Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

YENİDEN İNSANLIĞA ÖRNEK OLMASI MÜMKÜN MÜDÜR

MÜSLÜMANLARIN; YENİDEN İNSANLIĞA ÖRNEK OLMASI MÜMKÜN MÜDÜR?.

" Nihayet geldiklerinde Allah: " Siz benim ayetlerimi, ne olduğunu anlamadan/kavramadan, yalan saydınız/uygulamadınız öyle mi? Yoksa bu yaptığınız başka nedir ki?" ( Neml sûresi, âyet 84) Aziz Kur'an'ın; musikisiyle değil, ritmiyle, ahenkli okunuşu ile değil, biraz da mana ve anlamıyla ilgilenmeli okumayı ve yaşamalıyız değil mi? Elbette ki, Müslümanların ellerinde bulunan aziz kitabımız Kur'an, kalplerde, dillerde, gönüllerde, idraklerde olduğu müddetçe İslam milletleri ve Müslümanlar beşeriyete örnek olacaklardır!.

Yeter ki, alemi İslam, her türlü bağnazlığı, yobazlığı, gericiliği, irticaı, mutaassıplığı, çağ dışılığı, mezhepçiliği, tarikatçılığı, mürşidizmi, müridanızmı, ağabeyciliği, üstadcılığı , mesihciliği, mehdiciliği, isacılığı yenmiş olsun! Aksi halde, 21 yüzyılda, hâlâ, " falan mezhep şunu dedi" " filan mezhep bunu buyurdu" tartışmaları ile, öykünmeleri ile, taklitçilikleri ile boğuşursak, vallahi, alemi İslam, yine yerlerde sürünmeye, fakirlikle, fukaralıkla, yoklukla, kısır çekişmelerle boğuşmaya devam edecektir!.

İsterseniz, ellerde bulunan ilmihal kitaplarına bir nazar ediniz: Ne göreceksiniz biliyor musunuz? Kur'an dışı bilgiler, bir kısım geçmiş alimlerin, din adamlarının Kur'an'laşmış sözleridir!.

Efendim! Böyle gelmiş, böyle gidecektir!.

sözleri, bir kandırmadan, bir oyalamadan ibarettir!.

Böyle gelmiş, böyle devam etmeyecektir! Çünkü, günümüz Kur'an nesilleri, kör gidişatı değiştirecek, tüm "dedim" " dediler"in üzerine üzerine hışımla gidecek, Kur'an'ı yeniden bayraklaştırarak, çağımızın İslam anlayışını baştan sona değiştireceklerdir!.

Buyurun, şu alıntımızı okuyun da, için için hem ağlayın, hem de gülünüz!.

Ne olacak dişleri çürüyen Hanefilerin hali? "Ne yazık ki geniş halk kitleleri mezheplerin gerçek yüzünü ve bu yapının Kur'an'la çeliştiğini bilmeden mezhebe tabi olmakta; dini, Kur'an yerine mezheplerin izahlarına göre yazılmış ilmihal kitaplarından öğrenmektedirler Yukarıdaki örneği ele alırsak, Türkiye'de halkın büyük bir kesimi Hanefi mezhebinden olduğunu söylemektedir Fakat büyük bir kesimi Hanefi olan halkın büyük bir kısmı, mezheplerinin dişlere dolgu yapmayı yasaklayan izahını bilmediklerinden dişlerini doldurtmakta ve kaplatmaktadır.

Böylece boy abdestleri ve dolayısıyla namazları takip ettikleri Hanefilik mezhebine göre geçersizdir Kitlelerin önüne " Sünni olursun, Hanefi mezhebine uyarsın, ya da Şii, Alevi gibi sapık bir mezhepten olursun" şeklinde klişe laf ve korkutmalarla; " mezhepçilik" adeta bir milliyetçilik, ırkçılık şekline dönüştürülüp sunulmuştur Sünni olmamak adeta kafir olmakla eşdeğer gösterilmiş, bu fikrin her alternatifi de sapık ilan edilmiştir.

Şiilik ve Alevilikte de durum farklı değildir Onlar da aynı şekilde ırkçılığa dönüştürülmüş mezhep taassuplarıyla Sünniliğe aynı şekilde yaklaşmaktadırlar Bu kitlelerin görmezlikten geldiği ve halkın bilmesi gereken alternatif; Kur'an'ın, dinin tek kaynağı olarak ele alınıp, tüm bu mezheplerin inkar edilmesi ve dinin yalnız Kur'an'a dayandırılarak anlaşılması ve yaşanmasıdır.

Mezheplerin kurucuları, Kur'an'ı ve hadisleri kendilerine göre yorumlayıp, diledikleri hadisleri veya ayetleri seçtikleri, dinin serbest bıraktığı konularda rey ve ictihad adıyla hüküm oluşturdukları için aslında, adeta Kur'an'ın da hadislerin de üzerinde bir yetkiyle hareket ettiler Bu yetkiyi kullanışlarından, bizim gibi sadece Kur'an'ı yeterli görenler değil, mezhep imamlarından sonra yaşayan ve bizim her fırsatta eleştirdiğimiz hadis imamları bile rahatsız olup, mezhep kurucularına çok şiddetli eleştiriler getirdiler Eleştirilerin odaklandığı en önemli noktalardan biri mezhepçilerin kendi görüşlerini -reylerini- kimi konularda hadisin önünde tutmalarıydı.

Hatta bazı hadisçiler " ehl-i rey fakihleri" diye çağırdıkları mezhepçileri; kendi reylerine uygun hadisler uydurmakla eleştirdiler En meşhur hadisçi Buhari'nin, en büyük mezhebin kurucusu Hanefi'yi eleştirmesi ve " güvenilmez" ilan etmesi hadisçilerin bile bazı mezhepçileri beğenmediğinin en dikkat çekici örneğidir Sonuç olarak uydurmalar ile dolu hadisler bile değildir.

Bu gün uyulan " İslam", mezhep imamlarının kurduğu ve kendi kafalarına göre tüm bu kaynakları değerlendirdikleri " İslam"dır Mezheplerin kurulduğu dönemde ne Buhari, ne de Müslim hadis kitaplarını yazmışlardı Hadisler sahih, zayıf ve hasen şeklinde ayırımlara da mezhepler oluşturulduğu zaman tabi değillerdi.

Yani mezhepler, bir çok uydurmayla dolu olan, fakat en doğru hadis çalışmaları olduğu iddia edilen kütübü sitte ( altı meşhur hadis kitabı) ortada yokken oluşturuldu Kısaca söylemek gerekirse, mezheplerin izahlarında uydurmaların yüzdesi, bir çok hadis kitabının çok çok üstündedir Oysa ne yazık ki halkın önemli bir kesimi tüm bunlardan habersiz, kendi mezheplerini İslam'a eşit saymakta ve bu yapıların Kur'an'la çelişkilerinden habersiz bulunmaktadırlar.

Kur'an'da dinimiz açıklanmış ve bir çok husus açıklanmayarak serbest bırakılmıştır Mezheplerse dinin serbest bıraktığı her detayı, haşa açıklanması unutulmuş gibi açıklayıp; dini bir çok durumla, hatta insanın yaratılışıyla çelişir hale getirmişlerdir" ( tektanri.

com/Mezhepler) Gerçekten, günümüz dünyasında, gerek ülkemizde, gerekse alemi İslam'da ellerde dolaşmakta olan ilmihal kitaplarına nazar edecek olursak, vallahi, söz konusu ilmihal kitaplarının toplumları mahvı perişan etmiş olduğu görülecektir Kullanmış oldukları lisandan tutunda, içerik olarak konularına varıncaya kadar, birbirine zıt, çelişkili, tenakuzlarla dolu bilgiler içerdiği kendiliğinden ortaya çıkacaktır Hanefi olan bir Müslüman, ailesini boşadığından dolayı sonra pişman oluyor, canı sıkılıyor, morali bozuluyor.

Ve aynı adama deniliyor ki, " falan yerde bir Şafii Müftü var, git problemini ona anlat, o müftü Şafii mezhebine göre vereceği fetva ile, aileni yeniden sana düşürecektir" diyorlar Hanefi mezhebine göre hanımını boşayan adamcağız, arayıp, sorarak söz konusu Müftüyü buluyor ve almış olduğu Şafii Müftüden fetva ile yeniden ailesine kavuşuyor Diyelim ki, Hanefi mezhebinde boşamalar farklı, Şafii mezhebinde daha farklıdır!.

Peki, Kur'an'daki boşanmalar, ayrılıklar ve tekrar yeniden birleşmeler nasıldır? bunu soruşturan, araştıran, okuyan, tetkik eden kaç Müslüman dostumuz bulunmaktadır? Gusül, abdest taharet, teyemmüm, diş dolgusu, abdest bozma, nikah, zekat, infak, sadaka, cihad, namaz, oruç, hac vb.

binlerce mes'ele de öyledir! Çelişir gibi, tenakuz gibi görünen mes'eleler, dini sorunlar, Kur'an'a taşındığı zaman, görülecektir ki, vallahi, bütün müctehid imamlar aynı noktada sabitlenecek, Kur'an'ın, Sünnetin aleyhine bir fetva vermiş olamayacaklardır!.

Mezhep imamının rüyada Allah'ı gördüğü uydurması!.

" Halkı mezheplerin gerekliliğine inandırmak isteyenler, kendi mezhep imamlarını öven, diğer mezhep imamlarını yeren hadisler uydurmuşlardır Bu arada mezhep kurucularının ne kadar bilgili, ne kadar dinine bağlı olduğu şeklindeki hikayeler de mezhep taklitçilerini mezheplerine bağlı kılmak için anlatılır Bizim gördüğümüz en insafsız uydurmalardan biri ise Ebu Hanife'nin rüyasında 100 defa Allah'ı gördüğünü söyleyen uydurmadır.

Ne yazık ki mezheplere halkı bağlayacağız diye kantarın topuzu bu kadar kaçmıştır Mezhep kurucularıyla ilgili bu tip uydurmaların hepsini gerçekten kendi izahları mı, yoksa sonradan talebeleri ve mezhep bağlıları tarafından mı uydurulduğunun tam olarak tespit edilmesi mümkün değildir Ama her durumda ortaya çıkan tablonun korkunçluğu ve Kur'an'ın yeterliliği açıktır.

Biz, günümüzde Hanefi mezhebi adına kabul edilenlerin Ebu Hanife ile de alakası olmadığı kanaatindeyiz Ebu Hanife'ye tarihte " ehli rey" denmiştir Bu, Ebu Hanife'nin Kur'an'da bulmadığı bir hususu kendi yorumu ile halletmeye çalışması sebebiyledir.

Hadisi kaale almayan bir tutum olarak değerlendirilen bu davranış tarzına tüm " ehli hadis", özelikkle Şafi ve sonraları Buhari aşırı tepki göstermiştir Oysa günümüzde anlatılan Hanefi mezhebi komple hadisçi bir mezheptir Hanefi mezhebinin her izahı da bir hadise dayandırılmak istenmektedir.

Oysa tarihsel kayıtlara göre Ebu Hanife'nin öldürülme sebebi kendisinin " reyci" özelliğine bağlanır Bu günkü Hanefi mezhebini bize, Ebu Hanife'yi öldüren iktidarın yönetimi altında aktardılar Öyle ki Hanefi mezhebinin Ebu Hanife'den sonra iki numaralı kişisi kabul edilen Ebu Yusuf , Ebu Hanife'yi öldüren iktidarın resmi fetva makamı olmuştur.

Ebu Yusuf'u dini konularda otorite olarak ön plana çıkartan iktidarın döneminde görüşlerini oluşturanın görüşleri ideolojik, çarpık ve saptırılmış olmadan kalabilir mi? Ebu Hanife'nin " reyci" tanıtılıp, bugünkü Hanefi mezhebinin " hadisçi" olması; bu günkü " Hanefi" mezhebinin Ebu Hanife'nin görüşlerinden de saptırıldığının önemli bir delilidir Diğer önemli bir husus, mezhep bağlılarının kendi görüşlerini doğru çıkarmak için mezhepsel görüşleri doğrultusunda hadis uydurmuş olmalarıdır Hadis kitaplarının bir çoğu, mezhepler kurulduktan sonra yazılmıştır.

Bu yüzden mezhep görüşlerini doğru çıkartmak için hadis uyduranların hadisleri, " reyci" görüşlerin nasıl " hadisçi" görüşe dönüştüklerini açıklamaktadır Ebu Hanife'nin görüşleri her ne olursa olsun, " Hanefilik" mezhebi diye anlaşılan, anlatılan ve uygulanandır Aktarımlarda, Ebu Hanife'ye de iftiralar edilmiş olma olasığını hatırlatmamız yerinde olacaktır.

" ( tektanricom/Mezhepler) Netice olarak; " Dinlerini parça parça edip hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiç bir ilişiğin yoktur Onların işi Allah'a kalmıştır.

Allah onlara yapıp ettiklerini haber verecektir" ( En'am sûresi, âyet 159) Yani, Asr-ı Saadet döneminde olduğu gibi, 21nci asrın Müslümanlarının, yeniden insanlığa örnek, nümune-i imtisal, parmakla gösterilir bir ümmet olarak gösterilmesi için, yep yeni bir dirilişle silkinmemiz, ayağa kalkmamız, her türlü kısır çekişmeleri bir taraf edip, birleşmemiz, birliktelik meydana getirmemiz Kur'anî bir sorumluluktur Akis halde, " aynı hamam, aynı tas" dersek, vallahi, Suriye'linin akan kanı, göz yaşları durmayacak, Irak'lının ırzına tevavüz edilmeleri sona ermeyecek, Afganli'nin dökülmüşlüğü, teröristliği aynen devam edecektir!.

Ülkemiz de öyledir!.

Kur'an'a yönelik bir Müslümanlık sergilemezsek, senlik, benlik, gurur, ucup, egoizma daha da artarak çıtasını yükseltecektir Fani insanları yüceltmeler, tarikat erbabını tanrılaştırmalar, mezhepleri hiç yere taklit bitmemecesine devam edecektir Ellerimizde bulunan ilmihal kitaplarına yoğunlaşmalıyız!.

Seadeti, Ebediyye, İrşadlar, Kara Davut, Envarul Aşikın vb mızraklı ilmihal kitaplarının devrinin, döneminin bittiğini kabul edecek, tepe noktalarda bulunan hocalarımızı sıkıştırarak, günümüze göre, çağımıza uygun yeni yeni ilmihal hazırlatmalıyız.

Ama, bütün yönleriyle, yeni yeni ilmihal kitapları hazırlanmalı, gündeme hakim olmalıdır! Tabii ki, mızraklı ilmihallerde, devirlerini tamamladıklarından ötürü, kütüphanelerin bir köşesinde antik olarak yerlerini alacaklardır.

Rabbimiz! Bu aziz millete, mutlu yarınlar, aydınlık gelecekler ihsan buyursun!.

Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık