Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

VURUN GAZİANTEPLİLER, NAMUS GÜNÜDÜR!.

Şahin'i sorarsan otuz yaşında,
Süngüyle vurulmuş köprü başında,
Çeteler oturmuş ağlar başında,
Uyan Şahin uyan, uyanmaz mısın?
Diz çöküp düşmana dayanmaz mısın?

xxxxx

Malum olduğu üzere, G. Antep şehrimiz, günümüz dünyasında Güney Doğu bölgemizin kalkınmış, atılım yapmış, refahı yakalamış, muhitimizin İstanbul'u mesabesinde olan bir İl'imizdir..

Dileriz, ümid ederiz ki, G. Antep bundan sonraki yıllarda da, daha büyük işlere, sevindirici, mutlu edici şeylere imza atacaktır. Çünkü;

G. Antep çalışkanlığı ile, yiğitliği ile, destani bir şehir olması itibariyle bunu hak etmektedir. G. Antep'in kurtuluş savaşındaki olağan üstü göstermiş olduğu feragat,fedakarlık, canları pahasına kendilerini düşman kurşunlarına hedef etmeleri bunu göstermektedir.

G. Antep şehrimiz, yaşayan kahramanları ile göz doldurduğu gibi, Antep müdafaasında da, Şahin bey ile, Karayılan ile, Kıraç ata ile vb. ölümsüz kahramanları ile, dilden dile, gönülden gönüle, kalpden kalbe sevgileri, saygıları, tıpkı bir volkan gibi akıp gitmektedir.

G. Antep'in yiğit evladı, çokda saygı duymuş olduğum merhum milliyetçi yazarı, edibi, edebiyatçısı Necdet Sevinç bey, " İstiklalin Bedeli" adıyla bir roman kaleme almış, bu eşsiz romanda, Şahin beyin yiğitliğinden, Kıraçata'nın üstünlüğünden, Karayılan'ın vb. kahramanların erdemlerinden, korkusuzluklarından bahsetmiştir.  İşte, romanın kahramanlarından Kıraçata:

" Şehre giren düşman kumandanları siperleri, istihkamları, sıçan yollarını müstahkem mevkileri incelediler. Siperlere, istihkamlara müstahkem mevkilere hayran kaldılar. Herhalde bu savunma hatlarının planları General Kıraçata tarafından çizilmiş olmalıydı. General Kıraçata ile görüşmek istediler.

Onlara Kıraçata'nın general olmadığı söylendi. Demek ki General Kıraçata, savunma sırasında mareşalliğe terfi etmişti. -Yani Mareşal Kıraçata demek istemiştik. - Kıraçta mareşal değildir, asker değildir!

Hayretle birbirinin yüzüne baktılar. Yani koca Fransız ve Fransız Ordusu'nun nice savaşlar kazanmış muzaffer generalleri Ekim 1919'dan beri askerlikle ilişkisi olmayan, kurmay mektebinde okumamış bir kasabalı ile mi dövüşüyorlardı? Merakları daha da arttı. Taleplerini tekrar ettiler:

- Bizi lütfen Kıraçata'ya götürün. İki kişi önlerine düşüp Kıraçata'nın kabrine götürdü onları. Tümsek bir topraktan ibaret olan mezar mahzun, mezarın baş tarafındaki fıstık ağacının dalında dalgalanan albayrak mahzundu.

General Gobo, Kolonel Andrea ve Kolonel Abadi yan yana dizildiler. Ellerini keplerinin siperlerine götürdüler ve eğilmeyen bir kahramanın önünde saygı ile eğildiler!" ( Tarih Ocak 2011, sayfa 14-15, Prof. Dr. M. Metin Karaörs)

" Kimi yaralanmış kanlar saçıyor,

Kimi süngülere bağrın açıyor;

Kimi yavrusunu almış kaçıyor,

Uyan Şahin uyan, gör neler oldu,

Sevgili Antep'e Fransız doldu."

xxx

İşte, Kurtuluş mücadelemizde Antep'i Gazi Antep yapan böylesi ruhlardır.. Mekan ve makamları cennet olsun. Kahramanımız Kıraçata, merhum Nihal Atsız hocamızın " Bozkurtların diriliş ve ölümleri" eserinde de zikredilmektedir.

Demek ki, bir vatan parçasının, vatan olması için uğrunda kan veren, can feda eden şehidlerinin, yiğitlerinin, babayiğitlerinin olması lazımdır. Sanırım, Şahin bey gibi mümtaz, unutulmaz, bir civanmert insan canını Antep'e feda etmemiş olsaydı, dünkü Antep, bu günkü Gaziantep olamayacaktı!.. Onun içindir ki;

Yeni neslimizin bu tür kahramanları yakinen tanıması, heykellerini meydanlara dikmeleri değil, isimlerini, namlarını, şanlarını gönüllere kazımaları gerekir. Çünkü, meydanlara dikilen heykeller, kuru, soğuk bir taş yığını, betonarme olabilir de, kalplere nakşedilen Fatiha'lar, kat'iyyen unutulmayacaktır. İsterseniz, Şahin Beyden de sözün burasında kısaca bahsedelim:

" Fransız topçusu aralıksız üç saat boyunca Şahin Bey ve arkadaşlarının mevzilerini dövdü.... Şahin Bey bazı mühimmat arabalarının atış menziline girdiğini fark edince birkaç mermiyi öpüp, namluya sürdü...

Çok geçmeden Türk hatlarında süngüler de parıldamaya başladı. Anlaşılan bazı mevzilerde mermi bitmişti. Bir ara:  Çekilin! Çekilin! Sesleri yükseldi.

Fakat o hemşehrilerine söz vermişti. " DÜŞMAN CESEDİMİ ÇİĞNEMEDEN ANTEP'E GİREMEZ" demişti, kaçamazdı.

Bir süre sonra Fransızlar hayretle fark ettiler ki Şahin bir orduya karşı tek başına savaşıyor! Gerçekten de destanlardan çıkmış gibiydi. Destan kahramanı gibiydi. Tıpkı Yemen'de yaptığı gibi, Traplusgarp'ta, Balkan Harpleri'nde Çanakkale Cephesinde yaptığı gibi, yeni bir destan yazıyordu Şahin.

Fransız askerlerinin Elmalı köprüsüne yöneldiğini görünce elinde tüfek, köprüye fırladı. Yüksek kenar taşlarını siper etti kendine. Köprüye ayak basan ilk düşman askerini vurdu. İkincisini vurdu, sola döndü vurdu.

Bir başına koca bir birliği mıhladı köprüye, fakat dolu dizgin köprüye dalan bir Fransız süvarisine nişan alınca anladı ki, mermi bitmiş!

-Bre mermi getirin!.. Mermi bitmişti ya, köprü mahşer meydanı gibi asker kaynıyordu artık. Şahin süngüyü taktı, ayağa kalktı. Attı kendini binlerce düşman askerinin içine. Kalbinde Allah, dilinde Bismillah, kanının son damlasına kadar savaştı." ( a. g. dergi, sayfa 15-16)

Netice olarak;

" Camiler yıkıldı namaz kılınmaz,

Minareler viran ezan okunmaz,

Tekkeler harabe zikir olunmaz,

Uyan Şahin uyan gör neler oldu,

Sevgili yurdumuz hep harap oldu."

=======

İşte, Müslüman-Türk'ün " Antep Savunması" böyledir. Kıraçata, Şahin bey, Karayılan öne çıkmış, şehidler iken, nice kardeşlerimizde vardır ki, isimsiz, namsız, şansız, şöhretsiz olarak, vatanı, milleti, ırzı, namusu, Antep için, Antep'i " Gazi Antep" yapmak için toprağın bağrına düşmüşlerdir.

Gaziantep, başlı başına tarihle iç içe olan bir şehrimizdir. Camileri ile, ilim adamları ile, hafızları ile, tarihçileri ile, edipleri ile, unutulmayacak, büyümeye, yükselmeye müheyya bir destan vilayetimizdir.

Gaziantep insanının Türkçe şivesi, lisanları da önemlidir. Musikisi ile, dillere destan, Barak havası ile, ilelebed yad edilecek bir Türk Yurdudur.

2015 yaz tatilimde, Hacı Mehmet Atalay kardeşimin misafiri olarak, Bedir köyünde bir gece kaldım. Muazzam, tatlı, zengin toprakları ile,bağları ile, üretimleri ile, fıstık yetiştirmeleri ile, çok  çok hoşuma giden bir köydür.

İşte, Fransız gavurunun gözlerini bu münbit, verimli, bereketli toprakları kamaştırdığı için, işgale kalkıştılar ve hak ettikleri dersi Antepliden alarak, gerisin geriye kaçmak, tabana kuvvet sıvışmak zorunda kaldılar.

Eminim ki, Türkiye toprakları, baştan sona, ebediyyen böyle özgür kalacak, hiç bir kem göz, müflis nazar, TÜRK YURDUNA BAKAMAYACAKTIR!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 

 

 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık