Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Ümmet Coğrafyasında Neler Oluyor
ÜMMET COĞRAFYASINDA NELER OLUYOR?..
 
 
    " Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, ( sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir." ( Ahzâb sûresi, âyet 72 )
    Şu insanoğlu var ya!.. Hakikaten, tüm yaratılmışların kabullenmediği, yerlerin, dağların bu yükümlülüğü kabullenmekten korkmuş olduğu bu önemli görevi  uhdesine alarak, acaba görevini yerine getirebilmiş midir?
    Dinler tarihine baktığımız an, Yahudilerin bu emaneti koruyamadıkları, Hristiyanların parça parça oldukları, yüzlerce çeşitli İnciller ihdas ederek, mezheplere bölünerek yüz yıllarca birbirlerine hasım olmuşlar, kanlı savaşlarla, kıtallerle birbirlerini katletmişlerdir!..
   Ya alemi İslam?.. Tabii ki, Asr-ı Saadet devrinden sonra Emeviyye ile başlayan çürümüşlük, kokuşmuşluk,  pörsümüşlük, günümüz dünyasında da bütün hızıyla artarak, çoğalarak, hızını kesmeyerek devam etmektedir!..
    Örneğin, her İslam ülkesinin kendisine has Kutlu Doğum Haftası kutladıkları, Sünniliğin ayrı, Şiiliğin daha ayrı şekillerde ve pozisyonlarda mevlid geceleri tertip ettikleri, yarışırcasına, birbirlerine gösteriş yaparcasına farklı düzenleme, çeşitli organizasyonlar da bulundukları bir vakıadır.
    Ülkemiz de, bundan beş on sene önce sadece camilerdimiz de mevlidler okunarak Kutlu Doğum Günü kutlanırken, bu durum son zamanlarda haftalara dönüştürülerek, camilerde okunan mevlidle kifayet edilmeyerek salonlara taşındığı, bu salonlarda şarkıcıların, envaı çeşit müzikler eşliğinde şarkılar, na'tlar, ilahiler, gazeller, semazenler birlikteliğinde camii boyutunu aşmış, sanırım, ileriki yıllarda  da böylesi merasimlerin futbol stadyumlarına taşınacağı işareti de verilmektedir. Bakınız, Fethullah Gülen bu mevzuda neler söylemektedir!..
    " Ne olursa olsun Hz. Mesih'e ait gün ve geceler o kadar insanlığa mâl olmuştur ki, bilerek- bilmeyerek herkes kendini o acayip törenler içinde bulur; ibadet, eğlence veya maskaralık, Hristiyanlarla aynı duyguları paylaşır, aynı hislerle yatar-kalkar.
    Hatta çam, çınar devirir, hindi parçalar, şampanya patlatır ve kör-kütük sarhoş olup sokaklara dökülür... Mübeccel velâdetin böyle eğlenceli, cümbüşlü kutlanmasını ve mübarek İslâm Dini'nin de bir karnavala çevrilmesini ne biz ne de başkası arzu etmez. Zaten bunu yapmaya da kimsenin gücü yetmez.
    Ancak, yalancı ve riyakâr bir dünyanın, koskocaman insanlık âlemini nasıl bir iğfal ağına aldığını gördükçe, " Neden acaba İslâm dünyası, aynı zamanda kendi velâdeti de sayılan rebî'ulevveli, rebî'ul-evvelle gelen " nevruz-ı sultanîyi" ve o günle gelen insanlığın kurtuluşunu aynı heyecan, aynı cuşiş içinde tes'îd etmez?" diye hayıflanıyor ve kendi kendimizi sorguluyoruz.
    Yukarıda serd edilen mülâhazalardan, seyyidina Hz. Mesîh ve arkasındakileri tezyif manâsı da çıkarılmamalıdır.Biz Müslümanların Hz. İsa'ya karşı saygımız sonsuz olduğu gibi, O'nun getirdiği mesajın, bugünkü batı medeniyetinin önemli bir rüknü olduğunda da şüphemiz yoktur.
    Evet, tarihçilerin ve medeniyet felsefecilerinin de ifade ettikleri gibi, eğer Hz. İsa ve O'nun getirdiği ruh ve manâ olmasaydı, batı medeniyeti hiçbir zaman vücud bulamazdı; zira onun bir esası Grek düşüncesi ( metamatik düşünce) diğer bir esası Roma hukuku olduğu gibi, önemli bir rüknü de gerçek manâsıyla Hristiyan dinidir." ( www.islamidusunce.net)
    Evet, bizler, aziz milletimiz coşku ile, heyacanla, dolu dolu Kutlu Doğum Haftasını yaşarken, İslam coğrafyasının bazı yerlerinde ağıt, göz yaşı, hüzün ve üzüntü yaşanmaktadır!..
    Çünkü, evlerinden edilmiş milyonlar, bir hiç uğruna katliamlara maruz kalmış biçare ve bigünah insanlar, evleri tarümar edilmiş, insan yığınları Türkiye topraklarına iltica ederken, kaçarken, İstanbul sokaklarında, yurdun muhtelif kentlerinde ekmek parası için dilenen, sail durumuna düşürülmüş kalabalıklar!..
    Ayrıca, ülkemiz içerisinde huzurlu, rahat ve mutlu muyuz?.. Bu kadar kısır çekişmeler varken, kavmî düellolar yaşanırken, mezhep farklılıkları ön planda iken, Alevilik, Sünnilik, Bektaşilik, Hanefilik, Şafilik ayrışmaları ayyuka çıkmışken, Kutlu Doğum Haftası kutlamanın anlamı nedir, ne olmalıdır?  
    Bana sorarsanız, ben böylesi içeriksiz, gayesiz kutlamaları anlamsız, boşa zaman kaybı olarak algılamaktayım.. Hiç kimse gücenmesin, darılmasın, küsmesinler!.. İsterseniz, sizler " vardır" diyorsanız, bizler de şahit olalım ve alkışlayalım!..
    " Gönül isterdi ki bu niteleme Hz. Muhammed'in doğumu yerine, ona vahyin gelişini kutlamak için yapılsın, böylece vahyin ve Hz. Muhammed'in hayatının anlatıldığı periyodik toplantılar düzenlensin ve topluma doğru bir İslam anlatılsın.
    Ama ne vahyin gelmesi için, ne de vahyin kendisi için böyle bir niteleme yapılmadığı gibi, anma veya kutlama da yapılıyor değildir. Daha beteri, Hz. Muhammed'i Peygamber olarak gönderen de, ona vahyi indiren ve bununla alemlere rahmet yapan da Yüce Allah olduğu halde, bu güne kadar böyle bir proğramla Yüce Allah için anma, anlatma ve öğretme törenleri düzenlenmiş değildir.
    Çünkü kabul edelim veya etmeyelim, ümmetin algısında Hz. Peygamber Yüce Allah algısından önde gitmektedir. Mesela türkümüzde Allah'tan önce " Yetiş ya Muhammed, yetiş ya Ali" deriz, bir kötülük veya yanlışlık yaptığımızda Allah'ın huzuruna çıkmak yerine, " Peygamberin huzuruna nasıl çıkarız " deriz, Yüce Allah her an bizimle beraber olduğu ve gözetleyip gördüğü halde " Peygamberin ruhu/ ruhaniyeti aramızdadır/üstümüzde dolaşıyor" deriz.
    Her şeyimizi borçlu olduğumuz Yüce Allah'tan yardım ve kurtuluş istemek yerine, " Şefaat Ya Resulallah" ve " Yüzü suyu hürmetine" deriz. vd." ( www.islamvehayat.com
    Tüm bunlar, bizlere gösteriyor ki, ümmet coğrafyasında bir yanlış, bir hata, bir Kur'an'sızlık hüküm sürmektedir. Yani, Hristiyan alemi, İsa'yı göğe çıkarır da, hemen Allah'ın sağ tarafına oturdur da , ümmeti Muhammed niçin peygamberini Allah'ın sol tarafına oturtmasın çirkin algısı maalesef ağır basmaktadır!..
    Lakin, Hristiyan alemi, Vatikan'da ikamet etmekte olan Papa'nın etrafında toplanmış, onu canü gönülden dinlerken, Papa'nın her sözünü yasa, kanun, ilke, umde, prensib , yaşam tarzı kabul ederken, Ümmeti Muhammed'in bu mevzuda bir uğrası, bir gayreti, bir birlikteliği mevzu bahis midir?
    Bir kaç gün önce, Papa, Sözde Ermeni soykırım mes'elesinde Türkiye'yi, milletimizi suçlarken, derhal Avrupa Birliği üyeleri de bu paralelde, alel acele  toplanıp oylama yaparak, Türkiye aleyhine karar almışlardır.
    Ya İslam coğrafyasına bu tür konularda ne demeliyiz? Sanırım, Türkiye'nin bir handikabı olan sözde Ermeni katliam yalanına , İslam ülkelerinden çoğu katılarak, Papa'nın ve Avrupa Birliği ülkelerinin çirkin kararını alkışlayacaklardır.
    Sizler, isterseniz " olamaz böyle bir şey" deyiniz!.. Ama, ben, inanıyorum bu düşüncem beni yanıltmayacak, haklı çıkaracaktır!.. Örneğin, yıllardan beri sürmekte olan bir Kıbrıs davamız vardır!.. İslam ülkelerinden hangisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanımış, onları ayrı bir millet olarak bağrına basmıştır?
    Netice olarak;
    Demek ki, İslam coğrafyasında, ümmet coğrafyasında bir şeyler olmaktadır.. Ama, bu olanlar, ne İslam'ın faydasına, neden Müslümanların lehinedir.
    Tamamen, ABD'nin çıkarına uygun, Engeland'ın faydasına muvafık, diğer Hristiyan ülkelerin inançlarına ters düşmeyecek şekilde gelişmektedir.
    Onun içindir ki, bizim millet olarak, Müslüman olarak Kutlu Doğum Haftasın da, kalabalıkların üzerine gül savurtmamız, çiçek fırlatmamız, Süleyman Çelebi'nin mevlidini dillendirmemiz, boşa zaman geçirmekten başka bir şey değildir.
    Son cümleler olarak şunları demek istiyorum: Ülkemiz yetkilileri, Başkanlığımız, ulemalarımız, her şeyden önce, Ümmet Coğrafyasında bir birlik meydana getirmek için çare düşünmeli, hesap-kitap yapmalı, kafa yormalı, akıl, idrak ve tefekkürlerini zorlamaladırlar.
    Ülkemiz, Suriye ile, Mısır ile, Libya ile, Irak ile, İran ile, en yakın zamanda görüşerek, Yemen'le de müzakere ederek, Suudi Arabistan'la birlikte, Ümmet Coğrafyasında yep yeni bir oluşuma gitmelidirler!.. İşte, o zaman görülecektir, Kutlu Doğum Haftaları, bütün Müslümanlar tarafından alkışlanacak, her ülke söz konusu bu birlikteliğe, hayırlı işe katkıda bulunacaktır!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık