ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Şeyh Uçmaz Mürid Uçurur

"ŞEYH UÇMAZ, MÜRİD UÇURUR" !.

" Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler.

Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından ( dökülen sözlerinden) belli olmaktadır Kalplerinde sakladıkları ( düşmanlıkları) ise daha büyüktür Eğer düşünüp anlıyorsanız, âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.

" ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 118 ) Yazıma, son günlerde Face'de öne çıkan, sarıklı, cübbeli, yeni yetişmekte olan bir gencin, İsmailağa cemaatının şeyhi, lideri, gavs'ı, kutub'u olan Mahmud Efendi hazretlerini (!), nasıl medhü sena ettiğinden, göklere çıkardığından, yere, göğe sığdıramadığından, onun yeryüzünü, kainatı kapladığından, tüm alemleri kucakladığından bahsettiğini hatırlatarak, yazıma, bu günkü konuma başlamak istiyorum Halbu ki, benim gibi bir faninin, tarikatlarla, tarikat liderleri ne aldı-verdisi olabilir, niçin eleştirir, ne için böylesi efendi hazretlerini tenkit edebilir ki? Çünkü, Face'de şahit olduğum, dinlemiş olduğum genç gibi, binlerce, tertemiz, İslam'a hizmet ettiğini zanneden Müslümanların şeyhlerini büyüterek, onu yere göğe sığdırmayarak, büyüttüklerini, hem de çok çok yücelttiklerini, hatta, Resulullah (sav)'den bile öte büyüttüklerini, onun ulaşamadığı makamlara, şeyh efendilerinin yükseldiğini dinlediğim için bu satırları kaleme almak zorunda kaldım Ve anladım ki, " Şeyh efendiler uçmuyor da, müritleri uçuruyor" sözünün, kelamının ne kadar yerinde söylenmiş bir gerçek olduğu kanaatine vardım.

Şeyhleri uçuran müritler! " Ölen şeyhlerin kabirlerinde yapılan garip hareketler; bez bağlamalar, eğilmeler ve secdeler de başlı başına bir rezalet tablosudur.

Şeyhlerin bir çoğunun ölmeden tarikatın devamını oğluna, damadına, kardeşine bırakması; genelde, manevi ve maddi sömürü çarkının aile tekelinde tutulması da sayısız garipliklerin bir halkasıdır Oysa dinimize göre emanet ehline verilir, kan bağı olana değil.

Müritlere bile lâyık görülen evliyalık mertebeleri, şeyhlere çok daha abartılı bir şekilde verilir Şeyhlerin kerameti diye öyle hikayeler anlatılır ki Kur'an'da anlatılan bir çok Peygamber mucizesinin bile bu kerametler kadar olağanüstü olmadığı görülür "Şeyh uçmaz, mürit uçurur.

" deyimiyle, halkın arasında ifadesini bulan bu olgu, ayrı tarikatın müritlerinin birbirlerine karşı hava atma mekanizmasıdır En çok ve en büyük kerameti gösteren şeyhin müridi olmanın gururunu tatmak isteyen müritler, her seferinde şeyhlerini diğer şeyhten biraz daha fazla uçurarak, bu yarışı karşılıklı devam ettirirler Hayvanları, insanları canlandıranlar; denizlerin, okyanusların üstünde yürüyenler; aynı anda bir sürü yerde gözükenler; neler vardır neler.

Süpermen şeyhler kalpleri bilir, uzaktan kumandalı yönlendirmelerde bulunur, bir bakışıyla hidayete erdirir, dilediğini cin veya diğer yöntemleriyle çarpar; üfürüğü, tükürüğü, nefesi ile şifalar saçar, dokunuşuyla âlemlere nurlar yağdırırlar!.

Şeyhler bunları yapınca müritlerin ne haddine düşer itiraz etmek, şeyhin lafını tartışmak, aklını kullanmak! Müridin en iyisi gözü kapalı itaat eden ve itaati en çok olandır Bir çok tarikatın etki alanı içinde olanlar; ne yazık ki araştırma ve akletme yerine taklidi ve tabi olmayı gerektiren bu tarikatların düşünceye vurduğu zincirlerden kurtulamamaktadırlar.

Körü körüne itaat, hayatın zevklerinden kendini soyutlama, az gülme, aklı az kullanma gibi özellikler; bir çok tarikatın yerleştirdiği zihniyetin sonuçlarıdır Hatta tahminimizce bir araştırma yapılsa, bugün İslam ülkelerindeki halkın, belli liderleri tartışmasız önder kabul etmelerinin kökündeki sebeplerinden biri olarak da İslam coğrafyasında uzun ve derin etkisi olan tarikatlara ve onların şeyhlerine körü körüne uymayı buluruz " Karı gibi gülmek" gibi hayattan gülerek zevk almayı ve neşeli olmayı hoş karşılamayan deyimlerin çıkış sebeplerinde de yıllarca etki etmiş tarikat terbiyesini bulabiliriz.

Kanaatimizce tarikatların verdiği bu terbiye geleneğe dönüşerek, günümüzde tarikatla alakası olmayanların bile yaşamlarında, farkında olmamalarına rağmen derin etkiler bırakmıştır Çilede medet ummayı ve bir insanı aşırı yüceltip, körü körüne o insana bağlanmayı gerektiren tarikatlar; Kur'an'ın istediği aklını çalıştıran insan modelinin önünde önemli engellerdir Kur'an'a gidip, Kur'an dışında tüm kaynakları, hadisleri, ilmihal kitaplarını, mezheplerin dinini Kur'an'ın önünden süpürmek, nasıl Kur'an'ın anlattığı dinin ortaya çıkmasının bir şartıysa, aynı şekilde tarikatlar da Kur'an'ın anlattığı dinin ortaya çıkıp, dini, şeyhlerin tekelinden kurtarmak için, süpürülmesi gerekenler listesine dahil edilmelidirler.

Böylece dinimizin bağlıları Peygamberimiz'in ve daha sonra dört halifenin döneminde olduğu gibi, Kur'an dışında kaynak kitabı olmayan, cami dışında tekke gibi alternatif kutsal kurumları olmayan, şeyh gibi Allah'la kul arasında aracılık yapan ruhban sınıfı tanımayan, Allah dışında hiç bir varlığa teslim olmayan, kalple beraber aklını da çalıştıran; yalnız Allah'a kul olan kullar olacaklardır" ( tektanricom/Tarikatler) Şimdi, isterseniz aşağıda arzetmiş olduğum yüce kitabımızın ayetlerini bir bir irdeleyip, inceleyelim: Bakalım, tarikat, veli, şeyh, müridizm unsuru nedir, ne değildir bir bir açıklasın!.

"Haberin olsun, halis din yalnızca Allah'ındır O'ndan başkalarını evliyalar edinerek " Biz bunlara yalnız bizi daha fazla Allah'a yaklaştırmaları için kulluk ediyoruz" diyenlere gelince; Allah tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmünü verecektir.

Şu bir gerçek ki Allah yalancı, inkarcı kişiyi doğru yola iletmez" ( Zümer sûresi, âyet 3) " Rabbinizden size indirilene uyun O'ndan başka evliyaların ardına düşmeyin.

Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz" ( Araf sûresi, âyet 3) " Nihayet geldiklerinde Allah: " Siz benim ayetlerimi, ne olduğunu anlamadan/ kavramadan, yalan saydınız/ uygulamadınız öyle mi? Yoksa bu yaptığınız başka nedir ki?" ( Neml sûresi, âyet 84) " Diğer önemli bir sorun, tarikatların bir çoğunun tasavvuf düşüncesini benimsemeleri; bu düşünce adına ortaya konan bir çok güzel şeyle beraber, İslam'ın ruhuyla hiç bağdaşmayacak izahları da, bu düşüncenin ünlü isimlerinin hatırına, kabul etmeleridir Tasavvuf düşüncesinin en ünlü ve en etkili olmuş kişisi Muhyiddin İbn Arabi'dir.

Bakın İbn Arabi şöyle diyor: " Allah beni över, ben de Onu O bana kulluk eder, ben de Ona Bir halde ben Onu ikrar ederim, eşyadaki çokluk ve değişikliği görünce de inkar ederim.

" ( Fususul Hikem) İbn Arabi, buna benzer ifadelerini olduğu kitabının kendisine Peygamberimiz tarafından verildiğini ifade etmiştir Bir çok tarikat bağlısı, kendi anlayışları dışındakileri kolayca " kâfir" ilan eder; İslami anlayış açısından asla kabul edilemeyecek İbn Arabi'nin ve diğer tarikat ile tasavvuf önde gelenlerinin alıntıladığımıza benzer sözlerini ise yorumlayarak kurtarmaya çalışırlar ve bu sözleri eleştirenleri " anlayışı kıt" olmakla ve bu şahısların derinliğini kavrayamamakla eleştirirler.

Ne yazık ki tarikat ve tasavvuf bağlılığı, anlayışları bu kadar köreltmiştir Kur'an adına bahsedilene benzer sözleri eleştirmesi gerekenler, bu şahısların hatırına, bu sözleri İslami anlayışın bir parçası gibi göstererek; Kur'an'ın sunduğu berrak İslam'ı bulandırılmış bir şekilde algılamakta ve başkalarına da algılattırmaktadırlar" ( tektanri.

com/tarikatler) Netice olarak; Beni Ümeyye'nin lideri kral Muaviye'nin, saltanatı, hanedanlığı oğlu, zavallı, kan içici evladı Resûl düşmanı Yezid'e bıraktığı gibi, maalesef, tarikatlarda da, şeyhin ölmesi ile, şeyhliğe oğlunun veya bir yakınının yerleşmesi, seçilmesi, hatırlardan çıkmayacak, belleklerden silinmeyecek bir realitedir Bir diğer dikkat çeken husus şudur: " Seyyid"lik mes'elesidir.

Örneğin; Fethullah hocanın Seyyid olma hususudur Kendisi, bir Diyanet görevlisi olduğu için, görev yapmış olduğu dönemlerde, kendisinin seyyid sülalesinden gelmiş olduğundan, bahsettiği, anlattığı, cemaatlere duyurduğu bir vakıa değildir Ama, ne zaman ki, büyüdükçe, ünlü, namlı bir dini lider pozisyonuna ulaştığı görülünce, baktık ki, hoca efendi, isminin önüne " Es-Seyyid" kelimesini de ekleyi verdi.

Hem de ne güzel yakıştı! Sonraları, büyüdükçe büyüdü, ün, nam, şan sahibi oldukça, isminin önünde veya arkasında da değişiklikler kendiliğinden görülmeye, değişmeye, okunmaya başlanmış oldu.

Bir ara " Dahhak" ismini ilave etti, buda yetmedi , sonraki zamanlarda isminin önüne " Muhammed" ismini de ulamış oldu Yani, tıpkı bunun gibi, maşallah!.

Tarikat dünyasının şeyhleri, pirleri, ağabeyleri, yükseldikçe, ünlerı, şanları her tarafa yayıldıkça, kendilerini daha büyük gösterme adına, " Efendi Hazretleri" " Üstadı Azam" " Şeyh efendi" "Peygamber sülalesi" " Resulullah torunu" vb şekillerde lanse etmeler ve böylelikle milletimizi kandırmalar, ülkemizde zirve yapmış durumdadır.

Halbu ki, Saf, tertemiz, Kur'an bilmez halkımız, söz konusu yüceltmeleri, büyütmeleri, uçurmaları, dünyanın gelmiş, geçmiş en büyük inkılapçısı büyük Ömer'e (ra), yakıştırmazken, Ebu Hanife'yi (ra) böyle bir sıfatla anmezken, şeyh efendileri kaçırmaları, göçürmeleri, uçurmaları her halde tesadüf olmasa gerektir! Ne diyelim? Hayırlı şişirmeler, mutlu uçurmalar! (!).

Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık