Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Tevhid, İnsanı Özgürleştirir Korkulardan Kurtarır

" Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. ( O'na hiç bir şey gizli kalmaz.) O'nun bildiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür. " ( Bakara sûresi, âyet 255 )

Ayetin yorumu şöyledir:

Ayetin içerisinde " kürsî" kelimesi geçtiği için bu âyete " Âyet-el-kürsî" denmiştir. Burada kürsî bilmiş olduğumuz taht anlamında olmayıp yüce Allah'ın şanına lâyık, mahiyetini ancak kendisinin bildiği bir varlıktır.

O'nun yüce sıfatlarını ve eşsiz ve sonsuz kudretini anlatan bu âyetin azameti, onu okumanın büyük sevabı, ecri ve tesirleri hakkında hadisler vardır.

Resulullah (sav), bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur: " Kur'an'da en büyük âyet, Ayet-el-kürsî'dir. Onu okuyana Allah bir melek gönderir, onun hasenatını yazar. İçinde okunduğu evi, şeytan otuz gün terkeder. O eve kırk gün sihir ve sihirbaz giremez. Yâ Ali! Bunu evlâdına, ailene ve komşularına öğret." 

Başka bir hadiste de: " Günlerin önemlisi cuma, sözlerin üstünü Kur'an, Kur'an'ın en önemli suresi de Bakara, Bakara'nın en büyük âyeti de  Ayet-el-kürsî'dir. " denilmiştir.

Hayy, lugatte diri, canlı anlamlarına gelir. Allah'ın sıfatlarından olup, devamlı var olan, kesintiye uğramayan , varlığı ezeli ve ebedî olan demektir. Kayyûm ise, bütün mahlûkatın idaresini bizzat yürüten, hepsini hesaba çeken demektir. Onun içindir ki,

Tevhidin, tevhidi düşüncenin önde gelen en mühim ayetlerinden biri olan " Ayet-el-kürsi", her mü'minin dilinde, gönlünde, kalbinde devamlı okumuş olduğu, anlamını yakînen bildiği, şuurunda olduğu bir ayet olmalıdır.

Benim için , " Ayet-el kürsi" ekmektir, aştır, sudur, havadır, giyecektir, yiyecektir, hedeftir, anlamdır, gayedir, maksatdır ve gelecektir.

Onsuz bir hayatı düşünemiyorum. Gece olsun, gündüz olsun, yatarken, kalkarken, giyinirken, hareket ederken, dışarı çıkarken hasılı her yerde, her şeyde " Ayet-el-kürsi"" bulunmaktadır.

Hele, geceleri sağ tarafa yatarak, onu okumak, sonra da yüce Allah'a teslim olmak ne demektir?.. Gönül huzuru içerisinde, kalsam da, ölsem de gamsız, dertsiz bir kalış ve ölüş!..

Ümid ve temenni ederim ki, her inanan Müslümanda bunu yapar, bunu icra eder ve kendisini Tevhide teslim etmiş olur. Bizler, asırlarca, tevhidin karşısına yapay alternatifler çıkardık da ne oldu? Yapay " Kurtarıcı"lardan, medet, imdat, himmet, vesile, rabıta, şefaat, yardım umduk, sonucu gözler önündedir.

" Her şeyin yaratıcısının tek bir " Allah" olduğunu kabullenmek ve buna inanmak Tevhid'in en basit anlamıdır. Bu anlamda, Allah katında putlarının şefaatçi olacağına inanmış olan müşriklerin de, putların üzerinde yaratıcı tek bir ilah'a inanmakla bu asgari anlamda Tevhid'i kabul ettikleri söylenebilir.

Nitekim Kur'an-ı Kerim müşriklerin, kendilerini, yerleri-gökleri yaratanın, gökten yağmur yağdırıp yeryüzüne hayat verenin, güneş ve ay'ı hizmete amade kılanın-putları değil- her şeye galip ve her şeyi bilen Allah olduğunu kesin bir dille itiraf ettiklerini açıkça ifade etmektedir.

Ancak onların bu itirafları yine de onları Müslüman yapmaya yetmemiştir, zira İslam'ın Tevhidden kasdı, her şeyin tek ve bir olan bir yaratıcısı olduğuna dair zihni/kognitif bir kabul değildir.

Bu İbni Teymiyye'nin ifadasiyle Allah'ın sadece bir yaratıcı olarak kabulü ( tevhid er-rubûbiyye) anlamına gelir ki, bu kabul, beraberinde Allah'ı değer koyucu bir otorite olarak kabul ve ona boyun eğmeyi ( tevhid el ulûhiyye) de getirmedikçe, İslam'ın kasdettiği Tevhid'den söz etmek asla mümkün olamaz.

Burada Allah'ın otorite olarak da kabul edilmesi O'nun peygamberler aracılığıyla gönderdiği mesajlara, mutlak değerlere boyun eğilmesi anlamına gelmektedir ki, Mekke müşrikleri yaratıcı olarak Allah'a iman ettikleri halde;

Otoritesinin insanlara iletilmesinin aracı olan vahyi ve Hz. Peygamber'i reddettikleri için İslam Tevhidi'nin dışında kalmışlardır. Felsefi bir dille ifade edecek olursak,bu gün Allah'ı her şeyin yaratıcısı ve yegane ilah olarak kabul etmekle yetinip, O'nun otoritesinin taşıyıcı olan vahiy ve peygamberliği dışlamakla biz Müslüman olmuş olmayız, olsak olsak "deist" oluruz. " ( Ahir Zaman İlmihali, M. H. Kırbaşoğlu, sayfa 27-28)

" Andolsun ki onlara: " Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorsan, mutlaka, " Allah" derler. O halde nasıl ( haktan) çevrilip döndürülüyorlar?" ( Ankebût sûresi, âyet 61 )

" Andolsun ki onlara: " Gökten su indirip onunla ölümünün ardından yer yüzünü canlandıran kimdir?" diye sorsan, mutlaka " Allah" derler. De ki: ( Öyleyse) hamd da Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu ( söyledikleri üzerinde) düşünmezler." ( Ankebût sûresi, âyet 63 )

Netice olarak;

Her Müslüman, Allah'ın otoritesi dışında başka bir otoriteyi tanımayacak ve tanımamalıdır. Zaten, başka bir gücün, kuvvetin, varlığın otoritesi, pamuk ipliği olacak, örümcek ağı mesabesinde olacak ve üflendiği takdirde yok olup gidecektir.

Oysa, Allah'ın otoritesi, her şeyi yoktan var etmesi ile, semavatı, arzı, ayı, güneşi, yıldızları, tüm mükevvenatı var etmesi ile, varlıkları  yaşatmasıyla, rızıklandırmasıyla tek otoritedir.

Mekke'li müşrikler, Lat'ı, Menat'ı, Uzza'yı, Hübel'i öne sürdüler de sonunda ne oldu yani? Kos kocaman bir hiç!... Bir dokunuşla, yok olup, mahvolup gitmiş oldular!..

İbrahim (as)'in putları yere sermesi de bunun en güzel  delili, en büyük Kur'anî ifadesidir.. Hal böyle olunca, Tevhid'in karşısına ne kadar pagan çıkarılırsa çıkarılsın, yok olmaya, ezilmeye,, lanetlenmeye, tepelenmeye mahkum olacaktır.  Şu ayeti kerimeyi iyice okuyalım:

" Andolsun onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette " Allah" derler. O halde nasıl ( Allah'a kulluktan) çeviriliyorlar?" ( Zuhruf sûresi, âyet 87 )

Yani, 21 nci asırda, güç zehirlenmesine maruz kalmış sahte otoritelere gülüp geçmekteyim. Tevhidi düşüncenin karşısında kendi güçlerini ileri sürenler aldanmıyorda ne yapmaktadırlar? " Ben, Allah'ın yanında iyi kulum, iyi şeyhim, iyi gavsım" iddiaları benim midemi bulandırmakta, bunları " güç zehirlenmesi" olarak değerlendiriyorum.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık