ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

ÖRTÜNME; HİÇ BİR ZAMAN AVRET PERDESİ OLARAK EMREDİLMEMİŞ, BİLAKİS ŞEREF ŞİARI, İSMET RİDASI, HÜRMET İHRAMI OLMAK SIFATIYLA FARZ KILINMIŞTIR!..

" Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini ( harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler.

Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler Baş örtülerini, yakalarının üzerine ( kadar) örtsünler Kocaları, babaları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları ( mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar ( köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi ve tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler.

Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar ( Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler) Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz" ( Nûr sûresi, âyet 31 ) Ne acı ki, 21 asırda yaşamamıza rağmen, hâlâ, kadının kimliğini, örtüsünü, ridasını, şahsiyetini, yaratılışını tartışmaktayız!.

Onları aşağılamak, ikinci sınıf yaratık pozisyonuna düşürmek, kimliğini daha alt kademelere çekmek için, onların aleyhine olan , uydurma hadisleri, yalan sözleri, deyimleri referans alarak, vaaz kürsülerinde, minberlerde, mihrablarda, kadınların; erkeklere taparcasına itaatinden, hizmetinden dem vurmaktayız!.

Her nereden konuya yaklaşmış bulunsak da, dün-bu gün , ister örtünsün, isterse örtünmesin, ister okumuş olsun, isterse okumamış cahil kadın olsun, onları aşağılamak, derecelerini sıfıra düşürmek için, bir noktada erkeklere köle yapmak için çaba sarfetmekteyiz!! Kadınların örtülerini, tesettürlerini, kıyafetlerini, baş örtülerini, şöyle bağalanacaktı, böyle bağlanması gerekti hususlarından dem vurarak, meselenin bitmesini kat'iyyen istemedik!.

Oysa, asıl konu, hanımların Kur'anî açıdan yetişmesi, bilgi sahibi olması gerektiğini hiç bir zaman güne taşır olmadık ve olmayacağız!.

Yani, dedik ki: " Kadın da okurmuymuş, kadın da, erkekden fazla bilgi sahibi olurmuymuş" kötü, pis, iğrenç düşüncesini bir tarafa fırlatıp atamadık! Keşke!.

Günümüzde kadınların, baş örtüsünün, şöyle bağlanacağını, böyle bağlanması gerektiğini değil de, Hz Aişe (ra)'ın, nasıl bir bilgi yüklü hanım efendi olduğunu, erkekleri irşad ettiğini, erkeklerin müşkil anlarında onları nasıl kurtardığından bahsetmiş olsaydık!.

Maalesef, 21 nci asrın hanımları mağdur, perişan, her bakımdan Hz Aişe'ye göre geri bir dönemi yaşamaktadırlar!.

Maşallah!.

Her türlü, cicili-biçili, envaı çeşit elbiseler, örtünmeler, tesettürler bulunmakta ama, kafa, beyin ve gönül dünyaları ( istisnalar kaideyi bozmaz) tam takır, boş, Kur'an'sız, Aişe'siz, Fatıma'sız, Hatice'siz, Asiye'siz, Meryem'siz bir şekilde yaşamaktadırlar! İsterseniz, bir düğün merasimine, bir sünnet törenine iştirak ediniz!.

Ne göreceksiniz biliyor musunuz? Başların da kıstırılmış, sıkıştırılmış baş örtüleri vardır ama, alt tarafları bağlar gazelidir!.

Utanmamak, hicap duymamak mümkün değildir! Bütün vücut hatlarını belli eden kot pantolonlar, vıcık vıcık çoraplar ve neler neler!.

Sözün burasında Hz Aişe'den kısaca bahsedelim: İlmî Mevkii!.

" Hz Aişe, Arabların nesep ve tarihleri üzerinde mütebahhir bir zât olan olan babası Hz.

Ebu Bekir'in evinde büyümüştü Daha sonra vahiy kaynağına geçti İlim membaına en yakın kimse sayılabilirdi.

Bu bakımdan, başkalarına nasip olmadık bilgilere sahip oldu Bilmediği ve anlamadığı herşeyi Peygamberden soruyordu Bu öğrenme imkânlarını, yüksek zekâ ve ilim aşkıyla en geniş ölçüde kullanan Hz.

Aişe'nin, Peygamber'in vefatlarından sonra bir yarım asır Sünnet kaynaklığı yapmış olması, kendisinden rivayet edilen hadislerin de binlere ulaşmasını mümkün kılmıştır Aralarında Halifelerin de bulunduğu en büyük Ashâb, pek çok müşkilin halinde ona başvurmuştur Ebû Mûsa'Eş'arî ( ö.

50/670?), ki çeşitli valiliklerde de bulunmuş ilk Müslümanlardandır: " Hz Peygamber'in Ashâbı, herhangii bir meselede şüphe etseler ve onu Âişe'ye sorsalar, muhakkak buna dâir bir bilgi bulurlardı" diyor.

Hz Âişe'den ilim alanlardan, Kûfe fakihi Mesrûk ( ö62/682): " Hz.

Muhammed'in ileri gelen Ashâbını gördüm, Hz Âişe'der ferâiz soruyorlardı" müşahadesinde bulunuyor Yine Hz.

Âişe'den feyz alanlardan, Mekke'nin meşhur âlimi Atâ ibn Rebâh'ın ( 25-114/ ö 46-732) Ona olan hayranlığı pek derindir: " Âişe, diyor, insanların en fakihi, en âlimidir" Kaynaklarımızda diğer pek çok âlimin bu kabilden beyan ve takdirleri hayli yekûn tutmaktadır İlmî faaliyeti: Hz Âişe sâdece hadis -nakilcisi değil, aynı zamanda müfessirdir, fakih ve hatipdir.

Devrinin Arab târihi, Ensâb, Şiir ve Tıb sahalarında derin bilgi sahibidir Rivâyet ettiği hadislerin şuuruna ermiş bulunduğu gibi, kendisine ulaşan rivayetleri de, yüksek İslâmî kültürüne göre değerlendirmekte ve râvîleri kim olursa olsun, bunlardan yanlış veya Hz Âişe'nin İslâm ilmine yaptığı hizmetlerin belki de en büyüğünü, işte bu çeşid rivayetlere yaptığı tenkitleri, yâni Hadis ıstılâhiyle: İstidrak'leri teşkil eder.

Bunları İslâm âlimleri müstakil kitablarda toplamaya çalışmışlardır" İşte, Hz Aişe (ra) böyle bir hanım efendidir!.

Öylesine, içi boşaltılmış baş örtülerinin peşine takılmış, onu bilinçsizce kullanan hanımlardan değildi Örtüyü, baş örtüsünü, falan istedi diye değil, politika istemiş olduğu için hiç değil, bilakis şerefi için, ismeti için rida olarak kullanıyor, tesettürü hürmet ihramı olarak kabul ediyordu.

Onun içindir ki, günümüz dünyasında, bilhassa ülkemizde, kadın vak'aları, kadını dövme, öldürme, sokağa atma, elini, kolunu kesme, hurharca cinayetlere kurban etme hadiseleri bitmemektedir Ve hem de, bitmeyecektir!.

Tepe noktalarda bulunan zat-ı muhteremler, Kur'an'da kadın algısını öne sürerlerse, araştırırlarsa, " kadın fıtratında eşittir" derlerse, işte o zaman, Türkiye'miz de, kadın-erkek kavgaları, sürtüşmeleri, cedelleşmeleri sona erecektir! Netice olarak; Tüm bu tür makalelerimde de arzettiğim gibi, hanım efendiler, tıpkı Hz.

Aişe (ra) gibi, mescidlerde yerlerini almaları, Cuma namazlarına katılmaları lazımdır Çünkü, camiler, erkeklerin babasının malı değildir!.

Hanımların da, camilerden istifade etme, sevap kazanma, bilgi edinme hakları bulunmaktadır!.

Gelenekçi hoca, her ne kadar kendilerini camiden kovmaya, dışarı atmaya çalışmış olsalar da, direnmeleri, direnç göstermeleri, dini, imani, tarihi, vicdani bir mesuliyettir! Tesettür de öyledir!.

Tesettürün, örtünmenin bir gayesi, hem de ulvi bir hedefi bulunmaktadır!.

Sıradan, basit bir şekilde başı kapatıp, orada, burada yakışıksız davranışlarda bulunmak değildir! Diğer taraftan, tesettürlü hanım efendiler bilgi yüklü, dolu dolu , Kur'an'a dilbeste hanımlardır!.

Mahalle aralarında tesbihçilik yapmak, el almak, gazeller, ilahiler söyleyerek, boş ve saçma avuntular içerisinde yaşamak hiç değildir!.

Rabbimiz! Tüm annelerimize, ailelerimize, kız kardeşlerimize İslâmî, Kur'ânî bilinç lütfetsin!.

Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık