Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Vahiy
  " VAHYİN; İNSANLARA HAYAT VERMESİ, MADDî OLARAK DEĞİL, CAHİLİYE HAYATINDAN KURTARIP, ALLAH'A KUL YAPMAKTIR!.." 
 
 
    " Ey inananlar! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Resûlüne uyun. Ve bilin ki, Allah kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaksınız." ( Enfâl sûresi, âyet 24 )
 
    Ayeti kerime hakkında kısa bir yorum yapalım:
 
    Malum olduğu üzere, insanlara hayat verecek şey Allah ve Resûlünün emir ve yasaklarıdır. Şüphesiz ki O'nun her emrinde bir hikmet ve hayat vardır.
 
    Onun için O'ndan gelen her emri kabullenmek ve yerine getirmek gerekir. Âyette " Allah kişi ile kalbi arasına girer" buyuruluyor. Bu durumu tasvirden aciziz. Ancak başka bir âyette" Biz insana şah damarından daha yakınız" buyurulmuştur.
 
    Allah insanın yetenek ve kabiliyetine göre kalbini dilediği tarafa çevirir. Peygamberimiz şöyle dua ederdi: " Ey kalpleri çeviren Allah! Benim kalbimi senin dinin üzerinde sabit kıl!"
 
    Bu mukaddime şeklindeki girişten sonra, ana konuya başlayacak olursam, her Müslüman kişi bilmektedir ki, Hz. İsa (as), " dirimidir" "ölmüşmüdür" tartışmaları yüz yıllardan beri gündemi meşgul etmekte, bir türlü de kesin, bir sonuca varılmış değildir!..
 
    Şimdi, sormadan edemiyorum: Hz. Adem(as)'ın yaratılışı mı zordu, yoksa Hz. İsa'nın mı yaratılışı?.. Elbette ki, insan neslinin başlangıcı olan ve ilk defa yaratılan Adem (as)'ın yaratılışı zordu!
 
     İşin tuhaf tarafı da zaten burada yatmaktadır!.. İnsanoğlu, Hz. Adem (as)'ın ve hanımı Havva'nın ilk defa yaratılışını tartışmaz, gündemde tutmaz da, tali bir mes'ele olan Hz. İsa'nın yaratılışı, ölümü, çarmıha gerilmesi, göğe çıkışı, Allah'ın yanında yer alışını tartışır durur. Bu hususta şu alıntımıza dikkat çekmek isterim:
 
    " Mustafa İslamoğlu da ayetin buna yakın olarak anlaşılabileceğini belirterek şöyle der:
    " Buradaki bağlacın/vav'ın tahyir değil, tefsir olması durumunda sonraki cümle bir öncekini açıklar. Bu durumda ayette Allah'ın insanla konuşması üç değil, iki şıkla açıklanmış olur." ( Hayat Kitabı Kur'an, Şura/51. ayetle ilgili 8. not)
 
    İslamoğlu, " Hayat sadece dünya hayatımızdan ibarettir, ölürüz, zira ( bir kez) hayata gelmiş bulunuyoruz ve bizi sadece zaman yok eder." ( 46 Ahkaf/24) ayetindeki vav harfinin " konuşan öznenin ilkel nihilizmi dikkate alındığında vav'ın ;
 
    Tefsiriye vurgusu taşıdığı anlaşılır." diyerek öncesini açıklayan beyaniyye/tefsiriyye olacağını belirtir. ( Hayat Kitabı Kur'an, 46 Ahkaf 24. ayetle ilgili 3. not)
 
    İslamoğlu, üçüncü şık olarak ayırdığı vahiy şeklinin, Hz. Musa'nın annesine ilhamla bildirmesi ve arının içgüdüsüne nasıl davranacağını yerleştirmesi anlamında ilham olduğunu belirtir.
 
    Gerek Hz. Musa'ya ağaç üzerinden vahyetmesi ve Musa'nın kendisini görmek istemesine karşın yüce Allah'ın ona görünmemesini, gerekse diğer peygamberlere görünmeden vahyetmesini belirten ayetlere bakıldığında, son tahlilde Allah'ın insana görünmediği, direkt insanla konuşmadığı ve perde gerisinden/ Cebrail'le vahyettiği anlaşılmaktadır.
 
    Böylece ister Hz. Muhammed'in Allah'la yüz yüze görüştüğünü iddia eden Müslümanların, ister Hz. İsa'nın Allah'ın sağ yanında oturup onunla görüştüğünü iddia eden Hristiyanların ve isterse başkalarının bunlara benzer iddialarının doğru olmadığı anlaşılmaktadır." ( Hz. İsa ve Mesih inancı, İ. Sarmış, say. 194)
 
    Ne hazindir ki, Hristiyan dünyası; Hz. İsa'nın, Allah'ın sağ yanında oturduğuna inanması, bunu böyle bilmesi gibi, İslam dünyasın da aynı inanca inanmakta, İsa'nın; Allah'ın sağında oturduğu saçmalığına iman etmektedirler!..
 
    Bir kere, yediden yetmişe herkese öğretiyoruz: " Allah; mekandan münezzehtir" diye, ama, diğer taraftan, Hz. İsa'yı almış götürmüşler, hemen Allah'ın sağ tarafına ikamete başlatmışlardır!.. Hem, Allah mekandan münezzeh, hem de mekan sahibi, bu ne demektir?
 
    Müslüman alemi bizler bu tür hurafeleri Miraç bahsinde de duyuyor, yaşıyor ve anlatılanları ürpererek dinliyoruz!.. İşin garip tarafı şudur: Niçin Hz. Musa ve Hz. İsa ; Allah'la yakınlık kurmuşlar, başka peygamberler bu nimetten, bu lütuftan mahrumdurlar? Hayret doğrusu!..
 
    Vahyin hayat Vermesi!..
    " Ey inananlar! Allah ve peygamber, sizi, hayat verecek şeye çağırdığı zaman kabul edin." ( Enfal/24) ayetinde belirtildiği gibi mecazi anlamdadır.
 
    Çünkü vahyin insanlara hayat vermesi, maddi olarak ölmüş kişileri bedenen diriltmek şeklinde değil, cahiliyye hayatından kurtarıp Allah'a kul yapmak, böylece ahirette cehenneme gitmekten kurtararak cennette sonsuz yaşatmak anlamında mecazi diriltmedir.
 
    Onun için Hz. İsa'nın mucize olarak bazı ölüleri diriltmesine karşın, Hz. Muhammed'in vahiyle bugüne kadar milyarların cahiliyye hayatından kurtularak dünyada ve ahirette hayat bulmasına sebep olduğu seslendirilir.
 
    Hz. İsa'nın insanlara tebliğ ettiği orijinal bir İncil'in mevcut olmasını ne kadar isterdik! Ama ne yazık ki böyle bir İncil mevcut değildir. Mevcut İnciller, Allah'ın bildirdiği orijinal vahiy değil, Hz. İsa'nın hayatı ve peygamberliği hakkında insanların akıllarında kalanların veya anlatılanların onlarca yıl sonra yazarları tarafından derlenerek kitaplaştırılmasıdır.
 
    Tıpkı Hz. Peygamber'in söz ve uygulamalarıyla ilgili halk arasında ağızdan ağıza gelen bilgilerin daha sonra siyer ve hadis külliyatı yazarları tarafından ravilerden derlenerek kitaplaştırılması gibi, her İncil yazarı onlarca yıl sonra bu bilgileri anlatanlardan derleyerek kendi anlayışı ve kişisel düşünceleri doğrultusunda bir İncil meydana getirmiştir." ( a. g. e. say. 195)
 
    Netice olarak;
 
    " Ey inananlar! Allah ve Peygamber, sizi, hayat verecek şeye çağırdığı zaman kabul edin." ( Enfal/24). Yüce emrine ittiba ederek, tabi olarak, bu yola bütün benliğimizle, ruhumuzla, bedenimizle koşacağız!..
 
    Çünkü, bizlere hayat bahşeden, yüce Kur'an'a, ne kadar sadık kalırsak, onu okur, onu anlar ve onun emirlerini hayatımıza sokarsak, onunla oturur, onunla kalkarsak, eminim ki, kurtulduğumuz ve tüm ümmetin kurtulduğu gün olacaktır!..
 
    Varsın, bir kısım gelenekçi, atalarcı zihniyet, Hz. İsa'yı göklerde uçursunlar, göğün derinliklerinde yüzdürsünler, Hz. Muhammed (sav)'i, miraçta, Allah'la buluştursunlar, görüştürsünler, Allah'a mekan biçsinler!..
 
     Bizler, Hz. İsa (as)'ın herkes gibi bir kul olduğuna, ulul azm peygamber olduğuna, İncil'in kendisine vahyedildiğine inanıyor, fıtrat kanunları gereği, her insan gibi ömrünü tamamlayarak öldüğüne, ahirette yeniden, tekrar dirileceğine iman ediyoruz!..
 
    Hz. İsa'nın Allah'ı sağ tarafında hali hazır yaşamış olduğu iddiası, niçin başka peygamberlere yansımaz da, sadece Hz. İsa ile kalır!.. Bu düşünce, Hristiyan aleminin palazlandırdığı, bir düşünce olduğu için asırlardır gündemden düşmemiş, bundan sonra da düşmeyecektir!..
 
    Kimileri, Hz. İsa'yı; kıyamete yakın bir zamanda, gökten yere indirecek, yeniden Muhammed (sav)'e ümmet edecek, nübüvvetini bitirecek ve hatta, Hanefi mezhebine inandırarak, onun ulul azim peygamber oluşunu stoplayacaklardır!.. Rabbim!.. Milletimize, bu mevzuda akıl, bilinç lütfetsin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık