ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Turnadağ Savaşı
GÖKSUN, AFŞİN, ELBİSTAN VE NURHAK BÖLGESİNDE VUKU BULAN TURNADAĞ SAVAŞI!..
 
 
    Bu gün yine, büyük sultan, cihangir imparator Yavuz Sultan Selim Han'ın; başarılı, akıl dolu, feraset yüklü bir zaferinden bahsedeceğim. Yani, " Turnadağ Zaferi!"
 
    Bilindiği veya bilinmesi gerektiği üzere, Turnadağ savaşı, Osmanlı imparatorluğu ile Dulkadiroğulları beyliği arasında geçmiştir. 12 Haziran 1515 tarihinde, bu gün, K. Maraş İl'inin kuzey ilçeleri diye de anılan bölgede, yani, Göksun, Afşin, Elbistan ve Nurhak topraklarında cereyan etmiştir.
 
    Yavuz Sultan Selim Han'ın arzusu; Türk-İslam birliğini tesis etmek, Ortadoğu'ya rahat  gitmek için bütün engel ve  maniaları ortadan kaldırıp,  kapıların kendisine açılmasını sağlamaktı.  Bu sebeple,
    Çaldıran zaferini müteakiben, Amasya'ya dönen padişah; Dulkadiroğulları beyliğinin sultanı  yani dedesi Alaüddevle Bey'in; Osmanlı güçlerini ve ordusunu arkadan vurduğunu düşündüğünden, onunla savaş yapmaya kesin karar vermiştir. Zaten, Yavuz Han, tahta çıktığı zaman, dedesi kendisini kutlamamıştı!..
 
    Alaüddevle Bey; Yavuz Selim'in annesi Ayşe Sultan'ın babası ve kendisinin de dedesidir. Dede torun olmalarına rağmen, Yavuz Selim han, niçin Dulkadiroğulları Sultanlığını ortadan kaldırmak istemiştir?
 
    Çünkü, Yavuz Sultan Selim; İran-Çaldıran savaşına giderken, dedesi Alaüddevle beyden yardım istemiş,  bu isteği reddedildiği gibi, bu beyliğin Şah İsmail ve Memluklularla yakın ilişkisini bildiği, orta yerde, yukarıda da arzsettiğim gibi engel teşkil ettiği için 30.000 bin kişilik bir kuvvet ve başlarında Şehsuvaroğlu Ali beyi komutan tayin ederek başkent Elbistan'a göndermiştir..
 
    Osmanlı ordusu ve Dulkadiroğulları ordusu, Afşin İlçesinin Ördekli köyünde karşılaşmışlar, kısa zaman sürecinde Osmanlı ordusu Alaüddevle beyin ordusunu dağıtarak, Elbistan'da 185 yıl hüküm süren ve Elbistan'ında başkentlik yapmış olduğu sultanlığa son vermiştir!..
 
    Göksun, Afşin, Elbistan ve Nurhak bölgesinde cereyan etmiş Turnadağ savaşı ile, Anadolu coğrafyasında Türk birliği sağlanmış oldu.
    Turnadağ savaşından sonra, Yavuz Selim han, Elbistan camilerinde adına hutbe okutmuş, savaş sırasında da, bizzat kendisi Göksun yakınlarına kadar gelerek,  bu gün; " İncesu" ilçesinden harbi takip etmiştir.
 
    Alaüddevle bey; savaşta yenilmesinin arkasından Turnadağa sığınmış daha doğrusu kaçmıştır. Orada yakalanıp  başı kesilerek öldürülen Alaüddevle beyin başı Kahire mezarlığında, gövdesi  ise, bu gün Andırın İlçesine bağlı Geben kasabası yakınlarındaki  Gökçebel mevkiinde defnedilmiştir.
 
    Bu mevzuda diğer bir rivayette, Alaüddevle Bey'in başsız naaşının Maraş Ulu Camiinin kıble tarafında bulunan haziresine ( şimdi parktır)defnedildiği söylenmektedir. Nasıl olursa olsun, ister Andırın Gökçebel padişah mezarlığına defnedilmiş olsun, onun sultanlığına, bir Türk büyüğü olmasına yakışır ve yaraşır bir mezar yapılmadıktan sonra, mes'ele değişmeyecektir. Umarız ki, tez zamanda bu husus aydınlığa kavuşmuş olur. Çünkü,
 
    Bizim örf ve adetlerimizde, devlet büyüklerine, yakınlarına karşı bir saygı, hürmet duygusu bulunmaktadır. Mesela, K. Maraş Kurtuluş mahallesinde Yavuz Sultan Selim'in büyük annesi, Alaüddevle'nin eşi Şemsi Sultan adına " Hatuniye Camii" yaptırılmıştır. Avlu giriş kapısı üstünde 19 ncu yüzyıl başlarından onarım yazıtı vardır.
    Kesme taştan, son cemaat yeri ve ana mekanı ahşap çatılı bir yapıdır. Son cemaat yerinin solundaki sivri tonoz örtülü, dik dörtgen planlı türbeye, bir kaç basamakla inilen yalın kapıdan girilir.
 
    Hal böyle olunca, niçin, Alaüddevle Bey gibi bir Türk büyüğünün mezarı, kabri görkemli, muhteşem olmasın?..
 
    Hakikaten, başta Elbistan İlçemiz, akabinde Afşin ( Efsus) yerleşim birimi her yönüyle araştırılmaya, tetkik edilmeye, bu gün hakkında kısaca bilgi sahibi olduğumuz, Safevi ve Şii Şah İsmail'in, Elbistan başkentindeki zulümleri, yakmaları, yıkmaları ve halka yapmış olduğu kötülükler enine-boyuna bilinmeli ve neslimize aktarılmalıdır!..
    Netice olarak;
   
    Göksun, Afşin ve Elbistan ilçelerinde bulunan tarihi yapılar, Ulu camiler incelenmeli,  Afşin Dede Baba türbesi, Elbistan Himmet Baba türbesinde medfun bulunan zatların, kimlikleri, şahsiyetleri, serancamları insanımıza enine-boyuna anlatılmalıdır.
 
    Diğer taraftan, Şii Şah İsmail'in, Elbistan bölgesine yapmış olduğu tahribat, zarar, zulüm ve ızdırap gün yüzüne çıkarılmalı, tarihle meşgul olan dostlarımız kollarını sıvayarak, bu tür unutulmuş, geride bırakılmış tarihi vak'aları gün yüzüne çıkarırlar da, insanlarımız bilgi sahibi olurlar!..
 
    Günümüzde, Afşin Dede Baba türbesi, yanlış algılarla ziyaret edilmekte, oraya gelen ziyaretçileri, ya baş ağrısı çekmekte, belinden rahatsız olmakta, veya psikolojik sorunları bulunmaktadır!.. Halbu ki, Kur'ânî düşüncede, bu tür şeyler çirkin, yakışıksız ve haram fikirlerdir.. Çünkü, ölüler, dirilerden dua beklediğine göre, dirilerin ölüden istimdat ummaları doğru değildir.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
 
   
     
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık