Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

UĞURSUZLUK NEDİR

UĞURSUZLUK; NEDİR NE DEĞİLDİR? " Onlara bir iyilik ( bolluk) gelince, " Bu bizim hakkımızdır" derler; eğer kendilerine bir fenalık gelirse Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlardı.

Bilesiniz ki, onlara gelen uğursuzluk Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler" ( A'raf sûresi, âyet 131) " Elçiler şöyle cevap verdi: Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir Size nasihat ediliyorsa bu uğursuzluk mudur? Bilakis, siz aşırı giden bir milletsiniz.

" ( Yâsin sûresi, âyet 19) Uğursuzluk mevzuu, camii kürsülerinde, minberlerinde üzerinde sıkça durulması gereken, anlatılması lüzum eden önemli, ciddî, şirk kokan bir husustur Ne yazık ki, İslam ve onun yüce kitabı Kur'an'ı bilmeyen insanlarda, uğursuzluk konusunun çok yaygın olduğu bilinmektedir Baykuşun konmasından, uçmasından, baca dumanının eğri çıkmasından, salı günü yola çıkılmasından, cuma günü çamaşır yıkanmasından uğursuzluk çıkaran gafiller olduğu gibi, hayatımızı aşağı-yukarı uğursuzluk belasına mahkum eden insanlarda az değildir.

Nice annelerimiz, ninelerimiz, büyüklerimiz, uğursuzluk hastalığının, düşüncesinin içerisinde ömür tüketmişler, her alanda, her zeminde bir uğursuzluk aramışlar ve bulmuşlardır Halbu ki, Bir şeyi uğursuz sanmak ve uğursuzluğa inanmak cahiliyye insanlarının gelenek ve adetlerindendir.

Yüce Allah, bu inanışlarından dolayı kızarak onları kötülüyor ve bu uğursuzluk inanışının ve düşüncesinin olaylara hiç bir etkisi olmadığını beyan ediyor Ebu Hüreyre (ra)'den Rasulullah (sav)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir: " Adva, Tıyara, Hama, Safara" diye bir şey yoktur" ( Buhari-Müslim) İsterseniz bu kelimeleri tanımaya çalışalım: " Adva: Sağlam bir kişiye bir hasta aracılığıyla hastalığın bulaşmasıdır.

Rasulullah'ın böyle bir şeyin olmadığını söylemesinin sebebi; doğrudan doğruya o hasta kişi yüzünden hasta olunduğuna değil de Allah'ın dilemesi sonucu bu hasta kişiden hastalık bulaştığına inanmanın gerekliliğini belirtmektir Zira İslam inancında hastalığın doğrudan doğruya bulaşması yoktur Her şey Allah'ın izni ve dilemesiyle olur.

Bununla beraber İslam, insanların salgın hastalık olan yerlerden uzak durmak suretiyle tedbir almalarını ve Allah'a tevekkül etmelerini emretmiştir Tıyara: Uğura ve uğursuzluğa inanmaktır Hama: Kan davalarında öç ve intikam almak için uydurulmuş bir takım efsanelere inanmaktır.

İslam bunu kesinlikle yasaklar Cahil arapların inançlarına göre öldürülen bir kimsenin kanından, kemiğinden veya ruhundan kuşlar-bilhassa baykuş- diyerek ölünün intikamı alınıncaya kadar bağırırlar Bu yüzden ölen kimsenin yakınları ölüyü rahat ettirmek için intikamını almak zorunda olduklarına inanırlardı.

Neva: Arapların " Enva" dedikleri ve 13'er günlük süre ile seher vakti, batıda görülen yıldızlarla ilgili inançlardır Bunlar, yağmurların ve çeşitli hava değişimlerinin sebebi olarak bilinirdi Hadisi şerifte bu ve benzeri inançlar kesinlikle yasaklanıyor.

İslam inancında her şey Allah'ın iradesiyledir Sebepler ancak Allah'ın iradesinin gerçekleşmesine bir vesiledir Gavl: Dev veya şeytanın görünmesi inancıdır.

Araplar, şeytanın çeşitli renklere bürünerek dev şeklinde kervanların önüne çıktığını ve kervanı yolundan şaşırtıp çölde mahvına sebep olduğuna inanırlardı Hadis-i şerifteki " Gavl yoktur" sözü, Allah'ın adı zikredildiği veya Allah'a tevekkül edildiği zaman şeytanın insanları aldatamayacağı ve onlara bir kötülük yapamayacağı anlamındadır " ( rkvekfr.

blospotnl) Tüm bunlardan şunu anlamalıyız: Müslümanlar, takva sahibi insanlar, gerekli tedbirleri aldıktan sonra, Allah'a tevekkül etmeli, başka var sayılan unsurlardan çekinmeye, korkmaya, ürkmeye, hayatlarını korku içerisinde geçirmeye hiç bir gereksinim bulunmamaktadır Maalesef, Anadolu insanı, dün olduğu gibi, bu günde , uğurun, uğursuzluğun vermiş olduğu rehavet ve ızdırap içerisinde yaşamaktadır.

Cahil, okumamış, eğitim görmemiş, Kur'an bilmez ninelerimizin bir kısım sözleri hala geçerliliğini korumaktadır Örneğin, " Gece tırnak kesilmez" " aynaya bakılmaz" " Komşudan komşuya süpürge götürülmez" " iki bayram arasında nikah kıyılmaz" " 13 sayısı uğursuz bir sayıdır" vb yüzlerce gelenek, söz, hal ve gidişat, yaşam tarzımız olmuştur.

Oysa, Tüm bunların dibacesine indiğimiz zaman görülmektedir ki, bunların İslamî bir dayanaklarının bulunmadığı, tamamen, eski kültürlerden, yani, cahiliyye araplarından, beşeri dinlerden, şamanizmden, Zerdüştlükten, Maniheizmden, Hinduizmden sirayet ve intikal eden uyduruklar olduğu görülecektir Bir gün Rasulullah (sav)'in huzurunda uğursuzluktan söz edildi: Buyurdular ki: " En güzeli iyimserliktir Uğurzsuzluk hiç bir Müslümanın cesaretini kırıp geri bırakmaz.

Şayet biriniz sevmediği bir şey görürse şöyle dua etsin: " Rabbim! İyiliği ancak sen ihsan edersin, kötülüğü ancak sen giderirsin Bir halden bir hale geçmek, üstün gelmek ve muvaffak olmak ancak senin yardımınladır" ( Ahmed- Ebu Davud) Uğur-uğursuzluk kavramı, enine-boyuna araştırıldığı, incelendiği, tetkik edildiği zaman görülecektir ki, İslam'da ve onun yüce kitabı Kur'an'da böyle bir anlayışın, uygulamanın, inancın bulunmadığı müşahade edilecektir.

Bunların tamamı, yani, kuş uçmasından, rüzgarın esmesinden, gök gürültüsünden, ıssızlıktan, haftanın günlerinden, sayıların içerisinden bir takım muammalı, yanlış kanaatler, değerlendirmeler çıkarmak kat'iyyen doğru değildir Eski cahiliyye araplarının bir iş yaparken, bir yere gidecekleri zaman, ok çekmeleri, yanlış kabul ettikleri okun, sayının çıkması halinde vaz geçmeleri halinde yapacakları işten vaz geçmeleri doğru değildir Bunlar, bu inanışlar tamamen cahili, Kur'an dışı hasletlerdir.

Günümüz dünyasında bakıyorsunuz, nice nice eğitimli, okumuş insanların, vücutlarına, envaı çeşit dövme yaptırmaları, uğur kabul ettikleri şeyleri narin cisimlerine nakşettirdikleri bilinmektedir Bu tür durumları, futbol sahalarında, top koşturan futbolcuların, dizi oyuncularının, artist geçinen zavallıların bedenlerinde görmek, şahit olmak mümkündür Netice olarak; Tüm bu anlatımlardan şu sonucu çıkarmalıyız!.

Asrın Müslümanların, daha uyanık, şuurlu, basiretli davranarak, neyin İslami, neyin İslami olmadığını araştırmaları, bilmeleri ona göre davranmaları daha muvafık olacaktır!.

Aksi halde, camide namaz, Kabe'de hac, Ramazanlarda oruç , kurbanda kurban kesip, akabinde, " şu uğurumdur" " şu uğurum değildir" vb evhamlara kapılmanın, yanlışların içerisinde boca olmanın bir anlamı yoktur Yukarıdan beri anlatılan hususlar bizlere gösteriyor ki; her hangi bir kuşu yani baykuşu.

her hangi bir günü uğursuz saymanın dinde kesinlikle yeri yoktur İyimserlik, yolculuk, evlenme, nikah veya hayırlı bir iş yapmaya niyet edildiğinde, bu işin yapılmasında hayır olduğuna inanarak hareket edilmelidir Bir iş yapmaya niyet edildiğinde kötü bir şey görmek veya duymak suretiyle bunu uğursuzluk sayarak yapılacak işten vaz geçmek, vaz geçmeyip kalben üzülmekten daha haramdır ve apaçık Müslümanı küfre, şirke götüren ameldir.

Son söz olarak şunu demek istiyorum: Her Müslümanın " uğurumdur" "uğurum değildir" vb düşüncelerin içerisinde boşu boşuna zaman geçirmeleri doğru değildir Rabbimiz!.

Aziz milletimizi, her türlü şirk kokan davranışlardan uzak eylesin!.

Selam ve dua ile Şerafettin Özdemir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık