bursa escort escort bursa escort bayan bursa bursa escort bayan escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort VİCDAN VE İMAN!..

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

VİCDAN VE İMAN!..

" Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab'a ve daha önce indirdiği kitaba iman (da sebat ) ediniz.

Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkâr ederse tam manasıyle sapıtmıştır" ( Nisâ sûresi, âyet 136 ) Bu günkü yazım, ilginç, enterasan ve müthiş hususları gündeme taşımaktadır Çünkü, ihlasla, samimi olarak, bilinçli olarak, tafsilatlı şekilde olmayan veya eylemle desteklenmeyen bir iman kör, topal ve zayıf, fanussuz bir inançtır.

Yalnız başına, imansız, inançsız bir vicdanda öyledir Bir an olur ki, aklın, idrakin, mantığın kabul edemiyeceği işleri icra eder ki, insanın nutkunu dondurur, havsalasını allak bullak eder Ömer Hayyam'ın dediği gibi: " İçin temiz olmadıktan sonra, hacı hoca olmuşsun kaç para!.

Hırka, tesbih, post, seccade güzel ama, Mevla kanar mı bunlara?" İnsanlık var olduğundan bu yana, hele günümüz dünyasında, nice bedhatlara rast geliriz ki, kuru bir imana sahip, ama, namaz, zekat; hac, oruç, iyilik, güzellik, yardımlaşma, dayanışma, acıma, merhamet hisleri tamamen dumura uğramış, Albert Einstein'in ifadesinde vurguladığı üzere: " İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensibleri ve inançlarıdır" Adamcağız, akşam-sabah kahve köşelerinde pineklemekte, cuma saatlerinde bile ayaklarını uzatmış, fütursuzca bir hayatın içerisinde çırpınmaktadır.

Sorarsanız; " Benim kalbim temiz" " Hacıdan, hocadan daha dürüstüm" hezeyanını ileri sürecektir Ama, hamdü senalar olsun ki, her alanda olduğu gibi, imani, vicdani hususlarda da geçmişe göre, daha farklı yerlerdeyiz!.

Dünkü zamanlar da, Müslümanların ellerinde bulunan " Mızraklı İlmihal" kitabı elden ele dolaşır, Müslüman bireylerin hayatlarına şekil ve düzen verirdi " İman, itikat dediğimiz şey bir elli yıl geriye gittiğimiz de nasıl algılanıyor, anlaşılıyordu? Tabiri hoş görmek gerekirse " ebem diyik ben duyuk" kabilinden bir algı oluşmaktan başka seçenek şansta yoktu.

Sokaktan bulmuş gibiydik Kimse ilgilenmiyordu, sahipsizdi Sahiplenmek dahi sıkıntılara sebep olmakta idi.

İddiasız ve sığdı, öyle ya! Sokakta bulunmuş olanın kıymetimi olurdu? O yıllarda okunacak istifade edilecek cazibe merkezi olacak kitap/ kitaplarda yoktu ki! Her şeye rağmen hayat devam ediyordu, insan/ insanlar en azından ( iman ) kurtarmak için gayret göstermeye çalışmakta idiler, de acaba ne kadar isabetli hareket edebilmekteydiler! Dini ve dini bilgiler bir önceki neslin akıllarında kalan eğrimi doğrumu diye test şansı olmayan buna rağmen büyük ihtiyacın hazla karşılandığı geçmişe dair gaybi bilgilerin toplamından oluşuyordu Mahalle mektebinde öğrendiğimiz itikat da ve amel de mezhebimizin var olduğu idi! İsimlerini bildiğimiz bu büyüklerimizin kimliğini sormak sorgulamakta bize vazife değildi/hem biz kimdik ki? Amelde taklit ettiğimiz kimliği büyük insanları sevmekten, onlara saygı duymaktan başka seçeneğimizde yoktu Buna da şükretmekte idik.

Ne büyük bir nimetti ki Allah bunların vasıtası ile bize dinini ulaştırmıştı İman; itikattı bu bizim büyüğümüz olan imamımız Maturidi hazretleri bize Allah'ın lütfü keremi idi, Onun sayesinde imanımızı da kurtarmakta idik! Lakin imanın sahası çok derindi O saha yasaklı hatta mayınlı bir saha idi ki, hep şu ikazla karşılaşılırdı, fazla derine dalma çıkamazsın!.

Hayret derine dalmakta ne demek rol modellerimiz ( Maturidi ve İmam Azam) varken neden derine dalalım dı ki? Yine bizleri ikaz edenlerin bir bildiği olmalı ki sakındırıyorlardı.

Hoş güzel şeyler duyuyor, onları öğrenmeye çalışıyor, dilimizin döndüğünce de arkadaşlarımıza naklediyorduk Şu Yusuf kıssası vardı ya? Hele hele Ashab-ı Kehf.

? Ya Musa'nın başına gelenler Hikayelerin başını çekmekte idi.

Konuyu biraz daha gizemleştirmek isterseniz Hızır kıssasını da araya katmalı idiniz! Bunları duya okuya hayata devam etmekteydik, başat hikayeleri en dikkat çekeni en zor olanı insanın tüylerini diken diken eden ve geçmesi çok zor olan bir köprüye ( sırat köprüsü) de geldiniz mi, sizi/bizi bir endişe bir düşünce bir korku kaplamaktaydı" ( İktibas, H Alkan ) Kos koca imparatorluğu bu şekilde yiyip bitirmiş olduk!.

Köy odalarında veya mahalle sohbetlerinde ellerde dolaşan Hz Ali'yi büyüttükçe büyüten, ona ulaşılmaz, ona güç yetilmez şekline sokan " Kan Kalesi" Kesik Baş" " Muhammediye" veya " Battal Gazi"nin serüvenlerini dillendiren kitapları, bir kere değil, beş kere değil, okudukça okurduk!.

Ama, " Vicdan ve iman" adına, eğitim namına, Kur'ân lehine, tefsir, hadis, kelam, felsefe, mantık, imanın mücmel ve tafsili şekilleri hususunda bilgimiz olmaz, sadece, hamasi, destani, efsane ve mitolojik kitapları aktarır dururduk Oysa, bu kitapların topluma, insanlara, çocuklarımıza eğitim ve öğretim adına bir faydaları olmuyordu.

Dağda, bayırda, köylerde eşkıyalık, külhanilik revaçta idi Hırsızlık, kız kaçırma, sülalecilik, benlik, senlik toplumu kasıp kavuruyordu.

İman ve vicdan dedim de: " Avrupa'da çalışan Müslüman bir aile, aile büyüklerini bayram ziyareti için memlekete gelirler Gece vakti ıssız yollarında ilerlerken önleri kimliği belirsiz kişilerce kesilir Aileyi soymaya kalkışırlar.

Baba direnince babayı öldürürler Anneye tecavüz edip onu da vahşice öldürür ve bilezik dolu kolunu keserler Görgün tanığı kalmasın diye her birine tecavüz ederek çocukları da öldürürler ve kayba karışırlar.

Olayın görgü tanığı yoktur, cinayet mahallinde iz bırakılmamıştır Hiç bir ip ucu bulunamamış ve dosya faili meçhul cinayetler rafına kaldırılmıştır Soru şudur: Bu insanlık dışı zulmü gerçekleştiren kişiler, yasaların elinden kurtulduklarında yaptıkları yanlarına kâr mı kalacaktır? Hukuki müeyyideyi bir biçimde savuşturan suçlular, suçsuzlarla bir mi tutulacaktır? Böyle bir soruya " evet" cevabı veren birinin meselesi " iman ve/veya inkâr" olmaktan daha çok " adalet ve vicdan" meselesidir.

Böyle birinin başta insan tarifi olmak üzere, hayatın anlamı, insanın amacı, insanla solucan arasındaki fark gibi konularda kafasının net olması gerekir Böyle bir sonucu baştan kabullenip bunda bir sorun görmeyen birinin, imanını gözden geçirmeden önce, vicdanını ve fıtratını , hatta psikolojisini gözden geçirmek gerekir" ( İman Bilinci, M.

İslamoğlu, sayfa 31-32 ) Netice ve sonuç olarak; Evet, asırlarca bizler, millet olarak, imanın derinliğine inemeden, Müslümanlık yaptık! Kur'ân'ı anlamadan, tedebbür ve tefekkür etmeden, yaşama geçirmeden okuduk durduk.

Hâlâ, ülkemizin bazı yerlerinde, eşkıya tarafından bigünah, masum, suçsuz insanlar katlediliyorsa, beşikteki bebekler bile hunharca öldürülüyorsa, tüm bunları " Vicdan ve iman" zaviyesinden değerlendirmek, hali hazır bu mevzuda nerede bulunduğumuzu sorgulamamız lazımdır!.

İmam Maturidi ve İmam Azam (ra), nereden beslendiler, bilgilerini nereden aldılar, nasıl müçtehidlik, en büyük imamlık derecesine yükseldiler, bunu bilmemiz, idrak etmemiz en tabii görevimiz olmalıdır Yoksa, mezhep imamlarını yarıştırmak, Alevi-Sünni bağlamında tartışmalarda bulunmak, faydasız, lüzumsuz ve Kur'ân'ı yukarılara asmak, bez kılıflara mahkum etmek demektir Ama, mes'eleleri Kur'an'a havale edersek, " Vicdan ve iman" meselesini de, Kur'ânî perspektifden değerlendirirsek, vallahi, 21 nci asrın Müslümanlarının yapamayacağı, üstesinden gelemeyeceği bir sorun kalmayacaktır.

" Vicdan ve iman" birleşecek, vicdan kaderine terkedilmeyecek, iman da hem tafsili olarak, hem de mücmel olarak, yürekleri, kafaları, beyinleri, hafızaları, zihinleri dop dolu edecek ve görülecektir ki, sokaklarda, zalimler, külhaniler, eşkıyalar, merhametsizler, vicdansız geçinenler, adam gibi adam olacaklardır! Rabbimiz!.

Bu anları, bu muştulu zamanları lütfetsin!.

Selâm ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık