ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

TEMBELLİK ÇÖKMÜŞ BEYİNLERİ, NASIL OKUMAYA ALIŞTIRABİLİRİZ?..

" İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var.

Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan ( gereğince) korkar Şüphesiz Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır" ( Fâtır sûresi, âyet 28) Malum olduğu üzere, âlimler, Allah'ı bilen ve O'na tazimde, ihtiramda bulunarak saygı beseleyenlerdir.

Bir hadiste " Rütbelerin en yükseği ilim rütbesidir" denilir Âyette zikredilen ilim, imanla birleşen ilimdir Çünkü iman ahiret hayatını da garanti altına alır; imansız ilim ise insanlara sadece geçici dünya faydaları sağlar.

Konumuzu, " Gönül Gel Gidelim" başlıklı şiirimden iki kıt'a ile devam ettirelim: " En büyük arzumuz, O'nunla olmak, Gönül gel gidelim, Resul'e doğru Gecem ve gündüzüm, aşkıyla dolmak, Gönül gel gidelim, Ravza'ya doğru x Ebû Bekir Sıddîk, Ömer var orda, Fâni olan şeyler, oyalar burda, Yolumuz üzeri, Kerbela şurda, Gönül gel gidelim, Mekke'ye doğru.

" ( Ş Özdemir) Maalesef, Ashab-ı Suffe durumunda olması gereken milletimiz okumamaktadır!.

Suffe Ashab-ı; yemiyor, içmiyor, uyumuyor, istirahatından fedekarlık yaparak Kur'an'ı öğrenmeye, anlamaya çalışıyorlardı İmkanları kıt, geçimleri zorluk içinde, hayat şartları tamamen ilkel, yemekleri, yiyecekleri tamamen basit yiyeceklerden ibaretti Ama, bu zor şartlar altında öyle bir nesil meydana çıkmıştı ki, Kur'an'da, ilimde, irfanda, düşüncede, tefsirde, tefekkürde, tezekkürde, Kur'an'dan hüküm çıkarmada muazzam bir nesil yetişmişti.

Bu mualla çalışmalar, ne zamana kadar bu şekil devam etmiştir? Tabii ki, Beni Ümeyye dönemine kadar devam etmiş, Emeviyye ile birlikte Kur'anî çalışmalar bitmiş olsa da diğer alanlarda, yani, Yunan felsefesinin,düşünce yapısının İslam alemine girmesi, tartışma, cedelleşme ortamının doğması devam etmiştir Abbasiler döneminde de, aynı pozisyon devam etmiş, Sultan Harun Reşid devrinde zirve yaparak, Abbasilerle birlikte bu tür çalışmalar inkıta uğramış, tahsil, okuma, tedrisat, eğitim, öğretim, okuma ortamları kendiliğinden sona ermiştir Selçuklular dönemi, koskoca imparatorluk, ictihadi alanlarda, Kur'ânî çalışmalarda sos vermiştir!.

Düşünce,düşünme, fikir yürütme, tezekkür , tedebbür askıya alınmış, sadece geçmişteki çalışmalar göz önüne alınarak, okuma, tahsil yapma, eğitim-öğretim sıfırlanmıştır Bilhassa, imparatorluğun gerileme dönemine girmesiyle birlikte, beyinler, zihinler, düşünce alanları tamamen iflasın eşiğine gelmiş, medreselerde, klasik usullerle yapılan eğitim ve öğretimden öteye gidememiştir.

Kur'an üzerinde çalışmalar yapılmadığı gibi, tarih, tefsir, akait, sosyal bilimler, psikoloji, mantık, usul, metodoloji, felsefe, keşif, yenilik, kalkınma üzerine çalışmalar tamamen terkedilmişti Hal böyle iken, bu günkü durumumuz nedir, ne değildir? 21 nci asra girmemize rağmen, insanlık uzaya yol ararken, insanlarımız yine okumuyor, yine ellerine kitap almıyorlar!.

Kahveler dolu, çay ocakları tıklım tıklım, camii önleri sanki politik arena, evler, Tv başları birer parti örgütleri gibi harıl harıl boş, sığ, kısır tartışmaların meydanı haline dönüşmüştür!.

Ülkemiz de, Kur'an Kurslarımız, İHLlerimiz, İlahiyat okullarımız maşallah tepe tepe yükselirken, insanlarımıza okumayı öğretmiş değiliz!.

Ben, bazan batı toplumlarına, yani, okuyan insanlara bakıyorum ve bakmaktayım! Aman Allah'ım!.

Her alan, her taraf kütüphane misali çalışmaktadır!.

Bakkala giriyorsunuz, bir bölüm okumaya ayrılmış, berbere, kuaföre varmışsınız ortada masalar üzerinde güncel gazeteler, dergiler, kitaplar, dişçiye gitmiş olsanız hakeza! Otobüse binersiniz, insanlarda boş yok, trenlerde okuma var, uçaklarda dergi, gazete, kitap okumalar, sanki dünya fethine çıkılmış gibidir!.

Ya bizde?.

Yaz aylarında tatil için Türkiye'ye gider gitmez, Ankara'da kitab evlerini, kütüphaneleri gezerim! Nerede okuma? Nerede kitapçıların kapısını çalanlar? Yok, yok!.

Kitapçılar, kitap evleri, sinek avlamakta, sürekli kapıya bakarak müşteri beklemektedirler!.

Şu ayeti birlikte teati edelim: " Ey iman edenler! Size " Meclislerde yer açın" denilince yer açın ki Allah da size genişlik versin Size " Kalkın" denilince de kalkın ki Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

" ( Mücâdele sûresi, âyet 11) Bizlere, görgü kurallarından birini öğreten bu âyete göre; mecliste yer açmak, gelenlere yer açarak ve vererek kalkmak çeşitli maddi ve manevi faydalar sağlamaktadır Zira iman ve ilimle tamamlanan ahlâk kaidelerini yaşayanlar dünya ve ahirette yüksek derecelere erişirler Evet, okumuyoruz!.

Dünyada en çok okumayan millet, bizim milletimizdir!.

Zaten, okumadığımız için de, hurafeler, yanlış, din dışı saplantılar gün geçtikçe yaygınlaşmakta, yayılma, milleti çepe çevre sarmalama imkanı bulmaktadır Sanırım, şu alıntım, Kur'anî açıdan ne kadar gerilerde olduğumuzu ifade etmektedir: Balıkların Kıbrıs Harekâtına çıkması mevzusu var, bu nasıl bir şeydi, böyle bir şey olabilir mi Hocam? " O dönem balık mevzusu çok gündemdeydi sanırım Evet.

Böyle mitolojiler anlatılıyordu Maalesef din adına, vaizlerimiz anlatıyordu Said hoca, bu konuşmaları ilmî bulmadığı için böyle şeylerin doğru olmadığını söylüyordu.

Balığın savaşması ve mezarda yatan insanların kalkıp savaşması söz konusu olamaz Akdeniz'in balıklarının, Urfa'daki balıkların Kıbrıs'a gittiği, savaştığı gibi sözler söylendi Tabii bu ilimsiz bir söz olduğu için buna ilmî cevap vermek gibi bir zorunluluk olamazdı.

Orada çok önemli bir noktaya değinmişti Akdeniz'in balıkları komünist mi? Kudüs ve Mescid-i Aksa orada ve Yahudi işgali altında, oraya gitmiyorlar, İslâm'dan bihaber olan Kıbrıs'a mı gitsinler? Bazı hocalarımızın fütursuzca, bu tarz mitolojileri ve batıl inanışları cami kürsülerinde söylemeleri de insanları, özellikle de gençlerimizi dinden soğutuyor Çünkü bunlar ilmî değeri olmayan sözlerdir.

İnsanlar sizden delil istediği halde siz delilsiz konuşuyorsanız, bu ilmî hüviyete sığmaz ve kabul edilemez Akla ve dine sığmayan bu ve benzeri iddialar, maalesef günümüzde de gündeme gelebiliyor" ( www.

dunyabizimcom) Hakikaten, Kıbrıs Barış Harekatı olduğu sıralarda, camii kürsülerinde, balıkları kuşları, börtü-böcekleri, meczupları, delileri Kıbrıs'a gönderen, yaralandıklarını söyleyen kürsü adamlarımız az değildi O zamanlar, Malatya'da, görev yapan, merhum Timurtaş hoca, böylesi balık hikayelerini ballandıra ballandıra anlatmadan edemezdi.

Tabii ki, okumamış, tahsil yapmamış, Kur'an'dan bihaber yaşayan halk da bu tür mitolojileri esah zannedip, camilerde konuşmaları dinledikçe, hop otorup hop kalkıyorlardı Netice olarak; Yazıma son vermeden önce, " Sitem" başlıklı şiirimden iki kıta alarak, mevzuyu bitirmeyi düşünüyorum: " Şu köşe başında, bir kahve gördüm, İnsan boş durur mu, budur ki derdim, Vatan aydınlansın, bağrımı serdim, Heba oldu ömür, ederim sitem.

x Ne olur dinleyin, kardeşinizi, Aksi halde bekler, tehlike bizi, Temin ediyorum, Vallahi! Sizi, Cehle " Dur!" denmezse, ederim sitem" ( Ş Özdemir Şiirde de ifade edildiği gibi, dini, İslamî, Kur'ânî, Nebevi, tarihi, millî, vicdani sorumluluktan, vebalden kurtulmak için okumalıyız!.

Ama, ne pahasına olursa olsun, okumalıyız! Öncelikle, Kur'ân'ı ve Kur'an ilimlerini, tefsir, sahih hadis, akaid, İslam felsefesi, sosyoloji, mantık, ve dünya klasiklerini, tarihe yön vermiş insanları okumalıyız!.

Massignon , Kindî, İbni Sina, İbni Rüşt, İbn Hazm, Ebu Hanife, Matüridi, Ahmet bin Hanbel, İbn Teymiyye vb alimlerin eserlerini okumalıyız!.

Bilhassa, son elli yılda isimlerini duyurmuş, Hasan el Benna, Kutup kardeşler, İkbal, M Abduh, Afgani, Akif, M.

Hamidullah, Mevdudi, Reşid Rıza vb alimleri.

Son yıllarda, günümüze imzasını atan, sorunları çözmeye çalışan A Bayındır, M İslamoğlu, A.

Bardakoğlu, M Okuyan, S Ateş, İ.

Sarmış, M Azimli, Y Bülent Bakiler vb.

meşhurlarımızı takip etmek, eserlerinden istifade yoluna gitmek en büyük görevimiz olmalıdır! Rabbimiz!.

Aziz milletimize, Kur'an yolunda yürümeyi , okumayı, anlamayı ve yaşamayı nasip eylesin!.

Selam ve dua ile.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık