Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Vakti Tüketenler...

VAKTİ TÜKETENLER İLE, İŞ TÜKETENLER HİÇ BİR OLUR MU?..

" Bir işten boşalınca hemen başka bir işe giriş. Yalnızca Rabbine yönel, O'nunla asla irtibatı kesme." ( İnşirah sûresi, âyet 7-8 )

" Kıyamet günü beş şeyden sual edilmedikçe, kulun ayakları ( Rabbinin huzurundan) ayrılmaz: Ömrünü nerede harcadığından; gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nerede kazandığından ve nereye harcadığından ve ilmiyle hangi ameli yaptığından." ( Sünent-i Tirmizi, Kıyamet: 1)

Maalesef; ümmet ve millet olarak zamanı, vakti iyice değerlendiremiyoruz!.. Miskinlik, atalet, boş vermişlik, vurdum duymazlık her tarafımızı sarmalamış, mes'elelerin üstesinden gelecek durumda değiliz!..

Örneğin, ülke topraklarımız, dünya milletlerini tamamen doyuracak, besleyecek, geçindirecek potansiyele sahiptir. Tarımı ile, üretimi ile, sütçülüğü ile, tavukçuluğu ile, meyveciliği ile, zeytinciliği ile tüm insanlığı besleyecek, barındıracak durumdadır.

Ama, gelin görün ki, böylesi münbit, bereketli, verimli topraklarımız senenin çoğu zamanında boş geçmekte, tarım, mantarcılık, sütçülük, hayvancılık, et üretimi yapılması gerekirken, tembelliğimiz sebebi ile, atıl, verimsiz, kırsal duruma düşürülmüştür.

Örneğin, Çukurova, tüm Akdeniz, Urfa, K.Maraş, Ege ve İç Anadolu dünya milletlerinin gözlerini kamaştırmaktadır. Fransa'nın, 1920'lerde Akdeniz bölgemizi işgal etmesi bunun içindir olduğunun idrakinde bile değiliz.

Bizim insanımız, eldeki topraklardan  bir kere mahsul alarak, diğer zamanlarını kahvede, çay ocaklarında, orda, burda boş boş oturarak, yan gelip yatarak sahipsiz hale getirmiştir. Bunun açık göstergesi, yurt dışından et, süt, saman, buğday ithal etmemizdir.  Onun içindir ki,

" Bizim sermayemiz, nakitimiz, Allahü Teala tarafından bize verilmiş olan zamanımızdır. Gerçekten de hayat denen ömür sermayesi güneş altındaki buzun erimesi gibi hızla eriyip geçiyor.

Ömür sermayesi, her geçen gün azalıp tükeniyor. Her geçen gün, bizi biraz daha ölüme yaklaştırıyor. Geçen günler, üzerimizde izler bırakarak akıp gidiyor. Saçlarımıza karlar yağıyor, yüzümüz kırışıyor, organımız eskiyor.

Zamanın adresi belli, mukadder ana doğru akıyor. Bu seyre ters davranmak akıl kârı değil. Mutlaka herkesin varacağı yer aynı. Ama varılan yerde haller farklı.

Bugün biz Müslümanlar zaman konusunda hayli problemli bir hâl içindeyiz. Tatili tembellik, eğlenceyi duyarsızlık, dinlenmeyi meskenet addediyoruz.

Zira modern hayat her şeye müdahale ettiği gibi yaşama, dinlenme ve eğlenme ölçülerimize de müdahale etmiş ve onları kendi anlayışına göre yeniden yorumlamıştır.

Müslümanların ibadetlerinde yer değil, yerin temiz olması önemlidir. Dünyanın her yerinde ibadet edilebilir. Ama zaman önemlidir. Çünkü her ibadetin kendine ait bir vakti vardır.

Vakit, ibadetin şartıdır. Yani vakitsiz ibadet ifa edilmiş sayılmaz. Zaman kelimesini tersten okursanız dinin direği " Namaz" karşınıza çıkar. Öyle ise zaman namaz zamanıdır sadece Allah'ın hüküm ve hâkimiyetine hizmet zamanıdır." ( Misak, sayı 244, M. Çelik, say. 21 )

Yazı başında, çalışmaktan, toprağın işletilmesinden bahsetmem boşuna, gereksiz değildir. Çünkü, Müslüman; hayatın her alanını ibadetleştirme haline getirmelidir.

Camide ibadet yaptığı gibi, tesbih çektiği gibi, çalışırken de, helal yoldan kazanmak için Allah'ın rızasını düşünmeli ve gözetmelidir.

Evde, camide ve diğer yerlerde anlamadan, anlaşılmadan ve emirlerini yaşamadan okuduğumuz Kur'an'da , sadece " ölü ruhlarını" hesap ederek, düşünerek okursak, vallahi!.. bu tür bir yaklaşımlarda ibadet olmayacaktır.

İstanbul'dan, saygı duyduğum emektar İlahiyatçı Enver Eken hocamız, benden, Hollanda ülkesinden bahsetmemi, Hollanda'yı, buradaki durumları anlatmamı istemektedir. Hollanda'ayı, bir iki cümle ile kendisine anlatacağım:

Hollanda ülkesi, nüfus bakımından 15 milyonluk, bizim Konya toprakları kadar bir toprağa sahip ülkedir.. Hollanda ülkesinin yıllık tarım ürünleri ihracatı 80 milyar lira iken, ülke ve millet olarak bizim ihracatımız 10 milyar civarındadır.

Sanırım, Enver Hocamız, Hollanda'yı, bu iki satır anlatımla izah etmeme kızmayacak, beni muaheze etmeyecektir. Bilmem ki, ümmeti Muhammed'in perişanlığı, zillet içerisinde yaşaması, Batı'ya el avuç açması , yer altı, yer üstü servetlerini emperyal kesimlere çiğnetmesi , kaptırması mes'eleyi izaha kafi değil midir?

Örneğin, Suriye perişan, Irak mağdur, Yemen'de mezhep kavgaları, Mısır'da Sisi krallığı, ülkemiz içerisinde üç buçuk milyon Suriye'li insanın varlığı, Suudi kral ve prenslerinin İspanyol sahillerinde fink atması, havalara dolar savurması halimizi anlatmaya yeterli değil midir?.. Dolayısıyla;

" Zaman büyük bir nimet, önemli bir ikramdır. Zamanın kıymetini bilip bundan tam anlamıyla istifade etmeyi sadece muvaffak kılınan bazı insanlar başarır. Nitekim hadisi şerifteki;

" İnsanların çoğu bunları değerlendirmede aldanmıştır. " ifadesi buna işaret etmektedir. Geçen vakte üzülmek insanı öldürür, hele de vakti geçiren kimse onu tekrardan elde etmenin mümkün olmadığını biliyorsa.

Bunun yanında kaçan vaktin gidişine esef etmekte ayrı bir vakit harcamadır. Nitekim şöyle denir: " Geçen vakti kaybettiğine üzülmekle meşgul olmak ayrı bir vakit öldürmedir. Bundan dolayıdır ki ' vakit kılıç gibidir, sen onu kesmezsen o seni keser' denmiştir.

Tabiinin zahidlerinden olan Amir bin Abdikays (rh.a) 'dan rivayet edilmiştir: Bir adam kendisine " benimle konuşur musun?" diye sorar. O da ona şöyle cevap verir:

" Güneşi yerinde tut, seninle konuşayım" Çünkü zaman hızlı bir şekilde geçip gidiyor, geçip gittikten sonra ise bir daha geri dönmez.

Büyük sahabi Abdullah bin Mesud (ra) şöyle demiştir. " Üzerine güneşin battığı, ömrümün eksildiği ancak amelimin artmadığı bir güne duyduğum pişmanlık kadar, başka bir şeye pişmanlık duymadım." ( a. g. dergi, say.21)

Sonuç olarak;

Ne acı ki, ümmet ve millet olarak dökülüyoruz.. Tembellik, miskinlik, çekişme, hizipleşme, mezhepçilik, mistisizm, sufizm taa iliklerimize kadar işlemiş, Kur'anî algımız bu sebeple sonların sonuna düşmüştür..

Yanlış kadercilik, kör tevekkül, Müslümanları şaha kaldırması gereken aziz Kur'an; anlaşılmadan okunduğu, mezarlıklara has bir kitap haline getirildiği için perişan ve bedbiniz.

Okumuyoruz!.. Yeryüzünde en çok Kur'an basılmakta, yayımı yapılmakta ama, en az okunan kitap da yine Kur'an olmaktadır..

Zaten, sokaklarımızda, meydanlarımızda vuku bulan kavgalar da bundan dolayı olmaktadır. Pkk. Pyd, Daeş çirkinlikleri de bu sebeple ortamı kasıp kavurmaktadır.

Bana göre çözüm, her türlü çekişmeden, uzak durarak, seksen milyonun kardeş yapılmasından geçtiğini, geçeceğini hiç bir zaman geri plana atmıyalım..

Sanırım, Alevi Sünni ile omuz omuza verirse, Hanefi, Şafii ile bir ve bütün olursa, Türk-Kürt ayırımı sona erirse, ortalığı velveleye veren tüm kâbus ve kaoslar bitecek, seksen milyon insanımız kardeş olacak, bir daha bu milletin bünyesinde 15 Temmuzlar yaşanmayacaktır. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Ihsan korkmaz muhammedin teblig ettigi dinin  hukmu budur rahmetli haci babam da boyle soylerdi.allah razi olsun hocam Ihsan korkmaz muhammedin teblig ettigi dinin hukmu budur rahmetli haci babam da boyle soylerdi.allah razi olsun hocam 12.10.2017 15:09

Ihsan korkmaz muhammedin teblig ettigi dinin  hukmu budur rahmetli haci babam da boyle soylerdi.allah razi olsun hocam

NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık