Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

PÎR-İ TÜRKİSTAN!..
    " Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de." ( Yûnus sûresi, âyet 62)
 
    " Onlar, iman edip de takvâya ermiş olanlardır." ( Yûnus sûresi, âyet 63)
 
    Zikredilen bu ayeti kerime de; bir önceki ayette geçen " Allah dostları"nın (evliyaullahın), Allah'ın kendilerine böylesine mukaddes bir unvan vermesini sağlayan özelliklerini iki kelime de özetlemiştir. İman ve takva.
 
    Çünkü iman, bütün bâtıl ve yanlış inançlardan sıyrılarak gerçeğe, hakka ulaşmış olmanın, takvâ ise her türlü sapık ve kötü yollardan, başıboş ve hayvanî yaşama tarzından arınarak, kalbi Allah'a teslim etmenin, hayatı O'nun yasalarına göre düzenlemenin ve böylece bir ahlâk disiplinine girmenin ifadesidir.
 
    İşte Allah dostları, iman ile marifetullaha ve takva ile de üstün ahlâka ulaşmış olduklarından, 62 nci âyette de buyurulduğu gibi, her türlü korkudan, üzüntüden, kederden ve yeisten kurtulmuşlardır. Çünkü onlar, en üstün kudret olan Allah'ın dostluğunu ve himayesini kazanmışlardı. Şu ayeti kerimeye dikkat edelim:
 
    " Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır. Allah'ın sözlerinde asla değişme yoktur. İşte bu, büyük kurtuluşun kendisidir." ( Yûnus sûresi, âyet 64)
 
    Bu ayeti kerimeden, müfessirlerin ifadelerine dayanarak şunu anlıyoruz: Âyette zikredilen dünya hayatındaki müjde, Allah dostlarına Allah'ın Kur'an'daki müjdeleri ve peygamberlerinin vermiş olduğu müjdeler ile onlara gösterdiği sâdık rüyalar  ve ölüm anındaki meleklerin müjdeleridir.
 
    Ahiretteki müjdeleri ise, meleklerin onlara gelerek, mutlulukları hakkında verecekleri müjdeleridir. Allah'ımız; o kullarından eylesin!.. Âmin!..
 
    Allah dostları dedim de, bu kısacık konumda, " Pîr-i Türkistan" Ahmed Yesevi Hz.lerinden bahsedeceğim!.. Malum olduğu üzere, 1993 yılı, ülkemizde " Pir-i Türkistan" yılı ilan edilmişti. Bu maksatla, " Pîr-i Türkistan" isimli şiirimi, (12.04.1993) yazmıştım!.. İsterseniz, o şiirimi sizlere arzedeyim:
 
    " Gönüller fâtihi, canım efendim,
       Sana duâcıyız, pîr-i Türkistan.
       Aşkın ve sevginin, menbaı sensin,
       Huzur verdin bize, Pîr-i Türkistan!..
                          ....
       İslâm'ın, (Türklüğün) manevî, rehberi sensin,
       Toplum cihad yapsın, nefsini yensin,
       Tekbirler, tahmîdler, tesbihler densin,
       Ruhuna çok selam, Pîr-i Türkistan!..
                             ......
       Yatır yatır, kubbe kubbe erlerin,
       Ahiler verdiler, canın serlerin,
       Ezanlar okunur, kutsal yerlerin,
       Selam sana bizden, Pîr- Türkistan!..
                            .....
       Ahfadındır, efradındır, bu millet,
       Şu asil topluma, yakışmaz zillet,
       Kemali, hürmetteyiz, edersin himmet,
       Bize şeref verdin, Pîr-i Türkistan!.." ( Ş. Özdemir, 12.04.1993)
                             --------
 
    Pîr-i Türkistan, hoca Ahmed Yesevi (ra); Ebu Hanife ve Matüridi fıkıh ekolüne mensup, babası Ali el- Mürtezâ'nın soyundan olan " Şeyh İbrahim", mürşidi ise Hanefî âlimlerinden Nakşibendi Şeyhi Hâce Ebû Yakûb el- Hemedani'dir.  Babası Hace İbrahim'in nesebi Hz. Ali'nin oğlu Muhammed bin Hanefiyye'ye dayanır.
 
    Hicri 5 nci asrın ortalarında, Türkistan Cimkent şehrine bağlı Sayram kasabasında, kimi kaynaklar ise, Türkis tan Yesi şehrinde doğduğu rivayet olunmaktadır.  7 yaşında annesini kaybeden Hoca Ahmed Yesevi, babasını da kaybedince Ablası Gevher Şehnaz tarafından yetiştirilmiş, ablası ile birlikte Sayram'dan daha sonra Türkistan adını almış olan Yesi şehrine göçmüştür.
 
    Hoca Ahmet Yesevi'nin babası Hace İbrahim Şeyh öldükten sonra mânevi babası olarak kabul edilen ve bilinen Arslan Baba'dan ders almaya başlar. Bir şiirinde, yedi yaşında iken Arslan Baba'nın kendisini bulduğunu şöyle dile getirilir:
 
    " Yedi yaşında Arslan Baba'm arayıp buldu./Gördüğü her sırrı perde ile sarıp örttü." Arslan Baba'nın da ölmesinden sonra dini ve genel bilimlerin öğretildiği Hanefi-Matüridilere ait Buhara medreselerinde derslere katılmış, Buhara ve Semerkant'ta, Melâmet'iyye Nakşîbendiyye-Kalenderîyye şeyhi Hâce Yusuf ( Yûsuf'u Hemedânî) (440/1048-49-535/1140)'nin müridi oldu.
 
     Pîr-i Türkistan, Hoca Ahmed Yesevi (ra); her alanda kendisini yetiştirdikten sonra, Kur'an ve Sünnet doğrultusunda talebe yetiştirmeye, insana, insanlığa, topluma hizmet etmeye başlamıştır!..
 
    Tahta kaşık ve kepçe yaparak hayatını devam ettiren Pîr-i Türkistan hoca Ahmed Yesevi, Buhara, Semerkant, Türkistan diyarlarını aydınlattığı gibi, ilmi, görüşleri, düşünceleri, ilhamı, keşfi kerametleri her tarafa ışık saçarak, Anadolu, Rum diyarlarını, Balkanları ve her tarafı aydınlatmıştır.
 
    Hikmet adı verilen kitabında, öz Türkçeye sonsuz değer verdiği, arapça, farsça bilmesine rağmen, şiirlerini, beyitlerini, ilmini Türkçe ile yansıttığı bilinmektedir. Dün olduğu gibi, günümüz dünyasında da, Türkistan, Anadolu, Azerbaycan, Irak, Suriye ve benzeri  yerlerdeki Türkler, Pîr-i Türkistan hazretlerini yakinen tanımakta, ilke ve prensiblerine sıkı sıkıya bağlı oldukları  görülmektedir.
 
    Pîr-i Türksitan Hoca Ahmed Yesevi denilince, hemen aklımıza Hacı Bektaşi Veli, Taptuk Emre, Perendevi, Yunus Emre, Ahi Evran, Muhammed Danişmend, Muhammed Buhari, ( Sarı Saltuk), Zengi Ata, Tac Ata, vb. binlerce ehli keramet sahibi şeyh akla gelmektedir.
 
    Yani, Anadolu'nun her neresine gitmiş olsak, orada, bir Pîr-i Türkistan ermişine rast gelmemiz mümkündür. Örneğin, Deliorman'da Demirci Baba, Niyazabadda Avşar Baba, Merzifon'da Pir Dede, Bulgaristan Varna-Batıova'da Akyazılı, Bursa'da Geyikli Baba, Abdal Musa, İstanbul Unkapanı'nda Horos Dede, Yozgat'da emir Cin Osman, Tokat'da Gaj Gaj Dede, Zile'de şeyh Nusret, Amasya'da baba İlyas vb. ehli keramet..
 
    Netice olarak;
 
    Pîr-i Türkistan hoca  Ahmet Yesevi'yi; iyi anlamak, şiirlerini, beyitlerini, hikmetini okumak lazımdır!.. Zaten, günümüz dünyasında meşayihlik adına ortalarda dolaşmakta olan, Tv.larda Çörek otu satıcıları, otçul reklamcılar mideleri bulandırmakta, halka halka olmuş şekilde, sadece şekilcilikten ibaret olan zikir görüntüleri hoşumuza gitmemektedir.
 
    Bunun sebebi ise, okumamışlık, Kur'an'dan ziyade, Sünnetten ziyade, taparcasına, ubudiyette bulunurcasına şeyhe tabi olanlardır!..
 
    Dünün müridanı, Kur'an'a ve sünnete tabi olmuş şeyhlerin etrafında kümelenirken, eğitim-öğretim, tedrisat yaparken, günümüz müridanı ise, alabildiğince, ilimden, irfandan, İslam ve Kur'an'dan kaçmaktadırlar!..
 
    Hatta, kimileri, dünyevi menfaat uğruna, şeyhin çıkarı, menfaatı uğruna, onu göklere çıkarmakta, peygamberi bile sollatarak arşa yükseltmektedirler!..
 
    Oysa, Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevi'de kucaklayıcılık, sevgi, saygı, kulluk bilinci hakimdi!.. Yetiştirmiş olduğu halifeleri, Hacı Bektaşi Veliler, Taptuk Emre'ler vb. meşayihler bu işin göstergesidir. Bilhassa,
 
    Günümüz dünyasında, Kur'an ve Sünnet adına, Pîr-i Türkistan'lara çok çok muhtacız!.. Gönlümüz arzu ediyor ki, Pîr-i Türkistan Üniversiteleri ülkemizde de inşa edilsin, merhum Hamdi Mert vb. ilim erbabı orada hakka yürümüş olsunlar!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
 
   
   
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık