ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Niçin İslam'ı Yeniden Düşünmeliyiz
 " Dediler ki; " Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarında şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gök yüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: " Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim." ( İsra sûresi, âyet 90-93)
    Evet, hakikat, Kur'anî ifadeler böyledir. Ama, işin garip tarafına bakınız ki, bir kısım saf beyinler, okumamış, kitap okumayan insanlar veya Kur'an dışı mahfillere mürid olmuş kişiler, Resulullah (sav)'i göklerde uçarkan, kanat çırparken görmek istemektedirler.. 
    Yahu beyler, efendiler, kardeşlerim!.. Hz. Muhammed (sav) , bizler gibi yemiş, içmiş, oturmuş, kalkmış, ağlamış, gülmüş, evlenmiş, çoluk-çocuğa karışmış, dünya hayatının her türlü iyi veya kötü tarafını ta iliklerine kadar tatmış bir insandır.
    Her defasında Kelime-i Şehadet çektiğimiz zaman " Abduhü ve Rasulühü" " Kul ve Resul" dediğimiz, hem de bunu imanımızın ilk şartı kabul ettiğimiz halde, niçin, o büyük ruhu, son peygamberi insanilikten, beşerilikten çıkarıp hayal alemlerine götürmekteyiz?
    Beşerüstü Peygamber Tasavvurunun Sünnet ve Hadislerin Anlaşılmasındaki  Etkisine Örnekler: Reddu şems hadisi:
    " Reddu şems  ( Güneşin geri döndürülmesi) hadisi Esma binti Umeys ve Ebu Hüreyre tarafından iki ayrı tarikten rivayet edilmiştir. Bu rivayet şöyledir:
    Hz. Peygamber'in başı Hz. Ali'nin kucağında iken kendisine ( Allah tarafından) vahiy geldi. Hz. Ali ikindi namazını Güneş batıncaya kadar kılmamıştı. Hz. Peygamber: " Ey Ali, ikindi namazını kıldın mı?" diye sordu.  O, ' hayır' dedi.
    Bunun üzerine Hz. Peygamber: " Allah'ım, O şüphesiz senin ve Rasulünün taatindeydi. Güneşi onun için geri çevir." buyurdu. Esma dedi ki: " Onu gördüm . Battıktan sonra tekrar doğdu. Dağların ve yerin üzerinde durdu. Bu, Hayber'in Sahbâ semtinde idi."
     Bu rivayetin mevzu olduğunu ileri sürüp reddedenler olduğu gibi, onu nübüvvetin alametlerinden kabul edip sahih olduğunu söyleyen alimler de vardır." ( musabagci.tr.)
     Bu hususu, geçmiş bir zamanda da yazmıştım. Ama, Kutlu Doğum Haftası'nda bulunduğumuz için, kürsülürde bu rivayetler, abartı dolu mes'eleler kitlelere ballandıra ballandıra anlatılacaktır. Vaizlerimiz, varsın bu tür Kur'an dışı, akıl ve mantık ötesi hususları anlata dursunlar, biz, Kur'an'ın güneşle, ay'la ilgili ayetlerini arzedelim:
    " Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar ( döner). İşte bu, azîz ve alîm olan Allah'ın takdiridir. ( Yâsin Sûresi, âyet 38)
    " Ay için de bir takım menziller ( yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eğri hurma dalı gibi ( hilâl) olur da geri döner." ( Yâsin Sûresi, âyet 39)
    " Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler." ( Yâsin Sûresi, âyet 40)
    Sanırım, Kutlu Doğum Haftası rejisörleri, ustaları, düzenleyicileri, icad edenler, Yasin suresinin bu ayetlerini gündeme alırlar da, peşlerine takılmış, masum, mazlum, anlamayan, bilmeyen cemaatleri bilgilendirirler!.. Yine sözü, Hasan Karagüzel hocaya bırakalım, bakalım uydurmacılara, rivayetçilere, menkıbecilere ne tür bir izah tarzı getirecektir?!..
    " Allah'tan hiç ama hiç çekinmediniz, korkmadınız. Bununla yetinmediniz. Peygamberimizin ne muamele ile karşılaşacağını Kur'an Ona bildirirken:
    " De ki: " Ben peygamberler arasında türedi biri değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıyım." ( 46 ( Ahkaf 9).
    Kızı Fatıma'ya bile:
    " Ey Fatma, Peygamber kızı olduğuna güvenme kıyamette ben senin için bir şey yapamam" dediği halde, Peygamberimizin AŞERE-İ MÜBEŞŞERE  dediğiniz ON kişiye cenneti garanti ettiği yalanını uydurdunuz.
    Kendini ve kızını bile kurtarma gücüne sahip olmayan Peygamberin, ümmetine hatta diğer peygamberlere medet edeceğini ( kurtaracağını) söylediniz. Haşa sümme haşa!..
    Kur'an'a baktığımızda şefaatçımız, amellerimizle beraber Allah olması gerekirken Kur'an dışı bir takım rivayetlerle karşımıza şefaatçı olarak Hz. Muhammed çıkıyor. Bu, bizim yanlışımız, İslam'ın değil.  Peygambere saygısı olan Onu Allah'ın Kur'an'da tanıttığı gibi tanımak zorundadır. Kur'an dışı tanımalar, peygamberi insanüstü göstererek ilah mertebesine çıkarıp putlaştırmaktadır.
    Geçenlerde bir Tv. de Necmeddin Nursaçan Hocayı izliyorum ki evlere şenlik. Peygamberimize öyle mucizelerle iftira atıyor ki bu güce sahip olana beşer değil ilah denir. Hani nenemin dini derler ya hah işte öyle bir şey anlatıyor.
    Nur değil, zehir saçtığını görerek dayanamadım başka kanala geçmek zorunda kaldım. Bu gibi adamlar Tv kanallarından eksik olmuyor. Bunlar indirilen değil uydurulan İslamı anlatıyor.
    Bunların anlattığı peygamberin nasıl oluyor da Uhud savaşında dişi kırılıyor. Hendek savaşında karnı aç savaşıyor. Bunların anlattığı böyle insanüstü bir kişilik nasıl olurda bu kazalara uğrar? Değerli kardeşim, derdim, size uydurulan değil, indirilen Din-i aktarabilmek." ( medyabar.com/koseyazilari)
    Tabii ki,  Kutlu Doğum Haftası süresince , bir kısım Tv. kanallarından zengin olmuş, medya vaizlerine büyük gün doğmuş, bir fırsat çıkmış, milletin huzurunda, milletin gözlerinin içine baka baka kimi ağlıyor, kimi göz yaşlarını siliyor, kimi olmadık hurafeleri kanala taşıyarak kendilerini izlemekte olan insanları hıçkırıklara boğmaktadırlar.
    Daha olmadı, kanal proğramlarını müteakip, ülke içerisinden teklifler almaktalar, Belediyelerin organizasyonu ile salonlar tutuluyor, insanlar bu salonlara davet ediliyor, Döngeloğlu, Hatipoğlu, Karataş, Cübbeli vb. müthiş hurafeci ilim adamları yapılan davetlere katılarak, hem bol bol ücretlerini almaktalar, hem de, kitlelerin duygularını tatmin etmekte, okumamış, cahil kalmış insanların hissiyatlarını sömürmektedirler.
    " Samanyolu TV.nin kutlu doğum haftalarında düzenledikleri proğramları buna ilave edelim.. STV ve Zaman Gazetesi denilir de Fethullah Hocamız görmezden gelinir mi?
    Fethullah hocanın gücünü inkar etmek gibi bir lüksümüz de yok zaten! Ergenekon bağlamında yaptığı katkılar (!), muharref dinlerle diyalog arayışları (!) hiç inkâr edile bilir mi?
    Onun Samanyolu TV'de yayınlanan gözyaşlarıyla bezenmiş aşırı duygusal sohbetleri herkesin malumu. Ayrıca Türkiye siyaseti üzerindeki etkisi artık gazetelerde ve TV. proğramlarında tartışılır halde...
    O artık neredeyse dünya ölçeğinde bir siyaset adamı, diyalog uzmanı ve İslam dünyasının Papa'ya alternatif lideri (!)... Namazlarını tayy-i mekan eyleyip Kabe-i Muazzama'da kılsa da o aslında Amerika'da âlem-i cihan zeminine çekmekle meşgul.." www.iktibasdergisi.com)
    Netice olarak;
    Hakikaten, etrafımıza şöylece baktığımız zaman görmüş oluyoruz ki, en çok yıpranan, dejenere edilen, sömürülen, onun sırtından geçim meydana getirilen bir husus bulunmaktadır.. O da, yüce İslam dinimizdir!..
    Kutlu Doğum Haftaları, Kandil zincirleri, Kurban Bayramları, ramazanlar bu sömürülerin içerisinde geçmekte, bir kısım kurum, kuruluş ve medyatik kişilerin temsil ettiği örgütler zengin olmakta, hadsiz, hesapsız meblağlarla, usanmadan, yılmadan her yeni proğramın arkasından yeni bir hurafeci proğramın arkasına düşmektedirler.
    Kurban hediyeleri, zarf zarf dağıtılan zekat, fıtra, fidye, teberru makbuzları!.. Himmet paraları, keramet ücretleri, mürşidizm katkıları bitmemecesine devam edip gitmektedir!..
    Olan kime olmaktadır biliyor musunuz? Olan, saf, masum, mazlum, biçare, kültürsüz, kalbi yufka, acıması sonsuz, merhameti ucuz insanlara olmaktadır!..
     Her hafta ülkemiz içerisinde olduğu gibi, ülkemiz dışı camilerimizde de , cuma günleri ücretle, parayla, kıldırılmakta, iki rekat cuma namazının akabinde, camii dışına serilen seccadelerle namazlar istismar edilip, satın alınmaktadır!..
    Aman Allah'ım!.. Bu iş nereye varacak, nerede bitecek ve hem nasıl bitecektir?!.. Tepedeki insanlar konforun içerisinde, lükse boğulmuş şekilde, lüks jiplerin, Mercedeslerin içerisinde keyif sürerken, üç beş kuruşu ceplerinden alınan  insanlar, kitleler ve milyonlar mağdur, perişan ve sefildir!..
    Rabbimiz!.. Bu aziz millete acısın!.. Sağ duyu, iyi tahlil, güzelce öğrenmeler nasip eylesin!.. Selam ve dua
 ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık