ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Ortadoğu'da Fitne'nin Başı İran
 ORTA DOĞUDA FİTNENİN BAŞI İRAN'DIR!.. -1-
 
 
    "  Ey âdem oğulları!. Şeytan, ana-babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık." ( A'raf sûresi, âyet 27 )
 
    Güzel yurdumuzun, cennet misali vatanımızın, dört tarafından çevrilmiş olması nedeniyle, kendi şahsi düşüncelerimi, Kur'anî, tarihi ve güncel mes'eleler ışığında değerlendirmek, fikir, düşünce ifade etmek üzere, yeni bir yazı dizisine başlamış bulunuyorum.
 
    Bu günkü yazım; yakın sınır komşumuz, kıble birliği, Kur'an birliği, rüku ve secde birlikteliği yapmış olduğumuz, hacda, omuz omuza birlikte tavaf yapmış olduğumuz İran'ı değerlendirmek, yanlışlarını, tarihi gelişimlerini anlatmak ve yazmak olacaktır!..
 
    Malum olduğu üzere, aziz kitabımız Kur'an'da, müthiş, önemli anahtar kavramlar bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de, "fitne"dir.
 
   Arapça'da ve diğer dillerde farklı anlamlar ifade eden" fitne" kelimesi, yüce Kur'an bütünlüğü çerçevesinde ele alınacak olursa, şu anlamların ortaya çıkmış olduğunu görürüz.
 
     Bir kimseyi dininden vaz geçirmek ve döndürmek, o kişiye hem maddi ve hem de manevi baskı yapmak, eziyet , eza etmek, cevrü cefada bulunmaktır.
    Fitne kelimesi, Allah'a nisbet edildiğinde imtihan ve deneme, insanlara nisbet edildiğinde ise, bir insanı imanından ve İslam'ından döndürmek için çileye, işkenceye uğratmak anlamıyla karşımıza çıkmaktadır.
 
    " Fitne kelimesi Kur'an'da otuz dört yerde geçmekte, yirmi altı ayette ise türevleri zikredilmektedir. Fitne, bulunduğu ayetlerin bağlamları ya da ayetlerin tefsirlerine ilişkin rivayetler dikkate alınarak farklı anlamlar açıklanmıştır.
 
    Bunlar, şirk, sapkınlığa götürmek, öldürmek, alıkoymak, mazeret hüküm ve yargı, günah, hastalık, ibret, ceza, azap, yakmak, imtihan ve delirmek ( cünun) şeklinde özetlenebilir.
 
    Fitne kavramının kullanım alanı, Kur'an'da, ilk insan Hz. Adem'in şeytan tarafından fitneye maruz bırakılmasından başlar, diğer peygamberler ve tüm insanları ihtiva eden bir sünnetullah olarak nihayet bulur ve Kur'an'a has yeni bir kavram haline gelir.
 
    Bu bağlamda inananlar ile inanmayanlar arasındaki mücadeleleri ve inkarcıların müminlere reva gördüğü işkence ve eziyetler, insanların başlarına gelen her türlü belâ ve musibetler, kısaca belirtmek gerekirse insana yaratılıştan verilen istidatlar ve sonradan bu istidatlarını işleterek ve geliştirerek elde ettiği tüm nimetler birer fitnedir veya imtihan vesilesidir.  Belirtmemiz gerekir ki, diğer anlamların yanı sıra Kur'an'ın fitne kavramına en çok yüklediği anlam, din ve inanç konusundaki baskı ve işkence olmuştur." ( www.kurannesli.info/bilgi)
 
    Mevzuyu, sanırım çok dağıttım.. Değişik, uzun merhalelere gittim. Ama, sonuç dönüp dolaşıp ana başlığa " Orta Doğu'da fitnenin başı İran'dır" mes'elesine gelecektir.
 
 Niçin, İran gibi Müslüman bir ülke, din kardeşimiz, İslam yoldaşımız ülkemize, milletimize karşı " fitne unsuru" olsun?..  Olur efendim!.. Olmasa iyidir ama, oluyor işte!..
 
    Bakınız, son zamanlarda bir İran komutanı olan Hadi Amiri, ülkemiz, milletimiz, devletimiz hakkında ne buyurmuştur(!)..
    " Türklerin tanklarını başlarında patlatırız." diyor. Yahu Hadi Amiri bey, bu sözü, Mecusiler söylemez, Zerdüştiler söylemez, Şamanlar söylemez de, sana ne oluyor ki, bu ahmakça, aptalca, uygun olmayan, yakışık arzetmeyen kaba-saba sözü söyledin?..
 
    Hani, biz, din kardeşiydik, dinde yoldaş idik, kıble birliğimiz vardı, rüku, secdeteyn beraberliğimiz bulunmaktaydı!.. Arafatta bir olduk, Mina'da Suudi kralının ayakları altında beraber ezildik, hep beraber " Lebbeyk!" diye telbiye okuduk!.. Ne oldu tüm bunlara?
 
    Anlıyorum, idrak ediyorum, kafam, düşüncem yeni çark etti.. Seni anlıyorum, bu deyimin yeni bir olayı, yeni bir vak'ayı dile getirmiyor, senin damarlarında bulunan Safevi, şah İsmail kanı depreşti. Taçlu Hatun aklına düştü de bu sözleri söylemeye başladın değil mi?.. 
 
    Ah benim, saf dil Müslüman-Türk insanım!.. 1979 yılında Humeyni; İran'a dönüş yaptığı zaman, milletçe alkışlamış, ellerimiz acırcasına avuçlarımız kilitlenmişti.. Gururlanmıştık, sevinmiştik, İran insanları Şah'ın; zulmünden, kulluğundan kurtulmuştu diye!..
 
    Hatta, ülkemizden, bir kısım heyecanlı, dur durak bilmeyen hacılar, hocalar, araştırmanlar İran'ı gezmeye, görmeye, Humeyni Hz.lerinin (!) duasını almaya gitmişlerdi!.. Yok, İran; ehl-i sünnete yakınlaştı, yok, Humeyni ehl-i sünnet diye!..
 
    Ama, daha sonraları anladık ki, Humeyni kuru gürültü, karın takırtısı imiş!.. "Gitti Şah, geldi Humeyni şahı" kanaatine varmış olduk!.. Hatta, daha kötü, daha feci cümleler etti: " Şah'ın zulmü, Ömer'in zulmünü geçmişti" türünden!..  Onun içindir ki,
 
    Bu yazı dizim; bir kaç gün, bir kaç sayı devam edecektir!.. Gücüm nisbetinde, İran Şiiliğini anlatmaya, tarihi açıdan gerçekleri,  hakikatleri beyan etmeye devam edeceğim.
 
    Netice olarak;
    Büyük sultan, cihangir insan, Yavuz Sultan Selim Han'ı hürmetle, saygı ile anıyor, onun ince düşüncesi, ileri fikirleri karşısında bir kere daha hacalet hislerine kapılıyor, kendimi çok çok küçük görüyorum.
 
    Ancak, ülkemiz içerisinde, bir kısım Alevi, Bektaşi vatandaşlarımızın, Yavuz'u tanımadıklarına inanıyor, "yok şu kadar Alevi öldürdü, yok şu kadar Bektaşi katletti!.."  yaftalarına inanmıyorum..
 
    Yavuz Han'ın, öldürdüğü insanlar, topraklarımız içerisinde şeytanilik yapan insanlardır!.. Şii Çıfıtlarıdır!.. Ne Alevilerdir, nede  Bektaşilerdir!..
 
    İkinci bölüm yazımla, buluşmak, görüşmek üzere, selam ve dualarınızı istirham ederim..
    Şerafettin Özdemir
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık