Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Noel Kutlamak Nedir?
  " ÇAN SESİNİN HAKİM OLMAYA ÇALIŞMASI, EZANIN SUSTURULMAK İSTENMESİ VE NOEL KUTLAMAKTA NEDİR?.. -1-
  
    " .. İyilik ve ( Allah'ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah'ın cezası çetindir." ( Mâide sûresi, âyet 2 )
 
    " O ( Allah), Kitap'ta size şöyle indirmiştir ki: Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya ( konuya gelinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir." ( Nisâ sûresi, âyet 140)
 
    Bu âyeti kerimeden şu sonucu çıkarmak mümkündür:
    Gerek milletler arası münasebetlerde ve gerekse fertler ve  topluluklar arası  münasebetlerde  inanmışlar daima müminlerin yanında yer alacak, gücü kuvveti,  şerefi, izzeti bu beraberlikte arayacaklardır.
 
    Kendilerini korumak ve güçlenmek için kâfirlere başvuran milletler küçüldükleri gibi, fertler de manevî değerlerinden kayıp verirler.
    Eğer beraberlik zaruri hale gelirse bu takdirde müminler, en azından dinleri aleyhinde konuşulurken meclisi terketmek suretiyle durumu protesto edecek, dinlerini korumak için gerekli tedbirleri alacaklardır.
 
    Bu mukaddime türü girişten sonra, ana mevzuya temas edecek olursam, bilindiği üzere, dünyanın, tüm insanlığın Noel gecesine ( yılbaşına) odaklandığı günleri yaşamaktayız!
 
    Batı aleminde bunu bariz şekilde gördüğümüz üzere , her tarafta, her alanda, çamların kesilerek süslendiği, Noelle ilgili kostümlerin piyasaya sürüldüğü, o gecede yenecek şeylerin mezat halinde sergilendiği, Noel'de patlatılacak havai fişeklerin ( vuurwerk)  en büyük marketten tutunda, en küçük alanlarda bile satılmaya başlandığı bir zaman dilimini yaşamaktayız!..
 
    Fıçı fıçı biralar, envaı eşit içkiler sergilenmekte, satışa sunulmakta, insanlarda, o geceyi en rezil şekilde yaşamak, keyiflerince sarhoş olabilmek için, süpermarketlerde; yiyecek maddelerinden çok, içkiler  satışa sunulmakta ve satılmaktadır!..
 
    Evlerin pencereleri, kapıları; resmi ve işyerlerinin önleri çeşit çeşit ışıklandırmalarla donanmış, donatılmış bakanların gözlerini kamaştırmaktadır!.. Batı ve Hristiyan alemi böyle iken, ya İslam ülkeleri?..
 
    İsterseniz, bir İslam ülkesi ve nüfusunun %98'i Müslüman olan Türkiye'ye nazar etmenizi istirham ediyorum!.. Ankara Kızılay'a indiğiniz vakit, Hristiyan aleminde görmüş olduğumuz manzara, orada da aynen, bizzat sergilenmektedir!.. Halbu ki;
 
    " Esasen Hristiyanlıkta bile yeri bulunmayan Noel kutlamaları, gökte parlayan ayı gören putperestlerin ilah kabul ederek aya tapınmalarıyla başlayıp, daha sonra güneşin daha parlak olduğunu düşünerek güneşi ilah etmeleriyle gelişti.
 
    24 Aralık'ta güneşin daha geç batmaya başladığını görerek "tanrımız, bizimle daha çok beraber oldu. Tanrımız bize iltifat ediyor" demişler  ve 24 Aralık- 1 Ocak tarihleri arasında kalan süreyi içkiler içilerek, domuz ve hindi kızartmaları yiyerek, dans edip tepinerek kutlanılması gereken bayram günleri kabul etmişlerdir.
 
    Muharref din Hristiyanlık, bu geleneği benimsemiş, resmi literatüre mitolojik bir kişilik olarak geçen Noel Baba ile özdeşleştirilmiştir. Batı'da çeşitli ülkelerde değişen kültürlere göre Nisse, Fovettard Baba, Saint Nikol, Santa Claus, Christkind gibi isimleri olan Noel Babaların hikayesi M.S. 4.yy. başlarında Antalya'da doğmuş, Patara'da gençliğini geçirmiş.
 
    Demre'de adına yapılan kilisede piskoposluk yapmış " Papaz Saint Nicholas"a dayandırılmaktadır. Koruyucu ve yardımsever imajı vermeye çalışan kilise, aziz olarak benimsenen Nicholas'ın Noel Babaya dönüşmesini gönüllü kabul etti. Güneşe tapanların bayramı resmen kutlanmaya başlandı.
 
    Yılbaşına gelince: Hz. İsa'nın doğumundan yaklaşık 350 yıl sonra Roma'da ortaya çıktı. Bu dönemde Roma İmparatorluğu'nun her yerinde Güneşe tapılıyordu. Roma imparatorluğu Güneş perestlik ile Hristiyanlığı birleştirerek Güneş Tanrısının doğum günü olan 25 Aralık'ı Hz. İsa'nın doğum günü olarak kabul etti.
 
    Neden 25 Aralık?: 24 Aralık'a kadar Güneş biraz daha erken batıp senenin en kısa günleri yaşanıyor. Batıda Güneşe tapanlar Tanrıları olan Güneş her gün biraz daha erken kendilerini terkedince buna üzülüyorlardı. 25 Aralık'ta günler tekrar uzamaya başlayınca tanrıları kendileriyle kalmaya razı olmuş ve yeniden doğmuş anlamına geldiğinden mutlulukları dans, coşku, içki, ışıklandırma, ağaçlarla yeşillendirme, hindi kesme  gibi eğlencelerle kutlarlardı.
 
    İşte 25 Aralık-1 Ocak arası bu sebeple eğlence günleri ve tatil olarak kabul edilmiştir. Hristiyanlar bu günlerde domuz başı, kaz kızartması ve hindi yemeyi gelenek haline getirmişlerdir.
 
    Ancak ister Noel olsun ister, Yılbaşı olsun ikisi de Dini ve Milli Öz benliğimize  aykırı şeylerdir. Çünkü biz Müslümanların Yıl'başısı, 1 Muharrem'dir. Bu bakımdan ey tek Allah'a inanan Müslümanlar temeli putperestliğe ve bozulmuş Hristiyanlığa dayanan yılbaşı adetini yerine getirirken...." ( birgonulbal.blogcu.com. Mehmet Talu)
 
    Hakikaten, bir Batı ülkesinde yaşamış olduğum için, en çok terü taze kesilen çamlara üzülmekteyim. Bazan, kendi kendime sormadan edemiyorum: " Hani, sizler çevreci, çevreyi temiz tutan, koruyan insanlardınız. Nedir bu çam katliamları?" demeden kendimi alamıyorum.
 
    Sözün burasında, Hristiyan alemi Noel kutlarken, genci, ihtiyarı o güne odaklanmışken, İslam'ın gençleri, insanları ne yapacaklardır?  İslam'ın, hiç mi, eğlencesi, neşesi, kültürü, insanını sevindiren zamanları, günleri, haftaları bulunmamaktadır?..
 
    Evet, soru ilginç, cevabı ilginç olmalıdır!.. İslam, sadece ağlama, ölü başında ağıt yakma dini değildir.. İslam'ın da neşesi, sevinci, güldürmesi, şiir günleri, temsil günleri bulunmaktadır!..
 
    Netice olarak;
    Ülkemiz de, bir İlahiyat fakültesinde asistanlık yapan bir grup genç kızımız, bilgisinden, görgüsünden, tecrübesinden yararlanmak için, adı büyük (!) olan bir şeyh efendiye, hoca efendiye ziyarete giderler!..
 
    Bu çocuklar, hep tahsilli, fakülte de asistan olmuş insanlar!.. Şeyh efendi, ziyaretine gelen bu genç kızlara öyle bir tavsiyede bulunur ki, öyle bir ders verir ki, genç kızların Noel gününü kutlamaması mümkün değildir!..
 
    " Sizler, banyoya girmiş olduğunuz zaman, üzerinizdeki elbiselerinizi çıkartmayın. Çünkü, şeytan sizi görmektedir!.. Onun görmesini engellemek için, elbiselerinizle duş alınız".. Yani, Şeyh efendi (!) oldu mu yani?..
 
    Bu kafa, bu zihniyet, bu taassupluk, bu gericilik, gençleri Noel'e itmekte, dinden usandırmakta, onun içindir ki, gençliği, camilere çekemiyoruz, gençliği olmayan camii ortamlarını yaşamaktayız!.. Yarın görüşmek üzere.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
 
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık