Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

TAKDİRİ İLAHÎ, MUKADDERAT VE KADERCİLİK

TAKDİRİ İLAHÎ, MUKADDERAT VE KADERCİLİK!.

-3- " Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın İşte bunlar için büyük bir azap vardır.

" ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 105 ) Kaderiyye, kadercilik, cebriyecilik, mürciecilik, haricilik vb yüzlerce türedi fırka, mezhep, ekol, klik ve hizip.

Ne acı ki, asırlardan beri, bilhassa, Muaviye'den bu yana ümmetin belini bükmüş, parça parça gruplara ayırmış, hâlâ da ümmet kaosun, kargaşanın içerisinde boğuşmakta, yönsüz, yöntemsiz, metodsuz bir şekilde apar-topar yuvarlanıp gitmektedir! Ümmetin, bu kör dövüşü, hoş görüsüzlüğü, birbirlerine kin beslemeleri ne zamana kadar sürecek, ne vakit sona erecektir? Ülkemizin, hemen yanı başında bulunan güya (!) İslam ülkeleri geçinen Suriye'deki rezalet, Irak'taki dökülmüşlük, İran'daki Müslüman düşmanlığı sorarım sizlere bir kader midir, Müslümanların cehaletleri, Kur'an'ı bilmeme, anlamama halimidir? Emeviyye, Muaviye dedim de: " Emevi halifeleri zaten Allah'ın halifeleri/vekilleri olduklarından yaptıkları her şeyin Allah tarafından irade edilmesi demekti!.

Emevî valisi olan Ubeydullah b Ziyad'a göre Hz Hüseyin'i, Yezid değil Allah öldürtmüştür.

Cahiliye kaderciliğini hortlatan Emeviler gibi kaderi yanlış anlamayan, Kur'an'ın ruhunu anlamış sahabeler de vardır Örneğin; Şam tarafını ziyarete giden Halife Ömer Şam'da veba salgını olduğunu haber alınca şehre girmekten vaz geçerek, buradan uzaklaşılması gerektiğini bildirir Bunun üzerine Şam tarafında bulunan ordunun komutanı Ebu Ubeyde, kaderi gerekçe göstererek,Hz.

Ömer'in uzaklaşma önerisini eleştirir Öyle ki, Hz Ömer'e, " Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun?" diye sorar.

Onun bu itirazına Halife: " Evet Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine kaçıyorum" Nitekim Ebu Ubeyde ve bazı sahabe veba hastalığından öldü Kur'an'daki beş iman esasına ilave edilen altıncı iman esası: Kur'an; tam üç yerde ( Bakara /177, Bakara /284-5 ve Nisa/136 imanın şartlarını beş olarak zikreder.

Allah'a, peygamberlere, meleklere, kitaplara, ahiret gününe iman! Kur'an, kadere imandan ima ile olsun değinmez! Buhari'deki rivayetlerin hiç birinde kader ve imanı bir araya getiren, " kadere iman" geçmez Onun meşhur Cibril hadisinde de kadere iman yoktur Buhari'nin talebesi olan Müslim'in Cibril hadislerinin sadece birinde " kadere iman" vardır.

Bu çok açık bir şekilde hadise eklemlenmiştir Durum böyle olduğu halde, Kur'an'ın üç yerde peşi peşine sıraladığı bu beş iman esasına altıncı bir madde ilavesinin sebebi ya da sebepleri nelerdir? Peygamberin vefatından daha asır geçmeden ümmetin itikadi dejenere olmaya yüz tutacaktır Arap toplumları zaten millet olarak kaderciydiler.

Çöldeki doğal yaşam onları kaderci bir toplum yapıyordu Onların kâhinleri insanların bahtını, kısmetini önceden tahmin etmeye çalışıyordu Çünkü onlara göre insanın kaderi önceden belirlenmişti.

Oysa İslâm kâhinlere ve kehanete savaş açmıştı Cahiliye Arabı kuş uçuruyor, " tıyera" ile insanın güya önceden belirlenmiş kaderini öğrenmeye çalışıyorlardı Ayrıca cahiliye müşrikleri kaderciliği inançlarının bir mütemmim cüzü yapmışlardı Şirk koşmalarını " Allah'ın dileği" olarak görüyorlardı.

İslam'ın savaş açtığı kadercilik anlayışı kıssacı vaizler, Kur'an'ın ruhunu okumaktan aciz, sadece duyduğunu nakleden, söylenene değil, söyleyene bakan nakilcilerin ürettikleri rivayet kültürü aracılığıyla geri döndü" ( wwwsaadettinmerdin.

com) İnsan; yaratıkların içerisinde akleden, düşünen, tefekkür eden, planlayan, yapan, tasarlayan, metodlu çalışan, plan yapan, iyiyi , kötüyü ayırt eden, hayrı, şerri bilen bir varlıktır Yer yüzünde, Allah'ın halifesi olarak görevlendirilen insanoğlu, nasıl olurda, robot , düşüncesiz, iradesiz bir varlık olabilir? Aksi halde, insanoğlu, robot gibi olursa, düşünemez, akledemez, yapamaz, bilemez, işlevsiz bir varlık olursa, o zaman, otlar, çöpler, hayvanlar, kuşlar, yüzen varlıklar, gezen varlıklar, uçan varlıklar, çiçekler, böcekler vb arasındaki fark nedir, ne olmalıdır? " Arapça bir sözcük olan " kader", Kur'an terminolojisinde, " Ölçülü ve planlı iş yapmak, bir varlığı ölçülü ve planlı olarak oluşturmak, meydana getirmek, yaratmak" anlamlarına gelmektedir.

Türkçe'deki ' kadar', ' mikdar', ' takdir' , 'mukadder', 'kudret', 'kadir', 'muktedir', ' iktidar', sözcükleri ' kader' sözcüğü ile aynı kökten gelmektedir ' Kadar ve miktar' ölçüyü, ' takdir ve mukadder' değerlendirme ve düzenlemeyi, ' kudret, kadir, muktedir ve iktidar' da bunları yapabilecek gücü ifade etmektedir Bilgi ve maddi güç olmadan özgün ve değerli bir varlık oluşturmak mümkün değildir.

Allah, yarattığı her varlığı ölçülü ve planlı yaratmıştır Tüm varlıklar rast gele değil belirli ölçüler ve yasalar dahilinde yaratılmıştır Yerçekimi yasası, suyun kaldırma kuvveti, maddenin korunumu yasası, çekim yasası, gaz basıncı yasası, sürtünme yasaları, hareket yasaları; canlıların kromozom sayıları, atmosferdeki gaz oranları, elementlerin proton sayıları ve atom ağırlıkları, güneş sistemiyle ilgili gün, ay, mevsim ve yıl süreleri gibi doğadaki sabit değerler ta yaratılıştan beri devam eden yasalardır.

Bunları var etmek ve devamlılığını sağlamak, ancak bilinçli, ölçülü, planlı ilahi güçle mümkündür Bunların iyilik veya kötülükle bir ilgisi yoktur Doğanın sağlıklı işleyişi bunlara bağlıdır.

Allah yeryüzünü yaratırken bu özellikleriyle yaratmıştır Buradan hareketle, " kader" sözcüğü, ' mebde' ( başlangıç ilkeleri/yasaları), ' yaratılış yasaları', ' varlık yasaları', ' fiziksel ve biyolojik yasalar', ' doğadaki ilahi mühendislik', ' varlıkların yapısal özellikleri ' olarak da ifade edilebilir" ( www.

erdemyolucom) Netice olarak; Kader, kaderiyye, kadercilik, cebriyecilik mevzuunda merhum Akif'i iyi anlamak lazımdır O büyük insanın her şiiri, bir atom bombası gibi insanların, yani, Müslümanların kafalarına tak tak vurmuştur ama, anlayan, dinleyen, fehmeden akıl ve şuur gerekmektedir.

Örneğin; " Kadermiş" öyle mi? Haşa, bu söz doğru değil, Belanı istedin, Allah da verdi Doğrusu bu.

" Çalış" dedikçe din, çalışmadın, durdun, Onun hesabına bir çok hurafe uydurdun!" ( M Akif) Sen, alemi İslam'ı parça parça böleceksin, Şiidir, Sünnidir, şu mezheptendir, bu mezheptendir, şu iyi, şu kötü, şu imanlı, şu imansız diye, işine geleni, mezhebine uygun olanı cennete, hesabına, düşüncene uygun olmayanı yallah cehenneme postalayacaksın!.

Sonra da, tüm bunlara, bir " kader" yalanı uyduracaksın, öylece, apar-topar yaşayıp gideceksin! Beni Ümeyye, yani Emeviyye, Peygamber nesline düşmanlık yapacak, onların tümünü kılıçtan geçirecek, Allah'ın bir damla suyunu bile vermeyecek, kafalarını kindarlık adına keserek, mızrak ucuna takacaksın, sonra da, diyeceksin ki: " bunların kaderi böyle imiş" (!)) Vah!.

Vahh!.

Ne güzel kader anlayışı değil mi? Rabbim!.

Günümüz Müslümanlarına Kur'ânî bilinç nasip eylesin!.

Selam ve dua ile Şerafettin Özdemir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık