Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Orucun Sebebi Hikmeti

 " ORUCUN; SEBEB-İ HİKMETİ TAKVADIR, KORUNMAKTIR!."
 
 
    " Ey iman edenler!.. Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Ümulur ki korunursunuz." ( Bakara sûresi, âyet 183)
 
    Oruç, bütün ihtişamı ile, manevi hazzıyla, heyecanıyla, dolu dolu hislerle yaşanması gerekli olan bir ibadettir. Çünkü, oruçta, riya, riyakarlık, gösteriş, insanlara çalım satmalar, " dindarmış" " iyi kulmuş" desinlerinden uzak, sadece Allah ile kul arasında bulunan bir ibadettir!..
    Bilhassa, 2015 ramazan ayı gibi, yaz aylarında, uzun vakitlerde, uzun zaman aç kalmak, nefsi her türlü isteklerden muhafaza etmek, güneşin altında çalışırken, fabrikada sıcağın karşısında, dairede, iş yerinde bulunmak ne demektir? Onun içindir ki;
    " Tıpkı yüzlerinde bulunan secde izi gibi, orucun izi de mü'minlerin yüzlerinde okunabilir. Bu, onların Allah'ın emrine teslim olmalarından doğmaktadır, ilahi terbiye; Allah'ın rububiyetinin tecellisi Ramazan ayında mü'minler üzerinde temaşa edilebilmektedir.
    Afrika'dan Çeçenistan'a; Hakkari'den İstanbul'a; Amerika'dan Almanya'ya kadar, dünyanın dört bucağındaki mü'minler, ortak bir çağrı ile ortak bir günde, ortak bir ibadete, aynı gayelerle bismillah demektedirler. Tıpkı namazda, bir tarağın dişleri gibi Allah'ın önünde baş eğen mü'minler, oruçta da Allah adına yeme-içme ve şehvetlerine gem vurmaktadırlar.
    Oruç, İblis'in çağrısına kendini kaptırmamış mü'minlerin, Allah'a kul olduklarını gösterdikleri önemli bir şahitliktir. İblis'in şöyle veya böyle güdümüne aldıkları içinse, iyi bir muhasebe mevsimi, uyanışın start noktası olabilir.
    Öyle zannediyorum ki, içinde sahtelik, yılışıklık, şeytanca dalkavuklukların -doğal olarak- yer almadığı, yegane değilse de en önemli bir ibadettir oruç. Bunun için, oruç tutanlar ittika etmiş olmaktadırlar.
    Oruç, insanları reel dünyanın bunaltan sahteliklerinden, İslam karşıtı toplumsal hayatın kasvetli ortamından biraz ötelere, mavera'ya götüren bir manevi atmosfere sahiptir. Özellikle açların,  susuzların, kimsesizlerin, bakımsızların teemmül edilmesi için iyi bir fırsattır Ramazan ayı..." ( kuranensli.info/M. Durmus)
    Hakkikaten, üzerinde ciddi bir şekilde durulması gereken oruç ibadeti, ezilenlerin, ezilmişlerin, esirlerin, kimsesizlerin, açların, öksüzlerin, yetimlerin, dulların halini bizlere yansıtmalıdır.
    Çünkü, günümüz dünyasında, ümmet perişan, hırpani, aç, sefil bir ortamda ve ahvalde yaşamaktadır!..  Örneğin, ülke sınırlarımızda bir kaos, bir kâbus yaşanmaktadır!.. Sınırlarımıza yığılmış, binlerce vatan cüda Suriyeli, Iraklı, Türkmen kalplerimizi incitmekte, yüreklerimizi kanatmaktadır!..
    Haberlerde izledim!.. Günlerce ekmek bulamamış, su görmemiş, perişan, elbisesiz, yırtık-pırtık bir vaziyette olan bir çocuk, eline geçirmiş olduğu karpuzla, öyle bir sevinç narası atıyor, öyle seviniyor ki, ağlamamak, vicdan azabı çekmemek mümkün değildir!..
    Halbu ki, dünyanın en şerefli , mesut, mutlu, bahtiyar insanı olması gereken Müslümanlar, tepedeki baronların, kralların, despotların bencillikleri, kaprisleri, hırsları dolayısıyla mağdur ve mazlum durumdadırlar!..
    Kendileri, bal-börek, yat-kat içerisinde idame-i hayat ederken, tebaaları aç, biilaç, yoksul, sail durumda ve tepelerine düşen bombaların, mitralyözlerin baskısı altındadır. Geneli, Türkiye'ye sığınmak, oradan da, Batı ülkelerine kaçmak için fırsat kollamaktadırlar!.. Rabbim!.. Yardımcıları olsun!..
    Kur'an-ı Kerim'de Oruç!..
    " Kur'an, her konuda olduğu gibi oruç ve oruca ilişkin hükümleri de, herkesin anlayabileceği, gayet açık ve yalın bir dille, sözü dolaştırmadan açıklamıştır. Bunları kısaca belirtmekte yarar vardır.
    1. Oruç, Ramazan ayında tutulur. ( Fıkıh literatürüyle konuşursak, " Ramazan orucu farzdır.") Dolayısıyla oruç " sayılı günlerdir", yani 29 ya da 30 gündür.
    2. Ancak mü'minlerden kim hasta olur, ya da yolculukta bulunursa, o günlerde tutmaz. Diğer günlerde, yedikleri günler sayısınca tutarlar. Çünkü Allah bizim için kolaylık diler, zorluk çekmemizi dilemez.
    3. Oruç tutacak takati olmayan, ihtiyarlık gibi, müzmin hastalık gibi ciddi mazereti olan mü'minler, tutamadıkları günler sayısı kadar fidye vereceklerdir. Fidye, bir miskini doyuracak kadar bir miktardır.
    Fidye ve sadaka-i fıtr miktarını arpa ya da buğday ile tayin etmek, utanılacak bir davranıştır. Çünkü artık toplumun kahir ekseriyetinin evinde arpa ya da buğday yer almamaktadır. Ve hiç bir Müslüman, hiç bir öğünde arpa ya da buğdayla karnını doyurmamaktadır.
    Şu halde, fakire vereceğimiz fidye ya da fitrenin de, yaşanan gerçek hayata tekabül etmesi icap  eder. Bu, ahlaki bir zorunluluktur.  Bu da bir fidyenin, bir fakiri bir gün doyuracak bir miktar olması anlamına gelmektedir.
    Oruç tutmaya gerçekten dayanamayan mü'minlere bu ruhsatın verildiği, ayetteki " yutiqune" lafzından anlaşılmaktadır. Bu lafız üzerinden çokça tartışma olmuşsa da, Elmalılı M. Hamdi Yazır'ın, en doğru yorumu özetlediğine inanıyoruz.
    4. Üçüncü maddede bahsedildiği üzere, oruç tutamadığı için fidye verecek olanlar, fidye miktarını diledikleri kadar artırabilirler. Bu tatavvudur ve kendileri için hayırlıdır.
    5. Bununla beraber, " oruç tutmaya dayanamıyorum" gerekesiyle oruç tutmayan, ama gerçekte dayanabilen insanlar, sadece yalan söylüyor olabilirler. Bu gibi insanlara oruç tutturmanın , imandan başka herhangi bir yaptırımı olmadığı gibi, gereği de yoktur.
   Çünkü Allah oruç tutmayı mü'minlere emretmiştir. Mü'minler ise, Rableri'nin emirlerini, kulluk bilinci ile, huşu ve inlasla yerine getirirler. Mü'minler bilmelidirler ki, " Oruç tutmak sizin daha hayırlıdır."
    6. Orucun başlangıcının nihai sınırı, gecenin karanlığından tanyerinin aydınlığının fark edildiği andır. Bir başka anlatımla, sahur vakti, " şafağın beyaz çizgisi ( gecenin) siyah çizgisinden ayırd edilinceye kadar". yani, sabahleyin şafak dökünceye, tan yeri iplik gibi ağarıncaya kadar". " sabahın bu beyaz ipliği doğacağı an"a kadar devam etmektedir.
    7. Oruç bitimi, Kur'an'ın, " geceye kadar" tabir ettiği, gecenin çökmesi, yani akşamın olması, gündüzün bitmesidir.
    8. Oruç tutmak aynı zamanda, mü'min erkek ve kadınlara, karı-koca ilişkilerini yasak kılmaktadır. Oruç tutulan günün gecesinde bu ilişki helal kılınmıştır. Çünkü mü'min hanımlar, eşleri için; mü'min erkekler de hanımları için bir elbise gibidirler.
    İşte Kur'an'ın, oruç ibadetiyle ilgili emirleri bu maddelerde özetlendiği kadardır. Görüldüğü kadar herhangi bir karışıklık, muğlaklık içermemektedir.
    Ama rivayetlerin ördüğü geleneğe ait hurafeler ağında oruç oruç olmaktan çıkmaktadır. İş bu hurafeler ağındaki oruç ile Allah'n dini İslam'ın orucu arasındaki fark, Kur'an'la klasik bir ilmihal kitabı arasındaki fark kadar barizdir." ( kurannesli.info/bilgibankasi/m.durmus)
    Netice olarak;
     Yukarıdan beri anlattığımız üzere, orucun sebebi hikmeti budur. Yani, Allah korkusu, takvadır!..
   Öylesi, içeriği bom boş bir oruç, diyet için, perhiz için yerine getirilen bir oruç olmaktan çıkmış, bir egzersiz, bir Yoga sporu olmuş gibidir.
    Oruç; dili yalandan, gözü haramdan, gıybetten, gereksiz, lüzumsuz söz ve laftan alı koymalıdır!.. Çünkü, nice oruç tutan insanlar vardır, oruç, insanların hayatlarında bir değişiklik meydana getirmemekte, o insanlar, eski huyları olan, suizan, gıybet, tecessüs, iftira, bühtan hastalıklarına devam etmektedirler!..
    Demek ki, mü'min insan, oruç tutmakla, melekleşmeye, tüm günah kirlerinden temizlenmeye çalışmalıdır. Ramazan ayını dolu dolu yaşamalı, planlı, proğramlı hareket etmeli, Kur'an'la, Kur'an Meali ile, tefsir ile, diğer alanlar da okumalarla Ramazan ayını değerlendirmelidir.
    Öylesi, camii önlerinde, avlularında, boş boş oturarak, hem oruçlu, hem de malayani ile  meşgul olması çirkinliğin taa kendisidir.
    Rabbimiz! Tutmuş olduğumuz oruçlarımızı makbul ve kabul eylesin!.. Selam ve dua ile.
    Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık