ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Şirkin Tanınması

KUR'ÂN'IN; ÇOCUKLARININ ŞİRKİ TANIMASI!.

" O, Allah'tır, kendisinden başka ilah yoktur İlkte de, sonda da hamd O'nundur.

Hüküm de O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz De ki: ' Gördünüz mü söyleyin; Allah, kıyamet gününe kadar geceyi sizin üzerinize kesintisizce sürdürecek olsa, Allah'ın dışında size aydınlık verecek ilah kimdir? Yine de dinlemeyecek misiniz?' De ki: Gördünüz mü söyleyin, Allah, kıyamet gününe kadar gündüzü sizin üzerinize kesintisizce sürdürecek olsa, Allah'ın dışında size içinde dinleneceğiniz geceyi getirecek ilah kimdir? Yine de görmeyecek misiniz?" ( Kasas sûresi, âyet 70-72) Kur'an'ın iman ve inanç erleri!.

Aydınlık yarınların, geleceğin, mutlu atinin, Kur'an Müslümanlığının ümid dolu, huzur dolu insanları! Onların dünyasında, beyin yapılarında her hangi bir uydurma, hurafe, çetrefillik bulunmamaktadır!.

Şu şiirimde arzettiğim gibi: Gönül gel gidelim!.

"Cennet'ül-Bâki'de, göz yaşı döksem, Uhud'da, Hamza ve Mus'ab'a yetsem, O muazzam aşkla, Kur'an'a gitsem, Gel gidelim gönül, Ashab'a doğru! x Vatan Anadolu, ne güzel yurttur, Ayrı kalmak burdan, en büyük derttir, İnsanı çilekeş, mert mi? Çok merttir, Gönül gel gidelim, huzura doğru!.

" ( Ş Özsdemir ) Milletçe, millet olarak ne kadar hasret kaldık Kur'an'a değil mi? Kur'an'ın, iman çocukları, köşe-bucak, her tarafta, Kur'an'ın anlatmış olduğu, hurafeden, bid'atten öte, aracılıktan arındırılmış İslam'ı aramaktadır!.

Çünkü, asırlar, asırları tüketti, sürekli geleneğin, uydurmaların, kralların, saltanatın içerisinde mahvı perişan olduk!.

Muaviye'nin , Beni Ümeyye'nin başını çekmiş olduğu baskı, cebir, ikrah, icbar dolu günler, zamanlar hiç bir zaman bitmeden taa günümüze kadar uzandı Günümüzde de, yine böylesi bir rezalet, düşüncesizlik, Kur'an'sızlık kendini hissettirerek, milleti çepe çevre kuşatmış, her taraftan boğmaya, Kur'an adına konuşturmamaya çalışmaktadır.

Şirkin temel görünümleri: " a) " Yaklaştırıcılar" kabul etmek: Tevhidin omurga noktalarını tanıtan Zümer Suresi'nin üçüncü ayeti şirkin bu niteliğini ortaya çıkarmaktadır: " Gözünüzü açın! Arı-duru Din yalnız ve yalnız Allah'ındır O'nun yanında birilerini daha veliler edinerek: " Biz onlara, bizi Allah'a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz" diyenlere gelince, hiç kuşkusuz, Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir.

" Şirkin, insanı Allah'a yaklaştırıcı araç ve aracı ilahları gerekli gören anlayışına Kur'an iki yanıt vermiştir: Birincisi Kaf Suresi 16 ayettir ki, Allah'ı insana şah damarından daha yakın göstermekle değil aracının, aranın bile olmadığını ortaya koymuş, şirkin temel kanıtını geçersiz ve gereksiz kılmıştır İkinci beyyine, insanlık dünyasına ilk inen surelerde ifadeye konmuştur: 3.

sure olan Müzzemmil ile 4 sure olan Müddessir'de.

ilginçtir, bu beyyine bu surelerin ikisinde de 11 ayettir.

" Benimle o nimete boğulmuş yalancıları baş başa bırak!" (3 /11) Ve " benimle yarattığım kişiyi baş başa bırak!" ( 4/11) Aynı mesaj iki ayrı espri içinde verilmiştir: İnsan ister imanlı, ister inkarcı olsun, her iki halde de Allah ile insan arasında yaklaştırıcı söz konusu edilemez Yaklaştırıcılar kabul edilmesinin din hayatındaki uzantıları da gözden kaçırılmamalıdır Din sınıfının, din kıyafetinin, ibadette lider zorunluluğunun, ibadet için mekan-mabet zorunluluğunun, vaftiz ve aforoz'un bulunmaması, tüm yeryüzünün mabet kabul edilmesi bu uzantıların önde gelenleridir.

2- Şefaatçılar kabul etmek: Yunus sûresi 18 ayet şirkin bu niteliğine dikkat çekmektedir Burada da, tıpkı Zümer Suresinde olduğu gibi, şirkin niteliği, şirk çocuklarının kendi ağızlarından verilmektedir.

Cenab-ı Hakk şirkin sloganlarını, eleştiri için bile kendi dilinden veya muvahhit kullarının dilinden ifadeye koymamaktadır Ayeti okuyalım " Allah'ın yanında bir de kendilerine zarar veremeyen, yarar sağlayamayan şeylere kulluk-kölelik ediyorlar ve şöyle diyorlar: " Bunlar bizim Allah katındaki şefaatçılarımızdır.

" Kur'an'ın bu şirk sloganına cevabı Zümer Suresi 44 ayette verilmiştir: " Şefaat tümden ve sadece Allah'ın elindedir" ( kurantevhitsunnet) Kur'an'ın; iman çocukları, artık zamanı iyi değerlendirmeli, bitmez, tükenmez bunalımlar içerisinde hayatını devam ettirmekte olan toplum katmanlarına, bilgileri ile, aydınlık yüzleri ile, Kur'anî çehreleri ile yaklaşmalı, imdat bekleyen saf, masum, aldatılmış insanlara deva olmalıdırlar!.

İslam aleminde, ortamı kasıp kavurmakta olan şirki, şirkin yayılmasına sebep olan " falanın yüzü suyu hürmetine, filanin büyüklüğüne", " vesilecilik" " rabıtacılık" gibi, boyun eğişlere, keramet korkusu saçanlara, " çarpılırsın" " helak olursun" vb şekilde korku ilan edenlere artık " Dur!" denilmeli, onların vermiş oldukları zarar, tahribat bitirilmelidir.

Çünkü, günümüz dünyasındaki, evliyalık , ermişlik, kerametçilik unsurları, faaliyetleri, artık topluma hitap etmez olmuş, tamamen hikayeye dayalı, kandırmaya yönelik, göz bağcılık şeklinde hayatiyetlerini devam ettirmektedirler Günümüz dünyasında, ülkemizde, bir tarikat çevresi düşünelim: Böyle bir tarikat alanı, müridlerinin sigara içmesini isterse, tütüncülük yaparsa, o güzelim sakalların arasından, şalvar, sarık arasından dumanlar, tütün nefreti dumur dumur yükselirse ki, yükselmektedir Böyle bir organizasyon, nasıl inandırıcı, nasıl manevi halleri öne sürebilirler? Oysa, imparatorluğun kuruluş ve yükselme dönemlerinde, tarikat önderleri, toplumlara bilgi, eğitim, öğretim sunuyorlardı!.

Örneğin, Akşemseddin, Molla Gürani, Hacı Bayramı Veli, Şeyh Edebali vb meşayıhların ordunun zaferlerinde, fetihlerde büyük katkıları olmuştur!.

Netice olarak; " Arap müşrikleri Yaratıcı ( İlah) olarak bir tek Allah'a inanıyorlardı Ancak tıpkı bugünde yaşandığı aynısının yapıldığı gibi Allah'a daha çok yaklaşmak niyetiyle o Lat, Menat adlı evliyalara sığınıyorlar.

İslam tarihçileri Lat, Menat, Uzza gibi putların, zamanında yaşamış salih insanlar adına dikilmiş birer put olduğunu yazarlar Günümüzde değişen bir tek şey var Lat, Menat yerine Gavsı Azam, Hacı Bektaş, Mevlana Celaleddin, Kutb-i İrşad, Mürşid-i Kamil vb.

isimlerinin gelmesi Allah ile kendi arasında bir vasıta ve şefaatçiyi kabule kendisini mecbur bilen adam, yâ zanneder ki Allah, kulunun istediğini bilmiyor.

Yahut kendi uzaklarda olduğundan işitmiyor da böyle bir vasıtaya muhtaç oluyor Bir hükümdarın, kabul etmek istemediği dileği vezir ve memurlarının tesiriyle kabul ettiği gibi.

Dünya büyüklerinin idarelerinde mecbur oldukları gibi Böyle fâsid ve batıl zanlara kapılan adam bilmiyor ki, padişah bu vasıta ve müşavirlere muhtaçtır ( İmam Birgivi).

" ( kuranetvihisunnet) Konumuzu, şu ayeti kerime meali ile bitirelim: "Allah'tan başka yakardıkları ( çağırdıkları, yalvardıkları) hiç bir şeyi yaratamazlar, üstelik onlar yaratılıp durmaktadırlar Onlar ölüdürler, diri değildirler Ne zaman dirileceklerinin şuuruna da varamazlar.

" ( Nahl sûresi, âyet 20-22) Rabbimiz! Aziz milletimize, Kur'anî bilinç lütfetsin!.

Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık