Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Yemen Şehidi Dedem Zor Ahmet ve Hatırası
   YEMEN ŞEHİDİ DEDEM ZOR AHMET VE HATIRASI: POTİN, FES VE ŞALVARIDIR!.. 
 
 
    İlçemiz Afşin'in; araştırmacı, tarihçi yazarlarından sayın Mustafa Köş beyin; tesbitleri ve isteği üzerine bu yazımı, bu günkü makaleme almış oldum.. Kendisine teşekkür ediyorum.. Allah uzun ömürler, sağlık ve sıhhat ihsan eylesin!..
 
    Yurtdışı konuşmalarımda, sohbetlerimde, ozanlarla karşılaşmamda, ilk önce isteğim, arzum sürekli " Yemen Türküsü" olmaktadır!.. Niçin ve neden?
 
    Çünkü, Yemen; içimde bir şivandırda onun için. Dedem Zor Ahmet; köyümüz Karagöz'ün; asil, yerli, kurucu bir ailenin, geniş arazi sahibi, iki kız, üç erkek çocuğu babası bir ferdidir.
 
    " Yemen çölü, nasıl bir ölü uykusundasın ki bunca şehidin kanı seni yeşertemedi. Anaların, gelinlerin ve nice yetimlerin ıssız yerlerde döktükleri göz yaşları yağmur olup üzerine yağsaydı, bağrından ormanlar fışkırırdı. Hâlâ derin sükût içindesin; bir dile gelsen, neler anlatırsın, neler...
 
    Ey göz alabildiğine uzanan Büyük Türk Mezarlığı! Nice genç evlatları yuttun. Onların da hevesleri, arzuları vardı, akşam güneşinin altında daldığın derin hülyalarında ne korkunç çığlıklar gizli!
 
    Etleri, kemikleriyle besleyerek bağrında büyüttükleri kayın ağaçlarının dallarında gecenin sessizliği matemlerin en içlisini dokuyor. Gün ağarırken kim bilir kaç bülbül feryadlarını dile getiriyor!.." (www.ufukotesi.com)
 
    "Havada bulut yok bu ne dumandır,
      Mehlede ölüm yok bu ne şivandır.
      Şu yemen elleri ne de yamandır.
      Ano Yemen'dir, gülü çemendir,
      Giden gelmiyor, acep nedendir?" ( Trt.Repertuarı)
 
    Bu türkü rast gele, sıradan söylenmiş, bestelenmiş, güftesi yapılmış bir türkü değildir!.. O dönemde, köyün mahallenin gençleri evlendiğinin ertesi günü askere Yemen'e gider. Yemen'e gidecek askerler bir yerde toplanıp, sonra da yola çıkarılırdı.
 
    Askerler yürürken arkalarından toz bulutu kalkar. Yemen'e gidenin genç eşi kocasını bir daha uzun seneler göremeyeceğini, hatta geri gelmeyeceğini düşündüğünden uzun süre askerlerin peşinden ağlayıp ağıt yakar.
 
    Aradan uzun bir süre, beş yıl, altı yıl daha uzun süre geçtikten sonra Yemen'den gelen bir asker genç kadının şehid düşmüş eşinin asker çantasını getirir. Kendini kaybeden genç kadın bir yandan çantayı açıp içindekilere bakarken, diğer yandan da ağıt halinde " Havada bulut yok" türküsünü yakar.
 
    İşte, Yemen şehidi, dedem Zor Ahmet de öyle olmuştur!.. Genç yaşında sahipsiz kalan ninem Döndü  hatun, kendisine bırakılan emanetlerine, çocuklarına sahip çıkarken, onları büyütüp, beslerken, geride kalan o kadar arazi, tarla, bağ ve bahçe sahipsiz olarak, onun bunun eline kalmış olur.
 
   Hani, " evine şivan düşesi" derler ya!.. Zor Ahmet ailesinin evine şivan düşmüş, Yemen'den yıllar sonra bir kara haber ve şehidin emanetleri gelir. Bir çift potin, fes ve şalvardır!..
 
   Hakikaten, yüz binlerce şehidin Mehmetçik gibi, dedem Zor Ahmet'de; vatan, millet, namus, onur, şeref, izzet ve devlet emri gereğince Yemen'de şehidlik şerbetini içmiştir. " Bir gül bahçesine girercesine" Yemen çöllerinde tatlı canını Hakk'a teslim etmiştir. 
 
    Yemen diyarlarında, şehid olanların mezarlarının bilinmediği ve onların cennete uçtukları " gülü çemendir" yerleri neresidir, yüz binlerin mezarları belli midir, gören, tesbit eden var mıdır?
 
    Dedem Zor Ahmet'in şehid düşmesi ile, iş bitmiş değildir!.. Onun ızdırabını Döndü hatun ninem, babam , amcam Muharrem, amcam Yemliha, halalarım Habibe ve Nuriye, bir ömür boyu çekmişlerdir!..
 
    Sanki, amcam Muharrem, küçük yaştan itibaren hayata küsmüş, büyümüş, delikanlı olmuş ama, babası şehid Zor Ahmet'i unutmamış ve unutamamıştır.
 
    Amcam Muharrem; o acı ile, 1976 yılında, Kıbrıs Barış Harekatının  ardından Kıbrıs'a göç etmiş, orada hakka yürümüştür. Çocukları, halen Kıbrıs bozkırında kocaman bir aile olmuşlar, yaşayıp gitmektedirler!..
 
    Gerçekten, Yemen çölleri, Anadolu insanını içten, derinden yaralayan mahvı perişan eden savaşlardır. Çünkü, amacına inanmadıkları, ulaşmak da güçlük çektikleri, yerli halkı tarafından ihanete uğradıkları Yemen çöllerine zorla götürülmüşlerdir.
 
    Yemen çöllerine gidenler geri dönmedikleri gibi, şehid oldukları uçsuz bucaksız çöllerde sahipsiz cesetler olarak kalmışlardı. Ölümden kurtulup terhis olabilenler de uzun, tehlikeli, rizikolu bir dönüş yolu bekliyordu.
 
    Devlet uzun seneler askerlik yaptırdığı bu gariban insanları köylerine, kentlerine getir götürme zahmetine katlanmıyor, onları kaderleriyle baş başa bırakıyordu.
 
    Dolayısıyla kurtulanların bir çoğu da oralardan geri gelemiyordu. Geri gelebilenler de Yemen cehennemini dört bir yanda anlatıyor, yakınlarından haber alamayanların acısı bir kat daha artıyordu.
 
    Mustafa Köş beyi, alkışlıyorum, hem de bütün içtenliğimle!.. Niçin ve neden? Çünkü, Afşin'in, unutulmuşluklarını, tarihini, Yemen'i, Millî Mücadeleyi, oralarda kan verenleri hatırlattığı için alkışlıyorum.
 
    Maraş'ı ; Maraş yapanları anlattığı için , Afşin'den, grup grup gidip orada, Ermeni komitacılarına, Fransız lejyonerlerine karşı cihad verenleri yazdığı için, isim isim, rütbe rütbe kaleme almış olduğu için başarılar diliyorum!..
 
    İşte, " Giden gelmiyor acep ne iştir?" türküsü, bir çaresizliğin, ızdırabın, içten köpüren, kaynaklanan feryadın haykırışıdır. İmparatorluğun gereksiz Yemen sevdası yüzünden Anadolu'dan zorla koparılıp bir daha evine, barkına, eşine, ailesine ve çocuklarına dönemeyen asker annelerinin, eşlerinin, kardeş ve sevgililerinin ortak feryadı gibidir. 
   
    Gönlümüz istiyor ki, Devletimiz, böylesi şehidlerin geride kalanlarına sahip çıkmasıdır. Bendeniz, yurt dışında yaşıyorum ama, diğer kardeşlerim, bu felaketin hala tesiri, manevi baskısını yaşamaktadır. Onların araştırılması, soruşturulması ve şehid dedemin şehidlik beratının verilmesidir.

    Netice olarak;
    Dedem Zor Ahmet merhumun, Yemen çöllerinde kalması, şehid düşmesi, ailemize, hanemize pahalıya mal olmuştur!.. Kos koca bir aile bölük-pörçük olmuş, dağılmış, mal, arazi, bağ, bahçe  imar edilmez, işlenmez olunca, birileri, hiç de alakası olmayanlar, böylesi sahipsiz bir malın üzerine çullanı vermişlerdir.
 
    Fakat şuna inanıyorum ki, " ağlayanın  malı, gülene hayır getirmez" ata sözü, çok şeyleri anlatmaktadır. Gasbedilen Zor Ahmet Dedemin malı, günümüz dünyasında hiç kimseye hayır getirmemiş, aksine, o mallar bir eziyet, bir sıkıntı olmuştur.
 
    Mustafa Köş kardeşimin; tesbiti Osman oğlu Ahmet Özdemir şeklindedir!.. Benim bildiğim, şehid dedemin babası, " Mammet" ( Memet) adıyla bilinmektedir. Demek ki, nüfus kayıtlarında Osman Özdemir olarak kütüğe kaydedilmiştir..
 
    Her ne olursa olsun, muhterem kardeşim Mustafa Köş beyi tebrik ediyorum.. Kalemine, düşüncesine, bilgisine, araştırmasına devam diliyorum.. Allah, kendisinden razı olsun!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
 
   
 
   
 
 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık