Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

ŞEYTAN ACABA KİMİN MÜRŞİDİ!

" Ey iman sahipleri! Hahamlardan ve rahiplerden bir çoğu halkın mallarını uydurma yollarla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar." ( Tevbe sûresi, âyet 34 )

Şeytan; insanlık var olduğundan bu yana, şer olarak, azdırıcı, yoldan çıkarıcı, fitneye, kötülüğe bulaştırıcı, doğru yoldan çıkarıcı, Allah yolundan saptırıcı olarak hep var olmuş, olmaya da, yevm-i mahşer gününe kadar devam edecektir!..

Şeytan; zaten azdırmış olduğu, doğru yoldan sapıtmış olduğu insanlarla bir ilişkisi, bir ilintisi bulunmamaktadır. Onun asıl muhatabı, gözüne kestirmiş olduğu kimseler, inananlar, namaz kılanlar, oruç tutanlar, zekat verenler, hac yapanlar ve hayra hizmet eden insanlardır.

Bir de, kendisinde bir varlık hisseden " ne oldum delisi" zümrelerdir!.. Öylesi insanlar bulunmaktadır ki, etraflarına toplamış olduğu kişilere böbürlenip, kendini büyüttükçe büyütür, koltukları kabardıkca kabarır insanlardır! Onun içindir ki;

Şeytan acaba kimin mürşidi?

" Tarik" Arapça " yol" manasına gelmektedir. Bu kelimeden türetilen " tarikat" ise " yol, yöntem, usul, tarz" manalarına gelir.

" Tarikatlar, Allah'a gitmek için bir yoldur, bir mecburiyet değildir" şeklinde yumuşak izahlarla tarikat bağlılığını tarif eden tarikatçılar vardır.

Fakat bir çok tarikat bağlısı " Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır" şeklindeki uydurma hadisten hareketle; tarikata girmeyi, tarikatın şeyhini mürşit kabul etmeyi dini bir vecibe ve kurtuluşun bir şartı gibi sunmaktadırlar.

Sormak lazım; yüzlerce yıl tarikatların yokluğunda, Müslümanlar eksik Müslümanlar olarak mı yaşadılar? Tarikat şeyhlerinin yaygın olmadığı bu dönemde Müslümanların mürşidi şeytan mıydı?

Kur'an'ın izahları bu yıllara kadar Müslümanların manevi gelişimine rehberlik etmekte yetersiz mi kaldı ki tarikatlara ihtiyaç duyuldu?

Kur'an'a göre Kur'an din adına her şeyi açıklamaktadır. Peygamberimiz ise Kur'an'ın uymamız konusunda kefil olduğu tek insandı.

Oysa tarikatların ürettiği birçok şeyh tartışılmaz kişi ilan edilmiş, bu şahıslara uymak dinin önemli bir şartı gibi kabul ettirilmeye çalışılmıştır.

Bu tarikatların birçok liderinin " asrın müceddidi" veya " Mehdi" veya " İsa" ilan edilmesi, sadece geçmişteki tarikatların değil, günümüzdeki birçok tarikatın da bir gerçeğidir.

Hemen hemen her şehirde, kasabada veya mahallede bahsettiğimiz tiplere rastlayabilirsiniz. Bunların önemli bir bölümü sahip gücü istismar eden; insanların hem ruh dünyasını, hem de kesesini zarara uğratan kişilerdir.

Bu tavırlarıyla, bunların önemli bir kısmı, Kur'an'ın eleştirdiği Musevi ve Hristiyan din adamlarının dinimizdeki karşılığıdır." ( Uydurulan din ve Kur'an'daki din, say. 176-177 )

Hakikaten; insan düşünmeden, kafa yormadan edemiyor. Sahi, Hz. Ebu Bekir (ra)'ın , Hz. Ömer (ra)'ın tarikatı ne idi? Bu mümtaz, seçkin insanlar, " Kadirimi" idi?" Rufaimi" idi? veya " Nakşibendi" tarikatına mensup mu  idiler?

Belki de diyeceksiniz ki, böylesi sorular olur mu, bu tür saçmalık insan zihnini bulandırmak olur!.. Vallahi!.. Başta dört halife-i mürşide olmak üzere, tüm sahabeler, Kur'an'ın bendesi olmuş, Kur'an'ı okumaya, anlamaya ve emirlerini yaşamaya bel bağlamış insanlardı..

Onların öylesi, biraz Hinduizm, biraz Şamanizm, biraz Budizm, biraz Aristo vb. unsurlar içeren yapılanmalara ihtiyaçları bulunmuyordu.. Onlar, Kur'an konuşuyor, Kur'an aksediyorlardı..

Netice olarak;

21 nci asır çağı, " Öze dönüş", " Kur'an'ı anlama" çağı ve dönemi olmalıdır!.. Kur'an; Yüksek yerlerden indirilerek, ellerde, kafalarda, gönüllerde, zihinlerde, idraklerde ve izanlarda yerini almalıdır..

Yerini almalıdır ki, ortalarda dolaşan bencil, egoist, kavuklu, cübbeli, güya Ehl-i Sünnet (!) geçinen, kerametçi geçinen  insanlara ihtiyaç duyulmasın!..

Hem, bendeniz bu tür insanlardan korkmaya başladım.. Bunlar geliştikçe, etraflarına müritler toplandıkça, " güç zehirlenmesi"nden korkuyorum..

Çünkü, bunu 15 Temmuz cunta hareketinde görmüş, yaşamış olduk!.. Bu gün içerisinde yaşamış olduğumuz ülkemiz, niçin bir kaosun, buhranın içerisinde cedelleşmektedir? Tabii ki,

Tarikatçı zihniyet, etraflarında binleri, on binleri görünce, keseleri, kasaları da para ile lebalep olduğu zaman, kafaları allak bullak olmakta, irşad işleri ile, tebliğ işleri ile uğraşacaklarına, millet evlatlarını katle, katletmeye, öldürmeye çıkmaktadırlar!.. Yazıklar olsun!..

Onun içindir ki, tüm bu oluşumları ihtiyatla karşılamak gerekir!.. Maksatları nedir,ne yapmak istiyorlar? diye, araştırmak, bilmek ve tanımak zorundayız..

Zaten, bunlara varıp, ellerini, eteklerini öpmek bir gereksinim de değildir!.. Çünkü, din, " Mehdi"liği, " Mesih"liği kabul etmemektedir. Bir kısım uyduruk hadislerle kendilerine kılıf, savunma mekanizması bulanları kabul edemeyiz!.. Bu din, ne Yahudilik, nede Hristiyanlıktır!.. Bu din, İslam'dır, kitabı Kur'an'dır.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık