Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

TUZ
  " TUZ; YİYECEĞİ KOKMAKTAN KORUR, TUZ KOKARSA O YİYECEĞİN HALİ NE OLUR?!.." 
 
 
    " Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini ( harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine ( kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları ( mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar ( köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar ( Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz." ( Nûr sûresi, âyet 31 )
 
    Zikredilen ayet mealinde kadınlara, teşhir etmeleri yasaklanan " Zînet"ten maksadın ne olduğu konusunda farklı görüşler vardır:
 
    Bir görüşe göre bu zinetten maksat, küpe, bilezik, yüzük ve gerdanlık gibi süs takıları ile sürme, kına gibi şeylerdir. Bu yoruma göre bu tür zinet eşyasının bedende teşhiri, gösterilmesi kadınlar için haramdır.
 
    Elbise de zinet olmakla beraber, gizlenmesi mümkün olmadığı için âyette diğerlerinden istisna edilmiştir. Ancak, daha kuvvetli bir görüşe göre âyetteki " zinet" tabiri, kadının vücudunu ifade eder ki, buna göre yasaklanan, süs eşyalarının teşhiri değil, vücudun teşhiridir.
 
    Bu yasaklamadan istisna edilen " görünen kısım" ise, kadının yüzü, elleri ve -bir görüşe göre- ayaklarıdır.
 
   Ayeti kerimenin bu izahatından sonra, şunları demek istiyorum: Malum olduğu üzere, günümüz dünyasında, sokaklarımız, caddelerimiz, şehir meydanlarımız kadınların hunharca öldürülmesinden, darp edilmesinden dolayı, kan revan üzeredir!.. Niçin ve neden?
 
    Çünkü, okumamış, eğitim almamış, ahlaki yönden olgunlaşmamış erkeklerimiz, nefislerine hakim olmaktan, kendilerini zaptetmekten uzak bir hal içerisinde  bulunduklarından ötürü, gerek kendi hanımlarını karşı, gerekse başka kadınlarla aşna-fişna olmaktan ötürü, döğüşler olmakta, kurşunlamalar, vurmalar, kırmalar gırla gitmektedir.
 
   Tabii ki, sadece erkekler mi suçludurlar? Hayır!.. İşlenen, icra edilen suçlar ortak suçlardır!.. Nice iffet ve tesettürünü kaybetmiş ahlaki yozlaşmaya uğramış hanım efendi (!) bulunmaktadır ki, erkek avcılığı yapmakta, erkeklerde ağa takılan balık gibi, sonu uçurum olan bir dünyaya kulaç atmaktadırlar!..  İsterseniz, Ahmet Kalkan hocayı bu mevzuda dinleyelim:
 
    " Müslüman hanım; Ahzab suresi 59. ayete göre sadece vücudunu ve başını örtmek de emrolunmamış, aynı zamanda yabancı erkeklerden eziyet görmeyecek ölçüde ve iffetli olduklarını gösterecek biçimde cilbab ( çekici olmayan ve baştan ayağa örten geniş ve kalın bir dış giysi ) ile örtüneceklerdir.
 
    Bu özellik, baş örtüsünün şeklini de, baş örtüsü dışında dış giyimin nasıl olması gerektiğini ve bunun hikmetlerinide içermektedir. Vücudu örttüğü halde dış giysinin ( cilbabın) içindeki bol elbise, -cilbabsız olarak- nasıl dışarıda tesettür için yeterli görülmüyorsa, aynı şekilde elbise desenlerinden daha çekici, allı güllü, bol süslü eşarplar ve kadını cazip gösteren kıyafetlerin de tesettürdeki temel espri ve hikmeti taşımayacağı bilinmelidir.
 
    Bilindiği gibi, Nur suresi, 31. ayeti, kadınlara- istisna edilen şahıslar dışında- hiç bir erkeğe zinetlerini göstermemelerini emretmekte.
 
    Ziynet, kadını güzel gösteren saç, makyaj, parfüm, takı, mücevherat ve elbise gibi şeyleri içine almaktadır. Güzel kokudan ( parfümden) kaçınmak şarttır.
 
    " Bir kadın, güzel koku sürerek bir topluluktan geçer, onlar da ' onun kokusu şöyle şöyleydi' diye konuşurlar. Böyle ( koku sürünmesi ve) söylenmesi çirkindir." ( Ebu Davud, hadis no:351)
 
    Konuşurken ciddi olma mecburiyeti vardır: " - Eğer (Allah'tan) korkuyorsanız, ( yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır." ( Ahzab 32)
 
    Müslüman hanımın davranıışı, yürüyüşü ağırbaşlı olmalı, dişiliğini, cinselliğini öne çıkarmamalıdır: "-...Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar ( dikkatleri üzerlerine çekecek şekilde yürümesinler)." ( Nur 31)
 
    Tesettürdeki gaye ve hikmet, ulemanın ittifakı ve ümmetin icmâı ile kadının yabancı erkeklere karşı cinsî cazibesini gizlemektir. O yüzden, kadının bileğindeki altın bileziğin gözükmesine izin vermeyen din, kadını daha süslü gösteren bir eşyanın, bir aksesuar veya baş örtüsü ya da giysinin kullanımını da izin vermez.
 
    Nur suresi 31. ayet, kadının yabancı erkeklere ziynetlerini/süslerini ( ve ziynet yerlerini) göstermesini yasaklar. Hâlbuki şimdiki başörtülerin ve dış giysilerin büyük oranda ziynet/süs unsuru olması, aranacak ilk vasıf sayılabiliyor, ziyneti örtmesi gereken şeyin kendisi tümüyle ziynet özelliğine uyuyorsa bu nasıl tesettür olabilir?" ( gencmuslumanlar.com/ceyret-tesettur-ahmed-kalkan)
 
    Maalesef, yaşamış olduğumuz çağ, karmaşık, içinden çıkılmaz, çetrefilli bir durum arzetmektedir. Çünkü, " Giyinik çıplaklık" kültürü her tarafa hakim olmuş, evinde süslenmeyen, kocasına bu mevzuda güzel görünmek istemeyen zavallı, budala kadın, sokağa çıkarken, tüm hünerlerini gösterip, cicili, bicili bir şekilde giyinerek, sokağa çıkmaktadır!..
 
    Oysa, köşe başlarında avını bekleyen, ızbandut, gözü dönmüş, vahşi, ahlaksız erkeklerde, her an saldıracak, baştan çıkaracak bir tavır içerisinde, zavallı, budala kadının üzerine atılmakta, onu baştan çıkararak, flört gibi, yasak aşk gibi pis yaşama alet etmektedirler!..
 
    Sonra ne olmaktadır?.. Olacağı malumdur!..  Heves ve hevesatını attıktan sonra, döğüş, kavga başlamakta, kurşunlama, döğüşme, kavga, ölme, öldürme, intihar etme vak'aları ala bildiğince ortamı bulandırmaktadır!..
 
    Zaptiye güçleri, polisiye tedbirler, emniyet imkanları ne kadar güçlenirse güçlensin, sokaklarda ahlak olmadıktan sonra, bu tür rezaletlerin son bulması mümkün olmayacaktır!..
 
    Diğer taraftan, TV.larda; allı, yeşilli yapılan evlilik seansları, ölümlerin, yasak aşkların, flörtlerin üzerine tuz-biber olmaktadır!.. Keşke!.. Devletimiz, bir an önce, hiç de faydalı olmayan ve de olmayacak, evlilik proğramlarına bir yasaklama, bir yaptırım getirmiş olsa da, bu tür çirkinlikler kısmen de olsa son bulmuş olurdu!..
 
    Çünkü, anne, kız kardeş, abla, bacı, teyze, yavuklu, nişanlı, hala, ve tüm akraba hanımlar; tuz mesabesindedir!.. Komşu kız kardeşler ve hanımlar da aynısıdır!.. Milletin anneleri olan kızlar ve hanımlar da öyledir!..
 
    Onlar, kokuşmuş olursa, kokarsa, halimiz nice olacaktır?.. Bir kere, sokaklar kirlenecek, kalabalıklar pisleşecek, güven ortamı kalmayacak, mahkeme salonları, boşanmalar artacak, avukatlar, hakimler ve savcılar sürekli bu tür nahoş işlerle meşgul olacaklardır!..  
 
    Netice olarak;
 
    " Tuz yiyeceği kokmaktan korur; tuz kokarsa o yiyeceğin hali ne olur? Baş örtüsü, mü'min hanımlara üniversitede  değil, gelişmeye başladığı andan itibaren farz olmaktadır. Ayrıca üniversite gibi resmi kurumlarda ve erkeklerle kızların karma eğitim yaptıkları ya da içli dışlı oldukları yerde sadece başörtüsü değil farz olan; onu tamamlayan diğer giysiler ve cinsi özellik ve cazibelerin tümünden arınmış, fitne ortamına hiç yer vermeyecek davranışlarda şarttır.
 
    Müslüman bayan, erkeklerin de bulunduğu sosyal hareketlere katılır veya yabancı erkeklerle meşru ölçüler içinde konuşurken, her şeyden önce dişiliğiyle değil; kişiliğiyle bulunmalıdır. Bir kadın için, sosyal hayatta tesettür her şey değil; bir şeydir..
 
    Onsuz olmaz ama onunla da her şey tamamlanmış değildir. Kahkaha gibi aşırı ve sesli gülme, yabancı erkeklerle şakalaşma, gereksiz samimi tavırlar, kadınsı işveler, yapmacık eda ve sesin güzelleştirilmesi için doğal olmayan çabalar vb. iffetli Müslüman bir hanıma yakışmayacak ve Müslümanlarca yadırganacak ya da farklı gözle değerlendirilecek her türlü tavırdan kaçınılması gerekir. " ( gencmuslumanlar.com)
 
    Tüm bu anlatılan önemli kriterler, Müslüman hanımların baş tacı olmalı, olmalı ki, sokaklar, caddeler, meydanlar, evler, haneler sükunete ersin, çocukların boynu bükük kalmaları önlenmiş olsun!..
 
     Babalar; vahşileşmesinler, ellerine silahlar alarak, evden kaçmış hanımları aramaya çıkmasınlar!.. Görüldüğü anlarda silahlar patlamasın, cinayetler, cürümler meydana gelmesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
 
     
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık