Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Velilerin Kutsiyet Kazandığını Söylemek

KUR'AN VE RESULULLAH YANINDA, "VELİLER"İNDE KUTSİYET KAZANDIĞINI SÖYLEMEK, İSLAM'A ZIT BİR DÜŞÜNCEDİR!..

Her zaman ifade etmiş olduğumuz gibi, bu gün yine, ilmihal kitaplarının, mev'iza, kıssa, öykü türü eserlerin dillendirmiş olduğu, üzerinde uzun uzadıya durdukları bir kısım çarpık, temelsiz, rast gele dillendirilmiş, dinleştirilmiş konulara değineceğim.

İşte bunlardan bir tane side Kur'an ve peygambere alternatif olarak öne sürülen " veliler"in kudsiyetleri, Gavsların, Kutupların, Meşayihlerin, üstadların, pirlerin de kutsal oluşları iddiası hakikaten dikkat çekici bu durumu Kur'an'ın neresine yerleştirilmeli ve oradan delil ve dayanak bulmalıyız?

" Yüce Allah'ın kitapları ve peygamberleri yanında, " velilerinin" de kudsiyet kazandığını söylemenin dini bir temele dayanması şöyle dursun, bu, İslam'a taban tabana zıt inanç ve uygulamalara davetiye çıkarmak anlamına gelecektir.

Öte yandan, abdestsiz Kur'an okuyabilmek ve mushafı abdestsiz ele almakla ilgili olarak, bunun caiz olabileceği yönünde de görüşler varken, aksi yöndeki görüşleri esas almak da bugünün şart ve ihtiyaçları yönünden insanların Kur'an ile olan bağlarını zayıflatıcı bir işlev görmektedir.

Keza bir suyun temiz olmadığını, fasık veya gayri müslimin haber vermesi halinde, bu bilgiye  itibar edilmeyeceğini söyleyip, bir kaç parağraf sonra, aynı fasık ve gayri müslimin sözlerinin alım-satım ve benzeri muamalelerde geçerli sayılması da açık bir çelişkidir.

Kur'an'ın belli bir bağlamda ve belli tarihsel şartları gözeterek, vadeli borçlanmalara ilişkin muamelelerde iki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine denk olduğu yolundaki hükmü, her hangi bir gerekçe gösterilmeksizin, nikah şahitliğine de teşmil edilmiştir ki;

Bu hükmün bu günün şartlarında geçerli olup olamayacağı hiç düşünülmemiş , muhtemelen bu konuda klasik fıkıh kitaplarının körü körüne  taklidiyle yetinilmiştir.

Bir doktorun tedavi edeceği bir hanımın her hangi bir organına zaruret miktarı bakabileceği, fakat onun tedavisini bir kadına öğreterek ona yaptırmasının daha uygun olacağı hükmü de bu günün şartlarında pek pratik görünmemektedir.

Yeme-içme konusunda, insanın kuvvetlenmek için doyuncaya kadar yiyip içebileceği, bundan fazla yemenin ise haram olduğu hükmü şer'i dayanaktan yoksun, çok da sert bir hükümdür.

Yemeğe tuzla başlayıp, tuzla bitirmenin ' Sünnet' olduğu iddiası da tamamen temelsiz bir iddiadır. Aile planlaması  ve gebeliği önleyici tedbirler alma konusunda takınılan olumsuz tavır da, konunun iyice incelenmemiş olmasından ve bu uygulamaların mutlaka;

Müslümanların nüfusunu azaltma gibi olumsuz bir amaca hizmet edeceği var sayımından kaynaklanmaktadır.

Ölen bir kadının rahminde canlı bir bebek bulunduğu takdirde, bu bebeği kurtarmak için kadının karnının sol taraftan yarmak gerektiği hususu ise ilmihalden ziyade tıbbın karar vereceği bir konu olsa gerektir." ( http://islamiyatdergisi.blogspot.nl.. ilmihal dindarlığı)

H. Kırbaşoğlu hocamızın tespit etmiş olduğu gibi, gerek Ömer Nasuhi Bilmen hocanın veya diğer ilmihal kitapları, yukarıda sayılan ve zamanımızı hiç de ilgilendirmeyen fuzuli bilgilerle dop doludur.

Her okuyan insanımız; bunları zannetmektedir ki, Kur'ani ve Nebevi mütevatir bilgiler!.. Aslına bakılırsa, durum hiç de öyle değildir!..  Bendeniz, Ömer Nasuhi hoca efendiyi eleştirirken, "haddime düşmez"edasıyla hareket etmekteyim.

Ama, ne hazindir ki, " görünen köy kılavuz istemez" gerçeği ile, hareket edecek olursak, örneğin, günümüz dünyasında ortalarda " veli" "pir" " şeyh" " gavs" " kutup" " üstad" " ağabey" namıyla ortalarda dolaşmakta olan zevatı nasıl olur da Kur'an ve mütevatir hadislerin içerisine yerleştirir, onlara paye vermiş oluruz?!..

Örneğin, Fetö'nün tilmizleri, müridleri, kendisini o hale getirmiştir ki, aziz Kur'an onların mahfillerinde ikincil kitap veya okunmaz kitap haline getirilmiştir!.. Edindiğim bilgilere göre, Said-i Nursi'nin eklemeli, ilaveli eserleri bile geride bırakılmış, Fetö'nün uydurmasyonları ön plana çıkarılmıştır!..

Netice olarak;

21 nci asrın Müslümanlarına büyük hizmetler, görevler düşmektedir!.. Raflarımızı, kütüphanelerimizi süsleyen kitapları ele almak, dikkatle incelemek, kimin kim olduğunu, kimlerin eserlerinin okunması gerektiğini bilmemiz lazımdır!..

Yani, her zaman ifade etmiş olduğum gibi, Seadeti Ebediyye hocası Hüseyin Hilmi Işık, İrşad kitapları, Dürretül Vaizin, Kara Davut, Muhammediyye kitaplarının iyice tetkik edilmesi, mümkünse, okunması için üzerinde durulmaması lazımdır.

Çünkü, " Vakit nakittir" hesabıyla, hareket etmeli, bu tür kitapçık(!)lar yerine, Kur'an'a, mütevatir Hadislere, akla, bilime dayalı eserleri arayıp bulmalı ve onlardan müstefit olmalıyız!..

Örneğin, yaşı yetmiş beşleri geçmiş, dini, sünneti, Kur'an'ı, sahabeyi ağzından bırakmayan Said-i Nurs-i tilmizi bir gazeteci, " şeyhin; müridinin yatak odasına girebileceğini, cinsi mukarenette iken, gözlemleyebileceğini " ifade etmesi, yenilir, yutulur cinsten şeyler değildir!..

Böylesi bir rezaleti, hangi İslam büyüğümüz önerir, tavsiye eder ve mahzuru yok diyebilir? Veya Asr-ı saadet döneminde, müçtehidler devrinde böyle bir rezillik, utanç verici hal görülmüş müdür, duyulmuş mudur?

Dolayısıyla, Kur'an ve sahih sünnet, Peygamber (sav) dışında hiç bir kimseye "kudsiyet" izafe etmemektedir!.. Ona da etse bile, " Kul-Resul" ölçüleri içerisinde etmektedir!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık