Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

ŞİRK VE KABİRLERE PERESTİŞ!..

" El açıp yalvarmaya lâyık olan ancak O'dur.

O'nun dışında el açıp dua ettikleri onların isteklerini hiç bir şeyle karşılamazlar Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir Halbuki ( suyu ağzına götürmedikçe) su onun ağzına girecek değildir.

Kâfirlerin duası kuşkusuz hedefini şaşırmıştır" ( Ra'd sûresi, âyet 14 ) Her zaman vurguladığımız gibi, maalesef, millet olarak, türbelere, yatırlara ve kabirlere karşı aşırı, önlenemez bir pereştijimiz bulunmakta, dini literatürde tevbesi olmayan, affı bulunmayan şirk kokan davranışların içerisinde yaşamaktayız Tabii ki, bu halimiz, bana Kerbela'da bulunan Hz.

Hüseyin (ra)'ın kabrinin etrafında yapılan bir bakıma kabirlere tapınmayı, Abdülkadir Geylani vb binlerce İslam büyüklerinin türbeleri etrafında tezahür eden yanlışları, İran ülkesindeki kabirlere karşı yapılan günahları hatırlatmaktadır İranlı Şii; Kum kentindeki Humeyni'nin kabrine ne kadar perestişde bulunursa bulunsun, Ayatullah Humeyni'yi ne kadar Resulullah (sav)'in önüne geçirirse geçirsin, hiç bir Sünnî akaide mensub Müslüman tarafından nazari itibare alınmayacak, dikkat çekmeyecektir.

Talihsizliğe bakınız ki, Resulullah (sav)'in, sahabe-i kiramın yolunda olduklarının iddia eden ve bu itikada imkan nisbetinde bağlı olmaya çalışan Türkiye Müslümanları arasında, kabirciliğin, türbeciliğin, yatırcılığın revaçta olması bizleri çok çok düşündürmektedir Elbette, bendeniz de, her ne zaman, Ankara'-Ulus semtine uğradığımda, Hacı Bayrama uğrar, ziyaret eder, onun ruhaniyetine Fatiha bağışlar ayrılırım Kendi İlçem Afşin'daki Dede Baba türbesine uğrasam da aynı tavrımı ona karşıda yapar, dua eder, Dede Baba'dan her hangi bir istek de bulunmadan oradan ayrılırım.

Ya Dede Baba türbesi içerisinde, dışarısında birikmiş, felçli, hasta, ruhi sorunlu, beli ağrıyan, başından rahatsızlığı bulunan, çocuğu olmayan, kızı evlenemeyen, oğluna iş arayan insanlara ne demeliyiz? Hal böyle iken; " hangi yatır, hangi türbe " kaça kaç" veriyor? Hangisi " koca"sı olmayana koca, " işi" olmayana iş buluyor? Hangisi " jinekolog" hangisi " psikolog"? Hangisi " KPSS"ye , hangisi " ÖSYY" bakıyor? Her işe ölülerin baktığı, cesetlerin iktidar olduğu, türbeleden yönetilen bir toplum! Alın size " Mezarlık Kardeşliği" Korku filmi falan değil, gerçek.

Ölülerin egemen olduğu bir toplumda yaşıyoruz Her işe onlar bakıyor, her kapıyı onlar açıyor.

Genci, yaşlısı, erkeği, kadını kapısında kul olmuş, mermerine elini yüzünü sürüyor, öpüp okşuyor, avuçlarını açmış yardım diliyor, dua ediyor, önünde sabahlıyor, önünde iftarını açıyor.

Ve gerçekten güveniyor, yürekden inanıyor, hatta eşine dostuna tavsiye bile ediyor Bu nasıl bir sevgi, bağlılık ve sadakat Bu nasıl bir inanç? Bilseniz, mezarda kemikler bile kalmamış, belki de içerisi bile bomboş, ceset bile yok! "Rad: 14; Gerçek dua O'na yöneltilendir.

O'nun dışında çağırdıkları ise onlara hiç bir şekilde karşılık veremezler" Ey, dini bütün " Mezarlık kardeşliği" mensupları; " Eyüp Sultan"ı kutsal topraklar ilan ederek her özel gününü ve ibadetini oraya giderek taçlandıran, " Telli Baba"sız düğünü, " Hızır"sız Hıdırellez'i " Oruç Babâ"sız Ramazan'ı geçirmeyenler; neden, Allah bu kainatı ve bizi yaratmışken, şah damarımızdan dahi bize yakınken, her an yanımızda, her an bizi görüp gözetliyorken, " O"na güvenmiyor ve " O"ndan istemeyi akledemiyorsunuz?" ( huseyinkocabascom) Ne acı ki, bizler, millet olarak, bin yıllık tarihimizi böylelikle heba ettik, boşa tüketmiş olduk!.

Bir kere, Kur'ân okuduk, onu anlamadan okuduk, emirlerini hayatımıza yansıtmadık!.

Diğer taraftan, hiç bir İslam yurdunda olmayan kabircilik, yatırcılık bizim diyarlarda bulunduğundan, millet arasında yaygın olduğundan dolayı, Müslümanlar; şirk vari amel ve eylemlerin, tapınmaların içerisinde mahvolup gitmektedir Vallahi, millet olarak, Müslüman kitleler olarak, bizim Allah'a karşı sorgu ve sualimiz çetin olacaktır!.

Herşeyden önce, herkesten öte, bu milletin önüne düşerek, minberine çıkarak, mihrabına geçerek, kürsüsüne çıkarak nasihat edenler, irşad faaliyetinde bulunanlar daha çok perişan olacak, toplumun iki elleri onların yakalarında olacaktır! Çünkü, Kur'ân yerine, başka şeyleri onun yerine koyduk, Süleyman Çelebi merhumun şiirlerini Kurân'ın önüne geçirdiğimiz için hesaptan, azaba çekilmekten kurtulamayacağız!.

Ruhların Allah katına ulaştıklarını bildirip, tekrar da kabir başlarında Yasin merasimleri, 40-52 günü merasimleri tertip edildiği için hesap vermekten kaçamayacaklardır!.

" Hiç ölmeyecekmişsiniz gibi şirk içinde, Allah'a envai çeşit ortaklar koşarak, uydurma bir dini yaşıyorsunuz ya, birde gün gelip o türbelerde, mezarlarda yatanlar gibi öleceğinizi, hesap vereceğiniz günü ve neden hesaba çekileceğinizi düşünün İşte o gün gelip çattığında, bazı soruların size sorulacağını ve ne cevap vereceğinizi düşünün.

Nasıl mı? Yaradan, Nisa Suresi 43 ayette " .

ne dediğini bilinceye kadar.

namaza durma" diyor.

Namazını ne dediğini bilmeyerek " anadilinle" kılmadığın için sana şu soru sorulacak; Neden namazlarında Allah'ın huzuruna çıktığında ne dediğini bilmiyordun? Neden? Allah, kılmamız gereken namazları " Okuyun" dediği kitabında açık seçik belirtmişken, Cin Suresi 18.

Ayette " Mescidler sadece Allah'a aittir, öyleyse Allah ile birlikte hiç kimseyi çağırmayın" diye emretmişken ve sen, sadece ve sadece " Allah rızası" için namazlarını kılmıyorsan, herhangi bir isim altında niyet ederek namaz kılıyorsan, emredildiği gibi, " dosdoğru" ve " zamanında" kılmaya çalışmıyorsan, sana namaz konusunda aşağıdaki sorular sorulacaktır: Neden kılmadığın namazların kazasını kıldın? Neden Cuma namazı'na gittiğinde " Zuhr-i Ahir" namazı kıldın? Neden " Allah rızası" dışında namaz kıldın?" ( a g ) Netice olarak; Elbette ki, yukarıda sıralanan soruların tüm suallerin hesabı verilecektir.

Cuma namazını kifayetsiz görüp, Allah tarafından kabul edilmediği hükmüne vararak, o günün, öğle namazını yeniden kılmak ne demektir? " Zühr-i Ahir" namazını hangi sahabe-i kiram kılmış, hangisi, "Cuma namazı" kabul olmaz demiştir? Saf, bilgisiz kitleleri kandırarak, cemaat halinde " Tesbih Namazı" kılmak, kıldırmak neyin nesidir? Aziz Resulullah (sav), bu tesbih namazı denilen uyduruk namazı ne zaman, hangi vakit ve kimlere kıldırmıştır? Yıllar önce idi.

İlçem Afşin'da tatilde idim O zaman ki, Müftü bey, bir teravih namazı öncesi bu konuya değinmişti.

" Tesbih namazının cemaatle kılınmasının kerih olduğunu, çirkin olduğunu, hoş olmadığını " anlatmıştı İçime bir korku düşmüştü.

Kendi kendime dedim ki, " Eyvah Müftü bey!.

Bu sözleriyin cürmünü ve ceremesini çekeceksin!" demiştim Hakikaten, içime düşen nahoş düşünce gerçek olmuş, Müftü bey İlçe'den ayrılırken, perişan, üzüntülü ayrılmıştır Vallahi, öyle bir zaman, öyle bir nesil türeyecek ki, gelenekçiliği, uydurmaları, atalarcılığı, dedelerciliği, ninelerciliği bir bir yıkacak, tümünün köküne kibrit suyu dökeceklerdir!.

Rabbim!.

Aziz milletimizi, araştıran, okuyan, tetkik eden, inceleyen Kur'ân Müslümanı eylesin!.

Selam ve dua ile Şerafettin Özdemir .


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık