ayyıldız vekaletle kurban kampanyası
ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

RAMAZAN AYI, PLANLI YAŞAMAK AYIDIR!..
" İnkâr edenler: Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi? dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık ( parça parça indirdik) ve onu tane tane ( ayırarak) okuduk." ( Furkân sûresi, âyet 32)
 
    Hayatı boyunca planlı, proğramlı, metodlu yaşamak gayreti  içerisinde bulunan her Müslüman, tabii ki, bu ramazan ayında da, dolu dolu , içerikli, Kur'anî emirler doğrultusunda, kendisi için, aile bireyleri için güzel, imrenecek, yaşanacak, takvaya dayalı  bir ramazan plan ve proğramı yapacaktır!..
    Bir kere, ramazan ayını dolu, dop dolu geçirmek için, her mümin, arapca ve Türkçesiyle beraber bir hatim indirmelidir. Bu durumu, bütün aile fertlerine tavsiye ve teşvik ederek, onların da, mutlaka aynı şekilde hatim indirmeleri , hatim okurken, yanlarında kısa, öz bir tefsirinde bulundurulması faydalı olacaktır.
    Hatim indirilirken, zaman zaman aile bireyleri ile  beraber, lüzum eden ayetler üzerinde fikir teatisi, bilgi alış-verisi yapılmalıdır.
    Bütün hayatı ramazan yapmak için, ayları, geceleri kadir bilmek nedeniyle gerek misafirlerle, gerek aile içerisinde ve gerekse arkadaşlarla birlikte,  dini güncel mes'eleler, Kur'anî bir toplum, Kur'an'ın okunması, anlaşılması ve yaşanması hususunda güzel güzel ilmi tartışmalar, sohbetler yapılmalıdır.
    Ramazan ayı süresince, mümkün mertebe evde, camide cemaat halinde namaz kılmaya özen gösterilmeli, sahurdan sonra evlerde bile cemaat olarak sabah namazları eda edilerek, namazdan sonra kısa bir müddet istirahata zaman ayrılmalıdır.
    İftar davetlerinde, lüksten, israftan, şişirilmiş, görkemli sofralardan ziyade, konu-komşumuzun da davet edildiği, fakir, miskin insanlarında bulunduğu, eş, dost akrabaların da hazır bulunduğu iftarlar yapılmalıdır.
    İnfak, fıtır sadakası, zekat ve diğer yardımlaşma, hususlarında, yine Kur'anî emirler referans alınarak böylesi mühim, ciddi bir konu ifa edilmelidir. Yani, kaçamak yollara baş vurmadan, kuruşculuk yapmadan fakirlerin, garibanların içerisinde bulunduğu zor durum hesap edilerek bu ulvi görev yerine getirilmelidir. Şu alıntımı birlikte okuyalım:
    Konumuz başında zikredilen ayete dönecek olursak:
    " Bunun anlamı şudur, bizler de kalbimize yerleştirmek istiyorsak, aynı şekilde ayet ayet, üzerinde anlamak için düşüne düşüne okumalıyız. Bir an önce bitirelim, hatim yapalım, her harfine şu kadar sevap alalım anlayışı ile yüz yıl okusak bile bu okuyuş, bir tek yanlışımızı düzeltmez ve bize bir doğruyu öğretmez.
    Böyle bir okuma biçimi dünyada sadece Müslümanlara mahsus bir okuma biçimidir. Çünkü insanlar bir şeyi öğrenmek için okurlar. Müslümanlar ise Allah'ın kitabını sadece okumak için öğrenirler ve bir ömür de sadece okumak için okurlar, ama bu okuyuştan hiç bir şey öğrenmeden...
    Böyle bir okuma ne Allah'ın kullarından istediği okuma biçimidir, ne de Peygamber'imizin ve arkadaşlarının okuduğu okuma biçimidir. Bir ömür Kur'an'ı anlamamak için pasif bir direnmeden başka bir şey değildir.
    Kur'an'ı artık tecvidiyle de okuyorum diyen kimseye, bir kez de mealinden okuyup o ayetlerde Allah bizlerden ne yapmamızı istediğini görmüş öğrenmiş olursun denilen kimsenin cevabı aynen şöyle idi: " Onu okumaya vaktim yok."
    Çünkü bu insanların adeta beyinleri yıkanmıştı. Bir ömür hatırı sayılır " hoca efendilerden" (!) meal okumanın sevap olmadığını dinlemişlerdir. İnsanlar Kur'an'ın mealini okuyup Allah'ın ne dediğini anlayacak olurlarsa belki, kendi imparatorluklarının temelleri sarsılacak, âlimliğine zarar gelecek...
    Halbu ki düşünmeli değil miyiz? Allah bu kitabı sade okunmak için mi gönderdi? Yoksa başka bir amacı mı var? Halbu ki okuduğumuz ayetlerden yüzlerce defa :
    " Hala düşünmeyecek misiniz, hala akletmeyecek misiniz, düşünen bir kavim için ayetlerimizi böyle açıklıyoruz" buyrulmaktadır.
    " Düşünüp anlayasınız diye gerçekten biz, onu Arapça bir Kur'an kılmışızdır." ( Zuhruf 43/3)
    " Biz her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik ki; onlara, apaçık anlatsın. Bundan sonra Allah, dilediğini ( dileyeni) saptırır, dilediğini ( dileyeni) de doğru yola iletir. Ve O; Aziz'dir, Hâkim'dir." ( İbrahim 14/4)
    Anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik." ( Yusuf 12/2)
    Bu ayetlerle birlikte daha onlarca ayette Allah kitabının anlaşılmasını ve üzerinde düşünülmesini istiyor. Kur'an ayı olan bu ramazanda, Kur'an'ı anladığımız dilden ve ayetleri üzerinde düşüne düşüne okumaya çalışalım.
    Bir de böyle " hatim" yapalım. Sonra durup düşünelim şimdiye kadar habersiz kaldığımız ve bu hakikatlerden habersiz yaşamanın bizde meydana getirdiği erozyona bakalım. O zaman iki halimiz arasındaki farkı çok acı ama derinden hissedeceğimize inanıyoruz." ( www.iktibasdergisi.com/huseyinbulbul)
    Her zaman ifade ettiğim gibi, aziz milletimizin haline üzülüyor, kahroluyorum. Ülkemiz de, binlerce hafızlık kursları bulunmaktadır. Hafızlığını ikmal eden her gencimize, tecvid kurallarını, kaidelerini, çekmeleri, çökmeleri, gunneleri, işmamları, idgamları vb. kuralları öğretirken, mes'ele, anlamına gelince, sanki gizli bir el, görünmez bir kuvvet, Kur'an'ın anlamını öğrenmede bizlere mani olmaktadır.
    Arap milletleri kerhen de olsa, az buçuk olsa da, Kur'an'dan az çok bilgi, malumat sahibi olmaktadır!.. Ama, bizim Müslüman-Türk milletine gelince, asırlarca mağdur olmuş, " çok çok oku, sevap alırsın (!)" " her harfine on sevap vardır" " Kur'an'ın anlamı ile meşgul olma, zaman kaybetme" denilerek, din baronları, milletimizi cahil bırakmışlardır.
    Dünyada, hiç bir millet; Türk milleti  kadar saf, masum, kanalgan, kandırılmış, oyuna getirilmiş bir millet değildir. Çünkü, kos koca imparatorluk döneminde, her İlçede, her mahallede, her köyde, bir iki tane molla bulunuyordu.
    Söz konusu mollalar, zaten yeterli bilgiye sahip değil, Kur'an'ı onlarda anlamıyordu. Sadece, mızraklı ilmihal kitabını okuyor, Kesik Baş, Kan Kalesi, Battal Gazi, Muhammediye vb. uydurma kitapları insanlara okuyarak, onların beyinlerini uyuşturuyor, Kur'an'ın anlamı konusunda set, baraj, engel rolünü oynuyorlardı.
    Halbu ki, geçen geçmiştir, imparatorluk böylece bitti, tükendi, kendi kendini yiyip bitirdi. Hiç olmazsa, çağımız, Türkiye Cumhuriyeti, Başkanlığımız, bir devrim, bir inkılap niteliğinde çalışmağa girerek, zihinleri, algıları, hurafeleri sonlandırabilir!..
    Ama, görünen odur ki, zamanımız da bile, bu kadar internet, iletişim, televizyon kanallarının açılmış olmasına rağmen, yine, gelenek hükümranlığını sürdürmekte, ramazan aylarında ve diğer vakitlerde, eski tutumumuz, alışkanlıklarımız, anlamadan Kur'an okumalar, anlamadan, fayda görmeden okumalar aynen, hiç değişmeden devam etmektedir.
    Netice olarak,
    Yukarı satırlarda ifade etmiş olduğum gibi, ne yazık ki, bir gecelik kandil kutlamaları, şişirme, uyduruk, kandil namazları, cennete uçurmalar, cennette huri gılman vermeler, cennette sadece erkeklerin keyifleri, huzurları, hatunların onlara hizmet edecekleri bol bol anlatılmaktadır.
    Bazan oluyor ki, gitmiş olduğumuz camilerde, hocaların hikaye anlatmaları, cenneti erkeklere parsellemeleri, kadınların ise, cennette şehvet söndüren bir meta' halinde anlatılmaları Kur'an'ı okuyan, anlayan ve yaşayan insanları kahretmekte, gönül istiyor ki, " çık git bu hocanın hurafelerini, yalanlarını dinlemeden" arzusu geçmektedir.
    Evet, neslimiz , insanımız, milletimiz Kur'an'ı anlamadan, içeriğine, mesajlarına merak sarmadan, sormadan yaşayıp gitmektedirler. Nereye ve ne zamana kadar?
    Onun içindir ki, neslimizin, bir o yana, bir bu yana savrulmasını önleyemiyoruz!.. Niçin ve neden? Kimi, gencimiz sosyalist, komünist, ateist, dehri, Darvinci olurken, kimileri de, İslam'ı, Kur'an'ı, çağ dışı bilmekte, anlamakta ve onu okumaya yanaşmamaktadır!.. Suçlu kimler biliyor musunuz?
    Ben, sen, o, hocalar, Diyanet, İHL. İlahiyat ve tüm aydınlarımızdır!.. Kürsüye çıkan vaizlerdir, Müftülerdir, imamlardır!.. Son söz olarak, şunu demek istiyorum: Lütfen, elimizi taşın altına koyalım, hiç olmazsa, bundan sonra ramazan planı yaparak, milletimizi Kur'an'la buluşturalım.
    Rabbimiz!.. Aziz milletimize, uyanık, bilinçli, ihlaslı din öncüleri, önderleri lütfetsin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık