Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Şehid Olmak için Dua Eden Padişah
SAVAŞ MEYDANINDA, ŞEHİD OLMAK İÇİN DUA EDEN BİR PADİŞAH!.. BİRİNCİ MURAD HAN!..

    "Nerde olsam karşıma çıkıyor bir kanlı ova,
      Sen misin yoksa hayalin mi vefasız Kosova.
                                         .....
Hani binlerce mefahirdi, senin her adımın,
      Hani sinende, yarıp geçtiği yol Yıldırım'ın,
                                        .....
      Hani asker, hani kalbinde yatan şah-ı şehid?
      Söyle Meşhed? Öpeyim secde edip toprağını,
      Yok mudur Murad'ın, sende iki üç damla kanı?" ( M. Akif)

Gelmiş, geçmiş, tüm ecdadımızı hürmet, saygı ile, yad eder, makamlarının cennet olmasını dilerim!.. Küçük bir Söğüt beyliğinden, kos koca bir cihangir imparatorluk çıkarmak ne demektir? Hem de, bir çok  ülkeyi kapsayan, milyonlarca kilo metreyi içerisine sığdıran bir cihan devleti!..

Dile kolay!.. Bu gün birileri kalkıp, ileri, geri konuşuyor!.. " Yoksa Osmanlı şöyle idi, yok böyle idi" vb. kabilden yersiz, tuhaf, içeriksiz, boş laflarla mide bulandırmaya çalışılmaktadır!..

Aslında, onlara, laf ebelerine sormak gerekir: " Sen, ne yaptın ki, böyle çirkin, müfterice laflar ediyorsun?" demek lazımdır!..  Böylesi, taharetsiz, cenabet insancıklar konuşacaklardır!.. Hem de utanmadan ve sıkılmadan!.. İsterseniz, onlara bir örnek verelim: Şehid birinci Murad Han'dan!..

" Savaş, Duâ ve Zafer..
    Priştine'nin güney batısındaki Kosova sahasında, müttefik haçlı kuvvetleri ile Osmanlı ordusu karşı karşıya geldi. Müttefikler, yaklaşık yüz elli bin kişilik bir orduya sahipti. Osmanlı ordusu ise, ancak altmış bin kişi idi.

Pâdişah, 8 Ağustos 1389'da Kosova ovasına girdiğinde ortalığı tozu dumana katan bir fırtına ile karşılaşmıştı. Öyle müthiş bir fırtına ki âdeta göz gözü görmüyordu. İşte o gece Berât Gecesi idi. Murad Han, iki rekât namaz kıldıktan sonra, göz yaşları içinde şu duâyı yaptı:

"Yâ Rabbi! Bu fırtına, şu âciz Murad kulunun günahları yüzünden çıktıysa, mâsum askerlerimi cezâlandırma!..

    Allâh'ım! Onlar ki buraya kadar sadece Sen'in adını yüceltmek ve İslâm'ı tebliğ etmek için geldiler!..
    İlâhî! Bunca kerre beni zaferden mahrum etmedin. Dâimâ duâmı kabul buyurdun. Yine sana ilticâ ediyorum; duâmı kabul eyle! Bir yağmur nasîb eyle! Bu toz bulutu kalksın. Kâfirin askerini âşikâr görüp, yüz yüze cenk edelim!..

    Yâ İlâhî! Mülk de, bu kul da Sen'indir. Ben âciz bir kulum. Benim niyetimi ve esrârımı en iyi Sen bilirsin. Mal ve mülk maksadım değildir. Yalnız Sen'in rızanı isterim.

 
    Yâ İlâhî! Bu mümin askerleri küffar elinde mağlûb edip helâk eyleme! Onlara öyle bir zafer lütfet ki, bütün Müslümanlar bayram eylesin!. Dilersen o bayram gününde şu Murad kulun yolunda kurbân olsun!..
 
    Yâ İlâhî! Bunca Müslüman askerin helâkine beni sebep kılma! Bunlara yardım eyle ve zafer bahşeyle! Bunlar için ben canımı kurban ederim; yeter ki Sen beni şehîdler zümresine kabul eyle!.. Asâkir-i İslâm için teslim-i ruha râzıyım. Tek ki, müminlerin uğruna benim ruhum fedâ olsun. Beni gâzi kıldın. Sonunda da lütfen ve keremen şehid eyle! Âmin!." ( www.islamveihsan.com)
 
    Şehid Murad Han'ın iki duası da; Allah tarafından kabul edilmiş, birincisi , Kosova ovasında o anda meydana gelen toz dumanın rahmet dolu bir yağmurla ortadan kalkması ve her tarafın güllük gülistanlık olması!..
 
    Murad Han'ın ikinci duası da, şehid olmaktı!.. Kosova ovasının asude bir hale gelmesinden sonra, iki ordu karşılaşmış, Murad han, içten, gönülden, kalbinden yaradana dua ederek, askerlerine şöyle  hitabede bulunuyordu:
 
    "- Yiğitlerim! Bugün gayret günüdür. İbrâz-ı hamiyyet vakti, erlik zamanı ve mertlik demidir... Bunca senedir vatan sizinle fahreder. Şimdi dahî sizden cihana yayılmış bulunan şan ve şerefle dolu geçmişimizi te'yid edecek büyük muvaffakiyetler bekler.
 
   Bugün mehâbetinizle titreyen şu Kosoca meydanında, bi-iznillâh muzaffer bir şekilde dalgalanacak olan şanlı sancağımızın Macaristan içlerine doğru gitmesini, bundan sonra hiçbir düşman hamlesi durduramayacaktır. Bugün kazanacağımız şanlı bir galebe, bütün Rumeli'nde i'lâ-yı kelimetullâüh'a  sebep olacaktır.
 
    İnsanın ömrü uzun olsa da ebedî değildir. Âkıbet, bitecektir.  Dâim bâkî olan yalnız Allah Azimü'ş-şândır. İlây-ı kelimetullâh ile Cennet'e kavuşmak isteyenlere, işte şu meydân-ı celâdet duruyor. Gâziler! Benimle beraber Allah sadâları ile hücum ve savlet eyleyiniz!" ( www.islamveihsan.com)
 
    Müslüman-Türk ordusu, küffar üzerine bu emirle akıyor ve akıyordu!.. Her tarafta, Tekbir, tehlil, tahmid, salavat coşkusu kanlı Kosova ovasını çın çın çınlatıyordu.
 
    Gümbür gümbür mehteran vuruyor, asker coşmuş, heyecana kapılmış, hangi güç ve kuvvet karşısında durabilirdi ki?
 
    8 Ağustos 1389 seher vakti başlayan saldırımız yani Kosova meydan harbimiz, sekiz saat gibi bir zaman sürecinde bitirildi.
 
    Ulu Hakan 1. Murad Han; şükrane secdesine kapılmış, göz yaşları içerisinde Rabbine ilticada bulunuyordu. Lakin, gönlünde, kalbinde bir his belirmiş, dilinden şu âyeti kerime dökülüyordu:
 
    " Muhakkak ki biz, Allah içiniz ve hiç şüphesiz ki biz O'na döndürüleceğiz." ( Bakara sûresi, âyet 156)
 
    Katil, Müslüman Olacağım diye yaklaştı!..
    Harp meydanını gezmekte olan ulu padişah, yaralılar arasında geziyor, onları teselli ediyordu. Kiminin başını okşuyor, sabır diliyor ve müjde veriyordu.  ancak, ölüler arasından bir yaralı yani bir Sırp askeri ayağa kalkarak:
    " Beni bırakınız; pâdişahın elini öpüp Müslüman olacağım! Ayrıca size bir müjdem var! Kral Leyan da yakalandı. Getiriliyor.." dedi.
 
    İşte, Müslümanlar böyledir. Hünkarın muhafızları, bir an gafletle, getirilmekte olduğu söylenen kralı görmek üzere etrafa bakınırken, yaralı taklidi yapan Sırplı, padişaha yaklaşıp elini öper gibi yaptı ve koltuğunun altından çıkardığı hançerini süratle kaşla, göz arasında Murad Han'ın göğsüne sapladı.
 
    Muhafızlar neye uğradıklarını şaşırmışlardı. Katil Sırp'lıyı orada yakalayıp param parça ettiler ama, ne çare ki, Ulu Hakan 1. Murad Han şehadet şerbetini içmişti.  Onun içindir ki;
 
    Konumuzun başında arzettiğim, Akif'imizin, muhteşem şiiri burada tecelli etmiş, " Nerde olsam, karşıma çıkıyor bir kanlı ova" dizesi gerçek oluyordu.
 
    Netice olarak;
    Hakikaten, şu Balkanlar, Kosova toprakları, Belgrad, Zagrep, Mohaç, Budin, Budapeşte, Viyana toprakları var ya, hala kan kokmaktadır.. Çünkü, kanlı ovalar, kanlı yerler, ecdat hatırasını bağrında saklayan topraklardır.
 
    1 nci Murad Han, son nefesini verirken, ağzından şu kelimeler dökülüyordu:
    " İslâm'ın muzafferiyeti, benim şehid olmama bağlı ise, şehidlik şerbetini nasib buyurmasını Cenâbı Hak'tan duâ ve niyâz etmiştim. Demek ki duâm kabul buyuruldu.  Allah'a hamd ve senâ olsun ki, İslâm askerlerinin zaferini gördükten sonra hayatım son bulmaktadır!.. Ben artık sizleri muzaffer askerlerimi ve devletimi Mevlâ'ma emânet ediyorum."
 
    Bu sözleri söyledikten sonra aziz atamız, ruhunu Allah'ına teslim ederek, cennete uçmuş oldu. Tabii ki, arkasından gelen, yiğitler de, aynı gayeyi, aynı emsalsiz davayı devam ettirmişler, Yıldırım Han; " Bre Doğan! Bre Doğan!" naraları ile, cihadı kesintiye uğratmamışlardır!..
 
    Tüm şehidlerimizi, ecdadımızı, saygı ve hürmetle yâd eder, mekan ve makamlarının cennet olmasını niyaz ederim.
    Şerafettin Özdemir

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık