© Dini Haberler 2020

Başkan Görmez, Köln de Avrupalı gazetecilerle bir araya geldi

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Kutlu Doğum Haftası Özel Programı için gittiği Almanya’nın Köln kentinde Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yayın yapan uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle bir

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Kutlu Doğum Haftası Özel Programı için gittiği Almanya’nın Köln kentinde Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yayın yapan uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.

Köln Arena Stadında gerçekleşen ve basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği toplantıda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, çeyrek asırdır her yıl Nisan ayının ikinci haftasından itibaren Kutlu Doğum Haftasının kutlandığına değinerek, “Her yıl Peygamberin bu çağa dönük mesajlarından hareketle insanlığın içerisinde bulunduğu sorunları bunlarımları da dikkate alarak bir konu seçerek o konu etrafında bir rahmet rüzgarı esmesine bir bilincin oluşmasına vesile olmaya çalışıyoruz“ dedi.

Almanya’daki Müslümanların ortak daveti üzerine bu yıl Kutlu Doğum Haftası Avrupa açılış programını Almanya’da gerçekleştireceklerini kaydeden Başkan Görmez’in konuşmasından önemli başlıklar şöyle;

Bu toplantının Almanya’da yaşayan bütün insanlara huzur, barış ve kardeşliği tesis etmesini temenni ediyorum…“

Bu sene Almanya’daki Müslümanların daveti üzerine, Diyanet İşleri Başkanlığıyla dini, manevi ve ilmi konularda ilişki içerisinde olan Almanya’daki bütün sivil toplum örgütlerinin ve bütün Müslüman kuruluşlarının ortak daveti üzerine bir toplantı gerçekleştirmiş olacağız. Bu toplantının Almanya’da yaşayan bütün insanlara huzurun, barışın, kardeşliğin teisisine katkıda bulunmasını temenni ediyorum.

Dünya farklı medeniyetlerin birlikte yaşatılması konusunda hiç bu kadar acze düşmemişti…“

Bu sene seçtiğimiz tema Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı konusu çerçevesinde bu çağa olan mesajlarımızı iletmeye çalışacağız. Hem bölgesel hem de küresel ölçekte gerçekten insanlık bir dar boğazdan, bir düşünce sığlığından geçiyor. Farklı dinler, kültürler, inançlar, medeniyetler hiçbir zaman bu kadar iç içe girmemişti. Dünya hiç bu kadar küçülmemişti. Dünya hiç bu kadar farklı medeniyetlerin birlikte yaşatılması konusunda bu kadar acze düşmemişti. İnsanlık bu konuda acz içinde. Siyaset çok kültürlülükleri yönetememeye başladı. Ancak bu konu saadece siyasetçilere yüklenecek konu değil, bilim insnaları, üniversiteler, dini kuruluşlar herkes el ele vererek dünyanın barışı için kendi dünyalarını imar etmeleri yolunda savaşları, şiddetleri, ihtilafları  geride bırakarak birlik ve beraberliği yürütme konusunda bir dayanışma içinde olmak durumundadırlar. Bizlere de büyük görevler düşüyor. Biz bu sene gerçekten dünyanın farklı kültürleri birlikte yaşatma konusunda içine düştüğü bu acziyete bir nebze olsun katkıda bulunmak için İslam Peygamberinin rahmet mesajlarından hareketle birlikte yaşama ahlakı ve kriterleri üzerinde yeniden durmayı uygun gördük. Bunu sadece Türkiye’de değil tüm dünyada kutlamaya çalışıyoruz.

Birlikte Yaşama Ahlakı Beyannamesi başlığı altında kriterlerimizi bütün dünya dillerine tercüme ederek, bu konuyu gündemde tutmaya çalışacağız…“

Kutlu Doğum Haftasından sonra Birlikte Yaşama Ahlakı Beyannamesi başlığı altında bilim adamlarıyla birlikte belirlediğimiz kriterleri bütün dünya dillerine tercüme ederek, önce büyük yangınların yükseldiği İslam coğrafyasında ve daha sonra çok kültürlülüğü yönetme konusunda zorlanan Batı dünyasında, tüm dünyada bu konuyu gündemde tutmaya çalışacağız. İslam dünyasını temsilen Birleşmiş Milletlerden aldığım bir davet üzerine 21 Nisan’da bu konuyu Birleşmiş Milletlere taşıyacağım. Birlikte Yaşama Ahlakı ve Hukukunun kriterleri üzerinde yeniden düşünerek vardığımız neticeleri orada insanlıkla paylaşmanın yollarını arayacağım.

Almanya’daki Müslümanların hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadan içinde yaşadıkları toplumla barış içinde yaşamaları hem bu ülke için hem de dünya barışı için son derece önemlidir…“

Türkiye ile Almanya hem bölgede hem dünyada pek çok açıdan son derece önemli iki ülkedir. Herşeyden önce öyle bir noktaya geldik ki, Türkiye Almanya’sız, Almanya Türkiye’siz olamaz. Bizim milyonları bulan ortak akrabalarımız var.   Burada yaşayan dostlarımıza Avrupalı Müslümanlar diyoruz artık. Onlar bu toprakları kendilerine vatan kıldılar. Hem Doğu Batı ilişkileri bakımından hem İslam dünyası Batı ilişkileri açısında hem de dünya barışı için bu iki ülkenin ilişkileri çok önemlidir. Sıradan iki ülke ilişkisi değildir. Bilhassa Almanya felsefenin yurdudur. Ahlak felsefesinde dünyaya literatür bırakmış ülkedir. Almanya’da farklı din ve inançların birlikte yaşaması tesis edilemezse Avrupa’da edilemez. Almanya bilgisi birikimi ve tarihi itibarıyla bunun üstesinden gelecek en önemli ülkedir. Türkiye‘de   İslam coğrafyası ve dünya açısından önemli bir ülkedir. Bu iki ülke arasında kurulacak iyi münasebetler bütün dünya barışına katkıda bulunacaktır. Almanya’da yaşayan Müslümanların her türlü ayrımcılık ve ötekileştirmeden İslamofobik düşünce ve tavırlardan uzak bie şekilde kendi ayakları üzerinde durmaları, nitelikli birliktelik geliştirerek, buradaki kimliklerini muhafaza etmeleri, hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadan içinde yaşadıkları toplumla barış içinde yaşamaları hem bu ülke için hem de Avrupa’da yaşayan bütün Müslüman varlığı için hem de dünya barışı için son derece önemlidir.

İslamofobinin bir düşmanlığa ve nefrete dönüşmesi, sonrada onu meşrulaştıracak bir takım hukuki düzenlemelerin yapılması kabul edilemez…“

İslamofobinin bir fobi olmaktan çıkıp zaman içerisinde ötekileştirmeye ayrımcılığa düşmanlığa nefrete dönüşmesi sonrada onu meşrulaştıracak bir takım hukuki düzenlemelerin yapılması kabul edilemez. İslamiyet’in tarih boyunca farklı inançları, kültürleri medeniyetleri birlikte yaşatma konusunda büyük tecrübelere sahip olmuş ve yeryüzünde büyük kitlelerin büyük bir sevda ile iman ettiği bir kıtada varlığının güvenlik sorunu hale getirilmesi kabul edilemez.

Bir takım örgütlerin işlediği cinayetlerin faturası Amerika’da, Kanada’da, Avrupa’da sokakta özgürce gezen bir Müslümana sorulamaz, sorulması kabul edilemez…“

Dünyanın neresinde olursa olsun yaşanan sıkıntılar bunu hiçbir zmaan meşru kılamaz. Işid denilen bir örgütün savaşların işgallerin gölgesinde yetişen bir takım militanların dünyanın herhangi bir yerinde işledikleri gayri insani bir cinayetin faturası Almanya’da, Fransa’da, Hollanda’da Avrupa’da sokakta gezen hiçbir Müslümanın başını öne eğdiremez. Bu insani ve hukuki olarak kabul edilemez. Elbette bütün insanlığın bu sorunlar üzerinde düşünmesi gerekiyor. Bu sadece doğunun ya da batının sorunu değildir. Doğuda batıda Allah’ındır. Dünya hepimizin ortak evi ve yurdudur. Ortak evimiz yurdumuzun hangi köşesinde bir insanın gözyaşı yada kanı akıyorsa ondan bütün insnalık olarak hepimiz mesulüz. İslam dünyasında meydana gelen hadiseler ortaya çıkan bir takım örgütler El Kaide, Şebab, Boko Haram Işid bunların hepsi bir sebep değil bir sonuçtur. Bütün bunlar aynı zamanda işgallerin savaşların istibdatlerin sonucunda ortaya çıkan gayrı öeşru yapılanmalardır. Bu yapılanmaların İslam coğrafyasının dini, kültürel, siyasi fay hatlarıyla oynandıktan sonra her türlü savaş ve şiddetten sonra ortaya çıkan ve hiç bir inancın ve dinin kabul etmeyeceği bu yapıların işlediği cinayetlerin hesabı Amerika’da, Kanada’da Avrıupa’da özgürce sokakta gezen herhangi bir Müslümana sorulamaz, sorulması kabul edilemez. Birlikte yaşama ahlakı üzerinde yeniden durmamız gerekiyor.

“Diyanet İşleri Başkanlığı, bir bilgi, barış ve iyilik hareketidir…”

Almanya’da müslümanların kurdukları kuruluşlar, imar ettikleri camiler, mescitler ve bunların 40 yıldır Diyanet ile kurdukları ilişkiler aslında örnek olarak gösterilecek bir birlikteliktir. Bu işbirliğinin insanlık adına bilgi barış ve iyilik hareketi olarak adlandırıyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı sıradan bir kamu kuruluşu değil, toplumun tüm katmanlarına ulaşan bir kuruluştur. Biz varlığımızı büyük bir özgüvenle bilgi barış ve iyilik hareketi olarak görüyoruz.

Basın buluşmasının ardından Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Avrupa’da faaliyet gösteren çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.  

Kaynak Dinihaberler.com.tr [ Okunma Sayısı: 132 ]

İlginizi Çekebilir

Diyanet ve TDV’den Yetim ve İhtiyaç Sahibi Gençlere Evlilik Desteği

Diyanet İşleri Başkanlığı ile Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) iş birliğinde hayata geçirilen “İki İnsan Bir Hayat” projesi kapsamında, 81 ilde ikamet eden yetim, öksüz ve ihtiyaç sahibi nişanlı gençlere evlilik sürecinde destek sağlanacak.

07 Kasım 2025 Tarihli Cuma Hutbesi

Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 07 Kasım 2025 tarihli "VEFA İMANDANDIR" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.

2026 Hac kura sonuçları e-Devlet'te erişime açıldı

Diyanet İşleri Başkanlığınca gerçekleştirilen 2026 hac kura sonuçları, e-Devlet'te erişime açıldı.

Diyanet Vakfı’ndan Gazze için küresel dayanışma zirvesi

Türk Diyanet Vakfı’nın öncülüğünde 11-12 Kasım’da İstanbul’da düzenlenecek uluslararası zirve, Gazze’deki insani krize kalıcı çözümler üretmeyi ve uluslararası dayanışmayı güçlendirmeyi hedefliyor.

2026 yılı hac kurası, 5 Kasım Çarşamba günü

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Fatih Mehmet Karaca, “2026 yılı hac kurası 5 Kasım 2025 Çarşamba günü saat 10.30’da Diyanet İşleri Başkanlığı 15 Temmuz Milli İrade Şehit Ali Alıtkan Konferans Salonu’nda çekilecektir.” dedi.

Yeni İstanbul İl Müftüsü Doç. Dr. Emrullah Tuncel göreve başladı

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, İstanbul İl Müftüsü olarak atanan Doç. Dr. Emrullah Tuncel’e cübbesini giydirerek göreve başlattı.

TÜM HABERLER