ayyıldız vekaletle kurban kampanyası
ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Taziye Günlerinde Ne Yapmalıyız?

" Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa " Bu Allah'tan" derler; başlarına bir kötülük gelince de " Bu senden" derler. " Hepsi Allah'tandır" de. Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar!" ( Nisa Sûresi, âyet 78 )

" Sana gelen iyilik Allah'tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi olarak gönderdik; şahit olarak da Allah yeter." ( Nisa Suresi, âyet 79 )

Bu iki ayeti kerime hakkında kısa bir yorum yapacak olursak;

Söz konusu iki ayeti birlikte değerlendirmek lazımdır. Çünkü, İslam'ın hayır, şer, kaza ve kader konularındaki inanç ve düşüncesine ışık tuttuğu görülür.

İnsanlar genellikle elde ettikleri başarı ve iyi sonuçları kendilerine ( veya inananlar Allah'a) mal ederler. Felaket, kötülük, musibet ve başarısızlıkları ise yükleyecek birisini ararlar; kendilerini kınama ve suçlamaktan kaçarlar.

Halbuki her şeyi yaratan Allah'tır; her şey O'nun takdir ve kudreti ile var olur. Ancak Allah, hiç bir kimse için doğrudan doğruya felaket ve kötülüğe rıza göstermez; kulun işlediği her günah, suç ve kötülükte bizzat kendi iradesi devreye girer ve Allah, kulu istediği için , iradesini o yolda ve yönde sarfettiği için öyle yaratır.

Şu halde kul kasipdir; hak eder, murat eder, Allah halıktır; kulun özgür iradesine göre yaratır.. Ancak burada, şu gerçeği vurgulamadan geçmiyeceğim. Emeviyye'nin; kader anlayışını bu mes'eleyle ilişkilendirmeyelim.. Onların; kader anlayışı, Hz. Hüseyin (ra) ve 72 tane Evlad-ı Resul'ün katline sebebiyet vermiştir.

Bu açıdan mes'eleye girerek, asıl meramımızı anlatmaya dönelim:

Tatilimi yapmak için her yıl İlçemiz Afşin'da kalırım.. Vefat eden dostlarımın taziyelerine giderim. Cenazelerine fırsat buldukça katılırım.. Çok şükür; kabristanlarda, cemaatı dağıtarak verilen ne olduğu belirsiz, çelişkili, Kur'an ve Sünnetle bir alakası bulunmayan telkin saçmalığı bitirildi..

Hocalarımız, artık bununu yerine " Tebareke" " Yasin" surelerini okuyarak, mezardaki cemaatleri dinlendirmektedirler!.. Ancak, bu okunan " Tebareke" ve " Yasin" sureleri, ölü için mi okunmakta, yoksa, orada toplananlar bilgilensin, bilgi sahibi olsunlar diye mi okunmaktadır?

Tabii ki, alışılmışın dışına çıkarsak, mezarlıklarda okunan " Tebareke" ve " Yasin" sureleri ölüler için olmayıp, orada toplanan hazirun Müslümanların bilgi sahibi olmaları için okunmaktadır!..  Tabii ki, şu ana kadar, " Yasin" veya " Tebareke" okuyup, anlamlarını cemaatlere anlatan bir uygulama olmamıştır şimdilik olacağa da benzememektedir!..

Taziye günleri!...

Taziye günlerinde de aynı çelişkili, faydasız, verimli olmayan tatbikatlar devam edip gitmektedir.. İnsanlarımız; bir cenaze vuku bulduğu zaman, maşallah!.. Hiç bir zaman aksatmadan, savsaklamadan koşuşturmakta, ölü sahibini teselli etmektedirler!..

Ölüm bir gerçek olduğuna, bundan kurtuluş da olmadığına binaen, ne yapmalıyız?.. Taziye evlerinde Kur'an okuyan hoca efendiler, her gelen cemaate ve insanlara, kısa kısa Kur'an okuyarak, okumuş oldukları Kur'an'ın da anlamını izah ederlerse, sanırım çok çok faydalı ve sevap bir iş yapmış olacaklardır!..

Belki denilecek tir ki, " Efendim!.. Kur'an okuyan kariler, alim değildir, izah edecek güçleri de bulunmamaktadır, okudukları aşri şeriflerin mealini nasıl izah edeceklerdir?"

Efendim!.. Hayatta zor, güç bir ibadet yoktur!.. Zaten en kolayı da, Kur'an'ı okuyup, mealinden izah etmektir.. O halde, Arapça bilmeyen hafız efendiler, üç gün  boyunca, kısa bir ayet okuyup, mealden de Türkçesini anlatırlarsa, hatta, güçleri, imkanları var ise biraz daha detaylı bilgi verirlerse , çok çok verimli ve faydalı olacaktır!..

Yoksa, üç gün taziye süresince, her gelen insana, gruba ve kişilere aşir okumanın, bir tür hatır teselli etmekten öte bir anlamı olmayacaktır.. Hatır teselli edeceğimize, hem hatır alalım, hem de, insanlarımızı Kur'an'ın emirleri buluşturmuş olalım. Sözün burasında, mevzumu bir alıntı bitirmek istiyorum:

" Vefat edenin yakınlarının ölene olan sevgi ve saygılarını ifade etmek için ölenin ardından  yedi, kırk, elli iki, vs. gün  geçince, ya da vefatının sene-i  devriyesinde mevlit okutmak, hatim indirtmek, lokma dökmek şeklinde uygulamalar toplumumuzda yaygın olmakla beraber, bunların da Kur'an ve Sünnet'te yer almayan, sadece adet türünden uygulamalar olduğunu bilmekte yarar vardır.

Kanaatimizce ölenin arkasından bir şeyler yapma arzusu bizatihi güzel olmakla beraber, bunun Kur'an ve Sünnet çerçevesinde gerçekleştirilmesine çalışmak daha isabetli olacaktır.

Kur'an ve Sünnet'e göre ise, bir insan öldükten sonra yakınlarının onun arkasından, onun adına yapacakları Salih amellerin, iyiliklerin ölene hiç bir faydası dokunmaz; zira İslam'da Salih amellerin ve iyiliklerin bizzat vefat eden tarafından hayatta iken yerine getirilmesinin bir anlamı vardır; zaten İslam'da Müslümanın hayatta iken bizzat yerine getirmesi gereken bir şeydir.

Dolayısıyla öldükten sonra en yakınları dahi olsa başkalarının onun yerine İslami görevleri yerine getirmesi, ölenin de bu suretle sorumluluktan kurtulması kesinlikle söz konusu değildir. Bu noktada ölene vefatından sonra da faydası dokunacak olanlar, yine bizzat onun çabasının ürünü olan, ancak yararı kendisinin vefatından sonra da devam edecek olan işlerdir." ( Ahir Zaman İlmihali, M. H. Kırbaşoğlu, sayfa 387-388 )

Netice olarak;

Ölü ortada iken, ölünün arkasından yetmiş bin tevhid çekmek, ölü ortada iken veya arkasından ölünün devir ve iskatını yapmak Kur'an ve Sünnet anlayışında bulunmamaktadır!..

Tüm bunları yazarken, yazmağa çalışırken şu hususu arzetmek istiyorum: Artık, zamanımız Kur'an'ı okuma, anlama ve emirlerini yaşama zamanıdır!.. Bir kısım, sufi çevrelerin direktifi ile, uygulaması ile, adetleri ile " ölü merasimleri" icra etmek hiç de doğru değildir..

Bakıyorsunuz, bir cemaat böylesi merasimlerde bir şey uydurmuş, bir diğeri değişik bir şey icad ederek, Müslümanları; içinden çıkılmaz, kafaları karışmış bir duruma getirmektedirler!..

Onun içindir ki, tüm bu tür safsatalara, mevlid okumalarına, üçe, yediye, kırka, elli ikiye, başka uydurukça şeylere fırsat vermemek için, Diyanet Görevlisi hocalarımızın bu mes'eleleri sürekli canlı tutmaları, Kur'an Sünnet ışığında halkımızı uyarmaları lazımdır.

Taziye günleri de öyledir!.. Hatır için, gönül almak bir şey yapılıyorsa ki- yapılıyor- cenaze evine gelen misafirler, Kur'an'la uyarılmalı, okunan Kur'an'ın mealini de dinleyerek huzur içinde geri dönmelidir.. Rabbimiz!.. Bu mevzuda bizlere bilinç ihsan buyursun!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık