ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

TARİHİ KONUŞTURAN BİR ÂLİM:

TARİHİ KONUŞTURAN BİR ÂLİM: PROF.

DR M SAİT HATİPOĞLU'NUN ANILARI!.

Hamdü Sena olsun ki, günümüz Türkiye'miz de, yüz bini aşkın din görevlimiz, yüz binin üzerinde camii-mescidlerimiz, inanmış, Allah'ı birleyen aziz milletimize hizmet vermektedir.

Diğer taraftan, her beldede, İlçede ve İl'lerimiz de, sayıları hızla artan kız-erkek Kur'ân Kurslarımız, ülkemizi bir ağ gibi saran İmam-Hatip Okullarımız, alabildiğince her dem sayıları fazlalaşan İlahiyat fakültelerimiz, yurt dışında, dünyanın her tarafında denecek şekilde, milletimize hizmet sunan din adamlarımız, Kur'ân hizmetlerimiz azımsanmayacak duruma ulaşmıştır Ümid ederiz ki, bu potansiyel gücümüz her gün, her zaman dur durak bilmeden artacak, öyle bir hale gelecek ki, verilen hizmetler, koşuşturmalar meyvesini verecek, insanımız Kur'ân'la tanıştığı gibi, onun anlamı ile, hayata hakimiyeti ile de tanışacaktır!.

Rabbim! o günleri, o anları göstersin!.

Tabii ki, bu duruma gelmemiz, hemen kolayca, zahmetsiz, çilesiz, zorluksuz olmuş değildir Nice ilim adamlarımız ömürlerini bu yolda tüketmiş, harcamışlar, kimileri sağlığından, sıhhatından olmuş, kimileri de hâlâ, 50-60 yıl önce çekmiş oldukları ızdırabın, acının, baskının vermiş olduğu iman gücü ile, aziz milletimize örnek olmaktadırlar.

İşte, bu kahramanlardan birisi de, sayın hocamız, yaşayan canlı tarih olan, Prof Dr M.

Sait Hatipoğlu hoca efendidir! Sürekli bu anılan muhterem âlimi tanımaya, izlemeye, anılarını okumaya çalışıyorum.

Okudukça da, tanıdıkça da, ona dua ediyor, uzun ömürlü olmasını yüce Rabbimden niyaz ediyorum Buyurun işte bir anısı: " O günlerde devletin hâkimiyetinde bir din yaşantısı ile karşılaşıyorduk Mesela kardeşimle o dönemlerde minarelere çıkıp " Tanrı uludur, Tanrı uludur" diye ezan okumuş biriyim.

O devirleri yaşayan biri olarak söylüyorum; bunu kimse inkâr edemez Peki, bir insan istemediği bir ezanı nasıl okur? Kanuni bir madde koymuşlar, okumadığınız zaman haydi hapishaneye diyorlar O günlerden daha önceleri de bir takım reform hareketleri var.

Şöyle ki camiye sıra koymalar, ayakkabı ile girmeler, namazı Türkçe Kur'an okuma ile kılmalar vb gibi İşte bu tarz reformlara milletin karşı çıkmasını birebir göremedik.

Çünkü kanunla sizi susturmuşlar Karşı çıktığınızda cezaya veya tenkile razı olmalıydınız, durum buydu 1946 seçimlerini de yaşadım.

Ama o seçimlerin alamet-i farikası " açık oy, gizli tasnif" idi Ancak 1950'den itibaren açık bir seçim yapıldı Ve bu millet o parti ve zihniyetin bir daha iktidara getirmedi.

Peki, niye getirmedi Diğerleri farklı mıydı, hayır! Nihayet o kişiler de Halk Partisi'nin içinden birileri idi Tek farkları, Müslümanlara biraz nefes alabilecekleri rahatlığı verme taraftarı olmaları idi.

Celal Bayar ve Menderes'i kastediyorum Ben Menderes hayatta iken hiç namaz kıldığını görmedim Ama evliya mertebesine çıkarıldı.

Niçin? Çünkü selatin camileri bile dökülür hâlde idiler Bu camilerin tâmiratları için ödenek çıkaran Menderes idi İşte bizim milletimiz biraz dinine ilgi duyan birini başının tacı yapar.

Hatta 60 ihtilalinden sonra Yassıada'da kaldığı dönemde bir rivayet çıkardılar Menderes kır bir ata binerek Eyüb Sultan camisine gelip sabah namazı kılıyormuş Millet buna inanacak dereceye kadar yönelmişti.

Hâlbuki bunların gerçekle alakası yoktur" ( wwwfikribeyan.

net/964_Mehmet-Said-Hatipoğlu) Geçmiş yazılarımdan birisinde, İlçem Afşin Ashab-ı Kehf'de, o zorluk döneminde okunan Arapça bir ezan ve karşılığında, mekanın din görevlisi Muhiddin hocaya atılan tokattan bahsetmiştim Sonraları, o tokadı atan Nahiye Müdürü, Muhiddin hocadan, af, bağışlanma istemiştir ama, o tokadın, acısı, vermiş olduğu stres, baskı, zorbalık, hâlâ, millet olarak kalbimizi kanatmakta, gönlümüzü incitmektedir Keşke!.

Emevi'den bu yana, yüce dinimiz İslâm, politik emellere, çıkarlara, menfaatlere alet edilmemiş olsaydı!.

Yani, dinin üzerinde, her hangi bir tahribata, tebdile, tağyire gidilmemiş olsaydı! Bu gün, yaşamış olduğumuz dinin içerisinde, Emevilerden kalma, dine sokmuş oldukları bir hayli din dışı uydurmalar, halen yaşanmakta, halen dini emir diye millet zihninde hüsnü kabul görmektedir.

Sayın Hatipoğlu'nun anısına devam edelim: " Ümit Aktaş: Hocam, hep şunu merak ediyorum Bu kadar baskı yaşandı, hakikaten de halktan da bir tepki yoktu Bu Türkçe ibadet meselesi yönetim bağlamında ciddi bir şekilde düşünülmüş ama buna yönelik bir karar çıkmamış.

Bunu nasıl yorumluyorsunuz? Hatipoğlu: Uygulama imkânı yoktu Çünkü millet benimsemediği bir şeyin arkasına gitmez Zoraki olarak seni dinler ama iş yapmaya gelince asla bunu gerçekleştirmez.

Bu durum ta Emevi saltanatı dönemindeki bir tatbikata kadar gider Sünnet gereği cuma namazını, hep iktidarda bulunan kişiler kıldırmıştır Çünkü Peygamber ve Raşid halifeler döneminde cuma namazını ya kendileri kılmış veya kendilerinin hazır olmadığı zamanda da onların temsilcileri tarafından kılınmıştır.

Uygulama budur Fakat Emeviler döneminde bazı sahabe ve ulema Emevi iktidarını meşru görmediği için cuma namazına gitmez oldular Haccâc-ı Zâlim, cuma namazına gelmeyen meşhur âlimleri işkenceye tâbi tuttuğu yazılıdır kitaplarımızda.

Cuma namazına gelmemek iktidarı meşru görmemekle eşdeğerde kabul görmektedir O zaman bir çözüm aramışlar, çözüm nedir? Diyorlar ki sen cuma namazını git kıl, onun kabul edilmeyeceğini biliyorsun, daha sonra evinde zuhr-i ahir olarak kabul gören öğle namazını kıl çözüm bu.

Cumhuriyet döneminde de böyle kişiler vardır" ( a g.

site M S.

Hatipoğlu) Hakikaten, ülkemizde, yurt dışı camilerimizde, hâlâ zühr-i ahir namazını niçin kıldığını bilmeyen, yığın yığın cemaatler bulunmaktadır Örneğin, Başkanlık; zuhr-i ahir namazının kılınmaması tarafındadır Ama, gelin görün ki, söz konusu eklenti namaz, tıpkı, cuma namazı gibi farzlaşmış, birazda farzın üzerine çıkarılmış durumdadır.

Hal böyle iken, kürsüye çıkmış hocalar, en azından bir İlahiyat tahsili yapmış kişilerdir Bunlar, kürsüde konuşurken, varmı ki, zuhr-i ahir namazı, hurafeler, bid'atler hakkında bir kelam ediversinler!.

Caminin en arkalarında namaz kılan, ümmi mi ümmi, cahil mi cahil, nice Kur'an, İslam bilmez insan vardır ki, hemen harekete geçerek, dini, İslam'ı savunmaya, korumaya geçmektedirler Cahil-cühela din koruyucusu, konuşan alimde sanki din düşmanı olmaktadır.

Allah korusun!.

Netice olarak; Bu tür anıları anlatmaya, yazmağa devam edeceğim M S.

Hatipoğlu olsun, M Aydın, A Bayındır, M.

Okuyan Y N.

Öztürk, M İslamoğlu, S Ateş vb.

binlerce alimin anıları, hatıraları bizler birer yol gösterici, örnek hallerdir! Söz konusu hocalarımız, bir kere, okudukları eserlerin altında ezilirken, bir de okuduklarını halka yansıttıklarında, halkın baskısını, icbarını yaşamaktadırlar.

Hem de, " din dışı" " Müslüman değildir" vb ithamlarla suçlanmaktadırlar Diğer taraftan, bizler, millet olarak hoş görüyü kaybetmiş milletiz.

Sürekli tek taraflı düşünüyor, görüş dışına çıkıldığı vakit vaveyla koparılmaktadır Oysa, Aziz milletimiz, Ebu Hanife'yi de okuyacak, İmam Şafii'yi de tanıyacak, Ahmed Bin Hanbeli de lüzumunda takip edecektir Onun içindir ki, tepemizdeki at gözlüğünü çıkarıp, etrafımıza iyice bakmalıyız.

Dünya, sadece Ebu Hanife'den, İmam Matüridi'den ibaret değildir Yeryüzünde yaşamış, ömür tüketmiş, ilim tahsili yapmış İbni Teymiyyeler, MAbduh'lar, M.

İkballer, M Akif'ler de bulunmaktadır Onları da okuyacağız, öğreneceğiz, öğrendiğimiz bilgileri hayatımıza yansıtacağız!.

Profesör M Sait Hatipoğlu'nu da yakinen tanımış olmalıyız.

Çünkü, bu simalar, bu önderler, bu millet için birer dinde önder ve çerağ mesabesindedirler.

Rabbimiz! Ulemaların sayısını artırsın, bizleri de onlarla haşri neşir eylesin!.

Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık