Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Yılbaşı Kutlamaları ve Diyanet

YILBAŞI KUTLAMALARI VE DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI!..

" Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın). Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin." dedi." ( Mâide sûresi, âyet  118)

Bu giriş ayeti kerimesinden sonra, ana mevzuum olan " Yılbaşı Kutlamaları ve Diyanet İşleri Başkanlığı" konuma başlamak istiyorum:

Malum olduğu üzere, şu günlerde, tüm dünyada yılbaşı kutlamak, Noel'i karşılamak için hummalı bir çalışma yapılmaktadır!..

Aynı hazırlıklar, Batı ülkelerinde yapıldığı gibi, bir İslam ülkesi olan Türkiye'mizde de olanca hızıyla dikkate alınarak, Yılbaşı Kutlamaları ve Noel'i karşılama törenleri, merasime,  heyecana dönüşmüş durumdadır..

Ülkemizin, büyük şehirlerinde olağanüstülük gözlemlendiği gibi, en küçük İlçelerimizde bile bu tür hazırlıklar, stresler, heyecanlar  insanlarımızı adeta kuşatmış, Hindi alış verişleri ile, kumar evlerinin çeşitli süslemelerle donatılması şeklinde devam edip gitmektedir.

Gençlik, gençlerimiz genelde bir boşluk içerisinde çırpınmaktadır.. Ne camilik, ne kiliselik, ne havralık, nede cem evi müntesibidir!.. Tabii ki, istisnalar kaideyi bozmaz. Dindar, mütedeyyin gençlerimiz, insanlarımız beni bağışlasınlar!..

" Resulullah (sav) Efendimiz Medine'ye hicret edinceye kadar Müslümanların bayramı yoktu. Medine'ye hicret edince oradaki halkın yılda iki kere bayram yaptığını öğrendi.

Ve bir gün kendilerine hitap ederek dedi ki: " Allah Teala onun yerine, ondan daha hayırlı iki günü bayram olarak vermiştir: Ramazan ve Kurban bayramları..."

Bu hadisede dikkatimizi çeken önemli bazı unsurlar var. Bir İslâm toplumu, siyasî mânâda sosyal müesseseleriyle bir İslâm toplumu teessüs ederken Efendimiz (sav) halkın başka kültürlerden taşıdıkları bir bayram gününe devam etmelerini istemiyor.

İlk bakışta bunun çok büyük bir mahzuru olmadığı düşünülebilir. Ama Efendimiz (sav) bunu mahzurlu görüyor ve geçmişin izlerinin, hatıralarının, bayramlarının, inançlarının, an'anelerinin, telakkilerinin tertemiz İslâm toplumunu kirletmesine müsaade etmiyor. Allah'ın vahyiyle, irşadıyla başka günleri bir başka manada bayram ilan ediyor.

İslâm'da bayramın mânâsı hakikaten değişiktir. Dikkat buyurursanız Noel olsun, diğer yortular olsun Hristiyanlıktaki ve diğer dinlerdeki bayramlar İslâm'daki bayram kavramlarına nisbetle değişiktir.

Hristiyanlarda, Yılbaşı ve Noel kutlamalarında daha çok içe kapalı, içe dönük bir paylaşma dikkati çeker, neşeyi ve nimeti, yani elde olanları içe dönük bir paylaşma, aile ve yakın dostlar arasında, dar anlamda bir paylaşma ve eğlence vardır." ( Her Şeye Rağmen, H. Karaman, say. 82 )

Bu mevzuda, Diyanet İşleri Başkanlığı'na büyük görevler düşmektedir. Müftülüklere, Vaizlere, camii imamlarına harıl harıl çalışma, plan, proğram hazırlama işi düşmektedir.

Düşünmeliyiz ki, kos koca ülkemiz Türkiye gençliğini eğlendirecek, dinlendirecek, bilgi sahibi yapacak neler yapmaktayız?.. Bana göre, kos kocaman bir hiç!.. Bu gençlik kitlesi, damarlarında kan soğumuş, kanları kurumuş, çekilmiş değildir!..

Noel günlerinde birileri, sokakta, caddede, evlerde, meydanlarda havai fişeklerle kutlama yaparken, Noel'i karşılarken, Yeni Yıl kutlama işleriyle eğlenirken, bizler, gençlik adına, kitleler adına ne yapabiliriz?

Yani, kitlelere diyemezsiniz ki, " Efendim!.. Ölümü düşünün, kabir hayatını tefekkür edin, mahşeri, ahireti tezekkür edin." diyemezsiniz.. Yaya kalırsınız, kör topal kalır, gençliği elden kaydırırsınız.

Noel günlerinde, Yıl Başı zamanlarında, camilerimiz birer gençliği doyurma, tatmin etme alanları olmalı, o günlerde, süper konuşan hatiplerimiz; , eğlendiren kültür erbabı erkek, kadın her kesi, her kesimi eğlendirmeli, dinlendirmeli ve ahireti anlatmaktan, izah etmekten ziyade, bu dünyada insanlara gönül hoşnutluğu vermelidirler..

Belki denilecektir ki; " Efendim!.. İslam; eğlenmeye, eğlenceye müsaade etmemektedir?"  Hayır!.. Hayır!.. Yanılıyoruz!.. İslam bu değildir!.. İslam; hem dünyayı dizayn etmiş bir din, düğünleriyle, bayramlarıyla, hem de ahiret düşünceleri ile..

" Buna mukabil İslam'da bayram, ibadetle başlıyor. Müslümanın bayram günü ilk yaptığı şey ibadettir. Yani gidip Allah'ın cemaat halinde namaz kılmaktır. İbadetten sonra, " madem ki biz, bir Rabbin kullarıyız ve bir Rabbin kulluğunu yaşamakta fikir, inanç, davranış birliği içinde olan insanlarız, o halde biz akrabayız, kardeşiz.

Kardeş kardeşin ihtiyacına bigane kalamaz. Öyleyse nimetleri arkadaşlık, dostluk, akrabalık ilişkileri içerisinde değil, bu manevi akrabalık ilişkileri içerisinde paylaşalım" diyor.

Ve işe yoksuldan başlıyor. Bundan sonra üçüncü safhada ziyaretler, yani bayramlaşma başlıyor. Yani insanların birbirleriyle görüşmesi, konuşması, hal hatır sorması, gönlünü alması, dertleriyle meşgul olması, problemlerinden haberdar olması mânâsında ziyaretler başlıyor.

Bizde bayram böyle cereyan ediyor. Batıda, Yılbaşı ve Noel olayında ise, yortunun sebebi başka, icrası değişiktir; kökeni ve uygulanması itibariyle tevhid inancına aykırıdır. Şenlikler de israf ve sefahetle başlar, baş ağrısı ile biter; çünkü gece sarhoş yatılmıştır.

Bizde ise neşe genelleşerek devam ediyor. Bütün bunları nazari itibara alırsak, yılbaşı ve Noel kutlamalarının, bizim kültürümüzle, inancımızla, geleneğimizle hiç bir alakası yoktur." ( a. g. e. H. Karaman, say. 83 )

Netice olarak;

Millet olarak, Diyanet olarak, gençliğimizi, insanlarımızı iki bayramla diri tutmalıyız.. Yılbaşı ve Noel günlerinde de, sadece sokaklarda, havai fişek patlatanları seyretmekle yetinmeyelim..

Gençliğimiz, insanlarımızo hale getirilmeli, öyle bir kıvama sokulmalıdır ki, ne Yılbaşı kutlamasına, nede Noel'i karşılama merasimlerine ihtiyaç duysun!..

Ülkemizde, orada, burada cılız Mekke fethi kutlamaları ile yetinmeyelim.. Gençliği daha coşturucu, daha dinamik etkin proğramlarla imani, İslami yönden coşturmalıyız.. Örneğin;

Gümbür gümbür canlı mehteranla, M. İslamoğlu, M. Okuyan. M. Görmez hoca gibi ustaların konferansları ile, İsmail Coşar gibi mevlidhanların naatları ile, şairlerin dini, milli kükremeleri ile, böylesi geceler de insanlarımız, Yılbaşını, Noel'i anmaya, kutlamaya zaman bulamasınlar!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık