Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

ŞİİLİK VE SÜNNİLİK FARKLILAŞMASI

KERBELA OLAYI; ŞİİLİK VE SÜNNİLİK FARKLILAŞMASI!.

" Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiç bir ilişkin yoktur Onların işi ancak Allah'a kalmıştır.

Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir " ( En'âm sûresi, âyet 159) Bu ayeti kerime üzerine, (sahihlik durumu nedir, ne değildir, bilmiyorum:) Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: " Yahudiler yetmiş bir guruba ayrıldı, birinden başka hepsi cehennemdedir Benim ümmetim de yetmiş üç guruba ayrılacaktır, birinden başka hepsi cehennemdedir.

" O kurtuluşa eren gurup kimdir ya Rasûlallah?" sorusuna cevaben : " Onlar benim ve ashabımın gittiği yoldan gidenlerdir" dedi" Malum olduğu üzere, Kerbela acı vak'ası ile, aziz milletimizin uzaktan, yakından bir ilintisi, bir ilişkisi bulunmamaktadır.

Müslüman Türk milletinin Hz Hüseyin severliği, saygısı, hürmeti ve acı duyması, Kerbela olayının vahşiyane bir şekilde meydana gelmesi, bir hiç uğruna Evlad-ı Rasul'ün lime lime doğranması, kılıçtan geçirilmesi, Hz Hüseyin gibi bir civanmertin kafasının zalimce kesilerek, belde belde, ilçe ilçe dolaştırılmasına tahammül edemeyiştir.

Örneğin, Anadolu'da yaşamakta olan Alevi insanların, Sünni insanların, Kerbela cinayeti, zulmü ile bir bağı, bağlantısı yoktur İnsanımızın gönlündeki Hz Hüseyin sevgisi, bu facia sanki Türkiye topraklarında olmuş gibi belleklere yerleşmiş, algılar bu acı ile , bu hüzünle dolmuştur.

" Hz Muhammed'in vefatından sonra çok sonraları ortaya çıkan mezheplerin, tarihi geriye doğru işleterek kendilerini bir şekilde Hz Peygamber'in yaşadığı zaman dilimi ile irtibatlandırma yoluna gitmeleri de, bir başka anakronizm örneğidir.

Hemen her mezhep, kendine özgü bir tarih inşa etme yoluna gitmiştir Yezid'e bey'atı rneddettiği için, Emevi iktidarı tarafından bir rakip olarak gördüğü, tehdit olarak algılandığı için şehit etmiştir Hz.

Ali'nin şehit edilmesini müteakip oğlu Hasan'ın etrafında toplanan Kufeliler, karşılaştıkları ilk çatışmada Hasan'ı yalnız bırakmışlardır Olayların akışını iyi okuyan Hasan, o ortamda " hayatı" tercih etmiş, Muaviye'nin cazip önerilerini de reddetmeyerek siyasetten uzak bir hayat sürmüştür Hasan'ın vefatından sonra gözler Hüseyin'e çevrilmiştir.

Ancak, Muaviye'nin vefatına kadar Hüseyin'in de herhangi bir siyasi faaliyette bulunmadığı bilinmektedir Kerbela travması, Hz Hüseyin'le ilgili Kerbela öncesi durumu perdelemektedir.

Oysa bir olayın öncesini, oluşum sürecini bilmeksizin, o olayı ve daha sonraki gelişmeleri anlamak pek mümkün olmaz Yezid'e bey'at etmeyi reddeden Hz Hüseyin, gizlice Mekke'ye geçer.

Onun bu durumunu haber alan Kufelilerin çuvallar dolusu davet mektupları gönderdikleri kaynaklarda yer almaktadır Mekke'de her ne kadar kendi kabilesinin koruması altında olsa da, gittikçe çemberin daraldığını farkeden Hüseyin Kufeden gelen ısrarlı davetler üzerine amcasının oğlu Muslim b Akil'i Kufe'ye, olup bitenlerin ne kadar gerçek olduğunu, davet mektupların ne kadar gerçeği yansıttığı tahkik etmesi için gönderir.

Muslim b Akil, bir süre sonra Hüseyin'e vaziyetin iyi olduğunu bildiren bir mektup yollar Ancak, daha sonra Ubeydullah b.

Ziyad'ın göreve gelmesiyle birlikte Hüseyin'e destek vereceğini söyleyen Kufelilerin önemli bir kısmı bu desteklerini çekerler Hüseyin'in bu gelişmelerden haberi olmaz Başta üvey kardeşi olan Muhammed b.

El-Hanefiyye olmak üzere pek çok kişinin "Kufelilere güvenilemeyeceği" doğrultusundaki uyarılarına rağmen, olumsuz haber üzerine Hüseyin çoğunluğunu çoluk çocuğun ve yakınlarının oluşturduğu yaklaşık yetmiş kişilik bir kafile ile Kufe'ye doğru yola koyulur O yolda iken Muslim b Akil Kufe'de öldürülür.

" ( Kerbela'yı Doğru Okumak, Hasan Onat) Kufelilerin, çuval çuval gelen davet mektupları, Hüseyin'in (ra)'ı gayrete getirmiş onlara güvenmiş, inanmış ve böylece bu kararla yola koyulmuştur Çünkü, Hz Hüseyin (ra) yola çıktıktan sonra dönmesi, düşünülemezdi.

Dava adamı olmak böyledir Dava insanları, inandıklarını söylemek, yaşamak, yaşatmak için yola çıktıkları andan itibaren, bedenlerinin üzerinde duran, kelleleri kesilmedikten sonra, inançlarından, inandıklarından dönmesi mümkün değildir Daha, Kufe yolunda iken, şairin kendisini uyarmasına, ikaz etmesine rağmen yoluna devam eden, acımasızca şehit edilmesine seyirci kalan Kufelilerin durumunu iyi tahlil etmek gerekmektedir.

Onun şehadeti, günümüz dünyasına kadar adının, rahmetle, dua ile, şanla, şerefle anılmasına, bundan sonrada aynı şekilde övülmesine sebep olmuştur ve olacaktır Hz Hasan (ra), niçin Hz.

Hüseyin (ra) kadar gündemde değil, usulden anılıyor, lütfen konu gereği adı zikredilmektedir? Belki de, Hz Hasan (ra)'da, Muaviye kralına karşı tavır, ciddiyet koymuş olsaydı, Hüseyin (ra), yalnız bırakılmayacak, inandığı davasında, yani, İslam yolunda başarılı olacaktı Kerbela olayında, Hüseyin'in acımasızca şehid edilmesine seyirci kalan Kufelilerin durumunu iyi tahlil etmek gerekmektedir.

Daha önce destek vadeden Kufelilerin bir kısmı para karşılığında,, bir kısmı korkudan, bir kısmı da muhtelif hesaplar sebebiyle desteğini çekmiştir Buradan çıkarabileceğimiz en önemli sonuç; Hüseyin'i Kufe'ye çağıran Kufelilerin Şiilikle alakalarının olmadığıdır İlk Şii fikirleri, belki Kerbela'nın da katkılarıyla, özellikle Mevali ( Arap asıllı olmayan Müslümanlar) arasında, birinci hicri asrın sonralarına doğru oluşmaya başlamıştır.

Kerbela olayı olduğunda Şiilik olmadığı gibi, henüz Sünnilik de yoktur Muaviye ve Yezid Sünni değildir Hz.

Hüseyin'i şehit edenler de Sünniler değildir Kerbela olayı olduğunda Türkler henüz Müslüman olmamışlardır Bu olaydan 50-60 sene sonra Türkler Müslüman olmaya başlamışlardır.

Türkler'in İslam'ı benimsemeleri dört asra yayılan bir süreçler topluluğu sonucunda gerçekleşmiştir Tarih boyunca pek çok şahıs veya grup, kendi kişisel menfaatları için Kerbela olayını kullanmaktan hiç çekinmemişlerdir Bunun en erken örnekleri hicri 64 yılındaki Tevvabun Hareketi ve hicri 67 yılındaki Muhtar es- Sakafi hareketleridir.

" ( Hasan Onat, a ge.

) Netice olarak; 1400 yıldan beri, Hz Hüseyin (ra)'a; Şiisiyle, Sünnisiyle ağlamakta olan İslam dünyası, bundan sonra da hüzün duymaya, mükedder olmaya, mahzunluk kaderini yaşamaya devam edecektir Ancak, bu ağlayış kaderi, kral Muaviye'n, Yezid'in anladığı şekilde var olan, bilinen, inanılan bir kader anlayışı değildir.

O zihniyet, Evlad-ı Rasul'ü topluca öldürmek, yok etmek için , hali hazır " Amentü"nün içerisine " Kadere imanı" sokuşturmuşlardır Ancak, Yukarıdan beri zikredilen, anlatılan Kufe topraklarında, coğrafyasında, yine, kan, göz yaşı ve matem yaşanmaktadır!.

Niçin ve neden? Maalesef, ah alan Irak topraklarına, Evlad-ı Rasul'ün , peygamber torunlarının mübarek ve mualla kanları dökülmüş, söz konusu dökülen kanlar sebebiyle, Irak'taki kaos, kabus, ağlamak, çaresizlik, tutsaklık, kargaşa, tefrika, bölünmüşlük, ayrışmışlık, mezhepçilik, bağnazlık, kitlesel ölümler aynen devam edecektir Rabbimiz!.

Aziz milletimize, Kerbela'yı iyi anlama, algılama ve idrak etme gücü lütfetsin! Her türlü kısır çekişmeden uzak eylesin!.

Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık