Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

TV. DİZİLERİ VE DEST-İ İZDİVAC PROGRAMLARI!..

"Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, muhakkak ki o, edepsizliği  ( yüz kızartıcı suçları) ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içinizden hiç bir kimse asla temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediğini arındırır. Allah işitir ve bilir." ( Nûr sûresi, âyet 21 )

Teessürle belirtmeliyim ki, görünen şeytanlar ve görünmeyen şeytanlar, bütün hünerlerini icra ederek, insanımızı sapıtmak, Sırat-ı Müstekim yolundan alı koymak için bütün oyunlarını, hilelerini sahnelemekte, oyun üstüne oyun sergilemektedirler!.

Tabii ki, insanlığın ve insanımızın en zayıf, vurulacak, tongaya düşürülecek noktası da, belden aşağı vurmak, şehvet ve hayvani hislerini cici göstermektedirler.

Tarihi süreçte, Müslümanlar, bu noktadan avlanmış, tuzağa düşürülmüş ve kadın olsun, erkek olsun maskara yapılmıştır.

Bu gün, gün yüzüne çıkmıştır ki, 15 Temmuz meczubu bile, bu aziz milletin bu yönünü iyice keşfettiği için, tepe tepe siyaset insanlarına tuzaklar kurarak, onların hayatlarını, istikballerini mahvı perişan etmiştir!.. Onun içindir ki;

" Diziler ve evlilik proğramları  sürekli kendimizden uzaklaşmamıza aradaki mesafenin açılmasına neden oluyor. Gerçekten yaşamadığımız, gerçekte yaşamadığımız bir dünyanın içindeyiz aslında.

Bu ise bizi kendi gerçeğimizden kopartıyor. Asıl sorun işte burada. Artık insanın kendini, gerçeği, hakikati aramak gibi bir gayesi yok.

Evlilik proğramları hayatın manasını, evliliğin üstünde yükselmesi gereken temelleri dinamitliyor aslında.  Sahte bir show dünyası...

Asla gerçeğin, insani değer ölçülerinin olmadığı, kitlelerin gözü önünde insanlığın tecavüze uğradığı sahte bir dünya... Bir yönüyle insanlık pazarı... İnsan ticareti... Duyguların tezgaha düşmesi...

Müslüman bir toplumda yaşadığımız iddiasındayız ama evimizin baş köşesine misafir ettiğimiz televizyon aklımıza, idrakimize, muhayyilemize  gayri İslami, gayri insani bir ipotek koymuş durumda.

Bırakın İslami değerleri en asgari insani değerlerin bile olmadığı tuhaf bir gösteri dünyası. Sirk... Dizilerdeki abartılı sahneler, kaynağı belirsiz servetler, sınırsız harcamalar, evler, arabalar, güzel kadınlar, yakışıklı erkekler, ailenin temelini sarsan ilişkiler toplumu ifsat ediyor.

Hem ifsat olan bir toplum var hem de televizyondaki parlak sahneleri kendi gerçek yaşamında göremeyen, yaşayamayan ve kendi dünyasına, gerçeğine düşman olan insanlar...

Evlilik proğramlarındaki eş seçme kriterleri, bu kriterlerin tamamen maddi alana ilişkin olması, duygusal, manevi özelliklerin uyuşması yerine birbirine talip olanların ev, araba, boy pos, makam ve mevki bağlamında yoğunlaşmaları evlilik kurumunun yara almasına neden oluyor.

Sadece sayısal değerlerin ve dış görünüşün belirleyici olması için evliliği en baştan olumsuz etkileyecek faktörler. Bu olumsuzlukların hepsi ne yazık ki gün boyu ekranlardan ailenin içine yayılıyor. Sanki ekranla zihinler arasında bir kanalizasyon  bağlantısı yapılmış. Sürekli pislik boşaltılıyor zihinlere." ( İktibas Dergisi, Muaz Ergü)

Ne acı ki, Müslüman anneler, hacı babalar, evlerinde beş vakit namazlarını kılarken, Tv.ların yanı başında seccadelerinde otururlarken, tesbihlerini çekerlerken, kız-oğlan evlatları, gelin hanımları, proğramların karşısında ağızları bir karış açık şekilde, içerisine girercesine seyri temaşa halindedirler.

Hatta, kimi hanımlar; ev işlerini, çamaşır yıkama saatlerini bir düzene sokarak, mümkün olduğu kadar, alıştıkları, alışkanlık haline getirdikleri, aşkla, şevkle takip ettikleri proğramların saatlerini kaçırmak istememektedirler!.

Çünkü, evde, evin içinde, erkek tarafında, hanım tarafında büyük bir boşluk, arası kapatılmayacak bir ayrılık bulunmaktadır.

İslami kültür, dini eğitim, öğretimi evlere girmemiş, Kur'an okunmuş ama, 21 Yasin, 40 Yasin şeklinde okunmuş, eller yüzlere sürülmüş ve ölülerin ruhlarına hediye edilerek öylece Kur'an kapatılıp yükseklere asılmıştır.

Yani, Kur'an, evlerimizde etkin ve tepkili, şuur verici, bilinç verici şekilde değildir. Atalarımız böyle okumuşlar, ninelerimiz de böyle kıraat etmişler, eh!.. Bizler de, sadece cuma akşamları böyle yaparsak, görevimizi yapmış oluruz.. Düşüncesi..

"Diziler ve evlilik proğramları sürekli kendimizden uzaklaşmamıza, aradaki mesafenin açılmasına neden oluyor. Gerçekten yaşamadığımız, gerçekte yaşayamadığımız bir dünyanın içindeyiz aslında.

Bu ise bizi kendi gerçeğimizden kopartıyor. Asıl sorun işte burada. Artık insanın kendini, gerçeği, hakikati aramak gibi bir gayesi yok. Görüntülerin sonsuzca akışı var. Anlamın, gayenin sonsuzca yitişi... Ekranlar işte bu anlamın ve gayenin yitimini bi hakkın yerine getiriyor.

Aslında biz Müslümanlar için var olan dünyanın yadsınması, var olan dünyanın beş duyuya hapsedilmiş gerçekliğinden kopulması kötü bir şey değil. Aksine dini öğretinin vurgularına uygun bir şey.

Ama günümüzde gerçeğinden kopan insan, koptuğu bu gerçeğin yerine sanal dünyayı koyuyor. Dini tavsiye ettiği arayış imkânsızlaşıyor.  Sanal gerçekliğin içinde bir gerçeklik arayışı yine sanal olacağından bizi, aşkın varlıkla buluşturmayacak.

Gerçeği aramak yerine, üretilmiş gerçeklerin görüntülerini izleyerek avunacağız. Evlilik proğramlarını izleyeceğiz ama evlilikten ziyade, evlilik müessesinin yağmalandığı bir enkaz kalacak zihnimizde.." ( a. g. dergi, Muaz Ergü)

Netice olarak;

Diyorum ki, acaba, bizlerde, biz büyüklerde, eli kalem tutanlarda , yazarlarda çizerler de, okuyanlarda, entelektüellerde hiç mi kabahat, hata yoktur?

Vardır!.. Hem de, asıl günahın, suçun, seyyiatın büyüğü bizlerdedir. Bizler, büyükler olarak, aydınlar olarak, hacılar, hocalar olarak insanımıza bu sahalarda ne verebildik acaba?

Ben, bakıyorum yüzlerce Tv. Kanalları var!.. "İslamiyim", "Müslümanım"diyen kanallarda bulunmaktadır. Ama, gelin, görün ki, mevcut bu tür kanallar da, " çörek otu" " Bal" " Ot-çöp" " Tılsımlı, gizemli dualar" göze çarpmaktadır.

Yani, gençliğimize, neslimize bir şey verecek, aşka getirecek, onları yüreklendirecek bir atılım bulunmamaktadır. Tamamen, paraya yönelik, kandırmaya ilişkin reklamlar yapılmaktadır.

Kur'ani, İslami, Nebevi bir haber yoktur.. Genç kızları, genç erkekleri ekran başında tutacak, bir icraat bulunmamakta, piyes, film, belgesel yoktur.

İşte, bunu fırsat bilen, bir takım uğursuzlar, şehvet perestler, flörtçüler, hemen kollarını sıvayıp iş başına geçmekte, sahte senaryolar hazırlayıp, nikahsız birlikteliği teşvik edici proğramlar yapmaktadırlar!..

Suçlu kimdir? Suç kimindir? Benim, senin, anne-babanın, İmamın, Müftünün, Öğretmenin, Diyanet'in, Profesörün ve herkesindir. Hal böyle iken, ne diyelim, iyi uykular, tatlı rüyalar!.. Sizler uyurken, genç kızlar ve genç erkeklerde dest-i izdivaçlara diyoruz.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık