Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Tecessüs
TECESSÜS VE ÖZEL HALLERİN DEŞİFRE EDİLMEMESİ!..
 
 
    " Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir." ( Hucurât sûresi, âyet 11)
 
    Zikredilen bu ayeti kerimeden şunu anlıyoruz: Erkeklerin ve kadınların birbirleriyle alay, istihza etmemeleri, birbirlerini ayıplamamaları, ayıp şeylerle suçlamamaları, kötü lakap takmamaları istenmekte, bunları yapmanın yoldan çıkma manasına gelen fâsıklık olduğu hatırlatılmaktadır.
 
    Tecessüs, birilerinin özeline nüfuz etme, araştırma, gizliliği deşifre etmek, ortalıkta yaymak için gösterilen çabalar, İslam'a göre suç ve büyük günahtır. Bilhassa,
 
    Okumamış, Kur'an yolunu bulmamış insanlar arasında görülmekte ve sezilmektedir ki, gizliliği, özel halleri araştırmak, bu ayıpları orada-burada yaymak için uğraş vermek çirkinin çirkini, ayıbın ayıbı, densizliğin ve insan, Müslüman olmayışın tezahürleridir.
 
    İnsan kendisinin veya başkasının mahremiyetini ifşa edebilir mi?
 
    " Sosyal paylaşım sitelerinin yaygınlaşılmasıyla insanlar, kendilerine ait mahrem bilgi ve görüntüleri kendi istekleriyle diğer insanlara açmaktadırlar. Bu mahrem konuların bazıları onların kendi masum halleri olsa da bazıları işledikleri günahlar olabilmektedir.
 
    Aslında her ikisinin de alenileştirilmesi dinimizce doğru değildir. Yüce dinimiz İslam, mahremiyetin araştırılmasını nasıl yasaklamışsa, aynı şekilde bir kimsenin başkasının veya kendine ait mahrem bilgi ve görüntüleri ifşa etmesini de şiddetle yasaklamış; insanların ayıp ve kusurlarının örtülmesini emretmiş, böyle yapanların ahirette mükafatlandırılacaklarını, aksini yapanların ise cezaya çarptırılacaklarını bildirmiştir.
 
    Cenab.-ı Hakk'ın isimlerinden biri de " Settar"dır. " Settar", ayıpları, kusurları örten manasına gelmektedir. Bir hadiste bu konuya işaret edilerek şöyle denilmektedir:
 
    " Her hangi biriniz Rabbine yaklaşır da Rabbi onun üzerine koruma perdesini kor ve ona " Şu şu günahları işledin mi?" diye sorar. Mümin de: " Evet Rabbim işledim" der. Rabbi yine ona " Şu şu günahları da işledin!" buyurur. Mümin de " Evet" diyerek tasdik eder ve içinde helak olduğu kanaati hâsıl olur. Bunun üzerine Yüce Allah " Ben senin bu günahlarını dünyada iken ( halktan) gizledim. Bu günde onları senin lehine mağfiret ediyorum!" buyurur ve müminin hasenat defteri kendisine verilir." ( Buhârî, Mezâlim, 2, Edeb, 60. Tevhid, 36; Müslim, Tevebe,52) ( www.kuraniterbiye.com)
 
    İnsanların;  ayıp ve kusurlarını araştırmak, yaymak, dinen kerih görülmüş, tasvib edilmemiştir. Hatta, bu mevzuda Resulullah (sav): 
    " Bir mümin, kardeşinin bir ayıbını görüp de örterse cennete girer." buyurmuştur.  Hatta, Hz. Ömer (ra)'ın, bir sahabiyi içki içerken görmesi , onu azarlaması, öfkelenmesi üzerine, o kişinin, evine izinsiz girilmesi sebebiyle tepki göstermesi tarihen meşhur bir vakıadır.
 
    Diğer taraftan, insanların, ayıp ve gizli taraflarını araştırıp ifşa etmek, toplum içerisinde yaymak, bir takım huzursuzluklara, kırılmalara, kırılganlıklara, küsmelere, dargınlıklara sebebiyet vermektedir. Hatta, düşmanlık, husumet meydana getirmektedir!..
 
    " Ümmetin hepsi affolunmuştur, günah işleyip de onu ifşa edenler bundan müstesnadır. Günahını ifşa şu demektir:
 
    Bir kimse, geceleyin bir günah işler ve o kimse, Allah onun işlemiş olduğu günahını örmüş olarak sabahlar. Allah günahlarını örtmüş olduğu halde o tutup bir başkasına: Ey falanca, ben dün gece şöyle şöyle işler yaptım, der. Halbuki o, Rabb'i onun günahını örtmüş olarak gecelemişti.
 
    Fakat bu kimse, Allah'ın örttüğü perdeyi açarak sabaha fasıklığını söyleyip ilan ediyor. " ( Buhari, Edeb, 60; Müslim, Zühd, 56), hadisi, daha açık olarak günahların gizlenmesini gerektiğini vurgulamaktadır.
 
    İnsan nefsine uyarak günah işleyebilir, fakat onu teşhir ederse ikinci bir günah işlemiş olur. Bir insanın, bir günahı nasıl cesaretle işlediğini anlatması, hem günahını teşhir etmesi hem de diğer insanlara kötü örnek olması bakımından doğru bulunmayan bir davranıştır." (www.kuraniterbiye.com)
 
    Netice olarak;
 
    İnsanların, şeref , haysiyet ve izzetlerinin korunması, toplum huzuru açısından tecessüs, kötü lakap takma, gizli sırları ifşa etmek, İslam dininde yasak kılındığı gibi, tüm diğer ehl-i kitap ve beşeri din mensupları arasında da ayıp ve suç sayılmıştır!..
 
    " De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Sizin de onların da rızkını biz veririz; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar, Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız." ( En'âm sûresi, âyet 151 )
 
    " Allah'a ortak koşmamak" " ana babaya iyilik etmek" " fakirlik korkusuyla çocukları öldürmek" " kötülüklerin gizli ve açığından kaçmak" " haksız yere cana kıymamak"  vb. emirler, yüce Allah'ın kat'î olarak emir buyurduğu düsturlardır.
    Rabbimiz!.. Bizleri, insanların, hak ve hukuklarına saygı gösteren, ifşa etmekten sakınan kullarından eylesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
   
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık