ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Yavuz Selim'in İran Siyaseti
 YAVUZ SELİM'İN; Şİİ-İRAN SİYASETİ İSLÂM BİRLİĞİNİN TEMİNATI OLMUŞTUR!.. -4- 
 
 
    Son günlerde, Türk askerinin Musul'da bulunmasından ötürü, İran ve Irak Şiiliği  ve diğer fanatikler, kıçlarına nişadır sürülmüş gibi ayağa kalktılar!.. Neden ve niçin?
 
    Musul ve Irak'ın diğer yerleşim birimlerinde bir hayli ecnebi, ğayri müslim askeri konuşlandırılmış iken, onlara "gık"ları bile çıkmayan bunların, Türk askerine " istemezük" demeleri, pis pis homurdanmaları, BM. ve benzeri kuruluşlara şikayette bulunmaları, hayra alamet değildir!..
 
    Bre utanmazlar, sahte Müslümanlar; Türk askeri, ırzınıza geçen, Coni'lerden, Rus gavurundan ve diğer emperyal güçlerden daha tehlikelimi ki, zararlı, iffet ve haysiyetinize tecavüz edecek mi ki, küplere bindiniz, dünyayı ayağa kaldırmaya çalışıyorsunuz?
 
    Biliyorum. Bunun sebebini,  altında yatan etken, unutamadığınız Yavuz Selim Han'dır, Çaldıran yenilgisidir!.. İşte, Çaldıran öncesinde  de, böylesi fevri hareketleriniz, gelişi güzel halleriniz başınıza Türk ordusunu musallat etti, Yavuz Han'la imtihana tabi tutuldunuz!.. İsterseniz, Çaldıran öncesine dönelim ve Yavuz Selim Han'ın, akılsız Türk Şah İsmail'e göndermiş olduğu son mektubu okuyalım:
 
    "... Benim memleketimin hududu üzerinde görünmekle bana meydan okudun. Bizi beklemekte olduğunu bildirdin. biz de davete icabetle uzun yollar aşarak memleketine girdik. Haftalarca yürümekle devam ettiğimiz halde, ne senden ne de askerinden bir haber yok.
 
    Padişahların ellerindeki memleket onun nikâhlısı gibidir. Erkek ve yiğit olanlar kendisinden başkasının elini ona dokundurtmazlar. Hâlbuki bunca gündür askerimle memleketine girdiğim halde senden bir haber yok. Ölümüsün, yoksa sağ mısın? Bilemem!
 
    Hile ve Huda'dan ( aldatma) başka bir şey bilmez misin? Eğer korkuyorsan bir tabip getir ki seni tedavi etsin. Seni çok korkutmamak için askerimden 40.000 kişiyi ayırarak Kayseri-Sivas arasında bıraktım. Hasma ( karşı taraf) mürüvvet ( iyilik) ancak bu kadar olur. Bundan sonra da gizlenmeye devam edersen erkeklik sana haramdır. Miğfer yerine yaşmak, zırh yerine çarşaf giyerek serdarlık ve şahlık sevdasından vaz geç."  Demek suretiyle Yavuz, Şah İsmail'i tahrik edip onu harbe zorlamak istemiştir.) (izzettincopur.com)
 
    Dile kolay!.. Yüz bin adet Türk ordusu, aylardan beri yol yürümüş, sıkıntı, yorgunluk, zaman zaman sitemler, şikayetler baş gösterir olmuştur.  Yani, " zahire yok, yiyecek yok, ot yok, padişahımız merhamet etsin geri dönelim" türü serzenişler ve sitemler olmuştu.
 
    Askerlerin, Yeniçerilerin isyan edecek derecede ayaklanmaları üzerine, Karaman Valisi Hemdem Paşa; Yavuz'un huzuruna çıkarak , Şah İsmail'in ortalarda görünmediğini, İran topraklarında ilerlemenin tehlikeler yaratacağını, bu sebeple ordunun geri dönmek arzusunda bulunduğunu arz edince, derhal idam edildi.Ve yerine Ümeradan Zeynel Paşa Karaman Valiliğine tayin edildi..
 
    Şeyhulislam Ali Cemali Efendi: " Padişahım hangi hükme dayanarak katlettiniz?" diye soru sorması üzerine Yavuz Selim:
    " .. Biz bu cihada çıkarken, vezirler, âlimler ve komutanlarımızla müşavere ettik. Karar verdik. Allah'ü Teala'ya tevekkül ( işi Allah'a bırakmak) ederek yürüdük. Hemdem'in yerinde oğlum Süleyman bile olsa, onunda boynunu vurmaktan kıl payı çekinmezdim." demiştir.
 
    Yol uzun, meşakkatli, dağlı, tepeli araziler, yüz bin kişilik , kalabalık bir ordu ve askerler!.. Yeme, içme, barınma, iaşe, ibate, hepsi birer problem idi. Ama, buna rağmen, cihangir imparator bu işe kafa koymuş, geriye dönüş ümidi bulunmuyordu.  Hatta,
    Asi , isyancı Yeniçeriler'in, Yavuz'un çadırına silah atmaları, oka tutmaları üzerine, Karabulut ismindeki atına binerek, asi ve isyancı Yeniçeriler'in içersine dalmış ve onlara:
 
    " ..Biz henüz arzu ettiğimiz yere varmadık. Düşmanla karşılaşmadık. Buradan geri dönmek ihtimali  yoktur. Hatta bunu düşünmek bile doğru olmayan bir hayaldir. Teessüf ( ne aacıdır ki) olunur ki, Şah'ın emrinde bulunanlar, kendi efendileri yoluna can verdikleri halde biz, şeriat-ı Ahmediyye'ye karşı hareket edenleri yola getirmek için bunlara, Serhatlara ( sınırlara) kadar geldik. Bir takım gayretsizler bizim bu gayretlerimizi yarıda bırakmak için bizleri geri çevirmek isterler. Biz, kat'iyyen yolumuzdan geri dönmeyeceğiz.
    Bana böyle mi hizmet etmek istiyorsunuz? Ulul emre itaat edenlerle planladığımız yere kadar ideriz. Korkaklar ve kalpleri zayıf olanlar, eşlerini, çoluk çocuk ve çocuklarını düşünenler, yol yorgunluğunu bahane edenler, bana hizmet için kılıç kuşanmış ve tirkeş ( ok mahfazası) takmış olanlardan şimdi ayrılsınlar.  Geri dönsünler.
 
    Kendileri bilirler. Dönerlerse, din yolundan dönmüş sayılırlar. Eğer onların bahaneleri düşmanın gelmediği ise, düşman daha ilerdedir. Er olanlar ve düşmanla çarpışacak mertler benimle beraber gelsin, eğer içinizde er yoksa ben tek başıma giderim" diye atını ileri sürmüş ve yaptıklarından, hatalarından utanan Yeniçeriler de, bir kişi dahi ayrılmaksızın ve geri kalmaksızın Başkomutanları Yavuz Sultan Selim'in doğu yönündeki yürüyüşünü takip etmişlerdir." ( izzettincopur.com)
 
    Aynı üslubu, aynı komutanlık tarzını, büyük komutan, şehid Selçuklu Sultanı Alparsan'da görmekteyiz.. Zaten, askeri harekete geçiren, heyecanlandıran, baş komutanların kükremesi, heyecanlı hitabeleri ve öne düşmeleridir.. Zaferler de, bunun sonucunda kazanılmıştır!..
 
    Netice olarak;
    Bu gün yine, İran Şiiliği zıvanadan çıkmış, frensiz, dur-durak bilmeden Türkiye düşmanlığı, Müslümanlık düşmanlığı yapmaktadırlar!..
 
    Hatta , İran'ın başkenti Tahran'da, Cuma namazında Rusya'nın başarısı, muvaffak olması, intikam alması için dua etmeleri unutulacak, yenilecek, boş verecek cinsten değildir..
 
    Şii ihanetin sesi olan Fars News: " Rusya Türkiye'yi vurmalı, yoksa savaş meydanlarındaki Rus gücü küçümsenecektir. Ve ikinci olarak da böyle olayların tekrarlanmayacağı garantisi elde edilmeyecektir."  diye üzülmektedir.
 
    Oysa, bizler, bu yazıları, satırları kaleme alırken, karşı cephe İran Müslümanlığına karşı hasmane bur tutum, bir davranış içerisinde değiliz.
 
    B:izlerin arzusu, İran Şia'sının, Müslümanca bir duruş içerisinde olmasıdır!.. Madem ki, " Ya Hasan!" " Ya Hüseyn" diyorsunuz.. O halde, geliniz, hep beraber Hüseyn'ce davranalım. Kafire, müşriklere, mücrimlere karşı safımızı belirleyelim. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

 
    
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık