Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Vefatının 79 Yılında Mehmet Akif
  VEFATININ 79 NCU YILINDA MEHMED AKİF VE MİLLETİMİZE  ÖNCÜ OLAN DÜŞÜNCELERİ!.. -2-
 
    " Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak.       
       Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
                                     .....
       Ye's öyle bataktır ki: Düşersen boğulursun!
       Ümmîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
                                     ....
       Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
       Ey elleri böğründe yatan şaşkın adam kalk!" ( M. Akif)
 
    Âkif, bir Kur'an eri ve mücahidi idi!.. Yanlış tevekkül anlayışına, atalete, tembelliğe, kör kaderciliğe karşı, sefalete, bağnazlığa, mutaassıplığa, yobazlığa, gericiliğe, vurdum duymazlığa hasım, nefret eden, tiksinen, her safhada kötüleyen bir insandı!..
 
    Hayatı, 63 yıllık ömrü bu sistem, bu düzen içerisinde geçmiş, her gitmiş olduğu  yerde, her şiir halinde bu hususları gündeme taşımış, korkmadan, ürkmeden, çağının saltanat baskısına aldırış etmeden hakkı haykırmış, Cumhuriyet döneminde de, " yobaz" " gerici" " Şeriatçı" " dinci" suçlamalarına aldırış etmeden, ömrünün sonuna kadar mücadelesini sürdürmüştür!..
 
    " Mehmet Akif, Allah korkusunun bir meyvesi olan ahlak ve fazilet konusuna çok önem vermiştir. safahatın değişik yerlerinde bu mevzu üzerinde durmuş, ahlâken çöken bir toplumun ayakta kalamayacağını ısrarla vurgulamıştır.
 
    " Fakat, ahlâkın izmihlâli en müdhiş izmihlâl;
       Ne millet kurtulur, zîrâ, ne milliyet, ne istiklâl.
       Oyuncak sanmayın! Ahlâk-ı millî, rûh-ı millîdir;
       Onun iflâsı en korkunç ölümdür: Mevt-i küllidir." ( Âkif)
 
    Ahlâkın iflasının cemiyet için ölüm demek olduğunu söyleyen Akif, toplumu besleyen sosyal kaynakları değerlendirirken, bir ağacın en güçlü kökünün nasıl toprağın en derinine ineni ise bizi ayakta tutan ahlak ve faziletin de tarihin  derinliklerinden akıp geldiğini, gıdanın da hiç kurumayacak olan dinden aldığını, dolayısıyla ümitsizliğe düşmememiz gerektiğini şöyle dile getirir:
 
    " .........Bu millette fazîlet en uzun,
       Bir mübarek suyu var, kurumaz; Din-i mübîn
       Hâdisât etmesin oğlum, seni aslâ bedbin"( Âkif)
 
    İslam'da kötümserliğin, ümitsizliğin yeri yoktur. Ümidini yitiren her şeyini yitirmiş demektir. Bize düşen şartlar ne kadar olumsuz olursa olsun ümidimizi kaybetmeden azimle çalışmaktır. Geleceği karanlık görüp hayata küsmek, yapılacak bir şey kalmadı diyerek eli böğründe oturmak insanoğluna yakışmaz." ( Mehmet Akif'in hikmet cephesi, Ahmet sevgi.)
 
    Merhum Akif'in fikirleri, düşünceleri, Kur'anî tavsiyeleri milletimiz tarafından bir türlü yaşanmak istenmemektedir.. Aksine, aynı yanlışlar gün geçtikçe dozajını artırmakta, hatta ileri safhalara bile giderek, dünya çapında Kur'an Kari'leri davet ederek, Kur'an okutmaktayız!..
 
    Stadyumlar, büyük salonlar kiralıyoruz!.. Halkın, kadınlı, erkekli gelmesi için, ilanlar yaptırıyoruz.. Genelde, Ortadoğu ülkeleri ve Mısır'dan güzel sesli hafızları davet ederek, onlara avuç avuç masraflar yaparak Kur'an okutturmaktayız!.. Ne diyelim? Kolay gelsin!..
 
    Davet edilen hafız, Kur'an ayetleri üzerinde vücuh yaparak okuma keyfi vermektedir!.. Hanımlarımız, beylerimiz!. Kimileri, " maşallah" " İnşallah" " Barekallah" sözleri ile hafızı coşturmaktadırlar!.. Peki, sonra ne olmaktadır?
 
    Sonrası, tam bir fiyasko!.. Herkes dinledi, coştu, heyecanlandı ama, hiç bir şey anlamadı!.. Herkes, kuzu kuzu evlerine dönüp gittiler!.. Şimdi burada soruyorum? Bu bir aldatma, kitleleri uyutma, uyuşturma değil midir? Akif; bu tür şeylere karşı çıkmış, Kur'an'ın; anlaşılmasını istemiştir!..
 
    "İlk yenilikçiler" ilk " muhafazakârlar"!..
 
    " İslam; insanlığın gidişatında çok önemli değişikliklerin yaşanıldığı bir süreçte gelmiştir. Amacı, hayatında tamamen değişmiş, iç ve dış dünyasını değiştirmiş olan insanlığın gidişatını fıtratına uygun yönde ve şekilde değiştirmek olmuştur. Bu anlamda İslâm, köklü ve kalıcı bir yenilik ve değişimin adıdır.
 
    Çünkü, yepyeni ve bambaşka bir hayat başlatmış, yepyeni bir insan tipi var etmiş, yeni bir dünya kurmuştur. İslam'la birlikte insanlık tarihinde yeni bir dönem başlamıştır. İslam bu özellikleriyle bir değişim ve yenilik dini olmuştur. Bu bağlamda İslam çağrısını kabul edenler " İlk yenilikçiler" putperestler de " İlk muhafazakarlar"ı teşkil etmişlerdir. " ( Sabri Hizmetli, İslam ve değişim)
 
    Netice olarak;
 
    İslam medeniyetini tesis etmek, ona kavuşmak için referans alacağımız tek kaynak kitap Kur'an'ı Kerim'dir. Tabii ki, Kur'an; bir fizik, psikoloji, matematik, sosyoloji, biyoloji ve tüm müsbet ilimleri içeren, tarif eden bir kitap değildir.  Ama,
 
    Akif hocanın deyimi ile, Kur'an; tembelliği, ataleti, miskinliği, garibanlığı, uyuşuk, uyuşuk oturmayı, ele, güne el açmayı kabul etmemektedir!..
 
    Çalışmayı, alın terini, sa'yü gayreti, koşmayı , koşuşturmayı, düşünmeyi, düşünceyi, aklı çalıştırmayı, körü körüne muaassıplığı, muhafazakarlığı kabul etmeyen bir kitaptır!..
 
    Onun peygamberi, Hz. Muhammed (sav)'de, böyle bir peygamberdir!.. " İki günü, birbirine eşit olan kimseyi suçlayan, , takbih eden" bir peygamber!.. Onun içindir ki,
 
    Günümüz insanları ve Müslümanları, Kur'an'a yönelmeli, bütün ağırlıklarını Kur'an'a vermeli, Kur'an'ın; anlaşılmasının önündeki tüm engelleri bir bir kaldırma zamanı gelmiştir. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık