Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

RESÛLULLAH'a İsyan Edenler
  RESÛLULLAH (sav)'e VE EVLAD-I RESULE İSYAN EDENLER!..
 
    " Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir." ( Nisâ sûresi, âyet 115)
 
    Tarihte, kimler; Resullulah (sav)'e ve Evlad-ı Resulüne isyan etmişse belli ve ümmeti Muhammed tarafından iyi bilinmektedir!..  
 
    Bir kere, muhteşem Resul'ün göstermiş olduğu, pâk, temiz, nezih İslam yolu, sahabe yaşantısı, daha sonraları Emeviyye, Muaviyye ve Yezid tarafından büsbütün değiştirilmiş, hilafetin, seçimle iş başına gelmenin yerini, krallık, hanedanlık, sülalecilik ve saltanat almıştır!..
 
    İş bununlada kalınmamıştır!.. Bu uğurda mücadele veren kimler var ise, örneğin, Resululah (sav)'in mübarek, âli, mualla evladları bir bir aranmış, bulunmuş ve nihayetinde Kerbelâ'da topluca imha edilmişlerdir!.. Hem de susuz, suyun başında, Fıratın kenarında su vermeyerek, şehit etmişlerdir!..
 
    " İmam Hüseyin bir müddet karşıdan gelecek hücumu bekledi. Fakat hiç kimse kendisine hücum etmiyordu. Bir an nazari dikkatini Fırat sahilleri celbetmişti. Şimdi bu sahillerde hiç bir muhafaza tedbiri kalmamıştı.
 
    Susuzluk ateşi, içini yakıyordu. Atının başını Fırata çevirerek yürüdü. Su içmek istiyordu. Şayet bir iki yudum su içecek olursa kuvvetinin yerine geleceğini ve o zaman bu hainlerin pek çoğunu cehenneme gönderebilmek kudretini bulacağını düşünüyordu.
 
    Fakat Ömer bunu farketmişti. Derhal elli kadar süvariyi Fırat ile Hüseyin'in arasına koşturarak: -- Aman su içmesine fırsat vermeyiniz.. demişti.
 
    İmam Hüseyin Fırat'a ulaşmıştı. Atından atlıyarak nehrin kenarına inmiş, çömelmiş, avuçlarını suya daldırarak doldurduğu ellerini dudakları hizasına kadar kaldırmıştı ki Hasir bin Temim'in attığı bir ok vınlıyarak ağzının kenarından geçmiş ve üst dudağını parçalamıştı.
 
    Ok yağmurundan korunmak için gerisin geriye atının yanına koşan Hüseyin bur damla su içmek fırsatını bulamamıştı. " ( İslam'ın  belası Yezid, N. Özgürel, sayfa 462-463)
 
    Allah'tan korkmazlar, utanmazlar, hayasızlar, gözü dönmüş, insanlığını unutmuş, tamamen hayvani hislerine mağlup olmuş zavallılar, kos koca Fırat nehrinden bile, Hüseyin'in istifade etmesine, bir yudumcuk su almasına bile imkan vermemişlerdir!..
 
    Şimdilerde, camii kürsülerinde, minberlerinde, mihrablarında " Ehl-i Sünnet" adına, Muaviye'yi bayraklaştıran, Cübbeliler, görevliler bu cinayetten utanmalı ve hicap duymaları lazımdır!..
 
    Yani, Muaviye ibni Ebu Süfyan, Ehl-i Sünnet geçinecek, Hz. Hüseyin (ra) ve onu sevenler de başka başka firaksiyonlardan olacak öyle mi?.. Yazıklar olsun!.. Utansınlar!..
 
    Evet, bendeniz ve benim gibi milyonlarca Müslüman; Hz. Hüseyin (ra) taraftarıdır!.. Muaviye'nin krallığını, despotizmini, üslubunu, getirmiş olduğu hanedanlığı sevmiyorum ve sevmiyoruz!..
 
    Çünkü; bu krallığın içerisinde katillik, cinayet, içki, karı oynatma, işret, devlet malını çar-çur etme bulunmaktadır!.. Yani, yüce İslam'ı baştan aşağı değiştirme, Resulullah (sav)'in; mübarek, mualla yolunu ortadan kaldırma, tahrip etme bulunmaktadır!..  Hz. Hüseyin'in çekmiş olduğu çileye dönelim:
 
    " Bu sırada Ömer'in ordusu olduğu gibi Hüseyin'in çadırlarına yüklenmişti. Bir kısım yağmacılar, çadırlara girmiş kadın ve çocukları dışarı atarak içerde ne buldularsa yağma etmeğe başlamışlardı.
 
    Kadın ve çocukların feryadını işiten İmam Hüseyin, kendisini saran Yezid askerlerine saldırarak bir yol açıp çadırların bulunduğu yere varmak ve zavallı evladü ayalini bu eşkıyaların taarruzundan kurtarmak istiyordu.
 
    Oklar vızıldayarak geliyor, kimisi Hüseyin'in zırhına çarparak parçalanıyor ve fakat kimisi de mübarek vücudunun  bir köşesinde derin yaralar açıyorlardı.
 
    Ömer bin Saad'de karargâhını bırakmış, artık Hüseyin'in öldürülmekte olduğu mahalle gelerek bu vahşi manzarayı seyretmek istemişti. Çadırların yanından geçerken Hüseyin'in hemşiresi Zeynep önüne atılarak:
 
    -Ya Ömer, senin gözünün önünde Hüseyin bin Fatima katledilecek mi? Bu müthiş cinayetin işlenmesine müsaade edecek misin? Ve sen bu feci sahneyi seyredecek misin? Vallahi bu faciayı gören göz , hiç bir zaman Ulu Tanrı'nın cemalini görmeğe muktedir olamayacaktır."
 
    Diye bağırmıştı. Bu hitap üzerine Ömer göz yaşlarını zaptedememiş ve fakat yüzünü diğer tarafa çevirerek Zeyneb'e cevap vermemişti.
 
    Biraz ilerde müthiş bir boğuşma devam ediyordu. İmam Hüseyin kükremiş aslanlar gibi sağa sola hücum ettikçe eşkıya sürüleri dağılıyor, fakat uzaktan mızraklar ve oklarla ona hücum etmeğe devam ediyorlardı.
 
    Nihayet Hüseyin'in tab ve takatı kesilmişti. Yerde daha bir müddet çarpışabilmek için atından inmiş, yaya olarak savaşa devam etmişti.  O sırada Ömer'in oraya gelmiş bulunduğunu görünce:
 
    --Ey kötü insan, yazıklar olsun sana. Bu kötü iş sana mı düştü? Bu cinayeti sen mi işleyeceksin?" demişti.
 
    Birden havayı yırtan bir ok tam alnına isabet etmişti. Hüseyin oku başından çekip çıkardığı zaman alnından aşağıya doğru bir kan çizgisi yürümüş yüzü bir anda kanlara bulanmıştı.  O zaman etrafına toplanmış bulunan Asilere hitaben:
 
    -" Şu halimi görüyorsunuz. demişti. Ben huzuru Rabbül alemine bu yüzle, alnımdan kanlar akarak ve mazlum bir şehit hüviyetiyle çıkacağım. Bundan sonra Allah size felah vermeyecektir." ( a. g. e. say.463)
 
    Netice olarak;
 
    Düşünmeliyiz ki!.. Bir toprağa, Resulullah (sav)'in, hayatta en çok sevmiş olduğu mazlum ve şehid Hüseyin'in kanı damlarda, düşer de, o topraklarda, huzur, rahat, felah, sükunet ve sekinet olur mu?
 
    Ve, bu gün, Irak topraklarında, Kerbela diyarlarında mutluluk bulunmamaktadır!.. Bendeniz, o mübarek kabirleri iki defa ziyarette bulundum.. Her ne kadar İran hacıları matemli, yaslı sesleri ayyuka çıksa da, asıl olan oraya gelen her Müslüman kardeşin iniltisi, inlemesi, ağlaması, göz yaşı dökmesi bitmeyecektir!..
 
    Ben, Kerbela ahının, vahının biteceğini sanmıyorum!.. Tarih, her ne kadar bitirmeye, mes'eleyi hafifletmeye çalışsa da,  tüm insanlık, bütün Müslümanlar, ortak tepki göstermedikçe, Muaviye ve Yezid'i " Ehl-i Sünnet çizgisi"nden çıkarmadıkça bitmeyecektir.
 
    Çünkü, Muaviye'den, Yezid'den bu yana, alemi İslam, Resulullah (sav)'in, tebliğ etmiş olduğu İslam'ı yaşamamaktadır!..
 
    Mezheplerin, tarikatların öne çıkarmış olduğu, Kur'an'a taban tabana zıt, çelişki dolu bir Müslümanlığı yaşamaktadırlar!.. Her mezhebin ayrı bir dini uygulaması, tatbikatı bulunmaktadır!.. Herkes, " Hak benim" diyor..
 
    Söz konusu ihtilafların, çatışmaların meydana gelmesine, zuhuruna kim sebep olmuştur? Elbette ki, Muaviye ve Yezid'dir!.. Rabbim!.. Ümmete, Kur'anî algı ve bilinç lütfetsin.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık