Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

VAR SAY Kİ YEDİM
 " VAR SAY Kİ YEDİM!"
 
 
    " Her hangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen  de sadaka verip iyilerden olsam! demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan harcayın." ( Münafikûn sûresi, âyet 10 )
 
    Bu yazımla yine, tıka-basa karın doldurmadan, oburluktan, doymazlıktan, aç gözlükten, hırslı olmaktan bahsedeceğim. Çünkü,
 
    İnsanlık; boğazı uğruna neler yapmakta, ne cürümler işlenmektedir!.. Sınıf sınıf ayrılıklar, solculuk, sağcılık, komünizm, kapitalizm, faşizm, her türlü vahşeti, günahı işlemektedir!.. Oysa,
 
    Sahabenin hayatına gittiğimiz zaman görürüz ki, örnek bir cemaat, "dünyaya boş vermişlik", "işar", "diğergamlık", "ben yaşamayım sen yaşa" prensipleri zirveye çıkmış durumda olduğunu görmüş oluruz!..
 
    Kim inkar edebilir, Hz. Ebuker'in mal varlığını fakir, fukaraya dağıttığını, Ebu Zerr Gifari'nin, bir öğün yemek sonunda ikincisini dert edinmediğini?..
 
    Sanki yedim felsefesi!..
    " Meşhur hikayeyi bilmeyenimiz yok gibidir: Rivayete göre Keçecizade Hayreddin  adında orta halli bir esnaf, Osmanlı döneminde padişahların yaptırdığı selatin camilerini görüp imrenerek, kendisi de bir camii yaptırmayı diler ve bunun için para biriktirmeye başlar.
 
    Canı bir şey istendiğinde almayıp ; sanki yedim ( var say ki yedim) diyerek parasını ayrı bir yere koyar. Yirmi yıl boyunca biriktirdiği paralarla küçük de olsa bir cami yaptırır ve caminin adı halk arasında "Sanki Yedim Camii" olarak anılmaya başlar.
 
    Modern zamanların günümüzdeki en meşgul edici olumsuz yönlerinden birisi, çok yemek ve hareketsizlikten kaynaklanan obezitedir. Kurumlar ve devletler bu sorunla savaşırken göründüğü kadarıyla hep hareketli bir yaşamı ve çeşitli diyetleri ön plana çıkarıyorlar.
 
    Bu sebeple giderek bir diyet sektörü de oluşmakta ve insanları başka şekilde meşgul etmektedir ki, o da ayrı bir konudur.  Bunu çözmenin en etkili yöntemlerinden birisi kanaatimizce infak diyeti olmalıdır. İşte " sanki yedim" felsefesi burada etkisini gösterir.
 
    Örnekte ortaya çıkan hayırlı sonuç bir camiidir. Fakat bu düşüncenin insanlar arasında yaygınlaştırılması; yani kişinin biraz daha fazla yeme arzusu içinde olduğunda yemeyip, "sanki yedim" diyerek fazlalığı muhtaçlara  aktarması hem kendisini sağlıklı kılacak hem de infak etmek suretiyle insanlığın imarına katkıda bulunacaktır." ( www.kuraniterbiye.com)
 
    Bu noktadan hareketle, diyorum ki, her gün çöpe attığımız ekmekler, yemek atıkları, giymediğimiz eski giysiler, normal hareketle kullanmış, almış olsaydık, yiyeceğimiz kadar ekmek, yemek malzemeleri temin etmiş olsaydık, pazara gitseydik, sanırım, çöplükler ekmekle, yemek atıklarıyla dolmayacaktı!..
 
    Bu defa, fazla ekmeklerin, yemek atıklarının bedelini fakir-fukaraya, öğrenci yurtlarına, öğrencilere, üniversite kapısında bir simitle gün geçiren talebelere sarfetmiş olsaydık, bir " aydınlar, bilginler ordusu" yetişecek, ülkemiz ve milletimiz cehaletten, bağnazlıktan, yobazlıktan, "dini, biliyorum" zanneden aslında bilmeyen softalardan kurtulmuş olacaktı!..
 
    " Sanki yedim say" öyküsü ile bir caminin yapılmış olduğunu gördük. Bizler de, az ekmek, az tüketeceğimiz yemek alış verişi ile, binlerce gencin istikbalini, geleceğini, hayatını kurtarmış, yarınlara, okumuş, aydın, entelektüel bir nesil bırakmış olurduk!..
 
    Ama, ne hazindir ki, hacısı, hocası, dindarı, din bilmeyeni, namazlısı, namazsızı, abdestlisi, abdestsizi, oruçlusu, oruç tutmayanı vb. kişiler, yukarıda arzedilen problemleri unutmuşlar, yemiş oldukları yemekleri, sofradaki envai çeşit nimetleri face'ye atarak, çılgınlaşmaktalar, iftihar ederek, " işte böyleyim" hastalığına tutulmuş durumdadırlar!..
 
    Onun içindir ki, görgüsüzlük, şımarıklık, bilgisizlik, infaksızlık, sadakasız yaşama başımıza büyük belalar, musibetler, sıkıntılar açmaktadır!.. Neslimizin, kimisi komünist olmakta, kimisi hırsız, kimisi arsız olmayı tercih etmektedir!.. Bunların müsebbibleri, ne yaptığını bilmeyen zümrelerdir!..
 
    Netice olarak;
    Lütfen kendimize gelelim!.. Hareketlerimiz, fiillerimiz, eylemlerimiz, amellerimiz şuurlu olsun, Kur'an'a uygun, Nebevi emirlere uygun olsun!..
 
    Batı ülkelerinde, ekmekler çöpe atılmaz, oraya-buraya savrulmaz ve yerli yerince alınır, yenilmeyenler, kuşlara, gölde yüzmekte olan ördeklere yem olarak atılır!..
 
    Giyilmeyen elbiseler, meydanlara konulmuş bulunan konteynirlere atılarak, fakir ülkelere, toplama kamplarına, iltica yurtlarına gönderilir.  Boşalan cam şişeler, bardak vesair malzemeler, yine gösterilen yerlere atılarak, yeniden ülkeye gelir getirmiş, işsize iş bulmuş olunur.
 
    Reklam kağıtları, okunan gazeteler, oraya buraya atılmaz, ayın belli zamanlarında kapının önüne istif edilerek, özel kağıt kamyonları ile, yeniden hizmet için, kağıt yapımı için atelyelere gönderilir.
 
    Bahçelerinden kesilen, dal, budak, yaprak, çalı-çırpı rast gele oraya buraya atılmaz. Köşe başlarına konulmuş bulunan özel kutulara atılarak, hem sokak temizlenmiş olur, hem ev temizliği yapılır, hem de atılan dal budak atıkları ile ülkeye hizmet edilmiş olunur!.. Yarın, bu konu ile yeniden görüşmek üzere. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık