Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

PEYGAMBERİMİZ (SAV)'E BÜYÜ YAPILMIŞ MIDIR?

" O inkâr edenler Zikr'i ( Kur'an'ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi.

Hâlâ da ( kin ve hasetlerinden:) " Hiç şüphe yok o bir delidir" derler ( Kalem sûresi, âyet 51 ) " Oysa o ( Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür" ( Kalem sûresi, âyet 52) Ne yazık ki, asırlar asırları kovaladı, çağları tükettik, zamanları boş yere heba ettik, ama, aziz Kur'an'ın emirlerini, göstermiş olduğu hedefleri, idealleri, emirleri, helalleri, haram yolları, tüm insanlığı kuşatma fermanını, evrenselliğini asıl gayesinden saptırarak, onun emirlerini "büyü", "nazar", " göz değmesi" vb.

Kur'an dışı sapkınlıklara taşımış olduk! Büyük davaları, engin ümidleri , insanlığı kurtarması gereken aziz Kur'an; talihsizliğe bakınız ki, yüksek yerlere, duvarlara, çocuk kundaklarına sarılarak, onu, işlevsiz, gereksiz, aktivitesiz, aksiyonsuz bir hale getirdiler.

Şu iki kıta şiirimde bunu arzetmekteyim: "Atomlar, zerreler dile gelirken, İnsanlar ne gafil, aman Yâ Rabbi! Nebetat, cemedat, Allah'ım derken, Beşerin sükûtü, tuhaf yâ Rabbi!.

x İnsanı, melekten üstün yarattın, Muhabbetullâh'ı, özüne kattın, Münkiri,mücrimi, nârında yaktın, Habibin aşkına, medet Yâ Rabbi!.

" ( Ş Özdemir) İsterseniz, bu konu ile ilgili, yani, nazarla, göz değmesi ile, isabeti ayn ile ilgili olarak, şöyle bir çevremize, etrafımıza, arabamıza, evimize, çocuğumuzun omuzlarında sallanan mavi boncuklara, kundağındaki allı, mavili çeşitli renklerden oluşan nazarlıklara bir bakınız!.

Daha olmadı, esnafın dükkanına girdiğiniz an duvardaki, yukarıda zikretmiş olduğumuz ayeti kerimelerin askıda oluşuna, kos koca yine asılmış bulunan mavi boncuğun duvarı süslediğini göreceksiniz! Aman Allah'ım!.

Nasıl bir toplum olduk? Şamanizm dönemini mi, Hinduizm zamanlarını mı, Kamanlar, Şamanlar adlı paganist kültür dönemini mi yaşıyoruz? Yoksa, ellerde, duvarlarda, camilerde, dillerde, beyinlerde, kafalarda Kur'an olup da, yaşanmayan, uygulanmayan, etkisiz, tepkisiz hale getirilmiş bir Kur'an devrini mi yaşıyoruz? " Cahiliyye Arap toplumunda cin, şeytan, büyü, nazar, kehanet, kuşun uçmasından, rüzgarın esmesinden, birinin çıkıp gelmesinden mana çıkarmak gibi şeylere inanılmıştır Bu gün cin çarpması, falcılık, büyücülük, nazarcılık, uğursuzluk, yatır, muska, çaput bağlama ve taş sürtme, hayvan ve eşya burcu gibi şeylere cahil Müslüman yığınların kıymet verdiği gibi, o günde insanlar cinlerin güçlerinin her şeye yettiğini, iyilik ve kötülük, başarı veya başarısızlık sebebi olabildiklerini ve insanların hayatlarını yönlendirdiklerini düşünürlerdi.

Müşriklerin bu inançlarından özellikle cinlerin insanlarla ilişkileri ve hayatı yönlendirdikleri inancı, İslam'ın bütün çabalarına karşın ne yazık ki şu veya bu şekilde Müslümanlar'ın zihin ve kültür dünyalarında korunmuş ve devam etmiştir" ( Kuranihayat, İ Sarmış) " Rasul, ' Ya Rabbi' diyecek, 'Gerçek şu ki, benim kavmim bu Kur'an'ı devri geçmiş bir mesaj gibi terk etti.

" ( Furkan sûresi, âyet 30) Evet, milletimiz, yüce Kur'an'ı mehcûr ( terk edilmiş) hale getirdi Büyü, sihir, korku defeden, belalardan kurtaran, cin kovalayan, şeytan kaçıran, gözden, sözden muhafaza eden kitap haline getirmiş oldu Her ne zaman ki, Furkan sûresii, 30 ncu âyeti okusam, korkar, ürker, çekinir, titrer, kendimi suçlu, hatalı, tembel, kafası çalışmaz hisseder, kahırlanır, kendi kendimi suçlar dururum.

Ama, sanırım, haksız değilim bu sitemlerimde, kahırlanmalarım da, ümitsizliğe düşmem de!Çünkü, Kur'an ellerde var, dillerde bulunmakta, hafızlık merasimleri tertip edilmekte, binbir hatimler icra edilmekte ama, zihin dünyamızda yok, toplum hayatımızda bulunmamakta, ailede, fertlerde, toplum katmanlarında yer almış değildir!.

Kur'an; bir ritm, bir melodi , bir gönül okşayan kitap olmamasına rağmen, bir kısım gazelhanlar, mevlidhanlar, sırlı duacılar, zırhlı, gizemli paranoyalar onu, ses, seda, kıvrak melodi haline getirdiler Almış oldukları üç-beş kuruşun hatırına Kur'an'ı, pazarlık metaı, ücret kitabı, hatim pazarlaması haline getirmekten utanmadılar!.

" Şüphesiz Kur'an, görünmeyen varlıklar olarak cin-şeytan melek olgusunu kabul ve çeşitli münasebetlerle onlardan söz etmektedir Ancak cin, şeytan ve meleğin varlığını kabul eden Kur'an'ın, bunu cahiliye anlayışından arındırarak kabul ettiğini, Müslüman zihniyeti bu şekilde oluşturduğunu ve her şeyi yerli yerine oturttuğunu bilmemiz gerekir.

Onun için bu görünmez varlıkların varlığını ve işlevini pozitivist bir anlayışla inkâr etmek doğru olmadığı gibi, onlara cahiliye anlayışındaki işlevi yüklemek de doğru değildir Yukarıda örnek olarak verilen konuların her birinin başlı başına Kur'an'ın verdiği bilgiler ışığında yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir Burada onlardan sadece Hz.

Peygamber'in büyülendiğini anlatan ve cahiliye anlayışının bir yansıması olduğu açık olan bilgilerin Kur'an açısından kabul edilemez olduğunu belirtmeye çalışacağız! Arap dilinde " cenne" fiili, örtmek, gizlemek, saklamak, anlamındadır.

Cin, cân, cenin vb isimler de örtülü, gizli, saklı olan anlamındadır Cunûn/delilik, aklın örtülüp devre dışı kalması anlamında olduğu gibi, Mecnûn/deli de aklı örtülüp devre dışı kalmış anlamındadır.

" Cenne aleyhi'l-leylu: gece onu örttü/karanlık oldu" ( Enam 6/76) âyetinde olduğu gibi gecenin varlıkları karanlığı ile örtmesi de bu anlamdadır Mecnun ve Cunnetun, vücudu silaha karşı örten/kapatıp koruyan kalkan, zırh, siper demektir" ( Kur'ani hayat, İ.

Sarmış) Netice olarak; Tarihi rivayetlere göre, Yahudi Lebid b A'sam tarafından büyülendiği iddia edilen, Resulullah (sav)'in hastalandığı, günlerce, hasta yatağında yatmış olduğu doğrusu, vahye, sahih nebevi haberlere, akla ve peygamberin " ismet" sıfatına uygun düşmemektedir Evet, sevgili peygamberimiz (sav)'e değil bir tane Yahudi Lebid b.

A'sam değil, yüz binlercesi de büyü, sihir, nazar ve benzeri tehlikelerle kuşatmaya çalışmış olsalardı, vallahi, tümünün plan, entrika, hile ve desiseleri boşa çıkacak, tamamı yüz üstü yerlerde sürüneceklerdi ve sürünmüşlerdir! Onun içindir ki, bu mevzuda İslam aleminde, yıllardan, asırlardan beri bu tür şeylerle oyalanmakta, kandırılmakta ve böylesi paranoyalarla birileri çıkar sağlamaktadır!.

Ülke sokaklarında, mahalle aralarında, bir kısım cinciler, cindarlar, büyücüler, muskacılar, saf insanları kandırarak, zengin olmaktadırlar Halbu ki, tüm işleri, insanları kandırmak, göz boyamak, dalavere çevirmektir!.

Son söz olarak, şunu demek istiyorum: Resulullah (sav), alemlere rahmet olarak gönderilen bir elçi olduğu için, hem insanların, hem cinnilerin peygamberidir Ona, ister insanlardan, isterse cinnilerden olsun, hiç bir kimsenin büyü yapması, sihir uygulaması mümkün olmamıştır!.

Rabbimiz!.

Aziz milletimize bu mevzuda akıl, fikir ve Kur'anî düşünce lütfetsin! Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık