Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Yavrum Seni Ben Öldürdüm
   " YAVRUM!.. SENİ, BEN ÖLDÜRDÜM. AFFET BENİ EVLADIM!.."
 
 
    " Ey inananlar! Kendinizi ve ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır." ( Tahrîm sûresi, âyet 6 )
 
    Bu günkü yazı gündemim önemli, ciddi, acıklı ve kahır doludur!.. Evlatlarımızın yaşadıkları, yaşayacakları, eğitimsizlikleri, Kur'ansızlıkları, imansızlıkları, namazsızlıkları, amelsizlikleri bizleri mahvı perişan etmekte, dizlerimizin bağı çözülmüş, yürüyemez hale getirmektedir. 
 
    Nice nice insanlar ve yavrularını tanırız ki, hayatlarında rüku ve sücud bulunmamaktadır!.. Bir gün olsun, Allah'ın yüce kelamı Kur'an'ı bir defa olsun, ellerine alıp okuyacak, inceleyecek, onun emirlerini yaşayacak imkanları yoktur!.. İsterseniz, Ahmet Kalkan hocanın, bu mevzuda kaleme almış olduğu güzel, nefis, ilginç yazısından istifade edelim:
 
    " Bir evlat katiliyim ben. İşlediğim cinayetin farkına yeni varan bir sarhoşluk içinde, et-kemik  yığını ruhsuz bir ceset karşısında avazım çıktığı kadar bağırıyorum: " Yavrum, seni ben öldürdüm; Affet beni evlâdım!.."
 
    Aman Allah'ım, evlâd katili olmak! Ne fecî şey ya Rabbi! Katil olmak, hem de çok sevdiği , doğunca dünyaların kendisinin olduğu, yiyeceğinden kesip yedirdiği, yetişmesi için her şeyini seferber ettiği evlâdının, öz çocuğunun katili olmak...
 
    Nasıl mı oldu bu iş? Anlatmaya çalışayım: Efendim, aslında çok farklı şey değildi yaptıklarım. Anlayacağınız, uydum kalabalığa, el ne yapıyorsa ben de onu yaptım; ne bir fazla ne bir eksik. Ele baktım, onlar ne yapıyorsa ben de onu yaptım, doğru yoldan öyle saptım.
 
    Nereden bilebilirdim işin sonunun böyle fecî bir cinâyetle noktalanacağını? Ne bileyim herkesin bal dediği, benim de câhil olduğum için kanıp öyle zannettiğim şeyin aslında zehir olduğunu? Kendi ellerimle yavaş yavaş çocuğuma o zehirden içirdim. Sonra, bir de baktım ki tümüyle zehirlenmiş çocuğum.
 
    " Çocuğun sağ, ölmedi ki, nereden çıkarıyorsun bunları?" mı diyorsunuz?  Şu zibidi mi, şu ruhsuz zavallı mı, şu canlı cenâze mi, şu hayat süren leş mi benim çocuğum? Hayır, hayır yanılıyorsunuz! Çoktan öldü, daha doğrusu öldürüldü benim çocuğum.
 
    Hem de katillerden ve en büyüğü benim, ben! Evet, asacak mısınız, kesecek misiniz, her cezaya hazırım; bu evlât ölü, ben de katilim. Daha onun ölü olduğunu hâlâ anlayamıyorsanız-ki dün ben de farkında değildim- öyleyse ..Evet, evet, öyleyse siz de evlât katili ve benim de suç ortağımsınız." ( www.tevhirhaber.com)
 
    Evet, neslimiz, perişan, bedbin ve her yönüyle mahrumdur!.. Neden ve nelerden mahrum ve mağdurdur?.. Bir kere, iman, amel, mefkure, mazi, tarih, gelecek, rüku, sücud, dua ve ihlasssızlık!..
 
    Uzun yıllar gurbet ellerde kalmış olduğum için, sıla hasreti ile, ana yurduyla arası açılmış bir neslin, çocuklarımızın hallerini fevkalade bilmekteyim.
 
    El gördülük, " dostlar bizi pazarda görsün" hesabı, camilere, hocaya göndermiş olduğumuz çocuklarımız, dil yoksunluğu, kültür kopukluğu, asimilasyon sebebiyle, hocayı anlayamamakta, dediklerine gülmekte, inanmamakta ve annesini, babasını kandırmak için camiye göstermelik gidip gelmektedirler.
 
    Dert ve sıkıntımız büyüktür!.. Anneler, babalar ve tüm ebeveynler, camiye, hocaya göndermiş oldukları çocuklarını takip etmemekte, ne yapıyor, ne öğreniyor, neler belledi, zihninde, belleğinde neler oluştu? vb. sorularından mahrum olarak, " ehh! Çocuğum bir şeyler  öğreniyor, hocaya gönderdik!" tesellisinden başka bir şey yoktur ortada!..
 
    " İlk câhiliye asrında çocuklarını diri diri toprağa gömüyormuş câhil Araplar. Sizi bilmem, ama artık ben ayıplayamıyorum onları. Çünkü yeni yeni anladım kendi yaptığımın daha fecî olduğunu. Onlar, çocuklarının sadece maddesini öldürüyormuş, bense mânâsını öldürdüm.
 
    Onlar, çocuklarının üç-beş günlük dünya hayatlarını yok ediyorlarmış; bense âhiretlerini mahvettim. Onlar, sadece kız çocuklarını öldürüyorlarmış; bense kız-erkek hepsini öldürdüm. Gerçek katillik, asıl barbarlık câhiliye Araplarının yaptığı gibi değil; benim yaptığım gibi olur.
 
    Onlar, çocuklarını günahsız yaşta öldürerek, onları cehennemlik olmaktan farkında olmadan kurtarıyorlarmış. Çocuklar için gerçek ölüm değil; kurtuluşmuş bu.
 
    Bense kendi ellerimle ateşe ittim onları, hem de bu dünyanın basit ateşine değil, cehenneme sürükledim, oraya ellerimle attım onları... Çocuklarım da şimdi beni oraya çekiyorlar, bana kendi yanlarında yer ayırmışlar, dâvetiye üstüne dâvetiye gönderiyorlar. Bilmem bu çağrıyı geri çevirebilecek miyim?
 
    Evlâdım! Senin terbiyenin, daha senin anneni seçmekle başladığını, büluğ yaşına kadar tümüyle, ondan sonra da tavsiyelerle, yetişmen için bütün sorumluluğunun bana ait olduğunu nereden bilebilirdim o zamanlar.
 
    Beni câhil bırakanlar, İslâm'dan habersiz yetiştirenler, hele hele anneni daha bir câhil bırakanlar, gâvur gibi yaşamamız için çabalayanlar da benim kadar suçlu değil mi?
 
    Ama, esas suçlu yine de benim, ben! Affet beni evlâdım... Sana ilk kelime olarak Allah demesini öğretmeliymişim . Yeni yeni öğrendim bunu. Gerçi sık sık duyardım sana helâl lokma yedirmenin şart olduğunu. Ama nereden, nasıl, ne kadar helâl bulacaktım?  Düzen buydu, mutlaka helâla haram da karışıyordu. Eh ben de tümüyle dikkat edemezdim; zâten kim ediyordu?." ( www.tevhidhaber.com)
 
    Netice olarak;
    Gerçekten, çocuklarımıza, İslâmî kimlik, hüviyet, şahsiyet veremiyoruz.. Rüzgarın önünde yaprak misali, yavrularımız, ciğerparelerimiz bir o yana, bir bu yana savrulup durmaktadırlar!..
 
    Kimileri futbol yıldızına hayran, hem de taparcasına.. Kimileri, topçuya, popçuya meftun İlah gibi hayranlık duyarcasına!..
 
    Halbu ki, onlara sorulması gereken, mecburi olan şunlar olmalıydı!.. Resûlullah (sav)'in Bedir cengi!.. Orada  şehid düşen 13-14 yiğidin cengaverlikleri!..
 
    "Niçin inanıyoruz?" " namaz, zekat, oruç, hac nedir, ne anlama geliyor?" " Kur'an Müslümanlığı nedir?" " Sultan Alpaslan niçin Malazgirt'te cihad yaptı?" " Fatih Mehmed, İstanbul'u, kaç yaşında fethetti?" "  Futbol yıldızlarının, papazvari sakalları nedir?" " Hz. Hüseyin'i kimler şehid ettiler?" vb. binlerce sorunun içerisinde yoğrulup yetiştirilebilirlerdi.  
 
    Ama, olmadı, olmuyor, bu gidişatla da olmayacak!.. Camii hocasının veya bizlerin, çocuklarımıza, içeriği bom boş,  " Allah nerede?" " İslam'ın şartı kaç?" " İman esasları nedir?" gibi sorularla, onları oyalamamız, onları kurtaramayacak, yine de onlar, camiden çıktıktan sonra, cafe'ye, disko'ya, futbola, topçuya, popçuya gideceklerdir? Ellerinde bira şişeleri ile.. Bu konu devam edecektir.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık