Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Ölüye Telkin Vermek

" Dirilerle ölüler de bir olmaz.. Şüphesiz Allah, dilediğine işittirir. Sen kabirdekilere işittiremezsin!." ( Fâtır sûresi, âyet 22 )
    Bilindiği üzere, iman, bilgi, hikmet ve akıl sahibi olmak, aklı kullanmak, ahlâklı, erdemli kimseler ile bunların takip ettiği hak yol ve nail olacakları ahirete ait nimetler ile imansız, inançsız, bilgisiz, akıl, idrak, basiret, ahlâk ve faziletten yoksun kimseler bunların takip ettikleri bâtıl, saçma yol ve  uğrayacakları uhrevî azap, kesinlikle ve kat'iyyen bir tutulamaz.
 
    Maşallah!.. Kütüphanelere nazar ettiğimiz zaman , ekseri ilmihal kitapları ile dolu olduğunu görmüş oluruz!.. Bilhassa, merhum Ö. Nasuhi Bilmen hocamızın " Büyük İslam ilmihali" dikkat çekmektedir!..
 
    Ne yazık ki, böylesi ilmihal kitapları, günümüz gençliğine ve insanlarına hitap etmemektedir!.. Gönlümüz istiyor ki, her an, her dem, her ay değişik değişik ilmihal kitapları hazırlansın, yazılsın ve güncel mes'eleleri kapsayarak, insanımızın derdine derman olsunlar!..
 
    Ama nerede, o ilmihaller, nerede bu hususta çalışma yapan hocalarımız?.. M. H. Kırbaşoğlu hocamızın kulakları çınlasın ve beni muaheze etmesin!..
 
    Ölüye telkin vermek!..
 
    " Ölüye telkin vermek: Telkin, Arapça olup fikrini kabul ettirme, aşılama manasınadır. Istılahta ise, ölmek üzere olan kimsenin başında ( yanında) kelime-i şehadet getirerek tekrarlamasını sağlamaya çalışmak demektir.
 
    Hanefî ve Malikîlere göre, can boğaza gelmeden önce kelime-i şehadet-in ölmek üzere olana telkin edilmesi menduptur.  Hz. Peygamber bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: 

    " Her kimin en son sözü " la ilahe illallah olursa cennete girer." ( Ebu Davud, Hâkim Muaz'dan) İşte bunu mümkün kılmak için ölmek üzere olan Müslüman kardeşi için iyilik ve hayır murat etme bakımından " sende söyle" demeden onun yanında, hatta bir görüşe göre ölmek üzere olanın sevdiği bir kişi tarafından kelime-i şehadet'in yumuşak bir ifade ile alçak bir ses tonuyla söylenmesidir. Hanefîler buna şunu ilave etmişlerdir.
 
    Ölü, kabre yerleştirildikten sonra ona telkin yapılmaz. Bazı Hanefî alimleri tarafından ise bu konuda açık bir hüküm bulunmadığı yani ölü defnedildikten sonra talkin vermenin tavsiye edilmediği ancak yasaklanmadığı ileri sürülerek Hz. Peygamber'in uyguladığı bir yöntem olmadığı halde ' eğer yapılırsa ehlisünnete göre bu meşrudur' demişlerdir.
 
    Böyle bir usul ihdas edilmesi bir yana, öte taraftan ölünün hiç konuşmadığı, anlamadığı Arapça ifadelerle kabri başında ona telkinde bulunmak ne derece doğru olabilir? Malikîlere göre de telkin, ölüm döşeğinde iken verilir, gömüldükten sonra telkin vermek mekruhtur." ( www.medyabar.com.Hasan Karagüzel)
 
    Hasan Karagüzel hocamız; tüm diğer mevzularında Kur'an'a yönelik araştırmalarını devam ettirdiği, uyduruk, uydurma şeylere karşı çıktığı gibi, " Ölüye telkin verme" mevzuunu da çok güzel işlemiştir!..
 
    Ülkemizin, ekser kısmında, mezar başlarında bu tür kerih, mekruh şeyler terkedilmeye başlanmıştır. Ama, bazı yörelerde gelenekçi, geleneğin müdafileri hocalar tarafından, mezar başlarında " ölüye telkin verme" garabeti aynen devam etmektedir!
 
    Kabir başlarında, ölüye telkin vermeyi devam ettiren hocalar, niçin oradaki cemaatın dağılmasını, mezar başından uzaklaşmasını istemektedir? Acaba, ölüye telkin verecek hoca, haram mı işliyor, ayıp mı yapıyor ki, cemaatin dağılmasını, oradan uzaklaşmasını arzu etmektedir?
 
    Oysa, kabir başında ölüye telkin veren hoca kardeşimiz, vermiş olduğu telkinin mahiyetini, ne olduğunu bilmemektedir!.. Onun için cemaatlerin oradan uzaklaşmasını, kabirde yatan ölen ile baş başa kalmayı yeğlemektedir!..
 
    Ne yazık ki, yukarı satırlarda da arzettiğim gibi, mevcut klasik ilmihal kitaplarında " ölüye telkin verme" mevzuu uzun uzun anlatılmakta, sayfalar dolusu izahatlarda bulunulmakta, verilmesi için tembih üstüne tembih yapılmaktadır!..
 
    " Sen kabirdekilere işttiremezsin" ( Fatır 22)
 
    Aziz Kur'an'ın bu emrine rağmen, illaki, kabirdeki ölüye telkin vermenin anlamı ne olmaktadır? Resulullah (sav)'in, Sahabenin yapmadıkları şeyi bizler nasıl yapabiliriz?
 
    Tüm bu icadlar,. eklenti haller, oyalamalar; okumamış, Kur'an bilmez, saf, masum, inançlı insanları kandırma değil midir? " Kabirde ölüye telkin" yerine, ölmek üzere olan hastanın başında oturup da, kelime-i şehadet, kelime-i tevhid ve Kur'an'dan Yasin ve ilgili diğer ayetler okunmuş olsa nasıl olurdu?
 
    Ölüye fayda verecek amelleri, kabir başında ve diğer zamanlarda cemaatlere anlatmak lazımdır!.. Ölü ruhları için, sadakanın, duanın ve tevbe-i istiğfarın üzerinde sıkı sıkı durulmalıdır!.. Yoksa,
 
    Mezar başında telkin vermenin, ölünün, üçüncü günü ağzını açtırmanın, yedisini okutmanın, kırkını, elli ikisini yaptırmanın Kur'anî bir anlamı ve faydası bulunmamaktadır!..
 
    Üzülerek, ifade etmeliyim ki, ülkemizin bazı yörelerinde halen " ölü için bayram çörekleri" yaptırılmaktadır!.. Altı ay önce vefat etmiş bir ölü için, Ramazan bayramında, yeniden  üç gün daha merasim yapılmakta, acılar tazelenmekte, yeniden üç gün göz yaşları sel sebil edilmektedir!..
 
    Tabii ki, bu tür merasimler kolaycılıktır!.. Yaptır çörekleri, ikram et insanlara!.. Elli ikinci günü de bir hatim merasimi tertip et, üç-beş hafıza birer ikramda bulun, akabinde de bir mevlidle ölmüşü cennete gönder!.. esprisidir!..
 
    Halbu ki, şöyle yapılmış olsaydı; nasıl olurdu? Mahalle arasında ne kadar dul, kimsesiz, garip, gureba, fakir,  öğrenci, şehid yakınları bulunmuş,  onlara cari sadakalar verilmiş olsaydı; hatim okutmaktan, mevlid kıraatinden, telkin kandırmacasından daha güzel olacaktı!..
 
    Netice olarak;
 
    " Diri olanları uyarsın ve kâfirler cezayı hak etsinler diye." ( Yâsîn sûresi, âyet 70 )
 
    Şu gerçeği belirtmeden mes'eleyi sonlandırmak istemiyorum: Aziz Kur'an; baştan sona kadar okunmuş, hatim edilmiş, incelenmiş olunsa, karşımıza, mezarlarla, kabirlerdeki ölülerle ilgili bir emir, bir amel bulunmayacaktır!..
 
    Kur'an; baştan sona kadar dirilere, yaşayanlara hitap etmekte, ölüler için de yine dirilere vazife vermektedir!.. Dua, sadaka ve tevbe..
 
    Lakin, günümüz Müslümanları, bu tür mesuliyeti üstlenmemekte, işin, mes'elenin kolaycılığına kaçmaktadır!.. Tabii ki, bu da yanlıştır ve çirkinliktir!..
 
    Ayrıca, yaşayan her Müslümanın, daha hayatta iken, Kur'anî emrleri harfiyyen yaşaması, yaşattırması daha güzel olacaktır!..
   Rabbimiz!.. Bizlere Kur'ânî bilinç lütfesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık