Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Rasülüllah'ı Doğru Tanıyabildik mi?
 RESULULLAH (SAV)'İ; ON BEŞ ASIR GEÇMESİNE RAĞMEN DOĞRU TANIYABİLDİK VE ANLAYABİLDİK Mİ?..
 
 
    " (Ey Muhammed!) Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kez af dilesen de Allah onları asla affetmeyecek. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmelerinden ötürüdür. Allhah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez." ( Tevbe sûresi, âyet 80)
    Yazıma, 1996 yılında yazmış olduğum " O'nun hasretini çekiyor dünya" başlıklı şiirimden iki kıt'a alarak yazımı zenginleştirmek istiyorum!.. Rabbim!.. Kalemimizi, hak yolundan, sahih Nebevi muştulardan uzak etmesin!..
    Senin  hasretini çekiyor dünya!..
   " Kıbrıs can veriyor, her gün, her zaman,
      Batı Trakyalı'm mazlum, oy aman,
      Kerkük'lü kıskaçta, baktıkça utan,
      Sen kara sevdasın, arıyor dünya!..
                               x
      Beş milyon gurbetçi, Batı'da üzgün,
      Harabe Çeçenya, insanlar bezgin,
      Hani BM. Agik, bakıyor süzgün,
      Sen ki, Sürayya'sın, arıyor dünya!.." ( Ş. Özdemir)
    Tevhidi,. Kur'anî olmayan, sahih Nebevi haberlerden yoksun eylem ve filler, inananları, ülkemiz Müslümanlarını mutmain etmemekte, bir arayış, bir çırpınış, bir özleyiş içerisinde bir o yana, bir bu yana koşuşturup durmaktadır!..
    Peki, niçin, neye, nereye koşuyoruz, ne arıyor, neyi bekliyoruz? Yeni bir kitap, yeni bir peygamber gelmeyeceğine göre, beklentimiz, arzuladığımız, özlemini duymuş olduğumuz kara sevdamız nedir ki, gözlerimiz hep yollarda onu bekliyoruz? İsterseniz, şu alıntımızı canü gönülden takip edelim:
    " Hz. Peygamber döneminde örf ve adete dayalı bazı davranışlar bu gün uygulanması gereken sünnet  olarak algılanmaktadır. Halbuki Hz. Peygamber o davranışları o günkü örf ve adet çerçevesinde yapmış ve bunları ibadet kategorisinde değerlendirmeyi gerektirecek herhangi bir kural da ortaya koymamıştır.
    Hz. Peygamber'in yeme-içme , giyim-kuşam v.b. bir çok konuda  örf ve adete  dayalı olarak yapmış olduğu davranışlar, sanki yapılması gereken zorunlu bir sünnet olarak telakki edilmektedir. Bu gün yemek adabı konusunda bazı hadislere dayalı olarak yemeğin masa üzerinde değil, yerde yenilmesi, yemek yiyen kimsenin bağdaş kurarak bir dizinin veya iki dizinin üzerine oturması, tek bir kaptan ve sağ elle yenilmesi, kaşık ve çatalla değil, üç parmakla yenilmesi ve parmakların yalanması gibi daha pek çok Arap örf ve adeti Hz. Peygamber'in bağlayıcı bir sünneti olarak takdim edilmekte ve pek çok insan bunları sünnet olarak algılamaktadır.
     Oysa ki bütün bunlar, o günün örf ve adetleriyle ilgilidir. Hz. Peygamber'in o şartlarda ve o zaman ve mekan bağlamında başka türlü hareket etmesi düşünülemez. Burada yanlış olan , o günün koşullarına özgü peygamber davranışını veya onun adet olarak  uyguladıklarını bu günün insanına peygamber sünneti olarak telkinde bulunmak ve bunları dinin bir parçası imiş gibi göstermektir.
    Hz. Peygamber'in sağ elle yeme emri, o dönemin bir gereğidir. Zira o dönemde gerek su, gerekse temizlik maddeleri açısından imkanlar kısıtlı olduğu için, insanlar sol elle taharetlenip, sağ elle de yemek yiyorlar ve dolayısıyla pislikten ve mikroplardan bu şekilde korunuyorlardı.
    Oysaki bu gün sabun ve bol suyla el yıkandığı zaman sağ veya sol elle yemek yemekte bir mahzur yoktur. Yine yemeğin üç  parmakla yenilmesi de örf ve adet çerçevesinde değerlendirilebilir. İnsanlar hem alışkanlık gereği, hem de kaşık ve çatal gibi aletlerin yaygın olmaması nedeniyle elleriyle yemişlerdir.
    Bu tamamıyla yerleşik örf ve adetle ilgili bir durumdur. Yerde oturarak yemek yeme, parmakla yiyip yalama ve kaşık kullanmaktan kaçınma vb. davranışlarda ısrar etmek ve bunlara sünnet olarak değer atfetmek, Hz. Peygamber'in getirdiği mesaja ve o mesaj çerçevesindeki örnekliğine zarar vermekte, bu tür davranışlar kamuoyunda Müslümanların olumsuz bir imajla yansıtılmalarına sebebiyet vermektedir." (musabagci.com.tr.)
    Tüm bu anlatımlardan şunları anlıyoruz: çağları kuşatmış , evrensel peygamber ve insan olan Hz. Muhammed (sav)'i, dünkü zamanlarda değerlendirmek, o zamanları günümüze taşımak veya o zaman ki, Arapların bir kısım örf ve adetlerini günümüz dünyasında " sünnet" diye lanse etmek, anlatmak mümkün olmayacaktır.
    Tabii ki, toplum bünyesinde yaşamakta olan bir kısım saf, masum, mürit, tarikat ehli insanlar yine o adetleri sünnet diye yaşayıp dursunlar!.. Karşılaştıkları her insana " niçin sakalın yoktur?"" niçin elle yemek yemiyorsun?" " Neden misvakla dişlerini fırçalamıyorsun?" vb. hususlarda öfke dolu nazarlarla itapta bulunmuş olsunlar!..
    Böylesi insanları, bulunduğu çevrenin, yaşadığı ortamın kendilerine vermiş olduğu baskıya, yanlış yönlendirmelere yorumlamak lazımdır!.. Çünkü, böylesi ortamlarda, Kur'an baş tacı edilmiş bir  kitap değildir. Kur'an yükseklerde asılmış, sadece mürşidin altın (!) sözleri baş tacı yapılmaktadır.
    Bir başka örnek : Günümüz dünyasında yaşamın, hayatın, alışkanlıkların, yemenin, içmenin, giymenin, kuşanmanın, hareketin, yolculuğun, bineğin, binmenin vb. zirve yapmış olduğu bir çağda, elle yemek yemekten, yere bağdaş kurup oturmaktan, kaşıkları, parmakları yalamaktan bahsetmek, bunları sünnet(!) miş gibi öne sürmek saçmalık değil de ne olacaktır? Dolayısyal;
    " Kanaatimizce Bu gün Hz. Peygamber'i yanlış anlama, yorumlama ve onun örnekliğinin yanlış algılanmasının altında yatan önemli sebeplerden birisi bu şekilci lafızcı anlayışın İslâm toplumlarına egemen olmasındandır.
    O halde burada yapılması gereken, çağımızın insanına hitap etmeyen ve pratik açıdan da insanlığa hiç bir faydası olmayan taklit ve teşebbühe dayalı peygamber örnekliğini tekrar gözden geçirip, Hz. Peygamber'in davranışlarını illet ve makâsıd açısından ele alan ve ona göre değerlendiren anlayışı etkili kılmak ve onların Peygamber'in örnekliği konusunda teessî, ittibâ ve iktidâ kavramlarını yeniden canlandırmaktan geçmektedir.
    Özellikle çağımızda taklit ve teşebbuhe dayalı peygamberi örnek alma zihniyeti çok fazla geçerli olmasa gerektir. Bazı alimlerin ortaya koyduğu taklit ve teşebbühe dayalı peygamber örnekliği belki ortaçağda yaşayan Müslümanların zihniyet ve dünya görüşü olarak ihtiyaçlarına cevap verse de yirminci yüzyıla paralel olarak bakış aaçıları ve dünya görüşleri farklılaşan modern insanın ihtiyacını karşılaması düşünülemez." ( musabagci.com.tr.)
    Netice olarak;
    Ne acı ki, Kur'an Müslümanlığının ve onun peygamber (sav)'i, 21 nci çağa taşıyamıyoruz!.. Hâlâ, gerilerde, ortaçağ dünyasında dolaşıyoruz.. Oysa, İslam ve onun büyük peygamberi, ne o devrin, ne Arabistan'ın, ne Türkistan'ın nede diğer alemlerin peygamberidir.
    Resulullah (sav) algımız baştan sona değişmeli, onu, zenginlerin üzerinde zengin, fakirlerin yanında fakir, garibanların yanında gariban, kimsesizlerin yanında kimsesiz, yetimlerin, öksüzlerin yanında yetim ve öksüz, miskinlerin yanında miskin, uzaya gidenin yanında uzaycı, fezayı fethe çıkanın yanında fezacı, kalkınmanın yanında kalkınmacı, ilim ve bilimin yanın yanında ilim ve bilimci bir peygamber olarak tanımalı ve idrak etmeliyiz!..
    Öylesi, küçük mes'eleler içerisinde İslam'ı ve sahih sünneti boğmaya hiç bir hak ve hukukumuz bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Kutlu Doğum Haftalarında, onu, göklerde kuşlarla birlikte uçuracağımıza, İsa ile yarış yaptıracağımıza, aklî ve mantıki olarak hareket ederek, İslam'a ve sünnete yeryüzünü dizayn etme şansı tanımalıyız!.. İslam bunun için  vardır, bunun için Allah'tan tarafından din olarak gönderilmiştir!..
    Rabbimiz!.. Bizlere, İslâmî, Kur'ânî bilinç nasip eylesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
    

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık