Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Tarikatların Yolu Nereye Gidiyor?

TARİKATLAR; İRŞAD VE TEBLİĞLE UĞRAŞMAMAKTA,

TAHTA  ÇIKMAK İÇİN (!) UĞRAŞ VERMEKTEDİRLER!..

Alimler ve mürşidlerin varlığı; toplumun aksak taraflarını onarmak, hak ve hakikatten uzak kalmış, namazsız, oruçsuz, hacsız, zekatsız ve sosyal yardımlardan yoksun  kalmış, komşuluk ilişkilerinde çürümüşlüğü yaşayan insanları kurtarmak içindir!..

Çünkü, tüm bunları tarihi seyir içerisinde böyle gördük, böyle duyduk ve okuduk!.. Kim diye bilir ki, Hacı Bayram Veli, tahta çıkmak için, devleti ele geçirmek için çaba sarfederdi?.. Veya etmiştir?..

Hayır!.. Bin kere hayır!.. Böylesi  yanlış bir  düşünceyi Hacı Bayram Veli hazretlerinde görmediğimiz gibi, hoca Akşemseddin hoca da da görmemiz, okumamız mümkün değildir!..

Somuncu Baba da öyledir!.. Hünkar Hacı Bektaş, Mevlana ve tüm tarihe imza atmış veli insanlar, irşad ve emri bil maruf ve nehyi anil münker ile görevini bihakkın yerine getirmiş muhteremlerin, isimleri daima hayırla yad edilecek kahramanlardır!..

Ama, ne hazindir ki, 17 nci asırdan sonra, tekke, zaviye ve dergahlarda çürümüşlük, kokuşmuşluk  baş göstermiş, şeyh efendi, mürşid efendi;  asıl işi ile uğraşacağına, devlete sızmaya, ülkeyi ele geçirmeye çalışmıştır!..

1950 'lerden sonra, kimi mürşid geçinen zatlar, kendisini Mehdi, Mesih ilan ederek, göklerde uçmaya başlamış, hatta, peygamberimizi bile sollayarak, ondan daha yukarılara çıkmaya yeltenmişlerdir!.. (!).

Böylesi çirkin tezahürleri, alimlerimiz arasında görmemiz, şahit olmamız, okumamız mümkün olmayıp, onlar, bu milletin insanlarını eğitmek, irşad etmek için sa'yü gayret göstermişlerdir.

Kim diye bilir ki, A. Hamdi Akseki, M. Hamdi Yazır, A. Naim efendi, Kamil Miras hoca ve benzeri binlerce ilim adamı, göklerde uçmak, miraçta peygamberi bile sollamak gibi bir yanlışın içerisine düşmüştür?..

Lakin, gelin, görün ki, " güç zehirlenmesi" sebebiyle, hiç de hayatında, bir Darül Fünun mektebinin, bir İlahiyat Fakültesinin kapısından bile geçmemiş olan Fetö ve benzeri kimseler, etraflarına toplamış oldukları, daha doğrusu kandırdıkları insanları devlete yönlendirmişler, devlet içerisinde çöreklenme, devleti ele geçirme işlerine adapte olmuşlardır!.. Örneğin;

Fetö, kendi üstadı (!), nasıl üstad edinmiş ise, saygısı ne kadar ise?.. Onun ismini, şöhretini, namını, şanını, ününü kullanarak, devletin her kesimine girmeye, sızmaya başlamış, öyle bir hale gelmiştir ki, devlete tos vurmaya, isyana, darbeye bile kalkışmıştır!..

Kendisini Mehdi (!") ilan ederek, güç yetmez, güç yetirilmez bir pozisyona ulaşmıştır!.. Tabii ki, tüm bunları maneviyatla değil, ilimle hiç değil, sadece, fakir-fukaradan toplamış olduğu ulufelerle, himmet(!) lerle, zorlama yardımlarla, tehdit içeren sadakalarla temin etmiştir.

Hal böyle iken, ülkemizde sadece bir Fetö değildir tahta çıkmak isteyen zavallı!.. Tüm dinci kuruluşların temeline inildiği zaman görülecektir ki, tamamının derdi devleti ele geçirmek ve tahta çıkmak içindir!..

Bre zavallılar, ilim ayrı iştir, alim olmak farklı bir şey, şeyh, mürşid olmak daha ayrı bir şeydir!.. Devleti yönetmek, idare etmek, milleti sulh sükun içerisinde yönetmek daha ayrı bir iştir!..

Mevcut sistem içerisinde, nice tepe alimler politikaya soyunmuş, anladığım kadarıyla, farkına varmış olduğum kadarıyla, politikada başarılı olamamışlardır!.. Örneğin, çok çok saygı duymuş olduğum eski bakan Mehmet Aydın hoca, M. Yazıcıoğlu hoca ve Tayyar bey, Lütfi hocalar gibi kalbur üstü alimler!..

Çünkü, onların yerleri, mihrabtır, minberdir ve kürsüdür!.. Tayyar hocamızı Kur'an tilaveti için kürsüye getiriniz, saatlerce kürsüde kalsın, Kur'an tilavet eylesin!.. Ama, aynı Tayyar hoca, politik kürsülerde kalsın, halka, ne anlatacaktır?..

Netice olarak;

Gönlümüz istiyor ki; irşad ehli, tebliğ insanları, toplumları;  kötü, sapkın yollardan kurtarmak için kollarını sıvasınlar, gecelerini, gündüzlerine katarak, " İnsan kurtarma" avına çıksınlar!..

Hangi kesimden olursa olsun, hangi cenahtan ses verirse versin, bir gaye için, bir ümid için yola çıkmalı idiler!.. İnsanları; kahveden, diskodan, bataklıktan çekip alma, beli rükulu, alınları secdeli yapmalı idiler!..

Hey hat!.. Dün olmadı, bu günde olmamaktadır!.. Her cemaatın, her gurubun etrafında, elektrikli teller, bomba sarkıtılmış engeller bulunmaktadır!.. " Bizden olmayan, bize bağlı bulunmayan yaklaşmasın" diye!..

Halbu ki, bu aziz dinin tebliğcisi Hz. Muhammed (sav) ve onun güzide arkadaşları böyle değildi!..Onların mümtaz hayatlarında, mezhepçilik, grupçuluk, hizipçilik, senlik, benlik, egoizm, kapris bulunmamakta idi!..

Kim diye bilir ki; Ebu Zerr Gifari (ra); grubçu idi, hizipçi idi? Hz. Ömer (ra) gibi bir  bir ruh ırkçı idi, ayırımcı idi?..  Ahh Keşke!.. Onların dünyasını bir anlayabilseydik ne olurdu?

Hz. Ömer (ra), hançerlendiği zaman, oğlu Ömer Bin Abdullah (ra)nın, halife olması için vasiyette bulunması için teklif edenlere, " Bir evden bir şehit yeter!" unutulmaz sözünü söylemişti!.. Makamı cennet olsun!..

Oysa, zamanımızda, her kendini bilmez, etrafına üç-beş kişi topladı mı, hemen, devletin üzerine yürümeye çalışıyor, veya devletin içerisinde sinsilik düşünmektedir.. Yazıklar olsun!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık