiyorum.
 
   Bütün doğulu ve batılı araştırmacılar Türk toplumlarının düşüncesinde yerleşik hayata geçtikçe tek tanrıcılığa doğru bir gidişin olduğunu söylemektedir. Bunun tarihi kanıtları kitabeler, destanlar, söylenceler ve bugüne kadar yazılmış doğulu batılı kimselerin eserleri; örneğin 12 Asırda Mikail adlı bir Süryani'nin yazmış olduğu eserde:
    " Neden Türkler Hristiyan olmadı da Türkler Müslüman oldu?" diye bir soru sorar verdiği cevap şudur; çünkü Türklerde tek tanrı inancı vardır ve bu tek tanrı inancı ile ancak İslamın ufku buluşabilir. Onun için topluca ve daha çabuk Müslüman oldular.
 
    Bunun yanı sıra İslam kültüründe yazılan kaynaklarda Türklerdeki Tengri inancının tek tanrı inancının varlığını ta Kültigin kitabelerinden tutun İslam sonrası yazılmış Tarihül Edyan gibi eserlerde bu gerçeğin vurgulandığını görmekteyiz.
 
    Şunu söylemek istiyorum Matüridi'nin yetişmiş olduğu kültürel ortam Göktürk Devletinin henüz bakiyelerinin toplumsal olarak var olduğu ipek yolu üzerinde bir kavşak noktası olan Semerkand gibi bir kültür merkezinde yetişmiş olması hem Türk kültürünü hem Hinduizmi, Budizmi çok iyi biliyordu. Çünkü oralarda bunların ibadethaneleri de vardı ve fikir ortamı olarak yerleşik hayata geçmiş bir Türk toplumunun içinden yetişmiş bir şahsiyet idi.
 
    Bu şekilde yetişmiş olması onun diğer yerleşik hayata geçememiş olan geleneksel Türk dini bazen putperestlikle karışabilmiş olan inançların orada olmadığı tek tanrı, yazılı kitabelerin, yazılı edebiyatın hakim olduğu bir yerdi ve Matüridi diğerleriyle karşılaştırdığımda her hangi bir şekilde şirk kültürünün içinde yoğurulmuş büyümüş biri değildi." ( www.maturidiyeseviotagi.com.sonmezkutlu)
 
    İtikadda mezhep imamımız İmam Matüridi için akıl her şeydir!.. Bir kere, aklı olmayan insan, yaşamı sürecinde ne yapabilir ki? İslam ve Kur'an; aklı baz aldığına göre, mükellefin birinci şartı da akıl nimetidir.
 
    Aklı olmayan insan, yaşarken, hayatında mecnun, akılsız, meczup, deli, akıl fukarası vb. isimlerle anılan insandır!.. Günlük hayatında, bütün işleri müsbet değildir!.. Nerede, nasıl, ne yapacağı belli olmayan insandır aklı olmayan kişi..
 
    Zaten, bu gün, alemi İslam'ın içerisinde boca olması, akla değer vermemesinden, onun ehemmi mühim olduğunu bilmemesinden, onun Allah vergisi olduğunu değerlendirmemesinden  kaynaklanmaktadır!..
 
    Maalesef, nice sufi önde gelenleri, aklı, mantıkı, düşünmeyi, düşünceyi geri plana atarak, akılsız yaşamayı, bir o yana, bir bu yana yalpalamayı tercih ettikleri için, gelişi güzel davranışlarını, hareketlerini, " keramet görüyorum" " eriştim" " erenlerden, evliyalardan oldum" yanlışına kapılmışlardır!..
 
    Yıllar önce, yani bundan 40 sene önce idi.. Hacda; Arafat alanında böylesi bir olayla karşılaştım!.. Hani, o zamanlarda her şey bu günkü gibi modern, konforlu, lüks değildi. Hacımın birisi, otomatik çeşmelerden birisinde abdest almış, musluğun altına elini uzatınca, su akıyor, elini çekince akmayan muslukla karşılaşmış, bunu şöyle yorumlamıştı:
 
    -" Hocam!.. Allah'a hamdolsun ki, benim haccım kabul olmuştur!.. Bunu bu gün anladım!" dedi. Sordum " Nasıl anladın? Haccının kabul olduğunu?" demem üzerine:
 
    -"Hocam, abdest alırken, gördüm, şahit oldum. Musluğun altına elimi uzattığım zaman su akıyor, elimi çekince de su akmıyordu. Ben de anladım ki, bu Allah'ın bana vermiş olduğu bir keramet, haccın kabul edildiğinin bir işareti."
 
    Evet, hacımı anlamıştım!.. Hayatında, ilk defa böyle otomat bir halle karşılaşmış, köyünde, kentinde böyle bir icad görmediği için, kendisini "eriştim" zannediyordu!.. Ben de, onun bu güzel dünyasını yıkmamak, moralini bozmamak için şöyle dedim:
 
    " Aman hacım!.. Bu kerameti sen görmüşsün!.. Sakın başkalarına söyleme! Bu güzel hal seninle, görmüş olduğun kerametin arasında kalsın" dedim.
 
    Netice olarak;
    İtikad da mezhep imamımız, büyük imam Matüridi  Hz. leri, hayatı boyunca iki şeyi baz almış, onların ışığında ilmini, bilgisini, görgüsünü etrafına, öğrencilerine yansıtmıştır. Bunlardan Birincisi; Kur'ân,. ikincisi de, akıldır!..
 
    Zaten, bizler, millet olarak bu iki şıkkı baş tacı yapmış olsaydık, sanırım, ilimde, bilimde, medeniyette bu gün dünyanın en müreffeh, en kalkınmış, en ileri milleti olurduk!..
 
    Beş altı milyon insanımız, ne Avrupa'da perişan, ne Kuveyt'te mağdur, ne Libya'da ezilmiş, ne Suudi de horlanan, ne Rusya'da ezansız yaşamayacaktı!..
 
    Hareketli, dinamik, aksiyoner bir milletiz!.. Lakin, bana göre eksiğimiz; Akıl ve Kur'an'ı birleştiremeyişimizdir!.. Bu önemli, mühim iki noktayı, kutsalı bir araya getirmiş olsak, vallahi, billahi, dünya insanları bizim kapımız da bekleyecek, yardım dilenecekti!.. Rabbim!.. Bu günleri göstersin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
                                        
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık