ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

ONURLU KADIN KATLANMAZ BOŞANIR! SÖZÜ NE DEMEKTİR?..

Aman ya Rabbi!.. Daha neler söylenecek, daha neler duyacağız!.. Toplum, zaten içten içe çürümüş iken, kangren hastası olmuş iken, hiç bir sebep, neden, mazeret yok iken, boşanan hanımları alkışlamak, " Onurlu kadın katlanmaz boşanır" diye pohpohlamak, densizliğin, yaramazlığın, çirkefliğin taa kendisidir.

Onun içindir ki, Müslüman hanımlar; batılı hanımlara özenmekte, onlar, nasıl ki evliliği, evlenmeyi, çoluk ve çocuğa karışmayı külfet, zahmet olarak algılıyorsa, böylesi bir algı ve düşünce, maalesef, Müslüman hanımlar arasında da hızla yayılmakta, bu çirkinlik, bu ahlaki sorun boyut olarak büyümekte, nice beyler hanımsız, nice hanımlar kocasız, nice çocuklarda anne-babasız kalmaktadır

2008 yıllarında, Almanya Hannover'de görevde iken, on-on beş kadar hanımın Kur'an okumaya gelmeleri sebebiyle bir gün sormak zorunda kaldım. Beylerinin isimlerini istedim ve almış olduğum cevap şu oldu: " Hocam!.. Bizler, beylerimizden boşanmış hanımlarız." olmuştur.

NEDEN BU HALDEYİZ?..

" Allah bizleri bunca nimete mazhar ederken karşılığında kul olmaktan başka bir istekte bulunmadı. Onun çağırdığı yolda olmak, ona kul olmak, onun değil, bizim yararımıza. O'nun bizim yapacağımız hiç bir şeye ihtiyacı yok. Bizim O'na ihtiyacımız var.

Yaradan'ın bizden istediği her şey bizim yararımıza. O'na kul olmak ile, O'nun buyruklarına boyun eğmekle hem bu alemde heem de ahirette huzur bulmak ödüllerin en büyüğü iken, direnmek niye?!..

Bu günkü halleri ile sadece Müslümanlar değil insanlık huzursuzluğun içinde debelenip duruyor. Hâlâ içinde yaşadığımız şu olumsuz ortamı savunmak niye!..

Bu gün geldiğimiz noktada kim neden memnun acaba, tuzu kuru olanların dışında. Tuzu kuru olanlar da öyle bir gözlük takmışlar ki sadece kendilerini görebiliyorlar, mutlu olduklarını sandıkları kendi sanal dünyalarında yaşayıp gidiyorlar.

Ben inanıyorum ki onların da içlerinde bir yerlerde sık sık huzurlarını kaçıran kabuslar saklı. Bir Kızılderili ata sözü bunu ne kadar güzel anlatıyor:

" İnsanın en rahat ettiği yastık vicdanıdır." ( İktibas Dergisi, M. Özkan, Haziran 2008, sayfa 18)

Mukaddes hanım efendi, saygı duymuş olduğumuz, hürmet ettiğimiz, dava adamı, merhum Ercüment beyin hanımıdır. Allah, makamını cennet, kalanlarına sabır, metanet ihsan eylesin!..

Maalesef, sokaklarımız, boşanmalar, ayrılıklar, flörtler, arkadaşlıklar sebebiyle kan gölüne dönüşmüş durumdadır. Eli sopalı, silahlı, bıçaklı, kamalı erkekler, köşe, bucak boşanmış oldukları hanımları aramaktadırlar!.. Niçin aramaktadırlar?

Çünkü, hanımları kendilerinden boşanmış, ayrılmış bile olsalar, nefsi emaresine yenilip, onu öldürmek, katletmek için, mahpushaneye düşmek için fırsat kollamaktadırlar!..

Sünnetullah'da, en kerih, en kötü hal olan boşanma hadiseleri bile olsa, hanım eşinden boşandıktan, iddetini, müddetini tamamladıktan sonra, ikinci bir kocayla evlenmedikten sonra, eski kocasına dönemez, onunla birleşemez. Ancak, bir talak ile, iki talak ile ayrılma işi vuku bulmuş ise, karı-koca tekrar, yeniden bir araya gelebilirler!.. Çünkü, Kur'anî boşanma budur. İsterseniz, yeniden Mukaddes hanımı dinleyelim:

" Şurada iki ay ya oldu ya olmadı, dört tane genç insan anne katili oldu. Üstelik iki tanesi de sadece öldürmekle kalmayıp cesetleri parçalara böldüler.

Bir bakıyorsunuz bir aile reisi çoluk çocuğunu kurşun yağmuruna tutmuş. Bir bakıyorsunuz bir anne daha ana kuzusu olan çocuklarını, evini terk edip ortadan yok olmuş. Şiddet adeta toplumu esir aldı. Olumsuzluklar dilimin varamayacağı boyutlarda.

Bazılarımız bunlara çare olarak hâlâ kadın sığınma evleri ile kadını koruma altına alarak olayları çözmek gibi sığ bir çaba içinde. Toplumda caniler hızla artarken kimi kimden koruyabileceğiz dersiniz!

Toplumun bir kısmını sığınma evlerine, diğer kısmını da akıl hastanelerine koymak bazılarına göre çıkar yol gibi görünmeye başladı.

İnsanların ceplerinde akıl almaz sayıda kredi kartları. Borç çoğunun boyunu aşmış, çaresizlikten ne yapacağını bilmez halde ya intihar ediyor, ya alıp başını gidiyor.

Çocuklarının yaptıkları kredi kartı borçlarını ödemekten aileler perişan durumda. Çok kimse borcu bir kenara bırakıp, onun yerine faizleri ödemeye çalışarak zaman kazanmaya uğraşıyor. " ( a. g. dergi, sayfa 18-19 )

Maalesef, boşanmayı; kadının onuru zanneden gafiller, kadının, din özgürlüğünü, Allah'a nasıl kulluk yapacaklarını, cuma, bayram, cenaze namazlarına katılıp katılmadıklarını sorgulamaya kat'iyyen lüzum görmemektedirler..

Varsa yoksa, kocalarına karşı direnmeyi, sokaklarda hınça hınç kavga etmelerini, evlerinden dışarı çıkmalarını tavsiye ediyorlar. Güya modern hayatın birer cilvesi olan internet, faceebook, dokunmatik telefonlarla hayattan haz duymalarını istemektedirler.

Oysa, hanım hanımdır, erkek erkektir.. Hiç bir kimse, diğerinin mezarına girecek, onun namına ahirette onun hesabını verecek değildir. Kul olarak, herkes kendi hesabı, günahı ile, sevabı ile mükelleftir.

" Bütün bunların sorumlusu Allah'ın yasak ettiği faizcilik mi, yoksa bugünkü faiz temelleri üzerine oturtulmuş kapitalist sistem mi? Daha nereye kadar varacağız, bu çarkı çevirenlerin menfaatleri uğruna tükenenleri daha ne kadar görmezden geleceğiz.

Sömürenler bilmiyorlar mı ki sömürdükleri kaynaklar tükendiğinde kendileri de tükenecek. Sorun çok derinde. Hiç bir şeyi bu kadar sığ çareler ile çözmek mümkün değil. Bu yolla sadece ayakta kalmaya çalışan evlilikleri de bitirme noktasına getirmekten korkalım.

Görmüyor muyuz ki caniler, hep ayrılmış ve savrulmuş ailelerin çocukları. Allah boşuna mı aile olmanın önemini vurguluyor Kur'an'da. Sağlam ailelerden oluşan toplumların huzur içinde yaşadıklarını, ruh sağlığı yerinde bireyler yetiştirdiklerini inkar edebilir miyiz?

" Onurlu kadın katlanmaz boşanır!.." sloganı medya sayesinde dillerde dolaşır oldu. Peki ninelerimiz, analarımız bir sürü sıkıntıya katlanıp evli kaldılarsa onursuz oldukları için mi!..

Hayır hayatın zor yanını göğüsleyip, yuvalarını korudukları için gerçek onur sahipleri onlardı. Ne yazık ki bırakıp kaçmayı  yeğleyenler değil." ( a. g. dergi. sayfa 19 )

Netice olarak;

Hanımlara, direnmeyi, boşanmayı onurlu bir iş olarak gösterenler, bana göre, Kur'an'ı, Hadis'i, Sahabe hayatını bilmeyen kesimlerdir.

Yani, bu sözümle, kadınların dövülmesini, ezilmesini, sömürülmesini isteyen, tasvip eden bir kişiliğe sahip değilim. Tabii ki, hanımların, kişilik ve şahsiyet sahibi olarak, önce Allah'a hesap verecek birer kul olduklarını bilmeleri, çocuklarının anneleri, kocalarının karşılıklı haklara sahip eşleri olduklarını bilmelerini, algılamalarını öneririm..

Hanım efendiler, her zaman ifade etmiş olduğum gibi, İslami, Kur'anî donanıma sahip olmaları, din adına hakları nedir, ne değildir bunları bilmelerini isterim.

Öyle olacaktır ki, cahil, hem de zır cahil bir koca var ise, hanım efendi bilgisiyle, görgüsüyle, efendiliği ile, Allah'a kulluğu ile onu yola getirmeli, o hanzo sayılan zavallıyı ıslah ve terbiye etmelidir.

Yoksa, " sen sensin" " bende benim" düellosuna girişecek olursak, bunun, bu tür cedelleşmenin önünü, arkasını almamız mümkün olmayacaktır. Rabbim!.. Tüm hanımlarımıza, Kur'anî algı müyesser eylesin!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık