Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

ORUCA BAŞLAMA VAKTİ KUR'AN'A GÖRE MİDİR?.
 
    " Oruç gecesi kadınlarınıza cinsel yaklaşım size helal kılınmıştır. Onlar sizin için giysidir/eştir, siz de onlar için giysisiniz/eşsiniz. Allah sizin öz benliklerinize yazık etmekte olduğunuzu bilmiş, tevbelerinizi kabul edip sizi affetmiştir. Artık şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazdığı şeyi arayın. Tan yerinin beyaz ipliği siyah ipliğinden sizce seçilinceye kadar yiyin için; sonra da orucu gece oluncaya değin tamamlayın. Mescitlerde itikâfta bulunduğunuz sırada zevcelerinizle cinsel temas kurmayın. İşte bunlar Allah'ın yas aklarıdır, bunlara yaklaşmayın. Allah, ayetlerini insanlara işte açıklar ki korunabilsinler." ( Bakara sûresi, âyet 187) 
 
    Ayeti kerimeden de anlaşılacağı üzere, maalesef  geleneksel adetler, ameller, görgüler, atalarcılık, ninelercilik yaşantılar, Kur'anî emirlerin üzerini kapatmakta, onlar apaçık iken, anlaşılamaz, yaşanamaz, tat bik edilemez hale getirmektedir.
    Oysa, yaşamış olduğumuz, içinde bulunduğumuz ortam dünkü ortam, dünkü hal değildir. İnsana, 24 saat bile kifayet etmemekte, dinlenme, istirahat, uyku, gece, gündüz bibirine karışmış durumdadır.
    Hal böyle iken, yüce Kur'an tüm kolaylıkları 15 asır önce bir düzene,  benim üzerinde durmak istediğim konu ise bizlere günümüz de öğretilen ve orucun başlama vaktinin, Kur'an'ın emrettiği vakit ile aynı olup olmadığı  konusunda konuşmak olacaktır.
    Her yıl dağıtılan imsakiyelerde Diyanet İşleri Başkanlığının verdiği imsak vakti olarak belirtilen, sabah naamazının vakti olduğu belirtilir. Yani sabah ezanı okunduğunda artık oruca başlamamız gerektiği öğretilmiştir bizlere.
    Gerçekten doğru mudur dersiniz bu öğreti, Allah böyle mi emrediyor Kur'an'da acaba? Geçen akşam bu konu konuşuluyordu televizyonda ve bir vatandaş göğsünü gere gere, hatta Rabbin apaçık ayetlerini okumasına rağmen Diyanetin, bilim adamlarının belirlediği imsak vaktinin bence çok doğru zaman olduğu tezini savunuyordu.
    Günümüz ilmiyle hesaplandığı söylenen dakikalarla hesaplanmış bu zamanları önce düşünelim, sonra da çok fazla geriye gitmeden acaba yüz, yüz elli yıl önce insanlar nasıl hesaplıyorlardı dersiniz onu düşünelim?
    Ne saat var ne de günümüzdeki gelişmiş ilim. Eğer bu gün ilim adamlarının saniyelerle değişen bu zamanın gerçek oruca başlama vakti olduğunu söyleyen ve savunanlar acaba geçmişte oruç tutanlarının yanlış zamanda başladıklarını mı söylüyorlar dersiniz?
    Elbette bunu söyleme cesaretleri yok, ama savundukları düşünce bunu anlatıyor. Allah'ın yemin ederek bu dini sizler için kolaylaştırdım demesi hiç hatırlanmıyor bile.
    ...Oruca başladık Allah izin verirse . Sahura kalktık ve imsakiyeye baktım imsak vakti 04:46 yazıyordu. Tam bu vakitte de gerçekten ezan okundu. Bizlere öğretilene göre artık yeme ve içmeyi kesmemiz gerekiyordu biz de öyle yaptık. Acaba doğru mu yaptım dersiniz?
    Allah oruç tutmamızı emrediyorsa bu konuda açıkça her şeyi yazmıştır demiştim, gerçekten de her şeyi yazmış. Ne zaman başlayacağımızı ve bitireceğimizi de çok güzel bir örnek vererek izah etmiş bizlere. ) yukarıda zikredilen ayeti birlikte inceleyelim) ( www.diniyazilar.com)
    Talihsizliğe bakınız ki, ayeti kerime sahurun vaktini, başlamasını, sona ermesini açık açık izah etmişken, ümmetin, müslümanların istifadesine sunmuş iken, yaşansın, tatbik edilsin emrini vermiş iken; gelenekçiler, atalarcılar aksi yönde tatbik ederek ayeti kerimeni
n emri uygulanmaz duruma getirilmiştir.
    Hizipler, gruplar, cemaatlar vb. kesimler tamamen ayetin tersi istikametinde kurallar, ilkeler uydurarak, sahur vakti, bu günkü duruma getirilmiştir.  Tabii ki, Başkanlığımızda bu konuda geleneğin, atalarcılığın , halk yığınlarının baskısına, ileri, geri hmurdanmalarına fırsat vermemek için mecburen asırlardır alışılmış adetlere uymaktadır.
    Oysa, İlahiyat hocaları, Başkanlık bir araya gelseler, fikir birliğine, görüş ve düşünce alanında araştırmalar yaparak, söz konusu 50 dakikayı vüzuha kavuşturmuş olsalar ne güzel olacaktı değil mi?
    İlmi araştırmalardan, bilimsel, Kur'anî çalışmalardan korkmamak lazımdır. Çünkü, Kur'an'ın emirleri korku için vahyedilmemiştir. Tüm insanlığı saadete, kolay yaşama, mutluluğa ulaştırmak için nazil olmuştur.
    " Yukarıdaki ayette geçen oruç vaktini belirten kısımları ele alalım önce. ( Tan yerinin beyaz ipliği siyah ipiliğinden sizce seçilinceye kadar yiyin için ; sonra da orucu gece oluncaya değin tamamlayın)
    Bu cümleden ne anlıyoruz  önce ona şunu  açalım. Burada beyaz iplik ve siyah iplik bir mecaz örnekle karanlık ve aydınlığın buluşma noktasından bahsediyor.
    Buradan dikkat edin güneşin doğmasından bahsetmiyor, eğer öyle olsaydı güneş doğduğu zamana kadar derdi Rabbim. Allah'ın örnek verdiği bu fecr vakti zamanı nasıl bir zaman olabilir? Verdiği örnekten de anlaşılıyor ki gecenin bitişinin gündüze ilk adım vakti ve karanlığın artık gün aydınlanmasıyla baktığımız şeylerin fark edilme zamanı, anı diyebiliriz.
    Allah dini sizler için kolaylaştırdım diyorsa bizleri saniyelerle başlayan ve biten bir oruca asla mahkum etmez. Şimdi hemen hatırlayın kos koca yetkili ve sorumlu insanlar, yanlışlikla beş dakika önce ezan okuyan ve orucunu buna göre bozan binlerce insana sizin orucunuz kabul olmaz yeniden tutacaksınız diyebilmektedirler.  İşte Allah'ın kitabından zerre kadar habersiz , beşerin öğretisinin ön plana çıkan dini, ne hallere düştüğümüzün komik örneği. "( www.dini.yazilar.com)
    Netice olarak:
    İsterseniz, sahura kalktığınız zaman gök yüzünü inceleyin. " Beyaz iplik, siyah iplik" nedir bir gözetleyiniz. Sahurunuzu yapınız. Tekrar bir yarım saat kadar zaman geçtikten sonra, ezan okunacaktır. Yine bir yarım saat veya daha fazla zaman geçecek ve göreceksiniz ki, hala havada bir değişim yok, ufukta durum aynı olacaktır.
    Halbuki, milyonlarca insan yaşlı , genç, çalışmakta, işinde ve gücündedir. Uzun yaz günlerinde susuzluktan, açlıktan ve hararetten dolayı hastalanmakta, çar naçar orucunu bozmaktadır. Bozulan oruçların, hastalananan bedenlerin suçlusu kimdir?
    Elbette ki, hesapsız, plansız, proğramsız olarak insanları sahura kaldıranların, uzun Temmuz- Ağustos günlerinde gecelerinde 50 dakika önce imsak yaptıranlarındır.
   Bilhassa, Avrupa ilkelerinde yaşamakta olan insanlarımız, bu işin zorluğunu taa iliklerine kadar yaşamaktadır. Hemen yatsı, teravih namazı biter bitmez, sahur yemeklerini yemekteler, hemen arkasından da işine, fabrikasına gitmektedirler. Gecesinde, bir nebzecikte olsa uyku uyumamış bir insan, acaba iş yerinde ne kadar başarılı  ve üretken olacaktır?
    Ama, ne çareki eldeki takvimler sanki ilahi kelam gibi algılanmakta " Tan yerinin beyaz ipliği siyah ipiliğinden sizce seçilinceye kadar" işte Allah'ın formülü budur, bunun uygulanması lazımdır.
    Öylesi takvimlere rast gelmekteyiz  ki, Temmuz, Ağustos aylarında, yatsı namazlarının oluşmadığından bahsetmekte, bir kısım müridanları da, o günün yatsı namazını kılmayıp, ikinci güne bırakılıp kazası yapılmaktadır.
    Aman Ya Rabbi!.. Bu nasıl akıl, bu ne biçim bir algıdır? Kur'an'ın neresinde böyle bir emir var, hangi hadiste buna işaret edilmektedir?
    Bu garip insanlar, acaba kutuplarda nasıl ibadet etmektedirler? Son söz olarak diyorum ki, Ey Kur'an okuyanlar!.. Geliniz Kur'an'ı anlayarak okuyunuz. Anlayarak okuyunuz ki, Sahurunuz düzgün, diğer zamanlarınız berrak olsun!.. Selam ve dua ile...
    Şerafettin Özdemir
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık