ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

TİLKİDE Mİ İDAM EDİLİR MİŞ?
 (Güzel bir anı)
 
 
    Bu günkü yazımla, Afşin İlçesinin ileri gelen, mümtaz şahsiyetlerinin yaşamış olduğu bir hatırayı, bir yaşanmışlığı dile getireceğim. Hakikaten, İlçemiz Afşin; her yönüyle, yani,  dini, tarihi, Kur'anî, milli, edebi, güreşi, pehlivanları, ozanları, alimleri ile araştırılmaya değer, renkli, güzel, coğrafi zenginilkleri ile zengin bir İlçedir!..
    Afşin İlçe halkı; dinine, imanına, vatanına, milletine, devletine bağlı bir İlçedir!.. Bu güzel, şahane vatan parçasında doya doya yaşamak bir sevdadır, bir aşktır, bir güzelliktir!..
    Sizler, hiç duydunuz mu Afşin halkı arasında asker, polis, devlet düşmanı bir insan çıksında, bu aziz milletin kutsal bilmiş olduğu değerlere kurşun sıksın!. Hayır, hayır!.. Bin kere hayır!.. Böyle bir aymazlığın vukuu mümkün değildir! Bu noktadan hareketle, asıl mes'eleye dönecek olursam, arzedeceğim hatıra, güzel, yaşanmış bir hatıradır!..
    Ama, ne hazindir ki, bu hatırayı unutmayan, kitabına alan Elbistanlı bir gazeteci dostumuzdur!.. Kendisini tebrik ediyorum!.. Oysa, Afşin halkı arasında da bir hayli, yazar, çizer insanımız mevcuttur. Şimdi soruyorum; niçin bu tür kıymetli yaşanmışlıkları, anıları, güzel duygu ve görgüleri yazıp çizmezler?
    İsterseniz, " Tilkide mi idam edlirmiş?" konulu güzel hatırayı sizlere arzederek, Afşin'in değerlerini anımsamış olalım:
    " Başlığı okuyanlar; " Tilkide mi idam edilirmiş? Buda nerden çıktı?" diye sorabilirler. Karakucak güreşinde adını yurdumuza, Avrupa'ya, hatta dünyaya duyuran millî pehlivanlarımızdan Bekir Böke'den bizzat dinlediğim Tilkinin İdamı olayı şöyle seyreder:
    Yıl 1955. Cumhuriyet Bayramı dolayısı ile Elbistan Belediyesi ve Kaymakamlık koordinesinde tertiplenen bölge güreşlerinin 6-7 yıldan beri başpehlivanlığını kazandığı gibi Bekir Böke, bu güreşi de kazanmıştır.
    İşin içinde bölgecilik de var. Güreşi Afşin kazanmış oluyor. Zaten, Afşin uzun yıllardan beri K. Maraş'ın kuzey kazalarını hatta K.Maraş'ı ve İlçelerini geçmiştir. Karakucak güreşinde.
    Yani, bu güreşi de Afşin kazanmıştır. Durum süpriz değil. Kalabalık bir grupla katılmışlar, başı da aldıkları için, kendilerini taşıyacak olan kamyonun etrafında düğün-bayram şenliği yapmaktadırlar. Emniyet Caddesi, şimdi ki İsmetpaşa İlköğretim Okulu batı karşısı boşlukta binek arabası olan kamyon hazırlanmış; Afşin grubunu beklemektedir.
    Afşin'in tanınmış şahsiyetlerinden Doğan Bozkurt, İhsan Gök, Mehmet Çelebi başta olmak üzere kamyonu dolduran kalabalık bir gruba fiyaka ve Elbistanlılara karşı da caka olsun diye Bekir Böke: delikanlılığın da  verdiği gururdan dır ki; Alman Çıplağı denilen 7,65 mm. ruhsatlı tabancasıyla 5-6 el havaya ateş eder, düğünlerde silah atılma misali.
    O yere yakın olan Çarşı Polis Karakolu nöbetçisi silah sesini duyar. Ancak kamyon hareket ettiği için polis  sonuç alamaz. Meskûn mahalde silah atılmayı polis affeder mi? O zaman Afşin'in güvenliği jandarma tarafından sağlanmaktadır. Yani İlçe merkezine polis kurumu henüz gelmemiştir. Polis derhal jandarmayı arar:  " Şöyle bir kamyon geliyor. O kamyonun içindeki yolculardan birisi meskûn mahalde tabanca sıkımış. Silah araması yapılsın." der.
     Bekir Böke, köyü olan Kabaağaç'ta inmiştir. Kamyon Afşin grişinde aranır. Silah bulunmaz. Jandarma: " Yol da inen oldu mu?" diye sorar. " Evet, Bekir Böke adında bir kişi Kabaağaç köyünde indi" cevabını alınca, doğru köye gelen jandarma kapıyı çalar. Dışarı çıkan Bekir Böke'nin üstü aranır. Alman çıplağı 7,65 mm ta banca yakalanır.
    Bekir Böke: " Tabancam ruhsatlı" der ama, sökmez. " Sen, Elbistan'da meskûn mahalde silah atmışsın. Onu hakime anlatırsın" diyen jandarma, Bekir Böke'yi sanık ve adı geçenleri de şahit olarak Elbistan polisine teslim eder. Dosya Kaymakamın onayından sonra mahkemeye gönderilecektir.
    Bekir Böke'nin adını gören, birkaç centilmen güreşini de  daha önceleri izleyip hayran kalan günün kaymakamı el altından: " Oradan geçmekte olan tilkiye sıktım" desin, şahitleri de olayı doğrulasın" diye haber gönderir. Mesaj alınmıştır. Dosya Cumhuriyet Savcılığına, oradan da mahkemeye gider.
    Hâkimin: " Sen, meskûn mahalde tabanca ile havaya ateş etmişsin, bunun yasak olduğunu bilmiyor musun?" sorusuna Bekir Böke: Sayın Hâkimim, yasak olduğunu biliyorum. Akşamın alaca karanlığı idi. Kamyonun yakınından bir tilki geçiyordu. Bu kuduz olabilir. Kuduz olmasa, böyle sersem sersem şehire inmezdi. Üstelik kümes hayvanlarının düşmanıdır. Girdiği kümeste ne kadar tavuk, horoz ve hindi varsa önce boğmak suretiyle öldürür.
    Sonra, ölülerini başka bir yere taşıyarak toprağa gömer. Daha sonraki günlerde her gün bir ikisini yer.  Böyle de çiftçiye maddî zarar verir. Köpek cinsinden olduğu için gerek ısırmak suretiyle, gerekse diğer yönden insanlara zarar vermesin diye 5-6 el ateş ettim. Fakat vuraamadım. "  Cevabını verir.
    Hâkim, Doğan Bozkurt'u çağırır. " Bekir Böke'nin dedikleri doğru mu? der ve ekler: " Tilki köpek cinsinden olduğunu biliyorum. Ancak kuduz hastalığı taşıyıp taşımadığını bilemem" deyince, hâkim not alır, " Diğer sorgular bitinceye kadar, veteriner hekimi derhal çağırınız" emrini verir.
    Diğer şahit İhsan Gök ve Mehmet Çelebi'yi de ayrı ayrı çağırır. İfadeler Bekir Böke'nin tilkiye sıktığını doğ  rular. Bu sırada veteriner Hekim Mustafa Çakmak da gelmiştir. Hâkim huzura çağırıp sorar:
    " Tilki köpek cinsinden midir? Kuduz hastalığı taşır mı? Kuduz olunca, sersemleyip şehre inip insanı ısırmak suretiyle kuduz bulaştırma ihtimali var mı? Kümes hayvanlarının da düşmanı mıdır?" gibi sorularını Mustafa Çakmak şöyle cevaplandırır:
    " Evet, tilki köpek cinsindendir. Kuduz mikrobu taşır. Kuduz olunca sersemler, şehre inip insanı ısırarak, kuduz bulaşmasına sebep olabilir. Kümes hayvanlarının da son derece düşmanıdır. Evet, kümese girince canlı bırakmaz. Hepsini öldürdükten sonra, başka yere götürüp toprağa gömer. Böyle zararlı bir hayvandır tilki."
    Mahkemeye gelen dosyayı imkânlar ölçüsünde bitirmeyi seven, vatandaşın gelip gitmesini de asla sevmeyen Hâkim:
    "  Gereği düşünüldü. Elde edilen bilgi, bulgu ve bilirkişi ifadeleri çerçevesinde, zararlı olduğu kesinlikle anlaşılan tilkinin görüldüğü yerde öldürülmek suretiyle gıyaben idamına; Bekir Böke'nin beraatına ve tabancasının iadesine karar verildi." diyerek dosyayı kapatır." ( Un Sandığı 6, M. Göçer, say. 83-84-85)
    Netice olarak;
    Dünün, Afşinli delikanlıları böyle idi!.. Ya şimdikler? Vallahi, zamanımız delikanlılarının düğünlerde rast gele silah sıkmalarından utanıyor, hicap duyuyorum:
    Çünkü, evlerimizin balkonlarında oturamıyoruz, tüfek saçmaları, mermi çekirdekleri vızır vızır geçmektedir!.. Jandarma ve Polis çare olamıyor!.. Çünkü; hırsıza çare yoktur!..
    Halbu ki, zamanımız düğünlerinde, davulun, zurnanın kıvrak havasına kendini kaptıran biçareler, Pkk.nin, terör örgütlerinin asker ve polis şehid ettiklerini, boşa silah sıkmadıklarını düşünler. Diğer taraftan,
    Gecenin on ikisinde havai fişek patlatarak kör, pis nefislerini tatmin edenler, o saatlerde bebelerin, çalışanların, hastaların yataklarında olduklarını unutmasınlar!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık